Kıymetli ağabeyimiz, muhterem hocamız Hüsrev Hatemi Bey bu fâni dünyaya veda etti. Kederliyiz. Onun iyiliklerine ve iyi bir insan olduğuna otuz yıl boyunca yakından şahitlik ettim. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
ACM’nin benim de twitlerimi ekran görüntüsü olarak koyduğu Ali Şeriati videosuyla ilgili kanaatlerim:
1) Videonun başlığıyla başlayalım. “Ali Şeriati ve Topuklarım” gibi bir başlık konularak paylaşılan bir videonun seviye düşüklüğünü ilk izlenimde görmek mümkündür. Bir insanı eleştirebilirsin, argümanlarının hiçbiri hoşuna da gitmeyebilir ama bir düşünürün adını bu şekilde başlıklandırmaya tabi tutmak ilim adamlığına yakışmaz. Alay edersen birileri de seninle alay ettiğinde kızma hakkın olmaz.
2) Ali Şeriati’nin sahabeyle ilgili sözleri üzerinden Ali Şeriati okuyanlara eleştiriler getirmiş. Hiçbir sünni, Ali Şeriati’nin sahabeyle ilgili sözlerini tasvip etmez. Bu sözlerini reddettiğimiz gibi kime bu kitapları tavsiye ettiysek sahabeyle ilgili görüşleri konusunda uyarmışızdır. Fakat bir düşünürün yanlış bazı görüşleri var diye bütün görüşlerini yok saymak doğru bir tutum değildir. Faydalı olan alınır, faydasız olan terk edilir. Haddi zatında bir kafirin bile eserlerinde çok güzel, kaliteli görüşler olabilir. Bu ayrımı yapabilmek için (art niyetli değilsek) alim olmaya gerek yok.
3) Videonun belli kısımlarında yer yer kendince espriler yapıyor ve alaya alıyor. Eleştirmek ayrı, alay etmek ayrıdır. Ali Şeriati hakkında onlarca tez, makale ve kitap yazılmıştır. Eserleri 10’dan fazla dile çevrilmiştir. Şeriati’deki eksikleri tarihte ilk defa sen görmedin. Ama demek ki senin göremediğin artıları gören insanlar var. “Her şeyi ben keşfettim, ben bu tabuları yıkacağım” edasından sıyrılıp biraz mütevazi olmak her zaman için daha iyi, daha güzeldir.
4) Videonun bir yerinde insanlar Ali Şeriati’nin kitaplarından kelam öğreniyor gibi bir ifadesi var. Ali Şeriati’den kimse kelam öğrenmez, zaten Ali Şeriati kelam öğrenmek için de okunmaz. Kelam öğrenmek için Ali Şeriati okuyan bir tane adam görmedim ben. Kendi kurgusu üzerine bir görüş inşa ediyor ve oradan yükleniyor Şeriati’yi savunanlara. Ama işin aslında kendi kurgusu var. Kendi inşa ettiği düşünceye vuruyor ama o düşünceyi sanki kendisini eleştirenler ortaya atmış gibi bir şark kurnazlığı yapıyor.
5) Ali Şeriati’yi eleştirirken sanki klasik bir kelamcının eserini okuyor gibi eleştiriler yapıyor. Ali Şeriati bir sosyologdur. Yazdıkları kitaplar da kelam kitapları değildir. Ondan derli toplu, sistematik bir kelam kitabı ya da sistematik bir usul beklemek hatadır. Çoğu kitabı zaten konuşmalarından derlenmiştir. Konuşmadan derlenen kitaplar masada yazılanlar kadar derli toplu olmaz. Bunu az çok bu işlerle uğraşan herkes bilir. Ayrıca Şeriati’nin böyle kelamcı, hadisçi ya da fıkıhçı olmak gibi bir iddiası da yok zaten. Şeriati’nin iddiası olmadığı konularda kendince eleştiriler çıkardığını zannetmesi videodaki bir başka problemli nokta.
6) Videonun bir kısmında Şeriati kabataslak bir dinler tarihi falan okumuş diyor. Şeriati’nin dinler tarihi alanında Fransa’da aldığı dersler var ve bu konuyla ilgili müstakil kitapları var. Şeriati'nin hangi alanda kendisini yetiştirdiğini bilmeden eleştirmek de ayrı bir ironi.
7) Ali Şeriati’nin kitabı o kadar kötü ki sayfa 50’ye kadar zor sabrettim diyor. Ben de ACM’nin videosuna 30. dkya kadar sabredebildim.
8) Ali Şeriati, kitabın bir yerinde insanların taptıkları şeylerle ilgili ister Lat, ister Uzza, ister araba, ister mevki vb. örnekler veriyor ve ACM burada "araba" kelimesini okuyunca kendince basit basit eğleniyor. Rabbimiz Kur’an’da insanların nefsini (Furkan, 43), din adamlarını (Tevbe, 31) ilah edindiğini buna ek olarak kadınların, salınmış atların (günümüzde araba olarak anlaşılabilir) veya altın ve gümüşün insanlara çok sevimli gösterildiğini (Ali İmran, 14) yani onların da ilahlaştırılabileceğini söylüyor. Bugün insanların birçoğu bir araba uğrunda ömrünü heba etmiyor mu? Onu ilahlaştırmıyor mu? Şeriati de bunu söylüyor. Burada gülecek, alay edecek nokta neresi?
9) Konuşmanın bir yerinde Celal Şengör’e vurmayanlar Ali Şeriati üzerinden bize vuruyor diyor ACM. Öyle bir anlatıyor ki sanki Müslümanlar Celal Şengör hayranıymış gibi. Sen daha Müslüman bile değilken ateistlerin inancına karşı argüman geliştiren Müslümanlar vardı bu ülkede. Bunlar senin gibi Youtube’a video çekmedi diye bu konuları kimsenin konuşmadığı anlamına gelmez. Yani bu ülkede gayri İslami ideolojiler (ateizm, komünizm vb.) 1940’lı yıllardan itibaren etkili olmaya başlamış ve birçok Müslüman geçmişten günümüze bu konulara karşı kendi imkanları/gücü nispetinde mücadele etmiştir. Kimileri kitap yazmış, tercüme yapmış kimileri konferans yapmış, ders yapmış vb… Bunu görünür kılamadılar diye hiçbir şey yapmadıkları anlamına gelmiyor. Celal Şengör konusunda senin videolar çekmen güzel, takdir ederiz. Ama bu ideolojilerle mücadele adına her şeyi sen başlatmışsın gibi küçük dağları ben yarattım rollenmelerin irrite edici duruyor. Bu konuda sen ne ilksin, ne de son olacaksın.
10) Ali Şeriati hatasıyla sevabıyla bu dünyadan göçtü gitti. Onu yaşadığı dönemin şartlarından bağımsız değerlendirmek hatadır. Müslümanların Batı hayranı olduğu bir dönemde Batı’nın karşısında İslam’ın alternatif olabileceğini göstermesi, Medeniyetle Modernizm’in farklarını ortaya koyması, İslami bir sosyolojinin mümkün olduğunu anlatmaya çalışması, Batı’nın dünya üzerinde nasıl toplum mühendisliği yaptığını göstermesi ve tüm bunları Batı’da eğitim alıp, Batı’yı yakından tanıyarak yapması çok kıymetlidir. Batı’ya eğitim için giden nice insanın Batı hayranı olarak döndüğü bir denklemde Batı’yı eleştirebilmek ayrıca kıymete haizdir. Buna ek olarak Şeriati görüşlerinin bedelini de defalarca ödemiştir. Sürgün edilmiş, defalarca hapse girmiştir. Hükümetin tanıdığı konfor alanında, milliyetçi saiklerle konuşanlar Şeriati, Seyyid Kutup, Mevdudi gibi bedel ödemiş adamları tam olarak anlayamazlar.
11) Şunu da hatırlatmak gerekir; Ali Şeriati’den Akaid, Hadis, Tefsir öğrenilmez. Bunu her Ali Şeriati okuyucusu bilir/bilmelidir. İnsanın belli noktalarda ufkunu açan bir düşünürdür. İslami ilimlerde her alanın temel klasik eserleri vardır. Gazali’den alınacak şey başka, Seyyid Kutup’tan alınacak şey başka, İbn Haldun’dan alınacak başka, Şeriati’den alınacak başkadır. İlim adamları bu farkı bilirler.
12) Son söz olarak; ABD-İsrail çetesinin tüm dünyayı ve bilhassa İslam alemini hedef aldığı bu günlerde suni tartışmalar üretmenin bir anlamı yok. Bu konuları daha fazla indirip kaldırmanın kimseye faydası olmayacaktır. Rabbim cümlemizi sıratı müstakimden ayırmasın.
Ehl-i Kıble tekfir edilmez ilkesi Ehl-i Sünnet'in amem-i alametidir (ayırt edici işaretidir). Şii Caferiye ve Zeydiyye mezhepleri Ehl-i Kıbledir. Yani takipçileri Müslüman kardeşimizdir.
Ehl-i Sünnet, bir Şii alime
İslam dairesinde bir müçtehit olduğu sürece "hata etmiş bir kardeş" nazarıyla bakar. İlmi derinliği varsa takdir ve istifade ile yaklaşır. Bizim temel çizgimiz budur. Alim Şii diye aşağılanmaz.
Siyonistler Müslüman kardeşimizi bombalıyorsa, Şii, Hanefi, Harici, Vahabi bakmam. Safım kardeşimin yanıdır. Hristiyan ya da seküler birilerini de bombalıyorsa da safım yanlarıdır. Siyonist terörün her türlü karşısındayım.
Elbette ki imametin ya da masumiyet inancının hatalı olduğunu savunurum. Ama kardeşlerim bombalanıyorken bunları tartışma zamanı değil. Rejimin hataları yanlışlarını konuşur tartışırız zamanı gelince. Unutulmaz zaten. Ve çok hataları var. Ama zaman onun zamanı değil.
Zaman Ehli Sünnetçi gibi değil, Ehli Sünnet gibi davranma zamanı...
Tutumumu soran dostlar oldu. Benim tutumum bu.
Not: Devletimiz hakli olarak dış politikadaki olaylara halkımızın refahını gözetecek strateji ile tepki verir. Doğru tutum da budur. Birey olarak bizim işimiz ise makul gördüğümüz çizgiden yana durmaktır.
Zaten efendimizin de buyurduğu gibi, cihadların en büyüğü tvitle yapılan cihaddır. Bazıları bu nakli kaynağı yok diye sıhhatsiz bulur ama o gün kimi uzaktadır, duymamıştır, kimi duymuş ama anlayamamıştır, diğerleri kaydetmemiştir vs. Velhasıl nakil nakledilememiştir ama sahihtir.
ali şeriati'yi sevmiyorlar;
çünkü ali şeriati, tek hurmayla beslenen peygamber hikayeleriyle, yamalı cübbe giyen ömer hikayeleriyle halkı kandırıp kendilerine saraylar inşa eden şarlatanları eleştiriyordu en çok. şarlatanlar, uyandıran değil uyutan bir din tercih eder çünkü.
Ramazan günü Ortadoğu’ya bomba yağarken vasat Şia düşmanlığı ve bilmediği konuda üfürme hadsizliği nedeniyle Şeriati’ye iftira etmekle kalmıyor, Cemil Meriç’i de kahvehane ağzıyla ele alıyor.
Şeriati de Meriç de mütefekkirdi ama ACM hiçbir şey değil ve devir artık bunun gibi saldırgan vasatların, saldırgan vasat kitleleriyle bilmedikleri her konuda ortalığı kirlettiği bir devir.
Şu kadar söz bile fazla, dikkate almayın, geçin.
Basit yazayım belki anlarsınız.
Saddam da katilin tekiydi. Onlarca insanın kanı elinde.Amerika oraya "demokrasi" getirdi, sokaklarda beyinsiz Iraklılar göbek atıyordu. Durumları ortada. Saddam'ın on katı kadar Iraklı öldü. Bugün aynısı İran'da yaşanıyor.
İran rejimi babamızın oğlu değil, berbat bir rejim. Keşke halkın kendisi yıkabilse. Aksini iddia etmiyoruz. Ama alternatifi olan Pehleviler daha özgür, daha müreffeh bir ülke mirası bırakmadılar. Bugün onlardan medet umuluyor.
Azıcık politika takip edenler "kadınlar zorla başörtü giyiyor", "barlar yasaklanmış" tadındaki paketlerle Avrupalılara ve sizin gibi liberal demokrasiye gönül vermiş insanlara satılan müdahalelerin petrol ve silah ticaretiyle ilgili olduğunu anlıyor. İran iki hafta önce petrolü Trump'ın eline bıraksa, kendine sunulan teklifi kabul etse kadınlar kazığa mı oturtuluyor, barlarda siyanür mü satılıyor kimsenin umrunda olmazdı. Bu beyinsiz argümanlara inananlara elimde satılık köprü var.
32.000 muhalif öldürdü diye haber geçiyor BBC. Gazze iki sene bombalandı 100.000 kişi öldü, sizce sokak protestolarında 30.000 insan öldürülebilir mi iki haftada? Bu kadar saf olmayın. Saddam'ın da kimyasal silahları bilmemneleri vardı hatırlarsanız. Sonra "ya biz onu uydurduk savaşa ikna etmek için" diye pişkin pişkin ilan ettiler.
Bir tarafta malum ilahinin şöhretine can pahasına saldıranlar, diğer tarafta meşhur olan ilahi oldu diye neredeyse devletin tüm kurumlarında çaldıracak olanlar. Toplumdaki bu ayrışmanın sonucu olarak oluşan ciddiyetsiz kurumlar, rekabetçi toplumlar...
Helal ve mübah olan her şey İslamidir. İslâmî sanat, edebiyat, müzik falan diye kategorilere gerek yok. Tolstoy'un Diriliş'i, İftiralar'ı, Halk İçin Hikayeleri çoğu İslami romandan daha İslamidir.
Bi hastam var son 1 yılda muayene kaydı sayısı 107, yani hasta neredeyse 3 günde bir muayene olmuş.
Genç ve bu sıklıkla takip gerektiren hastalığı olmayan bu hasta için mesela nasıl bir yaptırım uygulanmalı? Bakanlık ne zaman oy temelli yaklaşımdan vazgeçecek?
2024’te Türkiye’de 1 milyar muayene sayısı aşıldı.
Ülke nüfusu 85 milyon…
Yani her vatandaş ortalama ayda 1, yılda 12 kez doktora gitmiş.
Bu rakam sağlık hizmetine erişimin değil, kışkırtılmış hasta talebinin göstergesi!
Çözüm: Sağlıkta okuryazarlığı güçlendiren, bilinçli başvuruyu teşvik eden etkin bir sevk sistemi…
Greta Thunberg:
“Tüm dünya bunun 7 Ekim 2023'te başlamadığını biliyor. İsrail'in bu savaş suçları, hükümetlerin ve medyanın yardımı ve meşrulaştırmalarıyla oldu.
İşte insanların odaklanması gereken hikâye bu.
İsrail'in yaptığı esas olarak bizi uluslararası sularda yasadışı bir şekilde kaçırmak ve hapishanelerde kötü muamele etmek değildi; asıl yaptığı, Gazze'ye insani yardımın girmesini engelleyerek uluslararası hukuku ihlal etmekti.
Ayrıca, İsrail tarafından hapse atılmamızda hükümetlerimizin doğrudan payı olduğunu belirtmek istiyorum. Sürekli olarak insan haklarını ve uluslararası hukuku korumanın ve Gazze'ye yardım ulaştırmanın öneminden bahsediyorlar. Ve sonra biz onların yapması gereken işi yaparken, tamamen barışçıl ve uluslararası hukuka uygun bir şekilde tam da bunu yapmaya çalışırken, güvenliği sağlamayı başaramıyorlar.
Devletlerin soykırımdaki ortaklıklarına son verme konusunda yasal bir yükümlülüğü vardır ve şu anda bunu yapma konusundaki isteksizlik, insanlığa karşı bir suçtur. İsrail, soykırım propagandası nedeniyle öyle görünse de, uluslararası hukuktan muaf değildir.
Toy görülmeyi, adaletsizlik karşısında hiçbir şey yapmamayı tercih ederim.
Bizim yanımızda hakikat, ahlak, uluslararası hukuk, adalet, sevgi, tarih, dünya dayanışması ve temel sağduyu var. Savaş suçlularının ise nefreti, yalanları ve silahları var. Adalet yerini bulacak. Özgür Filistin.”
https://t.co/ODLujkUlXV