6) Bu saygısızlığın canlı şahidi olup orada izleyen Ak Parti Milletvekili sn. Muhammet Balta da bu vandallığı tabii ki kabul etmiyordur, en kısa sürede konuya ilişkin mutlaka bir kınama mesajı yayınlayacaktır :
https://t.co/AvwMKgBAU1
5) Öğrenciler, bu kortej için rızaları olmaksızın hocalar tarafından kullanıldıklarını, kandırılıklarını ifade ediyorlar bana özelden: 👇🏻
https://t.co/fKEe3ldaJw
4) Yeditepe Üniversitesi Rektörlüğü’müzün öğrencilere sırf dini inaçları sebebiyle kurumsal linç kültürüyle uyguladığı mobbingleri 3 ay önce detaylıca anlatmıştım. Aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz. Bunun üzerine YÖK, okula soruşturma açmıştı (halen devam ediyor) fakat görülen o ki, rektörlük hâla hiç bir ders çıkarmamış !
https://t.co/bABqqwIiKI
3) Bugün burada gördüğümüz, düşünce özgürlüğünü değil, yalnızca kendi düşüncelerinin özgürlüğünü isteyen, tek tipçi sakat bir zihniyettir. Ellerinde güç ve iktidar olsa kendileri gibi düşünmeyenleri bir kaşık suda boğmaya hazır olan bu dogmatik tahammülsüzlük, sürekli eleştirdikleri diktatörce düzenin ta kendisidir !
Farklı politik görüşlerin özgürce sergilenebildiği bir ortamda Kur’an ayetlerinden rahatsız olmak, sadece Müslümanlara değil, bu ülkenin köklerine saygısızlıktır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin mayasında İslam vardır. Bu topraklar; Kur’an-ı azimüşşan’la, ezanla, bayrakla ve şehadetle yoğrulmuştur. Hiçbir ideoloji bu gerçeği silemez.
“… İstemeseler de, Allah nûrunu tamamlayacaktır.” (Saf, 8)
Cehaletin karanlığından gelen itirazlar, bu nûrun parıltısını söndüremez.
Vermiş olduğumuz rahatsızlıktan, gurur duyarım. @YeditepeUni@MesutCasin
Hashtag: #yeditepedeislamofobi
@RTErdogan@YuksekogretimK@erolozvar@mustafaciftcitr@abakingurlek@tcbestepe@oktay_saral
2) Aynı sahnede hükümet karşıtı siyasi dövizler açan öğrenci arkadaşlarımızın fikirlerine büyük ölçüde katılmasam da ifade ve eleştiri özgürlüklerini destekliyorum. Fakat aynı özgürlüğün, taşıdığım ayet dolayısıyla benden esirgenmesi, ne yazıkki arkadaşlarımızın hukukçu kimliğiyle bağdaşmayan bir yobazlıktır.
Her dersimizde hükümeti “hukuk tanımazlıkla, ülkede ifade hürriyetinin olmamasıyla” en sert şekilde eleştiren Dekan’ımızın ve Mesut Hakkı Caşın gibi hocalarımızın bu despotizme destek vererek gösterdikleri çifte standardını şiddetle kınıyor, hukuk profesörü kimliklerine yakıştıramıyorum.
Üstelik bu yaşanan vandallık, münferit bir olay da değildir. Kampüsümüzde 28 Şubat’ı hatırlatan sol-seküler-kemalist ideolojik baskı iklimi her geçen gün artmaktadır. Son yıllarda yaşanan (profilimin en başına sabitlediğim flood’ta da görebileceğiniz) skandallardan sonra bugün maruz kaldığım bu toplu linç, dindar öğrencilerin akademisyenler ve öğrenciler eliyle nasıl sistematik olarak ötekileştirildiğinin ve @YeditepeUni ’nin adeta kurumsal kültürü haline geldiğinin en somut kanıtıdır.
Hashtag: #yeditepedeislamofobi
+++👇🏻
1) Dün, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet törenindeki rezalet, utanç vericiydi.❗️
Tören sahnesinde bazı öğrenciler özgür şekilde imamoğlu’nu destekleyen ve hükümeti eleştiren politik dövizler açarlarken ben de “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hud-112)” ayet yazılı pankartımı açtım. Fakat bazı öğrenciler ayetten duydukları rahatsızlıkla, pankartımı fiziksel müdahaleyle indirmeye çalıştılar. Buna güçleri yetmeyince de Sn. Dekan’ımız Yener Ünver’in teşvik ve desteğiyle önümde kortej oluşturup ayetin görünmesini engellemek suretiyle sansür uyguladılar.
Başta Sn. Mesut Hakkı Caşın ve videonun sonunda “işte yeditepe’nin ruhu” diye bağıran Rektör Yardımcımız sn. Sedefhan Oğuz olmak üzere bazı hocalarımız da tüm salonla birlikte bu saygısızlığa maalesef alkışlarla ve kışkırtmalarla destek verdiler.
Sn. Bedrettin Dalan, sahibi olduğunuz @YeditepeUni ‘nin ruhu, rektör yardımcınızın ikrar ettiği gibi, din düşmanlığı mıdır gerçekten ?
Hashtag: #yeditepedeislamofobi
+++👇🏻
@TheLaikYobaz Hangi ülkede yaşıyoruz, kim kime engel olmaya çalışıyor. Örtmek, gizlemeye çalışmak manalarının karşılığı "küfür"dür. Bilinsin ki haddi aşmak tehlikelidir.
Lütfen bu videoyu yayın. Sessizliğimizle bu zulmün ortağı olmayalım. Bir çocuğun sesi olmak, insan kalabilmenin tek yoludur...
#ChildrenUnderAttack#ProtectChildren
Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından oluşturulan alt komisyonlardan, şahsımın da yaklaşık iki yıla yakın süre görev yaptığı Kültür ve Gönül Coğrafyası Komisyonunun yanı sıra Mavi Vatan Komisyonu tarafından teklif edilip kabul edilen kavram değişiklikleri; yalnızca kelime tercihi değil, tarihî bakış açısı, millî hafıza ve medeniyet tasavvuru açısından da önemli bir anlam taşımaktadır.
Özellikle Kültür ve Gönül Coğrafyası Komisyonumuz, “Orta Asya” yerine “Türkistan” ifadesinin tercih edilmesi konusunda ısrarcı olmuş ve bunun tarihî hafıza açısından önemli bir kazanım olduğunu savunmuştur. Çünkü Türkistan, yalnızca coğrafi bir alan değil; Türk milletinin tarihî hafızasını, kültürünü ve medeniyet köklerini ifade eden kadim bir isimdir.
“Haçlı Seferleri” yerine “Haçlı Saldırıları” denilmesi de Anadolu ve İslam coğrafyasının maruz kaldığı askerî işgal ve yıkım gerçeğini daha doğru ifade etmektedir. Çünkü mesele yalnızca bir “sefer” değil, aynı zamanda büyük bir istilâ hareketidir.
İçinde Prof. Dr. Necdet Hayta, Doç. Dr. Cihat Yaycı ve Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan gibi kıymetli akademisyenlerin bulunduğu Mavi Vatan Komisyonu tarafından teklif edilen “Ege Denizi” yerine “Adalar Denizi” ifadesinin kabulü sürecinde bazı sorunlar yaşanmış olsa da anlaşılan o ki bu yanlıştan dönülmüş ve tarihî hafıza açısından son derece önemli bir adım atılmıştır. Çünkü “Adalar Denizi” ifadesi, hem tarihî kaynaklarla hem de Türkiye’nin jeopolitik yaklaşımıyla daha uyumlu bir kavramdır.
Benzer şekilde “Coğrafi Keşifler” yerine “Sömürgeciliğin Başlangıcı” denilmesi de Batı merkezli tarih anlatısının dışında, yaşananların gerçek sonuçlarını ortaya koyan daha adil bir bakış açısını yansıtmaktadır. Çünkü bu süreç yalnızca keşif değil; milyonlarca insanın sömürülmesi, işgaller ve küresel eşitsizlik düzeninin kurulması anlamına gelmiştir.
Ancak tarih ve sosyal bilimler alanında milletimizin hafızasını güçlendirecek şekilde yeniden değerlendirilmesi gereken daha pek çok kavram bulunmaktadır. Eğitim dili; kimlik, aidiyet ve tarih şuuru inşa eder. Kavramlara hâkim olan, zihinlere de hâkim olur.
#millieğitim #millieğitimbakanlığı
Gazze'de 1 Milyon çocuk var, yaşamları dünya üzerindeki diğer tüm çocukların yaşamı kadar aziz, dokunulmaz ve kıymetlidir. Bunu görmek istemeseler de bu böyledir.
23 Aralık tarihi, Sayın Emine Erdoğan'ın mektubunda bahsi geçen şehit edilen Rim evladımızın doğum günüdür. Soykırım sürecinde iki kez 23 Aralık tarihini orada şehit edilmiş olan tüm çocukların anısına Rim'in şahsında idrak ettik; sivil toplum kuruluşlarının ve aziz
halkımızın desteği ile elimizden geldiğince duyurduk, ihya etmeye gayret ettik, sürmekte olan imza kampanyaları düzenledik, meydanları ve yürekleri Filistinli çocukların yaşam haklarını haykırmak üzere doldurduk
23 Nisan'ı tüm çocuklara hediye etmiş olan kutlu Meclisimiz tarafından, Soykırımda katledilen tüm çocuklarımızı anmak üzere 23 Aralık tarihinin "Dünya Şehit Çocuklar Günü" olarak ilan edilmesini, kıyamete kadar Siyonizmin çocukları şehit edişinin hatırlanması ve faillerinin yüzüne hakikatin haykırılması için bir vesile kılınmasını istirham ediyoruz.
Anadoludan Gazze'ye Bir Nefes Platformu @gazzeyebirnefes@tcbestepe@RTErdogan@EmineErdogan