+Aradaki en büyük fark bu zaten,bir tarafın kaybetmesi gereken puanı kaybetmesin diye uğraşılıyor,diğer tarafın alması gereken puanlar alınmasın diye uğraşılıyor.Siz bu aptallığınızla takımınızı çakalların algısına yem etmeye devam edin.
Her sene aynı muhabbet. İlk 10-15 hafta hazır olmayan bir takımın eksiklerini kapatmak için hakemler ekstra çaba harcayıp puan kaybını minimuma indirsin ve yarışta tutsun, sonra diğer takımı da tam aksine hakemlerle kararlarla zarara uğratsın, puan kaybını maksimuma çıkarsın. +++
+Bu kadar rezaletin olduğu yerde hâlâ takım iyi mi oynadı, kötü mü oynadı diye tartışalım. Takım ve hoca ne kadar kötü olursa olsun, hak ettiği puanları çalanları konuşmamak bana aptalca geliyor++
Adam inancını yaşıyor besmeleyle foto atmış oe olanlar da neler yazmış. Popülist avrupa yalamaları sizi HERE WE GO yazsa ölürsünüz ama aq çocukları sizi
Metruk bir binada çıkan yangın, ağzındaki sigarayla kriz yönetimi yapan bir vatandaş sayesinde söndürüldü:
+ "Geri zekalının biri itfaiyeye gelmeyin gerek yok demiş."
- "Abla o geri zekalı benim."
Lan biz futbol takımıyız herhangi bir siyasi oluşuma yada parti'ye yakın olmak yada yaranmak zorunda mıyız ? Önemli olan Fenerbahçenin menfaati kim sikler parti işlerinizi muhalefeti iktidarı.
Hakan Safi hangi yıldız ismi açıklarsa açıklasın #fenerbahçeli olarak önceliğim değil. Önemsediğim nokta iktidarın memuru gibi görünmesi, ki öyle de! Ana muhalefeti dizayn eden AKP’nin gözü şu anda @Fenerbahce seçiminde.Umarim üyeler gerekli cevabı verir.
Konya'da sporcu olduğu öğrenilen şahıs, iddiaya göre kardeşine "şişman" diyen öğrencileri okula gelerek dövdü.
13-14 yaşlarındaki iki öğrenci, yüzlerine aldıkları yumruk darbeleriyle yaralandı.
Şah Rejimi, kendisine karşı direnen İran halkını, dindar, solcu, seküler demeden öldürmekle kalmamış, İran’ı Tiranlar gibi yönetmekten imtina etmemiş ve İran’ın milli zenginliklerini İngiltere’ye peşkeş çekmeye kalkmıştı. Yani İran’ın o günkü durumu ile bugünkü durumu arasında diktatörlük açısından bir fark yok.
Yurdumun bazı laikleri ise bir yerde 5 tane mayolu kadın görünce o ülkede demokrasi falan var zannedecek kadar moron.
Ramazan vesilesiyle bir ilahi çocukların diline dolandı diye koparılan fırtınayı gerçekten abartılı buluyorum. Bizim kuşak yıllarca teneffüse Ludwig van Beethoven’ın Für Elise adlı eseri ile çıktı. Ne oldu yani? Hepimiz klasik müzik bestecisi mi olduk? Hepimizin içinden Beethoven mı çıktı? Bugün İstanbul Nişantaşı’nda bir devlet ilkokulunda zil melodisi olarak Adriano Celentano’nun “Il ragazzo della via Gluck” melodisi çalıyor. Kimse “İtalya okullarda kültürel hegemonya kuruyor” demiyor. Kaldı ki ortada bir dayatma yok, zorunlu bir yönlendirme yok, ilahinin sözlerinde çocuklara zarar verecek bir içerik zaten yok bu kadar büyük kriz üretmenin amacı nedir? Bir ilahinin çocukların kolayca (ağlatmadan) dikkatini çekmesi (bkz: Sordum sarı çiçeğe annen baban var mıdır ilahisi kavrayış bakımından hem daha zor hem de hüzünlüdür) çocuklar arasında umut veren sözlerle yayılmasından rahatsız olanları gülünç buluyorum. Ölçülü olalım, ölçülülük en çok da bu tartışmalarda gerekiyor.
Kadın kendine düşman olup ağzına sıçtırıyor ama bunu konuşanlar kadın düşmanı oluyor. Sen ben özgürüm ağzıma da sıçtırırım diyorsan bende derim ki herkes bu insanlar hakkında istediğini özgürce konuşur. Özgürlükse herkese özgürlük.
@solcugazete60 Bir ülkede velilerin sesi öğretmenlerden çok çıkıyorsa daha çooook başımız ağrır. Öğretmenler olarak bas bas bağırdık disiplin yok sistem çöküyor diye. Abd filmlerinde görürdük öğretmeni takmamayı, akran zorbalıklarını. Buyrun eserinizle gurur duyun!
Nijerya'da hesabına yanlışlıkla 1 milyon dolar yatırılan adama, "parayı geri ver ya da 1 yıl hapis yat" seçeneği sunuldu.
Şahıs 1 yıl hapse girmeyi tercih etti.
Mentionları açmaya cesaretiniz yok. Eh oda seçimleri yaklaşıyor o zaman tekno girişimcilerin size söyleyeceği bazı şeyler olacak. Rakam da veremiyorsunuz ben yardım edeyim:
"Yerli üretim koruması" diyorsunuz. Rakamlarla konuşalım.
2024'te sizin temsil ettiğiniz firmaların Çin'den ithalatı: 45 milyar dolar. Temu'nun Türkiye'deki toplam hacmi: 1.3 milyar dolar.
Siz 45 milyar dolarlık ithalatı yapıyorsunuz, sonra Temu'nun 1.3 milyar dolarina "yerli üretimi tehdit ediyor" diyorsunuz. Temu sizin ithalatınızın %3'ü bile değil. Tek farkı: Temu aracısız satıyordu, siz aracısınız. Simdi aracı olmadan ürün alamıyoruz, diyeceğim ürünleri ihtiyaca değil sürüm ve kara göre getirdiğiniz için ihtiyaç olabilecek şeylerin çoğunu alamayacağız bile.
"Büyük tehdit" dediğiniz YYP'den Türkiye'ye günlük 150.000 paket geliyordu. Yıllık 55 milyon paket. 85 milyon nüfusa bölün: Kişi başı yıllık 0.65 paket. Ortalama vatandaş yılda 1 paket bile almıyordu yurt dışından. Tüm bu düzenlemeler, vatandaşın yılda 1 kez bile yapmadığı alışveriş ama bir takım ithalatçıların tekelleşip karını maksimize etmesi için.
Alibaba'da 2 dolar telefon kılıfı, sizin "yerli markanızla" 500 TL. https://t.co/ZhYEm0dUWn'da 5 dolar ayakkabı, sizin "Türk markanizla" 2.500 TL. Ayni fabrika, ayni ürün, 20x fiyat farkı. Bu fark gümrük değil, vergi değil sizin tekel kariniz.
Muhafiyetler düşürülüp, gümrük kapandıktan sonra ne oldu? Hazır giyim ithalatı %18 artti. Üretim artmadı, kapasite %68'e düştü, 56.000 kişi issiz kaldı. Ayni ürünler geliyor sadece simdi sizin aracılığınızla, sizin fiyatınızla.
Katma değerden bahsediyorsunuz. Gerçek katma değer nedir biliyor musunuz?
Dream Games: 300 çalışanla 2 yılda 2.75 milyar dolar değer. Çalışan başı 9 milyon dolar.
Peak Games: 1.8 milyar dolarlık çıkış. Türkiye'ye net döviz girdisi.
Trendyol: 16.5 milyar dolar değerleme, 50.000 istihdam.
Sizin temsil ettiğiniz "yerli üreticiler"? Çin'den ithal et, etiket bas, 10x fiyatla sat. Çalışan başı değer: 50-100 bin dolar. 100 kat fark var. Teknoloji firmaları döviz kazandırıyor, siz döviz harcıyorsunuz. Onlar ihracat yapıyor, siz ithalat. Onlar değer üretiyor, siz rant.
Siz konteynerle Çin'den mal getirince "dış ticaret." Vatandaş kargoyla sipariş verince "vatan hainliği." Siz %1000 karla satınca "katma değer." Temu %50 karla satınca "haksız rekabet."
15 yıldır koruma üstüne koruma aldınız: 1.500 Euro, 150 Euro, 30 Euro, simdi sıfır. Her seferinde "yerli üretici, rekabet" dediniz. Sonuç: Hala net bir rakam ortaya koyamıyorsunuz, sadece fiyatları arttırıyorsunuz.
Türkiye'nin gerçek katma değer üreten teknoloji firmaları devlet desteği olmadan milyar dolarlık şirketler çıkarırken, sizin 100 yıllık ithalat/rant iş modeliniz sübvansiyonla, gümrük duvarıyla, korumacılıkla hala ayakta duramıyor.
"Yerli üretimi koruyoruz" demeyin, "ithalat tekelimizi koruyoruz" deyin. En azından dürüst olur.