Dolandırıcılığın türlü kılıklara girdiği bir ortamda insanlara "akıllı olsaydınız" diyebilmek için kamu otoritesinin her türlü önleyici önlemi almış olması gerekir. Hukuk sadece kurallardan ibaret değildir. Önemli olan o kuralları doğru uygulayabilmektir.
https://t.co/K8RIEQpBRl
Beni sona bırakanlar, beni kendilerinin tanığı sanıyor. Oysa ben onların devamı değil, kapanışı olacağım. Eski düzenin nasıl bittiğini gördüğüm gibi, yenisinin neden biteceğini de göreceğim. En sonunda geriye yalnızca hiçbir şey istemeyenler kalacak. Eski yeni hep kendi açlığında yok olup gidecek.
ARDA GÜLER — JUST 18 MINUTES. 5 CHANCES CREATED. 1 ASSIST FOR MBAPPÉ.🔥
This is what creativity looks like.
He comes on and immediately changes the game, creating chance after chance and setting up Mbappé. No long adaptation period. No excuses. Just pure vision, quality, and impact.
THE BEST CREATIVE MIDFIELDER BTW
🚨 EVDE ELEKTRİKLİ ARAÇ ŞARJINA YASAK YOK!
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, elektrikli araçların ev, apartman veya site otoparklarında şarj edilmesinin yasaklandığı iddialarının asılsız olduğunu açıkladı.
🔌 Şarj üniteleri gerekli izinler ve teknik güvenlik standartlarına uygun şekilde kurulmalı.
⚡ İddia edilen cezalar ise evde şarjdan değil, kaçak veya usulsüz elektrik kullanımından kaynaklanıyor.
#TOGG #T10X #ElektrikliAraç #Şarj #Dezenformasyon
Piyasalar neden yükseldi? Cevap Hazine'de.
Bugün borsa, kripto ve altın aynı anda yükseldi.
Herkes aynı yeri işaret ediyor. Fed faiz indirecekmiş, veriler iyi gelmiş, risk iştahı dönmüş.
Hepsi doğru ama hiçbiri asıl sebep değil.
ABD Hazinesi bugün piyasadan 12,5 milyar dolarlık kısa vadeli borcunu geri aldı.
3 ayı aşkın süredir yapılan en büyük alım bu.
Ortada bir Fed kararı yok. Faiz indirimi de yok. Hamle tamamen Hazine'nin.
Dahası da var.
9 Eylül'den itibaren uzun vadeli tahvil geri alımları ikiye katlanıyor.
Piyasayı hareketlendiren şey de bu ikisi.
Peki Hazine bunu neden yapıyor?
ABD'nin borcu 40 trilyon doları aştı ve bu borcun her yıl büyük bir kısmı yenilenmek zorunda.
Uzun vadeli tahvillere alıcı azalıyor. Alıcı azalınca faiz yükseliyor, faiz yükselince ABD'nin ödediği fatura büyüyor.
Hazine devreye girip kendi borcunu kendisi alıyor. Alıcı azaldıysa alıcı olan devlet oluyor.
Alım gelince uzun vadeli faiz geriliyor.
Faiz gerileyince tahvil cazibesini kaybediyor. Para daha yüksek getiri aramak için başka yere gidiyor.
O başka yer borsa, altın ve kripto oluyor.
Piyasa bunu bugünden fiyatladı.
Şimdi asıl soruya gelelim. Hazine uzun vadeli tahvilleri hangi parayla geri alıyor?
Kısa vadeli borçla.
Yani uzun vadeli borcu kapatmak için kısa vadeli borç alıyor.
Kredi kartı borcunu başka bir kartla ödemek gibi. Borç kaybolmuyor, sadece vadesi kısalıyor.
Burada kritik bir soru çıkıyor. O kısa vadeli tahvilleri kim alıyor?
O tahvillerin hızla büyüyen alıcılarından biri stablecoin şirketleri.
Yasa gereği topladıkları paranın karşılığını nakit ve kısa vadeli devlet tahvili gibi varlıklarda tutmak zorundalar.
Şimdi zincirin tamamına bakın.
Hazine uzun vadeli borcu geri alıyor.
Uzun vadeli faiz düşüyor.
Para riskli varlıklara kayıyor.
Kripto büyüyor. Kripto büyüdükçe stablecoin arzı artıyor.
Artan stablecoin toplanan doları kısa vadeli tahvile yatırıyor.
Hazine o parayla yeniden geri alım yapıyor.
Sistem kendi kendini besliyor.
9 Eylül'den sonra bu düzen iki katına çıkıyor.
Yani bugün gördüğünüz şey tek seferlik bir müdahale değil. Kurulmakta olan bir düzenin ilk büyük adımı.
Peki bunun bedeli ne?
Tarih boyunca büyük borçlar üç yoldan küçülmüş. Ya ödenmiş, ya ekonomi borçtan hızlı büyümüş, ya da paranın değeri düşmüş.
ABD için ilk iki yol zor. Sadece faize ödediği para yılda 1 trilyon doları geçiyor.
Üçüncü yolda borcun rakamı aynı kalır, satın alma gücü azalır. Aynı süreç elde tutulan parayı da aynı yönde etkiler.
Bugün piyasalarda gördüğünüz hareket de bu sürecin içinden geçiyor.
Portföydeki rakam büyüyor.
Peki o rakamı ölçtüğün birim aynı mı kaldı?
Ben bugün kurulan düzenin bu soruyu her ay biraz daha büyüteceğini düşünüyorum.
Şunu unutma.
Yükselen rakam her zaman zenginleştiğini göstermez. Bazen ölçtüğün birimin küçüldüğünü gösterir.
Bu benim kişisel analizim.
Gelişmeleri izliyorum, sizi bilgilendireceğim.
“Çin’de ve Avrupa’da 24 ay 40 bin km olan bakım aralığını Türkiye’de 6 ay - 10 bin km olarak uygulamaya çalıştılar.”
“Aracımın tüm bakımları düzenli yapıldı. Dışardan herhangi bir yazılım/güncelleme yapılmadı. Hasarı da yoktu.”
“Tebliğden sonra Skywell kullanıcıları olarak kendi başımıza kaldık. En basit bir özellikten (ekrandan bagaj açma) para istemeye başladılar.”
“Yanan araçların çoğu park halinde yanıyor. Yangından sonra distribütörün sert üslubu ve tehditkâr konuşmalarına maruz kaldık.”
Zor Sorular’da bu hafta Türkiye’deki seri Skywell yangınlarını mercek altına aldık ve aracı yanan Eser Yılmaz’ı dinledik ⤵️
Türkiye'de vatandaşın SAHİL HAKKI GASP EDİLİYOR. Ve bu gasp gizlice yapılmıyor, herkesin gözü önünde gerçekleşiyor.
İlgili bakanlıklar, belediyeler bu gaspı izliyorlar.
4 tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin sahil bölgelerine kim olduğu belirsiz insanlar çöküyor.
Bu haber için İzmir'deki beach club dedikleri yerlere bizzat girdim ve sahile girmek için bu şahıslara 8 bin TL ödemek zorunda kaldım. Bunu vermezseniz içeriye alınmıyorsunuz.
SAHİLLER VATANDAŞIN ANAYASAL HAKKIDIR.
Vatandaşın bu hakkını gasp edenler memlekette sahil alanı bırakmamışlar. Antalya, İzmir, Muğla...
Her şehrin en güzel sahillerine KM'lerce çökülmüş.
İspanya ise sahillerinin her noktasını 20 yıl boyunca korumuş ve İspanya'da da 'SAHİLLER HALKINDIR' kanunu var.
Aynı yasalar Türkiye'de de olsa, herkesin gözü önünde milletin hakkı GASP EDİLİYOR. Tüm bu sahil noktalarını tek tek inceledim.
Bu çalışmamın daha fazla insana ulaşması için beğenip paylaşabilirsiniz. Bu gaspların tüm belgelerini paylaşmaya devam edeceğim.
Yaptığım belgeselin 20 dakikalık halini Youtube'da paylaştım: https://t.co/yurMUQTbHB
@upteils Öyle olsaydı bu işletmelerin çöktüğü yerlerin reklamını yapan infulencer dedikleri faydasızları veya içeriye gidip yaptıklarını nasıl çekebilecektim?
Önemli bir kısmını ifşa edeceğim. Gerisi de vatandaşın tepkisine bağlı.
Türkiye'de kanunlara aykırı şekilde gasp edilen sahil şeritlerini uzun bir süredir araştırıyordum.
Buralara çöken, kanuna aykırı şekilde hareket eden bazı yerleri ve şahısları tespit ettim.
Yakın zamanda bu şahısları paylaşacağım.
Eğer sizin bu tür şahıslarla ilgili bilginiz varsa bana mesajlardan ve mailden ihbarda bulunabilirsiniz.
Konuyla ilgili Çevre bakanlığına ve ilgili belediyelere yazsam da hiçbir cevap alamadım.
SAHİLLER, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN VATANDAŞINA AİTTİR. VİLLA VEYA SAHİLLER İÇİN KAPATILAMAZ.
Buna aykırı hareket eden belediye başkanlığı, bakanlık her kimse suç işlemektedir.
Kanunlar açıktır. Elinizde herhangi bir bilgi varsa lütfen bana iletin.
Adama haklı 👍
Herkes kafasına göre fiyat çekiyor konutta.
Fiyatlar o kadar uçukki kimse almıyor .
10 milyon olan villa , bir bakıyorsun 1 hafta sonra 15 milyon olmuş .
Neye göre ?
100 Yıllık Mesele Aldatmacası !
DEM'li Bakırhan, "yüz yıllık kısır döngü" , "yüz yıllık zincir ", "yüz yıllık mesele" dieyerek doğrudan doğruya Atatürk'ün önderliğinde kurulan üniter, laik, Türkiye Cumhuriyeti'ni, Türk Ulus Devletini hedef alıyor.
Teröristbaşının ortaya koyduğu irade ile "yüz yıllık kısır döngü" ve "yüz yıllık zincir" diye damgaladığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni aşmaktan söz ediyor.
Diğer DEM'liler gibi Bakırhan da "yüz yıllık sorun" aldatmacasıyla gerçeği çarpıtıyor, algı yönetiyor, Cumhuriyeti hedef alıyor.
Sanki 100 yıl önce, yani Cumhuriyet öncesinde sorun yokmuş da sorunu Cumhuriyet yaratmış gibi bir çarpık ve yanlış tarih okumasıyla hareket ediyorlar.
Öncelikle meselenin adını koyalım. Meselenin adı aşiret, tarikat, derebeylik meselesidir. Mesele gericilik ve etnik bölücülük meselesidir.
Mesele "100 yıllık mesele" değildir, mesele, kökenleri 17.yüzyıla kadar uzanan, 19.yüzyılın sonlarında ve 20.yüzyılın başlarında emperyalizmin bol parçala yönet politikası doğrultusunda beslenip büyütülmüş bir meseledir.
Bazı Kürt Aşiret İsyanları ve bastırılmalarının tarihi Cumhuriyet öncesine dayanır. Osmanlı Devleti, devlete sorun yaratan aşiretlerle yıllarca mücadele etmiştir. İlk Şark Raporları Osmanlı döneminde hazırlanmıştır. Osmanlı meseleye askeri, siyasi, hatta kültürel çözümler bulmayı denemiştir. Hamidiye Alayları, Aşiret Mektepleri vb. Soruna çözüm arayışları Erken Cumhuriyet Döneminde de devam etmiştir. (Bkz. Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları, 2. Kitap, İnkılap Kitabevi)
Ayrıca Türkiye'de eli kanlı etnik bölücü PKK terörü de 100 yıllık değil, PKK terörünün 12 Eylül 1980 sonrası nasıl geliştiğini çok iyi biliyoruz.
Buna rağmen bugün "Yüz yıllık sorun", "yüz yıllık kısır döngü", "yüz yıllık zincir" gibi söylemlerin hedefi dogrudan doğruya Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir.
https://t.co/cwww0iix2s