Yapıcı bir dil kullanarak, yaşadığımız onca acıyı memleketimizin ve halkımızın huzuru için yüzümüzü ekşitmeden yuttuk.
Ancak PKK ve uzantıları, on binlerce insanımızın ölümüne neden olan gerçeklerle yüzleşmek yerine herkese gülücük dağıtırken, HÜDA PAR’a karşı bu kin dili, bu çarpıtma niye?
Soruyoruz:
Silahla savunduğunuz konularda önce “Bağımsızlık” dediniz…
Sonra “Bu olmaz” diyerek “Federasyon” dediniz…
O da olmadı, “Demokratik konfederalizm” dediniz…
Devamla “Demokratik özerklik”,
“Demokratik Cumhuriyet / Demokratik ulus”,
ve nihayet “Yerel demokrasi” dediniz…
Söylemlerinizle adeta çocuklar oyun oynar gibi Kürt gençlerinin hayatıyla oynadınız.
Bugün gelinen noktada bu kavramlar, Türkiye’de birçok siyasi partinin rahatlıkla dile getirebildiği taleplerdir.
Fakat hiçbir siyasi parti bu talepleri dile getirirken, ne kendi Kürdünden ne de kendi Türkünden on binlerce insanı katletmemiş, çukurlara gömmemiş, dağ başında infaza kurban etmemiştir.
Bu konuda hiç mi suçunuz yok? Bu kadar gencin dağda ölümü yüreğinizde en ufak bir pişmanlık uyandırmıyorsa, anlatılacak hiçbir şey kalmamıştır.
HÜDA PAR’a saldırarak kendi tabanınızın bu hakikatle yüzleşmesini perdelemeye çalışıyorsunuz.
Biz, kin, nefret ve zulüm yerine; adalet, diyalog ve kardeşlik demeye devam edeceğiz.
Çünkü halkımızın düşmanlığa değil; huzura, güvene ve kardeşliğe ihtiyacı vardır.
Mısır’dayız…
İnsanlığın onurunu ayağa kaldırmak ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için yürüyoruz.
Gazze’de katledilen masum çocukların acısına sessiz kalmayacağız.
Soykırım sona erene, Gazze ve Kudüs özgür olana dek artık susmayacağız!
Müslüman olarak söylediğimiz ve yaptığımız herşeyin hesabını Allah'a vereceğimize iman etmiş bireyler olarak sözlerimize dikkat etmemiz gerekir. Bütün hayatı İslam'a düşmanlıkla geçmiş birini dramatize ederek övmek tehlikeli sularda yüzmektir. Sözümüz hakkı tavsiye babındandır.
Gazze’nin bayramı hüzünlü de olsa bin mübarek olsun.
Kassam ve diğer mücahitlerin bayramı da mübarek olsun.
İçi yanan annelerin, umudu kırık babaların, boynu bükük çocukların ve Allah’tan başka kimsesi olmayan Gazze yiğitlerinin bayramı mübarek olsun.
Kanıyla destanlar yazan Şehid Yahya Sinwar'ın mürekkeple yazdığı "Diken ve Karanfil" adlı eserini 10 takipçimize hediye etmek istiyoruz.
❗ Retweet yapmanız ve yoruma 2 kişiyi etiketlemeniz yeterli.
📌Sonuçları 22 Ekim Salı günü açıklayacağız.
Vahşice soykırım ve katliamlara karşı gayretsizler, korkaklar, bahaneciler, kör, sağır ve dilsiz kesilenler yerlerine çakılıp kalsalar da Cenab ı Hak lanetli kavmin üzerine dilediği kullarından bir taifeyi musallat etmeye elbette Kadirdir.
Ey Şehid!
Ey umduğuna nail olan.
Ey Sevdasına kavuşan.
Uykusuz gecelerin ardından Firdevsi ala'ya koşan.
Dünyayı elinin tersiyle itip Rabb'inin rızasını arayan yiğit.
Asalet,cesaret ve şehadete olan aşkınız ile bize derin bir iz bırakıp gittiniz.
Size İzzet bize Zillet pay oldu😪
Genel Sekreterimiz Şahzade Demir'in Hasan Saklanan'ın Kudüs'te işgalci çetelere yönelik eylemi hakkındaki açıklaması:
“Türkiye vatandaşı Hasan Saklanan kardeşimizin şehadetini tebrik ediyor, ailesine başsağlığı diliyorum.
İşgal güçlerinin 207 gündür Gazze'de işlediği katliamlar tüm dünyada infial oluşturacak seviyeye gelmiştir. Elinde imkan olanlar bu hususta sonuç alıcı bir şey yapmayınca Hasan kardeşimiz de siyonistleri kendi yöntem ve imkanlarıyla cezalandırmak istemiştir. Rabbim makamını ali eylesin…”
🗣️ Filistinli aktivist Naim Eyyübi:
“Biz Gazze’deyiz, görünmeyen işlerde bulunuyoruz, bunları açıklayamayız’ diyenler ve onlara kılıf uyduran hoca(!)lar!
Yaptığınız işler o kadar gizli ki Gazzelilerin bile haberi yok.
Bizim sorumuz açık; bırakın yanımızda durmayı, neden düşmanımıza malzeme göndererek ona güç veriyorsunuz?
Düşmanı, Müslüman kardeşine karşı güçlendirecek eylemlerde bulunmak ve bunu yapanlara kılıf uydurmak dinin neresinde var?
Söyleyin Allah aşkına!”
🗣️ HÜDA PAR lideri Zekeriya Yapıcıoğlu:
"Aşırı İrancılar bize Sünnici; aşırı
Sünniciler de bize İrancı diyor. Kavmini kendine din edinmiş Kürtler bize devletçi; kavmini kendine din edinmiş Türkler de bize PKK'cı diyor. Biz bunlara cevap verme tenezzülünde bile bulunmuyoruz.”