@evde_xwede@ixbaran_683219q İbneliği destekliyor laleye bak oğlun ibne olsun da gör bakalım nasıl karşılayacaksın. Erkek oğlun sana baba ben vajina değil penis istiyorum dedikten sonra yüzünün ifadesini göreceğim ben
@ixbaran30459221 Vay be Bedirxanilere bak sen.
Kürdistan’ı kurabilecekken mevki ve makamı seçmişler, üstüne isyanı sürdüren botanlılara da ihanet etmiş sayılıyorlar. Kürdistan’ı kurup cumhurbaşkanı olmak varken kaymakam olmak İstemişler. VAY AMK! Tarih tekerrür ediyor!
Siz kardeş falan değilsiniz, siz cellatsınız. Daha düne kadar Kürdistan’da Kadınların, çocukların, yaşlıların üzerine bomba yağdıran bir zihniyetin kardeşlikten bahsetmesi küfürdür. Siz kardeş değil, katilsiniz. İnsanlığın yüz karasısınız.
Kürt halkı adına konuşan, fakat gerçekte halkın çıkarlarına ihanet eden, uzun yıllar Kürtlerin başına ajan-kayyum olarak atanmış Ertuğrul Kürkçü’nün asıl derdi şudur:
Kent savaşları (“Hendek”) sırasında, MHP'nin de desteğiyle AKP hükümeti, Kürt kentleri yerle bir ederken, Kürt gençleri bir bir toprağa gömülürken ve Kürt halkı büyük acılar çekerken, Avrupa Parlamentosu (AP), AKP-MHP’ye karşı bu yıkımı durdurması için baskı yapmayı oylamak üzere toplandı. O dönemde HDP milletvekili ve daha sonra Kürtlerin onursal başkanı yapılan Ertuğrul Kürkçü, HDP ve Kürtler adına Avrupa Parlamentosuna gönderildi.
Parlemento toplantısında, Kürtlere yapılan katliam, baskı ve haksızlıklar nedeniyle Türkiye'nin monitoring (izleme) sürecine alınması amaçlanıyordu.
Avrupa Birliği, Türkiye’yi izleme (monitoring) sürecine alarak tüm Avrupa devletleri, uluslarası şirketler ve medyanın Türkiye’ye baskı yapmasını sağlar, böylece Kürt kentlerimin yıkımını durdurabileceklerdi, Kürtlere yönelik haksızlıkların ve ihlallerin engellenmecek, Türkiye'yi Kürtlere haklar vermesi konusunda adım atmaya zorlayacaklardı. Türkiye’nin bu konuda adım atmaması durumunda ekonomik yaptırımlar uygulanarak ülkenin ekonomisinin çökmesi sağlanırdı, böylece mevcut Türkiye hükümeti de düşerdi.
Ancak HDP'nin Kürt temsilcisi olarak Avrupa Birliği Meclisine gönderdiği Türk kökenli Ertuğrul Kürkçü, HDP yani Kürt halkı adına konuşmak üzere söz aldı. Ve beklenmedik bir şekilde AKP-MHP’nin yanında saf tuttu. Kürtler adına, AKP-MHP’ye baskı yapılmasını istemediklerini, Kürt kentlerinin yıkımına ve Kürt gençlerinin öldürülmesine devam edilmesini savundu. Hatta kendilerine oylama hakkı verildiğinde, diğer HDP’li temsilci ile birlikte AKP-MHP’yi desteklediler. Eğer o toplantıda oy kullanma hakkı verilen HDP'li temsilciler, AKP-MHP'nin zulümlerine karşı oy kullansaydı bugün Kürtler çok önemli haklar etmiş olurdu. HDP'li temsilciler Parlamentodaki Kürt dostu Avrupalı temsilcilerin de oy kullanmasını engellemişti. AKP-MHP kıl payı kurtuldu ve sırf bu nedenle Kürtler için geri dönüşü olmayan yakım, yıkım, kan ve göz yaşı süreci başladı.
Bu tarihi ihanetin ardından Ertuğrul Kürkçü, KCK’nin resmi gazetesi Özgür Politika’ya yaptığı açıklamada, yaptıklarını “kahramanlık” olarak nitelendirdi ve AKP-MHP’yi kurtardıklarını söyleyerek övündü. Kendi ifadesiyle, “Amacımız ağları yırtmak değil, gol atmaktır” diyerek bu ihaneti meşrulaştırmaya çalıştı. Kürt hareketinin medyası bu açıklamları iyi bir haltmış gibi anasayfadan büyük puntolarla verdi.
Kürkkçü açıklamasında şöyle dedi: ''İsteseydik Türkiye monitoring sürecindeydi. Bunun yeri ver zamanı olmadığı için bu tasarı lehine oy kullanmadık. Kıl payı geçtiğini de göz önüne alarak, aslında isteseydik şimdi monitoring sürecindeydi. Bunun kıymetini bilirler, bilmezler mühim olan millete kıymet veriyor olup olmamaları. Monitoring sürecinde olan Türkiye, okyanusta bir sal gibi yönsüz bir ülke olabilirdi. Fakat ben sınırlara gelinmiş olduğunu söyleyebilirim. Kaçınılmaz olarak, doğal süreci içerisinde 2017 Ocak’ın da monitoring tartışması başlayacak, büyük olasılıkla da Nisan 2017’de gözlem sonrası dönem raporu tartışılacak.”
Ertuğrul Kürkçü bunları yapıp övünerek anlattıktan sonra bile Kürtler HDP'nin dayatmasıyla ona oy, para, makam ve mevki vermeye devam etti.
Bu ve benzeri onlarca örnek, Kürt gençlerinin uluslararası toplantılarda neler döndüğünü, kendi adlarına toplantılara katılanların yaptıklarını ve söylediklerini yeterince takip etmediklerini gösteriyor.
Ancak, Kuzey Kürdistan’daki halkın temsilcilerinin istisnasız tümü, ne yazık ki bu tür platformlarda her zaman Kürtlere karşı Türk hükümetinin çıkarlarını savunmuştur. Bugün dahi, bu saatte bile, aynı oyun devam etmektedir. Kürt halkı, 35 milyonluk nüfusuyla ulusal hakları için büyük bedeller ödemiş ve kahramanca mücadele etmiştir. Ancak, tek bir hak bile elde edememesinin sebebi, kendi yönetimleri ve temsiliyetini ele geçirmiş ajanlardır.
Türk solu kılığına girmiş bu ajanlar, Kürt halkının başına kayyum olarak atanmış yöneticilerdir. Gerçek korkuları, Kürt halkına yönelik katliam, kan ve ölüm döngüsünün sona ermesidir. Çünkü bu kişiler, Kürt kanı üzerinden kazandıkları mevki, makam ve parasal çıkarlarını sürdürmek için varlıklarını devam ettiriyorlar.
Kürt halkı, bu kayyum ajanları içlerinde barındırmamalı, onlara toplantı, seminer ve kentlerinde yer vermemelidir. Her gördükleri yerde bu kişileri sert bir şekilde kovmalıdır.
Örneğin, Kürt halkı, Bursalı Türk solu kılığına bürünmüş Nursel Aydoğan gibi kişilere de dikkat etmelidir. Aydoğan, üç dönem BDP ve HDP’den Amed milletvekili seçilmiş, ancak televizyon programlarında sık sık şöyle demiştir: “Benim asıl amacım Kürtlere hak ve statü verilmesini engellemektir. ABD ve İngiltere’nin Kürt devleti kurmalarına izin vermeyeceğiz. Bunun için varız, bunun için mücadele ediyoruz.”
Dünya tarihinde hiçbir millet bu kadar açık ve ağır bir onursuzluğu kabul etmemiştir. Düşünün ki Japonya’da sıradan bir dilbilimci, “Japon alfabesini bırakıp Latin alfabesine geçmemiz, modern dünya ile adaptasyon için daha iyi olur” dediği için, sabah evin önünde adamın cesedi bulunmuş; ağzına ve makatına Latin harfleri tıkalı halde.
Bütün dünyada durum buyken, Kürtlerin kendi oylarıyla seçilmiş milletvekilleri, “Kürt kanı dökülsün istiyoruz”, “Amacımız Kürtlerin ulusal haklarını kazanmasını engellemektir” diyorlar ve Kürtler bütün bunları izleyerek alkışlıyor, oy veriyor, para, koltuk, makam veriyor. Allah başka bir millete böylesi bir felaketi tattırmasın.
Kürt halkı ve özellikle Kürt gençleri, bu tür Türk solu maskesi takan kayyum ajanlarına artık “ARTIK YETER” demelidir. Her nerede karşılaşırlarsa, onları kesinlikle defetmelidir. @bedelboseli
Biz sizin o Mustafa Kemal dediğiniz; şerefsiz, soysuz piç dölünün; kemiklerini çıkarıp Amed dağ kapısında, biz onları çuvala koyup Kürtlere yönelik işlediği suçlardan ötürü ASACAĞIZ. Bunu da böylece bilin!
Bir kürdün bunların eliyle ameliyat masasına yattığını düşünün, sağ kalkması mümkün müdür?
Bunlar sırf hasta Kürt diye öldürme potansiyeline sahip türk faşistleri.
Atalarımızı şehit eden bu aşağılık herifi Kürdistan’da çocuklarımıza kahraman olarak anlatıyorlar ama şunu bilsinler ki; Kürt çocukları Asla katiline sempati beslemeyecek ve bu aşağılık herife hak ettiği değeri verecek.
Bu gördüğünüz şerefsiz, aşağılık, faşist adam, Ağrı ve Zeylân Deresi soykırımını yaptı. Ağrı katliamından kaçıp Vanın Zeylân Deresine sığınan Kürtleri, zehirli gazlarla şehit etti. Resmi rakamlara göre 15 bin, resmi olmayan rakamlara göre 50 bin den fazla Kürde soykırım yaptı.