15 Haziran'da Japonya'nın vereceği bir karar, piyasaların asıl belirleyicisi olabilir. Üstelik o kararın çıkma ihtimali şimdiden yüzde 88.
Dünya borsaları bir gün yükseliyor, ertesi gün geri çekiliyor. Bir gün rekor kırıyor, ertesi gün soluklanıyor. Ortada belirgin bir tedirginlik var.
Herkes bunun sebebini İran ile Amerika arasındaki gerilime bağlıyor.
Savaş, petrol, yükselen tansiyon.
Bunlar piyasayı geriyor, doğru.
Ama piyasalara asıl yön verebilecek şey, bu başlıkların hiçbiri değil.
Çok daha sessiz bir gün: 15 Haziran. Hem de Japonya'da.
O gün ne olacak da bütün dünya o tarihi şimdiden izlemeye başladı?
Anlatıyorum.
15 Haziran'da Japonya Merkez Bankası toplanıyor. O gün de, yıllardır faizini neredeyse sıfırda tutan Japonya'nın faizi yeniden artırması bekleniyor.
Kulağa uzak ve sıkıcı geliyor, biliyorum. Paris'teki bir esnafı, Japonya'nın faizi neden ilgilendirsin ki?
İşte bütün mesele tam burada. Çünkü Japonya, dünyanın sandığından çok daha derininde duruyor.
Şöyle anlatayım.
Japonya, otuz yıldır dünyanın sessiz bankası gibi çalıştı.
Ülkede faiz neredeyse sıfırdı, bu yüzden Japon bankaları, emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve sıradan tasarrufçular, ellerindeki devasa parayı yıllarca dışarıya, dünyaya yatırdı.
Amerikan tahvillerine, dünya borsalarına, daha çok kazandıran her yere.
O kadar çok yatırdılar ki, bugün Amerika'nın borcunu en çok elinde tutan ülke Japonya.
Yani son otuz yılda dünya piyasalarını besleyen o sessiz kaynağın adı, Japonya'nın ucuz parasıydı.
Şöyle düşünün.
Bir mahallenin en zengin amcası var. Yıllardır herkese çok düşük faizle borç veriyor. Mahalleli o ucuz parayla ev almış, dükkân açmış, hayatını kurmuş. Herkesin düzeni, bir şekilde o amcanın parasının üstünde duruyor.
Bir gün o amca diyor ki: "Artık param bende daha çok kazanıyor. Borçlarımı geri istiyorum."
O an bütün mahalle tedirgin olur. Çünkü herkesin üstünde durduğu zemin, o paraydı.
Japonya'nın faiz artırması tam olarak bu.
Faizi artırdığında, ilk kez Japonya'da para tutmak kazandırmaya başlıyor.
O zaman yıllardır dışarıya akan para geri dönmeye başlıyor. Japon yatırımcı, elindeki Amerikan tahvilini, dünya hissesini satıp parasını ülkesine çekiyor.
Dünyanın en büyük borç verenlerinden biri, parasını geri istemeye başlıyor.
Sonuç?
Amerikan faizleri yükselir, dünya borsaları en büyük sessiz alıcılarından birini kaybeder, her yerden para çekilir, fiyatlar düşmeye başlar.
Üstelik bu çoktan başladı.
Japonya'nın on yıllık faizi son aylarda yüzde 2,8'e çıktı; 1997'den beri görülmemiş bir seviye.
Japon yatırımcılar bu yılın ilk üç ayında 29,6 milyar dolarlık Amerikan tahvilini sattı; 2022'den beri en büyük satış.
Yani su çoktan ters akmaya başladı. 15 Haziran'daki faiz kararı, bu akıntıyı sele çevirebilir.
Son günlerdeki o inip çıkma da zaten bundan.
Karar yaklaştıkça piyasa geriliyor, bir umut belirince yeniden çıkıyor. Borsanın bir gün yükselip ertesi gün düşmesi, aslında 15 Haziran'ın küçük bir ön gösterimi.
Peki herkesin suçladığı İran'ın bu işle ilgisi yok mu? Var, ama sandığınız gibi değil.
İran savaşı petrol fiyatlarını yukarı itti. Japonya enerjisini dışarıdan aldığı için enflasyonu yükseldi. Yükselen enflasyon da Japonya'yı faiz artırmaya zorluyor.
Yani İran bu işin sebebi değil. Onu tetikleyen kıvılcım.
Peki başta söylediğim o yüzde 88 nereden geliyor?
Polymarket gibi tahmin piyasalarından. Buralar, insanların geleceğe dair olaylara kendi parasıyla bahis oynadığı yerler.
Bir olaya ne kadar çok "olacak" diye para akarsa, o olayın ihtimali oradan o kadar yükseliyor. Yani bu rakam bir uzmanın tahmini değil, doğrudan paranın kendisinin verdiği oran.
Şu anda o piyasalarda Japonya'nın bu ay faiz artırma ihtimali yüzde 88'e çıkmış.
Parasını ortaya koyan binlerce insan, bu kararın gelmesini neredeyse kesin görüyor.
Burada abartmayalım. Henüz ortada bir çöküş yok, borsalar ayakta. Japonya da parasının tamamını bir günde geri çekmiş değil.
Ama tehlike her geçen gün büyüyor. Otuz yıllık akıntının yönü değişiyor, dünyanın sessiz bankası kasasını yavaş yavaş kapatıyor.
Şu anki inip çıkmalar, o büyük değişimin kendisi değil; daha o gelmeden hissedilen ilk küçük titreşimler.
Şimdi geri çekilip resmin tamamına bakın.
Herkesin gözü İran'da, savaşta, petroldeyken, dünyanın kaderi sessizce tek bir ülkeye, tek bir güne bağlandı.
Yıllardır dünya piyasalarının huzuru tek bir şeye dayanıyordu: Japonya'nın parayı bedava dağıtmasına. 15 Haziran'da o cömertlik sona erebilir.
Çünkü bir düzen, en çok da onu sessizce besleyen kaynak kesildiğinde sarsılır.
O kaynağın vanası da 15 Haziran'da Japonya'nın elinde.