İhlas ve samimiyetle yapılan çalışmaların bereketine bir örnektir Yakaza Akademi! Ve her şeyin büyük maddi imkanlarla olmadığının bir kez daha kanıtıdır. Bir kurum kendi mezunlarından hocalar yetiştirdiyse, orası olmaya başlamıştır. Allah mübarek eylesin ve yolu açık olsun!
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ’NDE DİNDAR ÖĞRENCİLERE KARŞI İSLAMOFOBİK BASKILARI VE MOBBİNGLERİ İFŞA EDİYORUM ‼️
Bu flood’da @YeditepeUni Rektörlüğü’nün, mescidde sohbet ettiğimiz için biz öğrencilerine disiplin soruşturmaları açmaktan tutun da yarın (salı) kampüste yapacağımız iftar programımızı engellemeye dek islamofobik baskılarını ifşa ediyorum.
Sözde “Atatürk rönesansını devam ettiren” Yeditepe Üniversitesi, sahibi Bedrettin Dalan’ın 28 Şubat’tan kalma vesayetçi zihniyetiyle yönetilmekte. Ben ve arkadaşlarım gibi inançlı öğrencilere nefes aldırmayan bir Orta Çağ karanlığı hakim bu üniversitede.
4 sene boyunca Yeditepe İslam Ve Medeniyet Topluluğu (YİMED) @yimedresmi ‘in (eski adıyla mescid birliği) kurucu başkanlığını yürüttüm. Bir kaç hafta evvel mezun oldum. Bu modern engizisyon yuvasında 5 yıldır verdiğimiz mücahedenin, maruz kaldığımız baskıların ve tehditlerin hesabını kamuoyu önünde sormak ve bazı maskeleri düşürmek istiyorum artık.
Ayrıca baştan belirtmek isterim ki: Bu ifşalara rağmen yarınki iftar bize kampüste yaptırılmazsa, vebali bu tweeti okuyup da geçen müslümanların boynunadır.
Başlıyoruz:
#YakazaAkademi Bahar Dönemi başvuruları başladı!
Gösterilen yoğun ilgi üzerine Yakaza Akademi’de ara dönem başvuruları, sınırlı kontenjanla açılmıştır. 📝
Detaylı bilgi ve başvuru: https://t.co/vF7Fs9jHbL
Kassam Tugayları, sözcüsü Ebu Ubeyde'nin şehadetini duyurdu. Mübarek olsun! Allah kabul etsin!
Kurucu liderinin şehadetinden 20 yıl sonra, Aksa Tufanı operasyonunu yapan bir harekette lider de bitmez sözcü de...
#Gaza#Gazze#Filistin#Palestine#فلسطين
Yakup Erdal ve Seyfullah Öztürk. Gazze’ye destek için gittikleri Lübnan sınırında, israil hava saldırısıyla şehid olmalarının üzerinden 2 yıl geçti. Allah şehadetlerini kabul eylesin!
#Gazze
🗺️ Yakaza Kürsü Programları Başlıyor!
İlgili konularda ihtisaslaşmaya dayanan Kürsü Programları başvuruları başladı.
@mikbalkoseoglu
Son Tarih: 18 Kasım Pazar
🔗 Programa https://t.co/vpGjij6Tae sitesinden başvurabilirsiniz.
Muhammed İkbal Köseoğlu ile ‘Çağdaş İslam Coğrafyası ve Toplumları’ dersleri Yakaza Akademi Birinci Kademe ders programında.
@mikbalkoseoglu
⠀
Detaylı bilgi ve programa başvuru için: https://t.co/vpGjij7qZM
Yakaza Akademi yeni döneme hazır!
Bu yıl dört kademe halinde ilim yolculuğunu sürdürecek olan Yakaza Akademi programı, farklı disiplinlerde kendini geliştirmek isteyenler için önemli bir fırsat sunuyor.
Programda, alanında birbirinden değerli isimlerle buluşacak olan katılımcılar, düşünce yolculuklarını derinleştirme fırsatı bulacaklar.
Detaylı bilgi ve başvuru: https://t.co/t0qB1suRxW
Kıymetli hocam Prof. Dr. Berdal Aral'ın epey bir süredir üzerinde çalıştığı kitabı yayınlandı. İstifade edilecek önemli bir eser.
İnsan Haklarını" Özgürleştirmek" & İslam Dünyası ve İnsan Hakları | Kitapyurdu https://t.co/o568pllAVu
Bugün İstanbul'da hocanın durumundaki yabancıların tutulduğu Binkılıç/Çatalca Geri Gönderme Merkezi'ne avukatları olarak gittik. Ancak hocanın orada olmadığını, bilgileri bulunmadığını, herhangi bir yere sevk edildi ise de bilgi sahibi olmadıklarını belirtmişlerdir. Orada tutulan bazı isimlerle görüştük, hocayı bir kere Cuma akşamı ve Cumartesi akşamı götürülürken gördüklerini söylemişlerdir. Sistem üzerinde vekaleten yapılan sorgulamalarda tesis edilmiş bir idari işlem görünmemektedir. Bu durumda hoca yasaya aykırı şekilde neden tutulmaktadır? Bazı yetkililer vicdan sahiplerinin motivasyonunu kırmak için mi hoca iade edildi bilgisini yaymıştır? Ailesi, sevenleri ve vicdan sahipleri yaşananları anlamamaktadır. Adam kaybettirme vakaları eski ve kötü Türkiye adetleridir.
Her şeyden önce Mustafa hocamızın şahitliği çok kıymetlidir.
KAMUOYU DUYURUSU
Uluslararası Özgürlük Filosu Koalisyonu’na (FFC) bağlı Conscience Gemisi, Malta saatiyle gece 00.23’te Malta yakınlarında uluslararası sularda bombalı dron saldırısına uğradı. Geminin ön kısmının iki kez hedef alındığı saldırı sonrası yangın çıktı ve gemi batma tehlikesi yaşadı.
Gazze'ye 2 aydır insani yardımın ulaşamamasına sebep olan İsrail ablukasını kırmak ve insani yardım koridoru açmak için yola çıkan gemi, içerisinde 12 mürettebat ve 6 aktivist varken saldırıya uğradı. Ölü ya da yaralının olmadığı saldırı sonrası çıkan yangın güçlükle söndürüldü.
Gemi, kıyı ülkelerden acil yardım talebinde bulundu ve şu anda geminin kıyıya çekilmesi bekleniyor.
Kendi kıyılarından 2 bin kilometre uzaklıktaki bir gemiye yaptığı saldırı, işgalci İsrail’in saldırganlığını ve tüm dünya için bir tehdit olduğunu bir kere daha ortaya koymuştur.
Yapılan insanlık dışı saldırılar, dünya halklarını Filistin davasını savunmaktan ve zulme karşı durmaktan vazgeçiremeyecektir.
Apertheid rejimi, Gazze’deki işgal ve soykırımı bitirene kadar, tüm dünyadaki vicdan sahipleri işgale karşı durmaya ve Filistinlilerin haklı mücadelesini savunmaya devam edecektir.
Tam 10 yıl önceydi…
Teyzemin evinin balkonunda oturmuş bir bilgisayara bir de bahçeye bakıyordum. Projeme dair haftalardır tek kelime yazamamıştım ve hala yazamıyordum. Gözüm bir ara evin içine takıldı ve öylece kaldı. Az önce salonda kimse yoktu çünkü teyzem ortalığı ateşe vermemişti kahvaltı hazırlığı için. Bayram sabahıydı ve aile kalabalıktı. Elbette sofra kusursuz ve mükellef olmalıydı. Bu yüzden çılgın teyzem herkesi ayağa dikti. Böylece boş olan salon birden hareketlenmeye başladı.
Canım oğlum kuzenlerin omuzlarında neşeyle oynuyor, çılgın teyzem (ne kadar çılgın olduğuna yol arkadaşım sevgili @akibritci şahit) herkese salça olup takılırken bir yandan arı gibi vızır vızır kahvaltı sofrasını hazırlıyor, annem diğer kuzenlerle muhabbet ederken hazırlığa yardım ediyor, çılgın teyzeme inat kıyamet kopsa sakinliği bozulmayacak olan biricik kocası eniştem TV izliyor, bense ailenin kalabalık olduğu o sımsıcak ortamlara hep hasret kalmış birisi olarak, bütün bu manzarayı tebessüm ederek hayran hayran seyrediyordum.
Bu hayret ve hayranlık rüyasından teyzemin ‘’Emre hadi kahvaltı hazır!’’ çağrısıyla uyandığımda proje dosyası çoktan bitmişti. Hem de tek bir harf yazmadan…
Belgeselin 1. sezonu, 2019 yılında 11 bölüm olarak TRT Belgesel’de yayınlandı. Ben projeyi sonlandırmıştım lakin daha sonra devam etmem istendi. 2021’de, pandemi kısıtlamalarının zirvede olduğu dönemde 2. sezona başladık. 4 yılın ardından çok şükür tamamladık ve 6 bölüm olarak Tabii Dijital Platformunda yayına girdi.
Bu projeye tam 10 yılımı verdim.
Çok bedeller ödendi, çok emek harcandı, bir sürü insanın teri aktı. Onbinlerce km yol yapıp dünyanın çok farklı yerlerinden binlerce insanla tanıştım. Bazen anlaşılamadım bazende ben anlayamadım. Bazen ağladık, bazen kavga edip küstük bazen de çılgın şakalarla güldük, eğlendik. Her halükarda yol arkadaşlarıma olan duygum hiç değişmedi, onları hep çok sevdim.
Dönünce telafisini yapmaya çalışsam da, bazı seyahatlere beraber gitmiş olsak da canım oğluma çok hasret kaldım. Final bölümünü çekmek için Afganistan’dayken bilet bulamadığım için canım kızımın doğumuna yetişemedim.
Elbette tüm bu yaşanmışlıklar, duygular, hisler belgesele de sirayet etti. Bu sezonda, farklı coğrafyalarda hiç bilinmeyen veya bilinmesi istenmeyen şahit olduğumuz, dinlediğimiz hayatları anlatırken kendi hissettiklerimiz de içimizden dökülüp taştı.
Hasılı bütün bunlara değdi mi bilmiyorum..
Ama duam o ki inşallah değmiştir...
Buradan izleme linkiyle beraber fragmanı ve hissettiklerimi en çok ifade eden sahnelerden birini paylaşmak istedim...
Rabbim utandırmasın...
https://t.co/fudYkFPb4J
@tabiiresmi@trt
Türk devleti akıl almaz bir yapı.
Külli-cüzi her kademede İran lobisi at koşturuyor,mevzi tutuyor;kriptolar 1 kenara, İran’ın ucuza bağladığı bu tür deşifre milisler bile nemalandırılıp parlatılıyor.
Suriye tecrübesine rağmen beşinci kola geçit veriliyorsa yandı canım keten helva
(Dün, bit twitime, "kurumsal değil editoryal twittir" cümlesi ile parantez açmıştım
Şimdi yazacağım twit de aslında kurumsal değil editoryal bir twittir
Hatta kamusal editoryal twittir, Allah şahittir )
*
Aslında bu hayli büyük bir skandal, ama tuhaf şekilde kimse farketmemiş, yahut fark etse de çeşitli sebeplerle yazmamış, yazamamış
Arz etmiş olayım
Kamuoyunda
sadece ve sadece Şii kimliği ile tanınıyor,
hatta bu kimliğin de ötesinde nasıl bir İran militanı olduğu, paylaştığım son videodaki konuşmasından anlaşılabilir
"Cumhurbaşkanı, İsrail'e yardım ve yataklık yapmasın
İran İslam Cumhuriyeti ve Direniş Ekseni, bunu yapacak güçtedir, gölge etmesinler
Bütün insanları, her zaman aldatabilirsiniz, bizi aldatamazsınız
Eveleyip gelemesinler, bu halk bunu affetmez.
Keşke Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil de Yemen vatandaşı olabilseydim." diyor mesela Nadir Ersoy
Nadir Ersoy
TRT'mizin en önemli projelerinden biri olan Selahaddin'de,
dizi serüveninin en kritik sahnesinde,
Selahaddin karakteri,
yani
kızıl elmamız Kudüs'ümüzün komutanı Selahaddinimiz
"yeni önderin" önünde
diz çöküyor, diz kırıyor..
Dizideki "Selahaddin" karakterinin hocası "Ömer" vefat edince,
yeni "önder" olarak
Nadir Ersoy'un "can verdiği"
isimsiz bir karakter üretiliyor
ve her nasıl oluyorsa
bu kişi
Nadir Ersoy oluyor
Açıkçası
Bu ne demek biliyor musunuz?
İlay Aksoy'a, Hayma Hatun,
Esma Esed'e,
haşa Halime Sultan "karakteri" vermek gibi bir bühtandır
Bu Acem oyununa gelenler,
nasıl geldiler, nasıl gelebildiler
İran medya habitatında bunun anlama geleceğini, getirileceğini birlikte düşünelim mi...
Sivil hayatında, aktivist hayatında, kendisinin onlarca, yüzlerce, binlerce beyanı ile, sadece saldırgan Şii kimliğiyle bilinen Nadir Ersoy,
nasıl olabilmiştir de
devlet kanalında
TRT'de
"Selahaddin Eyyubi'nin önünde diz kırdığı"
gerçek bir saldırgan Şii karaktere sahne olmuştur ?
Daha dramatik olansa,
bu bugünün değil,
geçen haftanın günceli iken,
hiçkimse mi bunu fark etmemiş, dile getirmemiştir !
(Bu topraklarda, Ali ismi, bizzat her birimizin dedesinin, babasının, daha bebekken bize öğrettiği yiğitliğin, ahlakın adıdır.
Bu milyon yıldır böyledir, böyle kalacaktır.
Lakin, en kısa cümlelerle hülasa edecek olursak,
malum, Ali Aydın isimli bir senarist, TRT'mize, Mevlana dizisi üzerinden neler yazabilmiştir.
Soru şudur ?
15 yıldır, neredeyse tüm ama tüm dizilerde, istisnasız her yerde, bir kelime olarak bile, Ebubekir, Ömer, Osman ismi geçmez, onlar, yüzler, binlerce kez, sadece ve sadece Hazreti Ali efendimizin adı geçer.
Bu bir senarist havzası kliğinin sonucudur.
Hazreti Ali, Efendimizdir, nokta. Bu başkadır.
Lakin, kamusal, kurumsal, bireysel hafızalar, gözler, bütün bu sinsilikleri nasıl olur da görmez, duymaz, hissetmez.
Teknik not, Ebul Vefa dizisinde, bir ilk olarak diğer halife efendilerimizin de ismi geçti hatrımda kaldığı kadarı ile, varolsunlar )
*Lütfen bu mesajdan sonra kimse telefon ya da mesajla rahatsız etmesin, nihayetinde yine bir twit sebebiyle sonlandıracağınız bir programım yok : )
Siz, programları, Nadirlere, Ersoylara yazın
Bizim sahnemizin sahibi Allah