1. Yanlış; Hurga diye bir yer yok. Hurghada var.
2. Yanlış; orası ada değil
3. Yanlış; Kırmızı renk kan değil Kızıl denize adını veren planktonlar
4. Yanlış; Köpekbalığı orada insan öldürmedi.
Bizim ortaokul ve lise yıllarımızda şu cümle çok popülerdi bilen bilir :
“Okul çıkışına gel!”
Yani en serserilerimiz bile bırakın şiddeti ve katliamı kavga bile edemezdi okulda. Neden? Çünkü o zamanlar okulda otoritesi elinden alınmamış öğretmenler vardı. Öğretmen!
Emniyet teşkilatımızın bir mensubunun reşit olmayan çocuğu, babasının silahıyla bugün bir katliam gerçekleştirdi. Çok çok üzgünüm. 29 yaşıma kadar babaevinde yaşadım. Babam, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 28 yıl Subay olarak görev yaptı. Evimizde sayısını bilemediğim kadar silahı olmasına rağmen, ben 24 yaşıma gelene dek bunlardan hiçbirini görmedim.
Bugün çocuk sahibi olmak gerçekten büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Yüce Milletimizin başı sağ olsun.
İspanya’daki Cova Negra’da bulunan bir Neandertal çocuğu fosili, insanlık anlatısına ağır bir darbe indiriyor.
Yaklaşık 250 bin yıl öncesine tarihlenen bu bulgu, down sendromlu bir çocuğun yaklaşık 6 yaşına kadar yaşadığını düşündürüyor. Yani Neandertal insanı hayatın en +
Dün gece boyunca çok şiddetli yağmur yağdı. Ancak bugün Ölüdeniz, Belcekız ve Kıdrak bütün görkemi ile parlıyordu. Dağlardan gelen çamurlu yağmur suyu Belcekız kıyılarını hafif kahverengi yapsa da Turkuaz her yerde.
Çok doğru. “Afrika” diye tek bir şey yok; birbirinden tamamen farklı tarihsel, politik ve ekonomik dinamiklere sahip onlarca ayrı çağ var.
Mesela Nijerya dediğimiz yapı tek bir ülke değil, adeta bir kıta içi sistem. 250 milyona yakın nüfus 500’den fazla dil kuzeyde daha muhafazakâr, güneyde daha seküler yapı. Lagos gibi bir şehirde fintech ve startup ekosistemi patlama yaşıyor, aynı anda başka bir eyalette güvenlik ve altyapı sorunları gündem. Yani aynı ülke içinde eş zamanlı birkaç farklı çağ yaşanıyor.
Herkes taruftan bahsetmiş sağolsunlar, uyarmışlar. Taruf’u biliyorum İran’a çok sefer gittim. Konu ana amacından sapmasın diye yazmamıştım çıkarken 2 Humeyni (100.000 Riyal’de Humeyni resmi vardır) bıraktım. O kadar eşek değiliz.
Yıllar önce İran’da Tahran’dan Khazar Abad’a gidiyorum.
Sari yakınlarında sigaram bitti, markete girdim.
“Sigara var mı?” dedim… yüzüme bakıyor.
Tekrar sordum, Farsça bir şeyler söyledi.
“Sigara sigara” dedim… hâlâ bakıyor.
En son “ya sigara her dilde sigara, onu mu anlamadın…” diye çıkıp gittim.
Arkamdan seslendi:
“Gardaş… sen Türk mü sen?”
Döndüm, “Evet” dedim.
“Gardaşım, anlamamışım, üzr istiyrem… menem özüm Türk’tür, Türkümenem men…” dedi.
“Hansı siqereti çekirsen?”
Yabancı sigara yokmuş.
“Elimde bu var, bunu verem” dedi.
“Kaç Tümen?” dedim.
“Abi… öz gardaşım bura düşmüş… senin pul burda geçmez” dedi.
Bir an sustuk.
O bana baktı, ben ona baktım.
Adamın gözleri doldu.
Çok şey söyledi o gözler…
Ben anladım.
O da benim ne diyeceğimi anladı.
Ama konuşmadık… konuşamadık.
Çıktım.
Sigaramı yaktım.
Dumanı boğazımdan değil… içimden geçti.
İlber Ortaylı; Devlete ve büyük Türk milletine kendini adamıştı. Cenazesinin devlet töreni ile kaldırılması onun aziz hatırasına büyük bir saygı göstergesi olacaktır. Sizler de bu konuda isteğinizi dile getiriniz.
Gereğinin yapılacağına inanıyorum.
Pandemi döneminde yabancıların Türkiye’ye girebildiği o zamanları hatırlarsınız. Çalıştığım İspanyol firmanın iş birimi müdürü (o dönem girebildiği tek ülke Türkiye olduğu için) sık sık gelirdi. O yıl 30’un üzerinde şehir gezmişizdir.
Bir gün Elazığ’dan Su Şehri’ne giderken, İliç kırsalında arabanın şanzımanı dağıldı. Üstelik tipiye yakın bir kar yağışı var. Kiralama şirketini aradım, çekici Erzurum’dan gelecek, en az 4–5 saat dediler.
Zor bela İliç’e indik. Pandemi dönemi… her yer kapalı. İlçe emniyetine gittik. Memur dedi ki: “Devlet daireleri kapalı, 4–5 saat ne yapacaksınız? Biz çay ocağını açtırdık, sadece kurumlara çalışıyor. Geçin çay için, içiniz ısınsın.”
Sonra sordu: “Arkadaş nereli?” “İspanyol” dedim.
Sonrası tam bir şamata. İliç Kaymakamı, İliç Emniyet Müdürü, İliç Ziraat Bankası Müdürü… kısacası ilçenin protokolü “İspanyol gelmiş, biz de bir selam verelim” diye 4 m²’lik çay ocağında toplandı.
O küçük çay ocağında dönen muhabbetin, makaranın haddi hesabı yoktu.
O gün kendi kendime dedim ki: “Bizim millet İspanyolları gerçekten seviyor.”
Yıllar sonra Time’da Türkiye–İspanya dostluğu alevlenince hiç şaşırmadım. Çünkü ben bunun en gerçek halini İliç’te bir çay ocağında gördüm.
#espana #TurquiaEspana #türkispanyol