@yagosabuncuoglu@sercanhamzaolu
gibileri takipten çıkın değerli Fenerbahçeliler.
Yarıya düşer takipçi sayıları.
Bak bakalım o zaman gazeteciliği nasıl yapıyorlar.
Aziz Başkanımızın bence dile getirmesi lazım.
Eşit adil rekabet şartları sağlanmalı. Yıllardır devam eden trabzon siyasilerinin ve devlet kurumlarının bu kulübe desteği adil ve eşit rekabet şartları açısından kabul edilebilir bir durum değildir.
Futbolun rakamlarla, istatistiklerle ve birkaç dakikalık görüntülerle anlatılabildiğine inanılan bir çağdayız. Her başarıyı bir grafikle, her efsaneyi birkaç cümleyle açıklamaya çalışıyoruz. Oysa bazı isimler vardır ki ne kelimelere sığar ne de sayılarla tarif edilebilir. Franco Baresi de onlardan biridir.
Onun liderliği bağırarak kurulmadı. Soyunma odasında yüksek sesle konuşan, manşetleri süsleyen ya da kameraların önünde etkileyici cümleler kuran biri değildi. Sessizliği seçti ama o sessizlik, binlerce kişinin aynı anda sustuğu bir stadyum kadar güçlüydü. Baresi'nin otoritesi, pazubandından değil, karakterinden doğuyordu. Takım arkadaşları ona bakarak cesaret buluyor, rakipler ise daha top ayağına gelmeden onun varlığını hissediyordu.
Onun liderliği hem ilkel bir içgüdünün hem de ruhsal bir gücün birleşimiydi. Sahada adeta dağlardan inen coşkun bir nehir gibi taşardı. İlginç olan ise bu gücün, sakin, içine kapanık, gazeteciler karşısında ya da kameralar önünde hiçbir zaman çok konuşkan veya etkileyici olmayan bir karakterden doğmasıydı. Baresi konuşmazdı yaptıklarıyla anlatırdı. Düşüncesi anında eyleme dönüşürdü. Rakip daha ne yapacağını anlamadan ya ileri doğru atılmış olurdu ya da acımasız bir ofsayt tuzağı kurmuş olurdu.
Bunun en unutulmaz örneklerinden biri, 1989'da Bernabeu'da Real Madrid'i tam 23 kez ofsayta düşürdüğü geceydi. VAR'ın olmadığı, hakemlerin çoğu zaman ev sahibi lehine karar verdiği bir dönemde bunu başarmak inanılmaz bir ustalıktı.
Son yarım yüzyılın en büyük İtalyan takımı olan o Milan, gösterişli futbolunu her zaman kusursuz savunma düzeninden başlatıyordu. Bu savunma sistemi adeta kutsal bir kitabın ezberlenmiş ayetleri gibiydi ve o kitabın tartışmasız rehberi Franco Baresi'ydi.
Milan için her şeyi yaptı. Hatta 10 Ocak 1990'da Messina'ya karşı hat-trick bile yaptı: 21 Eylül 1988'de Verona maçında ise 10 numaralı formayı giydi. Kusursuz bir Milanlı olarak 6 numaralı forması Serie A tarihinde ilk kez emekliye ayrıldı
Ama belki de kariyerinin en büyük, en hayranlık uyandıran maçını İtalya Milli Takımı formasıyla oynadı. 17 Temmuz 1994 Dünya Kupası finalinde, sağ menisküsünü yırttıktan sadece 24 gün sonra Brezilya'ya karşı sahaya çıktı. Pasadena'nın kavurucu güneşi altında, kramplarla boğuşmasına rağmen aşılması imkânsız bir savunma duvarı oldu. O gün, henüz 34 yaşında olmasına rağmen yüzündeki çizgiler onu olduğundan daha yaşlı gösteriyordu. Zamansız bir futbolcu gibiydi.
Belki de böylesine büyük bir futbolcuyu anlatmak için bu kadar fazla söze gerek yoktu. Çünkü Franco Baresi'yi en iyi tanımlayan kelime zaten belliydi:
Kaptan.
Çocuklarımız için grup üyelerimiz el ele verdi her sene olduğu gibi bu sene de 10 larca Fenerbahçeli çocuğa forma hediye edildi.
Bizim çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras @Fenerbahce sevgisidir.
#fenerbahçedenizli#evladımamirasbusevda
@FBahceDenizli Birlik ve berabelik içinde, kimsenin dediğine kulak asmadan, tamamen gönüllülük ve yardımseverlik esasıyla yapılan bu organizasyonda emeği bulunan herkesi yürekten kutluyorum. Fenerbahçe-Denizli her yerde ve her zaman gereğini yapar... @Fenerbahce
Dünya Fenerbahçeliler günümüz kutlu olsun.
Her sene #dünyafenerbahçelilergünü nde onlarca imkanı kısıtlı çocuğu
gönül verdikleri kulübün takımın formasıyla buluşturuyor, çocuklarımızın Fenerbahçe’ye olan bağlılığını güçlendirmeyi amaçlıyor, artık çocuklar Fenerbahçeli olmuyor söyleminin aslında öyle olmadığını göstermek için çabalıyoruz.
Bu sene de 30 a yakın çocuğumuzu mutlu ettik hayalini kurdukları formalarına kavuşturduk.
Bizim evlatlarımıza bırakacağımız en büyük mirasımız @Fenerbahce sevgisidir.
#fenerbahçedenizli #evladımamirasbusevda