İmam Buhari’yi, İmam Şafiî'yi
Ve İmam Ahmed’i anneleri yetiştirdi.
(Allah hepsine rahmet etsin.)
Kadınlar, büyük adamların şekillendiği,yetiştiği yerlerdir.
Bir kadın erdem ve asil bir karakterle seçkinleştiğinde,aileler ve toplumlar da ıslah olur (güzelleşir).
İnsanın kurguladığı yanılsamalar, en çok kendi algısını perdeler zihni başkasının sınırlarını hafife alır fakat ne yazık ki aslında kendi dünyası daralır farkına bile varmaz hissetmez önemsemez ardına düşmez
Dijitalleşmenin getirdiği bu kontrolsüzlük, bizi hem nefis muhasebesine hem de kaybolan güven bağlarımızı yeniden inşa etmeye zorlamaktayken,
benliğimizi tüketen bir ateşin etrafında dönmekten ne zaman vazgeçeceğiz?
Sosyal medyada basit görülen;
karşı cinslerin birbirleriyle mesajlaşmaları (ve devamında yaşananlar); ileriye dönük baktığımızda ne kadar da can yakıcı öyle değil mi?
Siz kendi değerlerinizi, ahlâki sınırlarınızı muhafaza ettiğinizi düşünüyorsunuz,
Lâkin karşınızdaki kimse sizin kadar hassasiyet gütmüyor belki de.
İşte kalpleri sızlatan, güvenleri yerle bir eden, toplumsal çürümeyi müslümanların kendi içerisinde bile zirvede yaşadığı sarsıcı bir durum…
Ben Rasulallah sallalahu aleyhi ve sellem’i
şöyle buyururken işittim:
“Allah yarattıklarını iki tutam hâlinde avuçladı ve:
"Bunlar cennettedir, bunlar da cehennemdedir." buyurdu.'
İşte ben, bu iki tutamdan hangisinin içinde olduğumu bilmiyorum. Beni ağlatan budur."
Müsned
Sahabeden Ebu Abdillah r.a. vefatı esnasında ağladı.
Yanındakiler ona:
“Seni ağlatan şey nedir? Sen Rasul sallalahu aleyhi ve sellem ile arkadaşlık etmedin mi, hayırlarda bulunmadın mı?” dediler.
Ebû Abdillah şöyle cevap verdi:
"Beni ağlatan şey şu ki:
Hiperaktifliğimizi kaykay,yüzme,binicilik vb. hareketli aktivitelerle dışarıya atabiliriz özellikle gençken evet, yapmalıyız hatta.
Fakat niçin bunu kalabalık ortamlarda örtüyle hoplayıp zıplayarak, üstüne bi de sosyal medyada paylaşma ihtiyacı duyuyoruz! anlamlandıramıyorum?..
Müslüman kadınlar, yaz kış demeden nefislerine ağır gelen her türlü zorluğa rağmen tesettürleriyle tüm benliklerini muhafaza etmeye güç yetiriyorlarsa;
Müslüman erkekler de aynı iradeyi gösterip göz kapaklarını harama karşı muhafaza etmeliler..
Dijital ve reel hayatta!
Kendine özel olanı teşhir eden, eşini/sevgilisini paylaşan veya buna göz yuman bir anlayışı hep birlikte kınıyoruz öyle değil mi?
Bunlar ancak ‘deyyustur’ diyoruz…
Peki dijital dünyanın sunduğu görsel yoğunluğa kontrolsüzce maruz kalan/ kendisini maruz bırakan erkekler…
"Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar..." ayetini sadece teoride bırakıp kendi üzerlerine alınmayanlar, bu modern erozyonun birer parçası haline geliyor.