Takip ricasıdır. @GaziErdem37
Lütfen takip edin görünürlüğü artsın. Erdem Çerçioğlu Gazi'm Güvenpark'taki Er Gazi hak arama mücadelesinin Basın sözcüsü ve organize başkanıdır. https://t.co/loQzmDOhnP
Sadece Yaralı
Şafak Mert yazdı / 2026-07-13
İşten yorgun argın geldiniz. Ailenizle güzel bir akşam yemeğinin ardından biraz dinlenmek için televizyonun karşısına geçtiniz. Haberlerde bir anons geçiyor:
“Bugün sabah saatlerinde … kırsalında arama-tarama faaliyeti yapan güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada bir güvenlik görevlisi şehit olurken, iki güvenlik görevlisi de yaralandı. Beş terörist uzun namlulu silahlarıyla birlikte etkisiz hâle getirildi. Olağanüstü Hâl Bölge Valiliğinden yapılan açıklamada, bölgede vatandaşlarımızın güvenliğini ve huzurunu sağlamak üzere yürütülen hava destekli operasyonların bölücü terör örgütü tamamen etkisiz hâle getirilinceye kadar devam edeceği kaydedildi.
Şimdi yüzleri gülümseten bir haberle bültenimize devam ediyoruz. Almanya’da bir hayvanat bahçesinde doğan panda yavrusu halkın sevgilisi oldu.”
“Ohh,” diyorsunuz, “bir eve şehit ateşi düştü ama iki Mehmetçik sadece yaralanmış. Umarım yaraları hafiftir.”
Ben size o yaralıları anlatmak istiyorum.
Bazısı ateşli silahla yaralanmıştır. Vücudunu delip geçen mermiler ya da her tarafına saplanmış şarapnel parçaları vardır. Ameliyat raporlarını okurken inanamazsınız. İç organlarından göz bebeklerine kadar vücutlarının çeşitli yerlerinden çıkarılan metal parçalarını okudukça içiniz döner.
Bazısı mayın veya el yapımı patlayıcıyla yaralanmıştır. Belki tekrar yerine dikilir umuduyla arkadaşları kopan kolunu ya da bacağını da sedyeye koymuştur. Parçalanmış botunun içindeki cansız bacağına sarılarak gelmiştir hastaneye.
Kimisinin kemikleri kırılmıştır. Kırılan kemiğin ucu deriden dışarı çıkmış, toprağa bulanmıştır. Gördüğünüzde ister istemez aklınızdan “Bu kemikleri nasıl toparlayacaklar?” diye geçirirsiniz.
Gözlerini kaybedenler, ellerinin yanıp eridiğini görenler, felç kalanlar… Neler neler…
Bir gün önce gencecik, dağlar gibi olan insanlar, bir gün sonra kör, topal ya da sakat hâle gelmiştir.
Hastaneye getirilirler. Genellikle helikopterle. Helikopterin metalik vızıltısına karışan pat-pat sesleri artık ömür boyu onlarladır. Yıllarca bu sesi rüyalarında bile duyacaklardır.
Hastane kapısında telaş vardır. Askerî hastanenin doktorları, hemşireleri ve sağlık teknisyenleri hazırdır. Yemin etmişlerdir; onu Azrail’e teslim etmeyeceklerdir. Saatler süren ameliyatlar yapılır. Kalp masajları uygulanır. Uzuvlarını kesmemek, onu çolak ya da topal bırakmamak için yoğun bir mücadele verilir.
Ardından yoğun bakım günleri başlar. Çorba içirmek, tıraş etmek, tuvalet ihtiyacını gidermesine yardımcı olmak için verilen yeni bir savaş…
Analar, babalar kapılarda bekler. Görevliler hastanın enfeksiyon kapmaması için kimseyi içeri almak istemez ama analara, babalara da kıyamaz.
Sonra servise çıkarılırlar. Özel Cerrahi Kliniği.
Orada kendileri gibi insanlar vardır. Bu vatanı seven, sevdiğini korurken kendinden veren yiğit insanlar.
Ziyaretçiler gelir. Analar, babalar, komutanlar, hocalar, doktorlar, hemşireler, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, fizik tedavi uzmanları.
Günler bunlarla geçer.
Oradan başka bir yere nakledilirer: Silahlı Kuvvetler Rehabilitasyon Merkezi.
Orada, aslında bir daha asla tam anlamıyla parçası olamayacakları, toplum hayatına hazırlanırlar. Tedavileri devam eder. Rehabilitasyon programları uygulanır.
Sonra bir gün hayatla yüz yüze gelirler.
Artık zaman geçmiştir. (Varsa) kendi ayakları üzerinde durmaları gerekiyordur.
Tüm gaziler için hayat zordur. Ancak erbaş ve er gaziler için daha da zordur.
Açlık sınırının altındaki maaşlarıyla —abartmıyorum, gerçekten açlık sınırının altında— kira mı ödesinler, mutfak masraflarını mı karşılasınlar, çocuk mu okutsunlar, yoksa ömür boyu sürecek bakım ve tedavi giderlerini mi karşılasınlar?
Devletin verdiği tekerlekli sandalye rahatsız eder, yara yapar. Protez çorabı yırtılır; yenisini cebinden almak zorundadır. Sondası için ayrı para, bezi için ayrı para
Bir de yaralandığı, sakat kaldığı hâlde istenen maluliyet seviyesine ulaşamadığı için gazi sayılmayanlar vardır+++
. “Üzgünüz, sizin vatan sevginiz on santimetre eksik kalmış. Bu nedenle gazi olamazsınız.”
Dertlerini anlatmaya çalışırlar.
Geçinemediklerini, yavaş yavaş ölüme mahkûm olduklarını anlatmak isterler.
Son model, siyah renkli, çakarlı arabasıyla gelen biri çıkar:
“Arkadaşlar, gazilerimiz başımızın tacıdır. Ne yapsak hakkınızı ödeyemeyiz. Ancak devletimizin durumu da ortada…”
der ve son model çakarlı arabasına binip gider.
Bayram gelir, seyran gelir.
Telefon çalar:
“Sayın gazim, valimizin gaziler onuruna vereceği akşam yemeğine katılım sağlamayı düşünür müsünüz?”
Anlatamaz derdini.
“Ben yatalak durumdayım. Ellerim yok. Nasıl yemek yiyeceğim? Evimden çıkamıyorum ki. Bez paramı bile karşılayamıyorum. Oraya nasıl geleyim?” diyemez.
Bir komisyon kurulacaktır. Gazilerin sorunlarını çözecektir.
Komisyon üç yıl boyunca toplanır, dağılır. Her toplantıda pastalar, börekler yenir.
Ancak komisyon çalışmaları bir türlü sonuca ulaşmaz.
Gaziler de umutla bekler.
Bekler.
Daha çooook bekler.
Biz uyurken onlar uyumuyorlardı, şimdi biz uyumayalım da onlar rahat uyusunlar🫡🇹🇷🇹🇷
Bunu görmezden gelmeyin, ömürlerinin geri kalanında rahat edecekleri koşulları sağlayın lütfen @tcsavunma
. “Üzgünüz, sizin vatan sevginiz on santimetre eksik kalmış. Bu nedenle gazi olamazsınız.”
Dertlerini anlatmaya çalışırlar.
Geçinemediklerini, yavaş yavaş ölüme mahkûm olduklarını anlatmak isterler.
Son model, siyah renkli, çakarlı arabasıyla gelen biri çıkar:
“Arkadaşlar, gazilerimiz başımızın tacıdır. Ne yapsak hakkınızı ödeyemeyiz. Ancak devletimizin durumu da ortada…”
der ve son model çakarlı arabasına binip gider.
Bayram gelir, seyran gelir.
Telefon çalar:
“Sayın gazim, valimizin gaziler onuruna vereceği akşam yemeğine katılım sağlamayı düşünür müsünüz?”
Anlatamaz derdini.
“Ben yatalak durumdayım. Ellerim yok. Nasıl yemek yiyeceğim? Evimden çıkamıyorum ki. Bez paramı bile karşılayamıyorum. Oraya nasıl geleyim?” diyemez.
Bir komisyon kurulacaktır. Gazilerin sorunlarını çözecektir.
Komisyon üç yıl boyunca toplanır, dağılır. Her toplantıda pastalar, börekler yenir.
Ancak komisyon çalışmaları bir türlü sonuca ulaşmaz.
Gaziler de umutla bekler.
Bekler.
Daha çooook bekler.
Ah Be Genel Başkanım Ah Yetmedi Mi Yaralı Vücudunla Bu Kadar Mücadele Etmek…
Yaralı Bir Gazinin Hak Arayışındaki Hali….
Şehit Gazi Ailelerinin Özlük Hakkı İçin Ankara Güvenpark’ta Yapılam Eylemde Gecesini Gündüzüne Katıp Kahramanların Sesi Olmaya Çalışan Genel Başkanımız Gazi Emrullah Aktaş
Yaralı Vücuduyla Direnmeye Çalışıyor.
Dağlarda Vatani Görevini İfa Ederken Zorlu Koşullara Alışkın Olan Genel Başkanımız Yaralı Vücudu ve Yaşının Verdiği Etkisen Dolayı Güvenpark’ta Çimlerin Üzerinde Uyuya Kalan Bir Resmi.
Genel Başkanımız Şuan Yumuşacık Yatağında Yatabilirdi Ama O Hak Arayışı İçin Mücadele Veriyor.
Genel Başkanımız Büyüğümüz Sen Her Daim Varol..
Başımızında Eksik Olma.
Ah Be Ah
Bizler Sizler İçin Vatan Savunmasında Canımızı Hiçe Sayarken, Uzuvlarımızı Kaybederken Sizler Bizleri Görmezden Geliyorsunuz.
İki Gözünü Vatan Savunmasında Kaybeden Kahraman Gazimiz Mehmet’in Hak Arayışındaki Sesini Nasıl Görmezden Gelirsiniz.
Bunlar Sizin Kardeşleriniz Evlatlarınız Abileriniz….
ALLAH için AHDE VEFA borcunuzu bize Gazileri görmemezlikten gelerek mi ödüyorsunuz.
Bir tanenizde ALLAH razı olsun deseniz bizlere yeterdi..
Sizleri Gazilerin Güvenpark’ta Hak arayışındaki oturma eylemine davet ediyoruz.
#Gazilerkimsesizkaldı
#Gazilersizleriçincanlarındanvazgeçti
#SesimizeSessizKalmayın
@Eftelya23397097 Kardeş,kuzen, dayı,koca fark ediyor sanki,bir de ağlıyor... Tutan birbirini beceriyor zaten aq mezoesegi, ne ağıt yakıyorsun bu kadar... Mokar namirin