BAZI İSİMLERİN DİKKAT ÇEKEN AKRABALARI VE HISIMLARI:
Tera Yatırım'a operasyon yapıldı.
Yönetim kurulu üyelerinden biri Prof. Kerem Alkin.
Bir diğer yönetim kurulu üyesi Prof. Emre Alkin.
Babaları Prof. Erdoğan Alkin.
Ekonomist Erdoğan Alkin 90'lı yıllarda TRT'de program da yapardı.
Kerem Alkin Topkapı Üniversitesi Rektörü.
Bu üniversitenin eski adı Ayvansaray Üniversitesi idi.
Ondan önceki adı Plato Meslek Yüksek Okulu idi.
Kurucusu yönetmen Sinan Çetin'di, daha sonra sattı.
Sinan Çetin'in ağabeyi ise yapımcı Sabahattin Çetin.
Yaptığı filmlerden biri, banker faciasının patladığı yıl olan 1982 yılında gösterime giren Faize Hücum'du.
(Bugün olsaydı Fona Hücum olurdu!)
Emre Alkin diyorduk mesela.
Emre Alkin, Ecevit'in son Başbakanlığında 2 numaralı isim olan Hüsamettin Özkan'ın kızıyla evlendi. Boşandı.
Hüsamettin Özkan'ın diğer kızı ise Turgay Ciner'le evli.
Özkan'ın dayısı, Saray Halı'nın sahibi ve Beykoz Konakları'nı yapan Necati Kurmel.
Özkan'ın ağabeyi, 1990'da ilçe olan Bayrampaşa'nın ilk Belediye Başkanı Necdet Özkan'dı.
Necdet Özkan'ın bacanağı, aynı hükümette Maliye ve Gümrük Bakanı olan Sümer Oral'dı.
Necdet Özkan'ın kayınbiraderi Orhan Asiltürk'tü.
Orhan Asiltürk, önce Çatalca'nın sonra Şişli'nin eski Belediye Başkanı Gülay Asıltürk'le evliydi. Boşandı. Haklarında onlarca soruşturma açıldı.
Bakanlar, Başkanlar demişken...
Emre Tezmen'in yönettiği Tera Yatırım'ın büyük hissedarı Oğuz Tezmen. Emre Tezmen'in babası.
90'ların ortasında Çiller hükümetinde geçici olarak Ulaştırma Bakanlığı yaptı.
(Anayasa değişikliği öncesi seçimlerden 3 ay önce Ulaştırma, Adalet ve İçişleri Bakanları istifa etmek zorundaydı. Yerine seçime kadar siyaset dışı biri atanırdı. Gereksiz bir uygulamaydı, kaldırılması yerindedir.)
Oğuz Tezmen bi' ara Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanlığı da yaptı.
Türk Telekom'da Yiğit Bulut da görev yapmıştı.
Yiğit Bulut, Aydın Doğan'ın bacanağı Namık Kemal Zeybek'in damadıydı. Sonra boşandılar.
Hatta Özal'ın Adalet Bakan Oltan Sungurlu, Aydın Doğan'ın eşinin teyzesiyle evli.
Bunları yazarken, adı anılan isimlerin hepsi Tera soruşturmasının tarafıdır demiyorum.
Sadece bazı isimler bazı isimleri çağrıştırdı, onu yazdım.
Fakat şunu da ekleyeyim:
Bu fon pilavı çok su kaldırır.
Pilav demişken... Pirinç pilavının içinde beyaz bir taş kaldığında dişi kırar.
Ondan sonra ayıkla pirincin taşını...
Sadece meyhanelerin fotoğrafını çekerseniz, "Ülkede ne kadar çok içki içen var" dersiniz.
Sadece üniversite sayısına bakarsanız "Kültürlü insan ne kadar çok" dersiniz.
Sadece kent lokantası kuyruğuna bakarsanız "Ne kadar yoksul bir ülke" dersiniz.
Sadece "bistro cafe"lere bakarsanız "Ne kadar zengin bir ülke" dersiniz.
Biz bu zaviyeden bakanlara literatürde "geri zekalı", terminolojide "trol kafa" diyoruz.
Kabine değişikliği konuşuluyor.
Gerçi hep konuşulur.
"Kulis bilgisini aktarıyorum" denilir ama hepsi üfürmedir; atanmak isteyenin suflesinden ibarettir.
Bazı bakanlar değişeceği zaman bazı bakanlıkların adının değişmesi de gerekir.
1) Hazine ve Maliye Bakanlığı ikiye ayrılmalıdır.
Hazine, dağın ardında ne var, zirvesinde hangi taşlar var, ona bakar. Bakmak yetmez görmesi lazımdır.
Maliye ise, yağmurda karda rüzgarda dağın zirvesinden aşağı düşen taşları toplayan makamdır. O taşlara vergi denir.
Hazine, para nasıl kazanılır, ona bakar.
Maliye ise kazanılmış (hatta bazen kazanılmamış) para nasıl toplanır ona bakar.
2) Kültür ve Turizm ayrılmalıdır.
Kültür turizmi Turizm'i, turizm kültürü Kültür'ü ilgilendirir.
Buraya kadar tamam ama Alaçatı'daki butik otel ile Ayasofya'yı aynı bakanlığın yetki ve denetim alanına sokmak abestir.
3) Çevre ve Şehircilik ayrılmalıdır.
Çevre deyince akla mesela "çimen" de gelir.
Şehircilik deyince akla mesela "çimento" da gelir.
Tarım arazisine ev yapılmaz. Çimentoda çimen yetişmez.
Yeni bir eğitim- öğretim yılına, yeni umutlar ve yeni heyecanlarla başlıyoruz.
2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı’nın, başta sevgili öğrencilerimiz olmak üzere, vefakâr öğretmenlerimize, fedekâr velilerimize ve tüm eğitim camiamıza sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyorum.
Ailelerinin umudu ve Azîz Milletimizin geleceğinin teminatı olan evlatlarımızın, bilgi, görgü, ahlak ve güzel değerlerle yetişeceği başarılı bir yıl olmasını, Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum.
Yeni eğitim öğretim yılımız, başarılar ve güzelliklerle dolu, hayırlı bir yıl olsun.
Bayrampaşa Kaymakamı, aziz dostum Sayın Abdullah Çiftçi’yi makamında ziyaret ettim.
2014 yılında, Suriye’deki zulümden kaçarak Suruç’a sığınan kardeşlerimize, devletimizin şefkat elini uzattığımız zor günlerde birlikte görev yaptık. O günlerdeki müşfik gayreti, insanî hassasiyeti ve devlet adamlığıyla hafızamızda müstesna bir yer edinen kıymetli dostumla, yıllar sonra geçmişi ve güzel hatıralarımızı yeniden yâd ettik.
Haliliye Belediyesi Kurucu Başkanı olduğumuz dönemde birlikte görev yapmaktan onur duyduğum, Abdullah Çiftçi ile devlet hizmetinde, insanlara hizmet için omuz omuza verdiğimiz günleri bir kez daha hatırladık.
Nazik ev sahipliği, samimi sohbeti ve kadim dostluğu için kendisine gönülden teşekkür ediyorum.
Bazı dostluklar zamana yenilmez; yıllar geçtikçe daha da kıymetlenir.
Vefa, hatıralarda değil, gönüllerde yaşanır.
@abdullahciftci7
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
Ailemizin kıymetlisi, gözümüzün nuru, kalbimin meyvesi, evladım Fatma Zehra’mız, Rahmet-i Rahman’a kavuşarak ebedî âleme irtihal etmiştir.
Bu büyük acımızı paylaşarak,
en zor günümüzde yanımızda olan, acımızı paylaşan ve dua eden herkese şükranlarımı arz ediyoruz..
Biricik Fatma Zehra’mızı dualarınızdan eksik etmemenizi istirham ediyoruz.
Rabbim evladımıza rahmetiyle muamele etsin, mekânını cennet, makamını âli ve Peygamber Efendimize komşu eylesin.
Rabbim bizleri biricik evladımızla cennetinde yeniden kavuşmayı nasip eylesin..
Amin.
Abdulkadir Emin Önen ve Ailesi
Alttaki tivitimde belirttiğim ihtiyaca binaen 528.000 liranın 405.000 lirası toplanmış.
Eksik de kalsa bu kadar önemli bir meblağın toplanmış olmasından dolayı mutluyum.
Katkıda bulunan, katkıda bulunmak isteyip de bulunamayan herkesten Allah razı olsun.
Bugün Süleymaniye Camiinden Vezneciler'e yürürken sağda bir sahaf dükkanı gördüm.
İçeriye girdim, bir kişi kitaplara hevesle bakıyor, sahifeleri çeviriyordu.
Bu kişi, 88 yaşında olan ve ikizi Tıp Profesörü Hüsrev Hatemi'yi 5 ay önce kaybeden Hukuk Profesörü Hüseyin Hatemi ( @Elifhevav ) Hocamdı.
Bazı görüşlerini benimsemeyebilirsiniz; fakat ilim adamlığıyla bu memlekete katkı sağlamış olan, 12 Eylül darbesinin gadrine uğrayıp öğretim üyeliğine son verilen, inandığı değerler hususunda mücadeleden imtina etmeyen bir isimle karşılaşmış olmak beni mutlu etti.
İstanbul Hukuk'tan mezun olduğum seneden 1 yıl sonra tekrar aynı fakültede derslere girmeye başlayan Hocamın okuma aşkını devam ettirişi bir başka meziyettir.
Atatürk'ün vefatından 1 ay sonra doğan Hüseyin ve Hüsrev kardeşleri geçen yıl ziyarete hususen gidecektik kardeşimle.
Zira biri Tıp Profesörü, diğeri Hukuk Profesörüydü.
Ben hukukçuyum, kardeşim ise tıp profesörü.
Tecrübelerinden istifade etmek bizi çok mutlu edecekti.
Hüsrev Hatemi dar-ı bekaya göçtü; görüşemedik. Allah rahmet eylesin.
Ömrümüz vefa ederse kardeşimle birlikte en kısa süre içinde Hüseyin Hatemi Hocamı ziyaret edeceğiz inşallah.
Milletvekilimiz M Emin Önen,
Allah rahmet eylesin , başta şahsınız olmak üzere kıymetli ailenize ve tüm yakınlarınıza sabır ve başsağlığı diliyorum.
Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin. Bu acı ve zor gününüzde , Allah’ım yar ve yardımcınız olsun amin @eminonen
5 CUMHURBAŞKANI ARASINDAKİ HISIMLIK VE AKRABALIK BAĞLARI:
Cumhurbaşkanları Atatürk, İnönü, Fahri Korutürk, Kenan Evren, Ahmet Necdet Sezer arasında bir şekilde hısımlık bağı var. Şöyle ki:
1) Atatürk'ün eşi Latife Hanım'dı.
Latife Hanım'ın kız kardeşlerinden biri Vecihe Hanım.
( İzmir Belediye Başkanı Muammer Uşşaki'nin kızlarıydı.
Muammer Uşşaki ile Aşk-ı Memnu'un yazarı Halit Ziya Uşaklıgil amcaoğulları.
Halit Ziya 4-5 yıl boyunca İttihat Terakki döneminde Sultan 5. Mehmet Reşat'ın mabeyn başkatibi yani bir nevi Özel Kalem Müdürüydü.
Halit Ziya'nın oğlu Büyükelçi Bülend Uşaklıgil'in kızı Emine Uşaklıgil.
( Halit Ziya'nın diğer oğlu Vedat, Atatürk'ün Çankaya'sında çalışıyordu, Tiran'da intihar etti.)
Emine Uşaklıgil aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi'nin kızının kızıdır.
Emine Uşaklıgil'in eski eşleri Asaf Savaş Akat ve Vahdeddin'in torunlarından Rıfat İbrahim.)
Pardon, ben Cumhuriyet'in kurucusunun diğer cumhurbaşkanlarıyla olan hısımlık bağını yazacakken konu Cumhuriyet gazetesinin kurucusunun akrabalık bağına geldi; geçiyorum, 2. maddeyle devam ediyorum.
2) Atatürk'ün baldızı Vecihe, Süreyya (İlmen) Paşa'nın oğlu Hayri ile evlendi.
Süreyya Paşa, Kadıköy'e ilk sinemayı/operayı getiren; Maltepe'de göğüs hastalıkları hastanesi kurup bağışlayan, Maltepe'de bir semte adını veren bir müteşebbis.
Bu arada, Kadıköy'deki bu ilk sinemanın ilk müdürü Hikmet Nazım... Nazım Hikmet'in babası.
Daha sonra Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü oldu.
Nazım'ın teyzesinin oğlu, Milli Mücadele''nin ilk 5 isminden biri olan Ali Fuat Cebesoy.
Bakınız, yine konu konuyu açıyor; ben 5 cumhurbaşkanı arasındaki hısımlık bağından bahsedecektim, hemen başka konuya atlıyorum, o yüzden bu konuyu atlıyorum.
3) Atatürk'ün baldızı Vecihe ile Süreyya Paşa'nın oğlu Hayri evlenmişti ya; işte bu evlilikten Erdem doğdu.
Erdem kiminle evlendi?
İnönü'nün kardeşi Rıza Temelli'nin kızı ile evlendi.
(İnönü'ye soyadını veren Atatürk olduğu için ve bu soyadını başkası alamayacağı kanunla belirlendiği için kardeşinin soyadı Temelli.)
4) Kim evlenmişti? İsmet İnönü'nün yeğeni ile Atatürk'ün baldızının oğlu evlenmişti.
Bu evlilikten Ömer Aral doğdu.
Ömer Aral, Fahri Korutürk'ün baldızı Saynur Cimcoz'un oğlu.
Böylece, Atatürk, İnönü, Korutürk arasındaki, sona erse de hısımlık bağını aktarmış oldum.
Şimdi gelelim; Kenan Evren'le olan bağa.
5) İsmet İnönü'nün oğlu Ömer, Engin Hanım'la evlendi. (Soyadını bilmiyorum.)
Engin Hanım'ın kardeşi Hakkı.
Hakkı Bey, Yeter Göksu ile evlendi.
Yeter Göksu'nun kardeşi Maksut Göksu.
Maksut Göksu, Kenan Evren'in kızı Miray ile evlendi.
6) Ahmet Necdet Sezer'e gelelim:
Sezer'in eşi Semra Hanım'ın dedesi Faik Bey.
Faik Bey ile İsmet İnönü'nün babası amcaoğulları. Kürümoğulları diye bilinir.
----
Evet hısımlık elbette, boşanmayla sona erer.
Fakat boşanmalar olmasa hısımlık bu şekilde tezahür edecekti.
Arada mesela Celal Bayar kaldı, Cemal Gürsel kaldı.
Celal Bayar ile benim aramdaki ilinti ise şöyle:
Bayar, Bursa Gemlik Umurbe beldesinden.
Yeni Şafak yazarı Mehmet Şeker'in Umurbey'de doğduğu ev Bayar'ın vefatından sonra istimlak edildi, yerine Bayar'ın anıtmezarı inşa edildi.
Bu hususu kendisinden dinlediğim Mehmet Şeker aile dostumdur!
Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V)' in, âlemlere rahmet olarak dünyaya teşrif ettiği Mevlid-i Nebi Gecemizi tebrik ediyorum.
Mevlid Kandili'nin; size, sevdiklerinize, Azîz Milletimiz'e, İslam Alemi'ne ve bütün insanlığa; barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.
Efendimiz Hazreti Muhammed (S.A.V)'e salât ve selam olsun.
Dualarımız kabul, ibadetlerimiz makbul olsun.
#MevlidKandiliMübarekOlsun
"Yürü dese dağlar yürürdü.
Dur dese kalpler dururdu.,,
Dizeleri;
şahsiyetinde ve mücadelesinde vücut bulan,
büyük dava ve mücadele adamı,
1980 öncesinde
destanlar yazan neslin en çetin şartlarında, İstanbul Ülkü Ocakları'nın Efsane Başkanı,
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve 21. Dönem İstanbul Milletvekilimiz,
vefa abidesi azîz dostum, kardeşim, ülküdaşım,
Sayın Mustafa VERKAYA'nın vefatını tarifsiz bir teessürle öğrendim.
Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine,
büyük mücadelesinde dava ve yol arkadaşlarına,
Ülkücü Camia'ya sabırlar niyaz ediyor, taziyetlerimi sunuyor, başsağlığı diliyorum.
Mekânı cennet, ruhu şâd, makamı alî, kabri nur olsun.
#HüvvelBakî.
Urfalıya hakaret etmeyi marifet sananlara bir çift sözümüz var:
Bu şehir sizin seviyesiz sözlerinizle küçülmez; asıl siz, söylediğiniz sözlerin altında kalırsınız.
Şanlıurfa; kadim tarihi, kültürü ve milyonlarca insanıyla bizim ortak değerimizdir. Bu şehrin insanlarını topluca aşağılamaya kalkmak ne cesarettir ne de ifade özgürlüğüdür; düpedüz hadsizliktir.
Şanlıurfa’nın insanına, onuruna ve değerlerine dil uzatan herkes, söylediği sözlerin hesabını hukuk önünde verecektir.
Şanlıurfalı hemşerilerim de bilsin ki; kendisini kamu kurumunda öğretmen olarak tanıtan bu kişinin söz konusu sıfatının gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiş ve hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.
Sosyal medyada atıp tutmak kolaydır. Şimdi söylediği sözlerin hukuk önünde hesabını verme zamanıdır.
Urfalıya dil uzatmadan önce iki değil, on kere düşünmek gerekirdi.
#YKS de hedefine ulaşarak, istediği okullara kayıt yapacak gençlerimize
yüksek öğretimde başarılar diliyorum.
Hedefine ulaşamayan gençlerimiz, bugünden başlayınız, yeni sınava hazırlanınız.
Unutmayınız ki; aileniz ve öğretmenleriniz başarınızdan fazla, sizi çok seviyor.
Ailenizin umudusunuz, milletimizin istikbâlisiniz.
Allah sizleri korusun.
#GençlikGeleceğimizdir
KADINLAR KENDİLERİNİ KULLANILMIŞ HİSSEDİYORLARMIŞ. Ne kadar acı acı cümleler sıralanıyor.
Sadece bu kadın değil birçok kadın, hayat arkadaşı kocasına, asli görevlerinden birisini yapan kadını bu şekilde tahrik etmiş oluyor.
Erkekler de o zaman şöyle mi demeli:
Bu kadın beni hiçbir zaman hatırlamıyor, görmüyor yok sayıyor ama ne zaman paraya ihtiyacı olursa beni o zaman hatırlıyor.
Dolayısıyla beni cüzdan olarak görüyor. Benim paramı kullanıyor diye mi düşünmeli o zaman?
Siz hayat müşterektir diye bir şey bilmiyor musunuz?
Evlenirken kadın ve erkek biri diğerinin tüm ihtiyaçlarını ve bu bağlamda cinsel ihtiyaçlarını, öbürü de hayat arkadaşının maddi manevi tüm ihtiyaçlarını karşılayacak diye söz veriyor, imza atıyor, taahhütte bulunuyor.
Kadın ve erkek birbirlerine evlenirken demiş oluyor ki; evlilik kaynaklı tüm ihtiyaçların bundan sonra benim tarafımdan karşılanacaktır.
Sen bir kadın olarak evlenirken imzanı at, taahhütte bulun, adamla ölene kadar evlilik akdi gerçekleştir, sonra adamın mahrem ihtiyaçları için
yok bana iltifat etmedin
yok beni değersiz hissettirdin
yok bana benim ne kadar değerli olduğumu fark ettirmedin
yok bana güzel sözler söylemedin
yok bana hediye almadın
yok başka erkeklerin karılarına yaptıklarını yapmadın
yok beni cinsel obje olarak görüyorsun vs vs vs diye erkeğe aşılmaz çıtalar koy.
Her gün yeni engeller çıkar. Adam iş yerinde uğraşsın, çırpınsın, didinsin, bu yetmez iş yerinden eve dönerken karısına hangi iltifatı, hangi sözü söyleyeceğini düşünsün.
Çünkü aynı sözü söyleyemez aynı sözü söylerse kadın kendini değersiz hissedermiş.
Her gün yeni bir söz bulmak zorunda. Senede 365, 10 senede 3650 kelime eder.
Adam bunların hepsini bulmak zorunda.
Her defasında yeni yeni iltifatlar, hediyeler, davranışlar geliştirmek zorunda yoksa kadın kendisini değersiz hissedermiş.
İşte kadınımızı bu tür çıtalar koydurtarak erkeğiyle çatıştırıyorlar.
Halbuki bir erkek evinin ihtiyaçlarını karşılamak için çırpınıyorsa, evini ihtiyaç içinde bırakmıyorsa o, karısına da evine de çocuklarına da asgari ilgiyi göstermiş olur.
Daha fazla ilgi göstermiş olsa iyi olmaz mı, tabii ki iyi olur ama her defasında ortalıkta, sürekli yükseltilen ilgi çıtaları erkeği canından bezdiriyor.
Eve dönerken erkek iş yerinde yaşadığı stresin aynısını yolda yaşayacak.
Çünkü karısına dünden farklı ne söyleyecek?
Bir gün, üç gün, beş gün, bir hafta, iki hafta, 1 ay, 3 ay, 5 ay öncesinden söylemediği hangi cümleleri söyleyecek, hangi davranışları kullanacak. Bunları düşünüp bulmak zorunda.
Ama kadın eşine hiçbir şekilde iltifat etmeyecek.
Bakın, biz bunu söylerken kadına da kocasına iltifat etmesi bağlamında çıta üstüne çıta koymuyoruz.
Kocası kadına şu şekilde iltifat etmiyor, değer verdiğini göstermiyor derken karısı kocasına değer veriyor mu vermiyor mu diye soruyor musunuz?
Her işten döndüğünde ya da her işe giderken kadın kocasına her gün yeni yeni iltifatlar yeni yeni davranışlar sergiliyor mu diye soruyor musunuz?
Evin rızkını temin ediyorsun, Allah razı olsun, eline, emeğine sağlık türünden her Allahın günü ve her gününde de değişik değişik iltifatlarda kadın bulunuyor mu?
Kadınlara bu tür iltifat çıtaları koyuluyor mu?
Kadınların kocalarına göstermediği bu iltifat çıtaları erkeklerden neden bekleniyor?
BAKIN BUNLARI REDDEDİYOR DEĞİLİM.
Kadınlar ve erkekler birbirlerine elbette güzel davranmalılar ama bu mecburiyet haline getirilmemelidir.
KADIN DA ERKEK DE EVLİLİK KAYNAKLI İŞLERİNİ YAPIYORSA KARŞILIKLI BİRBİRLERİNE İLTİFATLAR EDİYOR , DEĞER VERİYOR DEMEKTİR.
Bunun üzerine lüzumsuz çıtalar koymak sadece çiftleri yorar, evlilikleri yıkar.
Fakat ne yazık ki görüyoruz ki bu tür kişiler evlilikte çıta üstüne çıtalar koyarak kadınlarımızı, hayatına almış oldukları erkeklerden soğutuyorlar.
Bunun devamında da sergilemiş oldukları soğuk davranışlarla da erkeği canından bezdiriyorlar ve o yuvanın dibine dinamit koymuş oluyorlar.
Medyada çok pis insanlar var.
Ciğerlerini biliyorum. Beş para etmez.
Çok donanımlı olup ekran ekran dolaşan ama pis işlere bulaşanlar da var.
Bomboş olup ekran ekran dolaşıp pis işlere bulaşanlar da var.
Tertemiz olup boşta olanlar da var.
Temizlik çok güzel bir şey.