@ustaelement@QhcCc422 Siz şunu anlamamak için ısrarla mücadele ediyorsunuz. Kimse hak ettiği yerde değil... şimdi adı üzerinde emekliliği gelmiş diyorsunuz yani bu adam paranın para olduğu zamanda başlamış, gerekeni yapmış. Şimdi başlayan memur evi unutsun. Arabayı da belki alabilir...
@ustaelement Şimdi duruma üzülmekle beraber benim anlamadığım memur da lord olmadı ki. İmalatçı, memur, işçi, çiftçi sanayici tamirci ya kime sorarsan sor senin durumunda. Diğer tüm söylediklerinde haklısın. Gerçekten geçmiş olsun. Allah gönlüne göre versin.
@ozerkochan@TeraHisseSesi Tespitin dibi aw. Bu seçmen yine iki din Allah seccade türban dediler mi her boku unutur verir 😀😀😀🤦 sandık mandık yazmış ahhdhd 😀
Milli Eğitim Bakanlığının yazılı sınavlara günler kala yürürlüğe koyduğu Ortak Yazılı Sınav Sistemi, öğretmenin mesleki özerkliğini yok sayan, eğitim ve ölçme-değerlendirme sürecini merkezileştiren antidemokratik bir uygulamadır.
Öte yandan, MEB’in yayımladığı ‘Okul Geneli Ortak Yazılı Uygulama Takvimi’nde 10 Kasım 2026 tarihinde ortak yazılı sınav planlandığı görülmektedir.
10 Kasım, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anma günüdür. 10 Kasım’da okullarımızda anma törenleri yapılır, öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz saygı duruşunda bulunur, günün anlam ve önemine uygun etkinlikler düzenlenir. Böyle bir güne sınav koymak, eğitimin Cumhuriyetin temel ilke ve değerlerinden koparılmasına yeni bir örnek teşkil etmektedir.
20 Ekim 2026 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğüne yazılı başvuruda bulunduk.
Başvurumuzda, 10 Kasım’da yapılacak sınavların okullarda düzenlenecek tören ve etkinlikleri aksatacağını, öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin hazırlığını olumsuz etkileyeceğini vurgulayarak, Bakanlıktan 10 Kasım 2026 tarihinde yapılması planlanan tüm ortak yazılı sınavların başka bir güne ertelenmesini ve takvimin yeniden düzenlenmesini talep ettik.
Bu, 10 Kasım’ın anlam ve önemine sahip çıkmak için dile getirdiğimiz en acil taleptir. Asıl talebimiz ise antidemokratik OYSS uygulamasının tümüyle kaldırılmasıdır.
Başvuru İçin Tıklayınız
https://t.co/x7l70oyU4R
Fatma Betül Sayan Kaya'ya 2 milyar tl vurgun yaptıktan sonra verilen cezalar
- Whatsapp gruplarından çıkarılmak
- Ablasını Finlandiya Büyükelçisi yapmak
@insaatdoktoru Eskiden çağırdım bakıma. Sadece Brulor yıkayıp giderlerdi. Kazıklanmışım... Youtube dan izleyeyim dedim. Adamlar baca-fan, filtre temizliği genleşme tankı kontrolü yapıp mis gibi halledip yapıyorlar. Bu işlerde tanıdık da lazım biraz.
@sivriikalemler dakika kontöre tabiydi.
-Nokia nın 33xx serisi telefonları dayanlıklı kasalarıyla meşhurdu. Babalarımız yenisini alınca biz eskilerine talip olurduk. Gözümüz gibi bakardık. Her neyse çok ama çok mutluyduk. 🙂
@sivriikalemler -Avea eski ismi Area idi. Telefon operatörüydü. Telsim de Vodafone oldu sonradan.
-0.facebook resimsiz Metin bazlı light versiyondu. Çok az internet yerdi.
-WhatsApptan önce herkes bununla görüşür, tanışır, anlaşırdı.
-faturasız hatlarda TL değil, kontör vardı. Konuştuğumuz her++
ÖNCE TELE1, ŞİMDİ HALK TV!
Halk TV’ye kayyım atandı, ekran karartıldı!
Yapılan açıklamada, Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamalarıyla soruşturma yürütüldüğü; 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, 11 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
Peki, gazetecilikten, gerçeklerden, halkın haber alma hakkından bu kadar mı korkuyorsunuz?
Suç varsa hukuk gereğini yapar. Ancak bir soruşturmayı gerekçe göstererek televizyonun yönetimine el koymak, yayınlarını durdurmak hangi demokrasi anlayışına sığar?
Önce TELE1, şimdi Halk TV…
Daha kaç televizyonun ekranı karartılacak? Daha kaç gazetecinin sesi kesilecek?
Bugün yaşananları yalnızca Halk TV’ye yönelik bir müdahale olarak görmüyorum. Bu, bağımsız gazeteciliğe, basın özgürlüğüne ve toplumun haber alma hakkına verilmiş bir gözdağıdır.
Anayasa’nın 28. maddesi açık:
“Basın hürdür, sansür edilemez.”
Peki, gerçek ne?
Basın hür değildir! Sansür ediliyor!
Anayasa’da güvence altına alınan bir hakkın, uygulamada nasıl ortadan kaldırıldığını hep birlikte görüyoruz.
Gazetecileri susturabilirsiniz, ekranları karartabilirsiniz. Ama gerçekleri ortadan kaldıramazsınız.
TÜRKİYE’DE ÖZGÜR BASIN SANSÜR EDİLMİŞTİR.
BUGÜN KARA ÇARŞAMBA OLARAK TARİHE GEÇECEKTİR.
Halk TV’ye kayyum atanması ve yayının durdurulması, halkın haber alma hakkına ağır bir müdahaledir.
Fon vurgununu gündemde tutan, mağdurların sesini duyuran ve sorumlulardan hesap soran basının hedef alınmasını siyasi bir susturma operasyonu olarak görüyorum.
Vurgunun hesabını vermesi gerekenler yerine, vurgunu sorgulayanlar susturuluyor.
Anayasa açık: “Basın hürdür, sansür edilemez.”
Hukuk, gerçekleri örtmenin ve muhalif sesleri bastırmanın aracı yapılamaz.
Bu sansür, baskıcı yönetim anlayışının açık göstergesidir.
EKRANI KARARTARAK FON VURGUNUNUN ÜZERİNİ ÖRTEMEZSİNİZ.
ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ.
🗣️Ev hapsi cezası alan İsmail Saymaz:
“Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas hayırsever vatandaş muamelesi görürken, bizler vurguncu gibi ev hapsine tıkılıverdik, iyi mi!”
• Bir gün Süleyman Soylu’yu arayacağımızı, arkasından “Meğer ne demokrat adammış” diyeceğimi hiç düşünmezdim.
• Yaşadıklarımız bana bu sözleri söyletiyor.
• Yakın Türkiye tarihini unuttuğumu ve hafıza kaybı yaşadığımı sanmayın. Müsade edin, anlatayım;
• Soylu, 2016 yılından 2023’e kadar İçişleri Bakanıydı.
• AK Parti iktidarının kudretli ismiydi. Erdoğan’dan sonraki lider diye işaret ediliyordu. Ona destek veren trol ağları vardı. Güç zehirlenmesi içerisindeydi.
• Muhalif siyasetçilere ve gazetecilere tehditler savuruyor, hakaretler yağdırıyordu. Kanun dışı yöntemler önerebiliyordu.
• Halka “CHP’lileri şehit cenazelere sokmayın” diyordu mesela. Polisleri uyuşturucu satıcılarının kolunu bacağını kırmaya davet ediyordu. Kaymakamlara “Siz yapın kanun geriden gelir” tavsiyesinde bulunuyordu.
• Gün geldi, duvara çarptı. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’la karşı karşıya geldi.
• Sedat Peker, Soylu’ya savaş açtı. Her akşam TV kanallarında Soylu tartışıldı. Sert bir irtifa kaybı yaşadı.
• 15 Temmuz gecesi sivillere silah dağıttırdığından, Ayhan Bora Kaplan ve adamlarını TRT’ye çağırdığından söz edildi. Ailesi suçla ilişkilendirildi.
• Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın Soylu’ya yakın isimleri gözaltına aldığı için Ankara’dan gelen telefonla intihara sürüklendiği ileri sürüldü.
• Hiçbir gazeteci tutuklanmadı.
• Soylu, ne yaptı? Tuttu, canlı yayına çıktı.
• Aralarında ben ve Merdan Yanardağ’ın da olduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hakkındaki her iddiayı Soylu’ya sorduk. Cevap alamadık, o ayrı.
• Erdoğan sahip çıkmadı Soylu’ya. Bahçeli olmasaydı, Peker karşısında yapayalnız kalacaktı.
• Soylu, aleyhinde en çok yazı yazanlardan biri olmama rağmen suç duyurusunda bulunmadı.
• Hiçbir gazeteci, Soylu’nun şikayetiyle gözaltına alınmadı ve tutuklanmadı.
• Ne internet siteleri kapandı... Ne X hesapları.
• Soylu bakanken, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan tarafından aleyhinde SS adlı bir kitap yayınlandı.
• Soylu, dava açmadı. SS’in toplatılmasını istemedi.
• Bugün bakanların aleyhinde kitap yazabilmek mümkün müdür?
• Kaya dışarı, biz içeri... Geçtim kitabı... Haber yazılamıyor, fotoğraf paylaşılamıyor.
• Ben ve Murat Ağırel üç gündür ev hapsindeyiz, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı ise cezaevinde.