Beşinci kol faaliyetleri sanılanın aksine, büyük oranda profesyonel ve maaşlı casuslar eliyle yürütülmez. Bu faaliyetler daha ziyade; burslarla, fonlarla, uluslararası ağlarla ve "küresel değerler" makyajıyla zihnen teslim alınmış objektif ajanlara dayanır.
Emperyalist merkezlerin çıkarlarına gönülden hizmet eden bu mankurtlaşmış kitle, kendi ülkelerinin o merkezlerden bağımsız bir geleceği olabileceğini hayal bile edemez. Onlara göre Türkiye'nin çıkarları ile Atlantik'in çıkarları ebediyen birbirine bağlıdır ve başka türden düşünme yetilerini çoktan yitirmişlerdir.
Beslenip büyütülür; derneklere, vakıflara, şirketlere, siyasi partilere, bürokrasiye ve medyaya egemen hâle getirilirler. Ardından da ellerine geçen her fırsatta, güçleri ve imkânları nispetinde ülkeyi peyderpey satarlar. Özünde her biri, emperyalist sistem tarafından devşirilmiş birer gönüllü köledir. Söz meclisten dışarı.
Cemil İpekçi'den Belediye Kafe Eleştirisi
Bodrum'da yaşamını sürdüren ünlü modacı Cemil İpekçi, Bodrum Belediyesi'ne ait kafelerde fiyat politikasını eleştirdi.
Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan ünlü modacı, Bodrum Belediyesi kafelerindeki fiyatların özel işletmelerle yarıştığını söyledi. Kafelerin halka hizmet için var olduğunu ifade eden İpekçi, Bodrum Belediyesi'ne uyarılarda bulundu. Ünlü modacı Cemil İpekçi, şu ifadelere yer verdi;
"Şu anda Bodrum'da Mahfel Belediye Kafesi'ndeyim. Çok üzücü bir şey, çünkü biliyorsunuz belediye kafeleri daha çok emekliler ve durumu müsait olmayanlar için en uygun yerlerdi. Aynı zamanda Bodrum'da yaşayanlara da bir kart çıkıyordu, yüzde 10 gibi yüzde15 gibi de bir indirim yapılıyor idi.
Fakat şu anda sadece çay, kahve ve tost ve sigara böreği yapıyorlar. Geri kalan hiçbir şey yapmadıkları gibi rakamlar da neredeyse özel kafelerle aynı fiyat. Bodrum zaten pahalı bir yer diye söylüyoruz, evet pahalı restoranlar var ama belediye kafeleri eğer bu fiyatları yapıyorsa tabii ki özel restoranlar, özel kafeler de bunun iki misli yapıyordur.
Yani bir hamburgeri 500 liraya yiyorsanız —ki düşünün bir emeklinin ya da birinin 500 lira hamburger yiyecek— eğer kartı yoksa. Çayı 20-25 liraya içecek, kahveyi 80 lira —yakında 90 olur herhalde— içecek. Ki bir paket kahveden kaç tane çıkar onu da bilemiyorum. Ve bu, Bodrum Belediyesi'nin kafesi. Halka hizmet için açılmış bir kafe. Yani bu özel bir yer değil ve bunu anlatmak mümkün değil, anlamak da mümkün değil. Tamam, ben kendim Allah'a şükür gelip kahvemi içebiliyorum, onu yapabiliyorum ama bu konuşmamı kendi halkımız için yapıyorum. Burada yaşayan ve çok az imkanlarla yaşayan ama Bodrum'da yaşayan insanlar var ve gidebilecekleri tek yer belediye kafeleri.
İnşallah akılları başlarına gelir. Burada oturan halk için olan o indirimleri tekrar koyarlar, fiyatlarını da bir kere daha gözden geçirirler. Buradan Sayın Bodrum Belediye Başkanı'na ve bununla ilgililere bu mesajı veriyorum. Böyle devam ederseniz valla bilmiyorum bundan sonrası ne olur sizler için, seçimlerde de gelecektir."
Vikinglerin ne kadar acımasız bir topluluk olduğunu bilenler bilir ama bakın Nordikler atalarını anmışlar. Kimse de duyar kasmamış "ayy ne tatlışlar" diye yorumlar yapılmış. Türkler Kam davulu, Bozkurt figürü ile bir gösteri yapsa ne ırkçılık dersi dinlerdik ama.
YKS sınavına geç kalanları neden eleştirmeyecekmişiz anlayamadım? Zahmet mi olmuş erken kalkıp gitmek? Yol 2 saat sürüyorsa hayatında 2 gün 3 saat önceden yola çıkıver. Zamanlama sorumluluğunu da gösteremeyen insan sınava girmesin. Memlekete kaportacı tezgahtara da lazım.
Bu gen fetişistleri, köken avcıları kadar insanların şeceresini didik didik eden yok. Biriyle ilgili bir içerik yazmadan önce şeceresini inceliyor manyaklar.
Bu arada Deniz Undav’ın babası Viranşehirli Kürt Êzîdî bir ailenin üyesi, annesi ise Rojava’nın Haseke iline bağlı en yurtsever köylerinden biri olan Berzan köyünden. Köyde hem Kürt Özgürlük Hareketi’ne katılım hem de şehit çok. Köyün tamamı Kürt Êzîdî.
Deniz’in eşi de Midyatlı Kürt Êzîdî bir ailenin mensubu.
Deniz ne Türkçe ne de Arapça konuşmayı bilmiyor. Anadili Kürtçeyi ve Almancayı çok iyi konuşuyor.
Özgür Özel: Çok büyük bir emperyalist projenin bir parçasını yaşadığımıza inanmaya başladım.
Tom Barrack’ın, “Demokrasi bu ülkeye çok, merhametli bir monarşi lazım” dediği ve Cumhur İttifakı’nın sahiplendiği bu söylemlerden sonra ben uyku uyuyamadım.
@ulfetdogan58@KPehlivano85093 Kurt mitolojimizim önemli bir simgesi Türklere ait MHP'ye değil. Diğer çocuklar da kendi maneviyatlarınca dua etmişler. Apo'cu manyaklar çenesini kapasın.