"Biri ölür üzülmezsin, sonra sandalyeye asılı hırkasını görürsün, o hırkanın duruşu kalbine oturur." diyor ya Nuri Bilge. Sevdiklerimize, henüz vakit varken, hâlâ orda öylece duruyorlarken sarılmalı. Yarın geç olması ile meşhurdur. Bir gün o ev, eksildiğinde çok geç olabilir.
“Ölüm bir eve girince, sağ kalanları da biraz öldürüyor.” diyor Peyami Safa. Bunun ne demek olduğunu en iyi, bir yakınını evden tabutuyla çıkartılırken görmüşler bilir. O ev artık eksiktir. Her odasında bir anı ve kimsesizlik saklıdır. Ölüm, ölene değil kalana zordur bu yüzden.
Bir yerden sonra oturup sohbet edemediğin, birlikte g��lüp eğlenemediğin, bir sıkıntın olduğunda akıl alamadığın ya da sana bir şeyler katmayan kimseye tahammül edemiyorsun. Her şeyin sonunda güzellik değil, zeka ve karakter kazanıyor.