Sadece son iki gün değil, son yıllarda ülkede olan olayları dehşetle izliyorum. Bir şey yapamamanın yanında, imdat diye bağıramamak, bu kötülüklere karşılık verememek içimde bir yangına dönüşüyor. Şiddet, tecavüz, taciz, adaletsizlik, hırsızlık; hiçbir ülkenin, hiçbir gencin ya da insanın normali olamaz.
Bu olaylar artık başkasının başına gelen olaylar değil, hepimizin başına gelen ve ülkemizin üstüne çökmüş bir karanlık.
Biraz uzun olacak, içimi dökeceğim; belki haddim olmadan size bir şeyler söyleyeceğim. Hepsini okursanız ne mutlu:
NORMALLEŞTİRMEYİN, ALIŞMAYIN!
Son dönemlerde bilinçli ya da bilinçsiz maruz kaldığımız haberler ve olaylar, sizin dehşet ve şaşkınlık duygularınızı etkiliyor olabilir. Tıpkı şu "şakası" yapılan durum gibi: Türkiye'deki günlük gündem, İsviçre'de bir yılda olmuyor.
Gün aşırı gördüğümüz şeyler, dehşet ve korkunçluk düzeyini artırarak karşımıza çıkıyor ve biz artık münferit mafyatik olayları, uyuşturucuyu, cinayeti, hırsızlığı beynimizde normalleştirdik.
NORMALLEŞTİRMEYİN!
Bu yaşananların hiçbiri, hiçbir ülke için normal değil. Bu olaylar dünyanın her yerinde korkunç ve açıklanamayacak derecede dehşet verici olaylardır. Hiçbir bahanesi ya da sebep/sonuca bakmaksızın kabullenilmemesi gereken olaylar bunlar.
Aklınızı korumak için artık duyarsızlaşmış olabilirsiniz ya da bu olaylardan kaçmaya çalışıyor olabilirsiniz, ama olaylar artık sokakta yürürken ya da evimizde bizi bulur oldu. Yokmuş gibi davranmak ya da önemsememek sizi bu dehşetten korumayacak; çünkü vahşet, taciz, tecavüz artık evimizin sokağında.
Normalleşmesine ve sadece münferit bir habermiş gibi kınanıp geçilmesine izin vermeyin.
SUSMAYIN!
Kötülüğe karşı savaşmak herkesin yapabileceği bir şey değil. Hepimizin maddi, manevi kendi hayat dertleri var; hepimizin cesareti ve korkusuzluk derecesi farklı, herkesten aynı mücadeleyi bekleyemeyiz ama susmamalarını isteyebiliriz.
Şiddet ve tacizin mağduru için savaş demek, başına gelmeyen için kolaydır. Onlar yaşadıkları şeyin dehşetinden tepki veremeyebilir, ama biz onlar adına konuşabiliriz, sesimizi çıkarabiliriz. "Bu neye yarayacak?" diye sorabilirsiniz; işe yaradığını sosyal medya tepkileriyle insanların tutuklandığına birçok kez şahit olduk. Bu ülkede pek çok şiddet, taciz ve tecavüz olayının üstü örtülmüş durumda. Son dönemlerde bu dehşete sebebiyet verenlerin suç geçmişlerinden görebilirsiniz. O yüzden susmamak şu an en büyük silahımız.
KARA MİZAH VE SUÇLAMA
Başka ülkede şaka malzemesi olacak pek çok şey burada olamayacak durumda. Çünkü başkalarının kara mizahı, bizim gerçeğimiz. O yüzden taciz ve tecavüzün şakası olamaz. Bunu normalleştirmeyin; çünkü çevreniz, anlatmasalar bile, bunun mağdurlarıyla dolu.
Sırf şiddeti kendi dünyanızda normalleştirmek ve dehşete düşmemek için her suça, şiddete, tecavüze, hırsızlığa bir sebep arayıp mağduru suçlamayın. Siz bunu yaptıkça mağdurlar seslerini çıkarmaktan korkar hale geliyor ve yardım istemekten çekiniyorlar. Mizah için suçluların editlerini yapmayın, şaka malzemesi haline getirmeyin. Karanlığın en sevdiği şey, onunla yaşamaya alışmanızdır. Işığı yakmaktan korkmayın.
HAVALI DEĞİL!
Uyuşturucu kullanmak, insanları inciterek şaka yapmak, "alfalamak" adı altında aşağılamak, kibar olunca ezik sanacaklar diye kaba ve korkunç birine dönüşmek havalı değildir. Bunlar sizi kötü bir insan yapar. Beyninizi kontrol etmek veya mutlu olmak için bir maddeye ya da dışarıdan edindiğiniz bir karaktere ihtiyaç duymak, sizin karaktersiz, güçsüz ve bomboş biri olduğunuzu gösterir. Bunun hiçbir havalı yönü yoktur.
Sosyal medyada size servis edilen "belalı, tehlikeli, tekinsiz" insanlar aslında ezik, korkunç ve sahte insanlardır. Onlara özenmeyin. Bunlar gerçek hayatta beş para etmez, başarısız ve üç gün sonra unutulacak insanlardır.
Özellikle okul hayatınızda arkadaşlarınızı seçin. Karanlık, aptal, cahil insanlarla arkadaşlık kurmayın. Mecbur değilsiniz. Nezih bir yalnızlık, kötü bir kalabalıktan iyidir. Kimseye benzemek zorunda değilsiniz. Özellikle küçük yaşlardaysanız etkilenip aralarına girmek için onlara benzemeniz normal. Bu yaşlarda yaptığınız çoğu şey, ilerde nasıl biri olduğunuzu belirleyecek. 10-15 yıl sonra da böyle biri olmaya razı mıyım, diye düşünün. Hiçbir suçun ve kötülüğün yaş bahanesi olamaz. Aptal olabilirsiniz, ama kötü olamazsınız, olmamalısınız.
Ben sadece az çok okumuş, 6 yıldır internetin içinde, gençlere yayın yapan 34 yaşında bir erkeğim. Sizin hayatınızı değiştiremem, sadece tavsiye verebilirim. Ama bunun doğruluğunu tartmak ve kendi hayatınıza uygulamak sizin göreviniz. Hiçbir sosyal medya ünlüsü, yayıncı, oyuncu, futbolcu sizin hayata ve kişilere karşı fikrinizi değiştirmemeli. Sizin kendi muhakeme yeteneğiniz var. Başkasının fikrini kabullenip düşünme yetinizi kullanmamak kolay bir şey, bunu anlıyorum. Ama siz o takip ettiğiniz insanlar değilsiniz, onlar gibi yaşamıyorsunuz ve onlar sizin kahramanınız değil.
Hepimizin en büyük kahraman olarak gördüğü atamız Atatürk'ün sözündeki gibi: "Bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı kendiniz olun."
Kötüyü seçmek kolay arkadaşlar. İzlediğiniz filmler, oynadığınız oyunlar, hatta desteklediğiniz takımlar gibi kötüye karşı savaşın. Çünkü günün sonunda iyi "hatırlanır, yad edilir"; kötü ise "lanet edilir, anlatılır."
Çok uzun yazdım farkındayım. Buraya kadar okuduysan eyvallah. Zaten yayınlarda bunları hep konuşuyoruz, ama burada da dursun istedim. Birkaç kişiye bir şey anlatmışsam ne mutlu. Dayanın, iyilik kazanacak...
ilkokuldayken dovdugumuz erkekler tuvalete kacinca erkek olmaktan korktugumuz icin erkekler tuvaletine adim atmayan kizlardik biz bunyedeki bu erkek nefreti yeni degil yani