Kanal 23 Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni ve “Ayrıntı” programının değerli sunucusu değerli dostum ve arkadaşım Sayın Arif ÇAKMAK’ın, geçirdiği rahatsızlık sonucu tedavi gördüğü hastanede vefat ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.
Merhuma Allah’tan rahmet; başta Çakmak Ailesi olmak üzere Kanal 23 Televizyonu camiasına ve tüm basın mensuplarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Yusuf Ali Cengiz Gümüş’ün sunumu, Dr. Ayhan Mirza İnak'ın yorumlarıyla “Farkındalık Vakti” programı her Perşembe saat 19.00’da Kanal 23 ekranlarında.
Sakın kaçırmayın!
#elazığ#kanal23#farkındalıkvakti
Yerli ve millî markalara yönelik “boykot” çağrılarının, ülkemizin daha müreffeh yarınlara ulaşmasına zarar vereceği açıktır.
Bilinmelidir ki, bu büyük millet kendi emeğini kimseye asla yem etmeyecektir.
Boykot naralarıyla ayrıştırıcı söylemler üretenler, milletimizin birliği ve beraberliği karşısında her daim yenilmeye mahkûmdur.
Gençlerimizi kendi siyasi emelleri uğruna sokaklara çağırıp iç karışıklık çıkarmaya çalışanlar; halkımız arasında kin ve düşmanlık tohumlarını ekmeye uğraşanlar, “işkence yapılıyor” diyerek ülkemize iftira atanlar, şimdi de ‘’boykot çağrısı’’ yapıyorlar.
Ana muhalefetin fütursuz çağrılarını büyük bir keyifle izleyenlerin başında siyonist İsrail’in gelmesi, nasıl bir tezahürdür?
Türkiye kendi ayaklarının üzerinde durdukça, dünya siyasetinde dik ve güçlü bir duruş sergiledikçe, bölgesinde olup bitene seyirci kalmadıkça, hem milletimizin hem de mazlumların hakkını korudukça, birileri yine aynı oyunları sahneye koymaya başladı.
Şimdi de ‘’boykot’’ diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek?
Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? ‘’Demokratik hak’’ kalkanı gölgesinde istenen bu mu?
Unutulmasın ki, bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir!
Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz ‘’Boykotla değil, üretimle büyürüz!’’
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Tehditlerle, parmak sallamalarla, sokak ve boykot çağrılarıyla eğip, bükülemez.
Parti içi kavgalarınıza ülkemizi alet etmeyin!
İşçilerimizin, üreticilerimizin, çiftçilerimizin gücü; gençlerimizin enerjisiyle, 7’den 77’ye, alın terimizi akıtmaya, bir ve beraber olarak Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine doğru yürümeye devam edeceğiz.
#BoykotDeğilMilliZarar
📍28 Şubat 2025 | İstanbul
Kültürel Mirasın İzinde Projemizin Final Programını Millî Eğitim Bakanımız Sn. Yusuf Tekin’in katılımlarıyla Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezinde gerçekleştirdik.
Finale yarışmasında dereceye giren öğrencilerimizi tebrik eder, hayatları boyunca üstün başarılar dilerim.
Millî Eğitim Bakanımız Sn. Yusuf Tekin’in Kültürel Mirasın İzinde Final Programındaki konuşmalarının tamamına Genç Hayrat YouTube kanalımızdan ulaşabilirsiniz…
@Yusuf__Tekin@tcmeb
👉🏻 https://t.co/OTBwe97gwc
Kültürel Mirasın İzinde Final Programı Millî Eğitim Bakanımız Sn. Yusuf Tekin ile Gençlik ve Spor Bakan Yardımcımız Sn. Enes Eminoğlu’nun katılımlarıyla Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.
@Yusuf__Tekin@eminogluenes@Mkursatkaraca@tcmeb@hayratvakfi
Yusuf Ali Cengiz Gümüş’ün sunumu, Dr. Ayhan Mirza İnak'ın yorumlarıyla “Farkındalık Vakti” programı her Perşembe saat 19.00’da Kanal 23 ekranlarında.
Sakın kaçırmayın!
#elazığ#kanal23#farkındalıkvakti
Yusuf Ali Cengiz Gümüş’ün sunumu, Dr. Ayhan Mirza İnak'ın yorumlarıyla “Farkındalık Vakti” programı her Perşembe saat 19.00’da Kanal 23 ekranlarında.
Sakın kaçırmayın!
#elazığ#kanal23#farkındalıkvakti
Yusuf Ali Cengiz Gümüş’ün sunumu, Dr. Ayhan Mirza İnak'ın yorumlarıyla “Farkındalık Vakti” programı her Perşembe saat 19.00’da Kanal 23 ekranlarında.
Sakın kaçırmayın!
#elazığ#kanal23#farkındalıkvakti
Uluslararası Adalet Divanı, İsrail'i yasa dışı devlet ilan etti.
İşgal ettiği Filistin topraklarını derhal terketmesine hükmetti.
Yahudi yerleşimcilerin mahkum etti.
Bu kararlar çok önemli.
İsrail, kendi kuyusunu kazdı, sonunu hazırladı.
#FreePalestine
Cinsiyetsizleştirme meselesi bir tercihten ziyade artık küresel bir dayatmaya, tam anlamıyla kutsala ve fıtrata karşı bir savaşa dönüşüyor.
Bu yıkım projesi karşısında ses çıkaran, en ufak bir tepki gösteren herkes susturulmakta, linç kampanyalarının hedefi olmaktadır.
Toplumun temel direği olan aile kurumuna yönelik saldırılar giderek yoğunlaşmaktadır.
2024 Olimpiyat Oyunları’nın açılışında sahnelenen rezalet, insanlık olarak karşı karşıya olduğumuz tehdidin boyutlarını gözler önüne sermiştir.
Masum çocukların, her yaştan ve inançtan yüz milyonlarca insanın izlediği bir spor etkinliği, hem de çok çirkin bir şekilde cinsiyetsizleştirme propagandasına alet edilmiştir.
O kötü sahneler sadece Katolik âlemini, Hristiyan dünyasını değil; Müslümanları ve kutsala saygısı olan herkesi derinden yaralamıştır.
Türkiye, ne pahasına olursa olsun bu kuşatmayı yarmakta, bu korku iklimine direnmekte kararlıdır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler 79'uncu Genel Kurulu'ndaki konuşmalarından...
▪ Buradaki dostlarımın çoğunun ekranlarda seyrettiği krizleri, biz anbean yaşıyor ve yönetmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bugün sizlere gerilimlerin uzağında değil, tam kalbinde yer alan bir ülkenin lideri olarak sesleniyorum.
▪ Birileri rahatsız olsa da, birileri şahsımızı yine hedef alacak olsa da, bugün burada, insanlığın ortak kürsüsünde, insanlık adına bazı gerçekleri açık açık konuşmak arzusundayım.
▪ Şu an çatısı altında bulunduğumuz Birleşmiş Milletler, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası barışı ve güvenliği korumak amacıyla kuruldu. Birleşmiş Milletler’in kuruluşuyla birlikte küresel istikrara, huzura ve adalete dair beklentiler yeniden yeşermiş, barış umutları yeniden filizlenmişti.
▪ Ancak üzülerek görüyoruz ki; son yıllarda Birleşmiş Milletler kuruluş misyonunu ifa etmekte yetersiz kalıyor; giderek işleviz, hantal ve atıl bir yapıya dönüşüyor.
▪ “#Dünya5tenBüyüktür” şiarının temsil ettiği değerlere, bugünlerde daha çok, daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Uluslararası barış ve güvenliğin imtiyazlı 5 ülkenin keyfine bırakılmayacak kadar önemli olduğuna şahitlik ediyoruz. Bunun en dramatik örneği, Gazze’de 353 gündür devam eden katliamdır.
▪ 7 Ekim’den beri aralıksız süren İsrail saldırılarında 41 bini aşkın Filistinli hayatını kaybetti. Çoğu çocuk ve kadın 41 bin can, 41 bin insan, hem de acımasız bir şekilde hayattan koparıldı. Yine çoğu çocuk 10 binden fazla Gazzelinin nerede olduğunu kimse bilmiyor. Aynı şekilde 100 bine yakın insan yaralandı, sakat kaldı.
▪ Zor şartlar altında görevini yapmaya çalışan 172 gazeteci öldürüldü. Hayat kurtarmak için çalışan 500’ü aşkın sağlık görevlisi öldürüldü. Açlıkla, susuzlukla boğuşan Gazze halkının imdadına koşan insani yardım görevlileri, 210’dan fazla Birleşmiş Milletler personeli öldürüldü.
▪ Savaşta dahi dokunulmaması gereken 820 camiyi, 3 kiliseyi vurdular. Onlarca hastaneyi, yüzlerce okulu, hasta taşıyan 130’dan fazla ambulansı vurdular.
▪ Birleşmiş Milletler kürsüsünden Birleşmiş Milletler Şartını parçalayarak, bir de utanmadan tüm dünyaya, vicdan sahibi tüm insanlara işte buradan, bu kürsüden meydan okudular.
▪ İsrail’in “temerküz kampına” çevirdiği hapishanelerinden sızan görüntüler, nasıl bir zulümle karşı karşıya olduğumuzu çok net biçimde gösteriyor.
▪ İsrail’in saldırıları sonucunda Gazze, dünyanın en büyük çocuk ve kadın mezarlığı haline gelmiştir. 17 binden fazla çocuk İsrail’in kurşunlarının, bombalarının hedefi oldu.
▪ Hind Receb, sadece 6 yaşındaydı. Yakınlarıyla güvenli bir yer ararken, araçları İsrail güçleri tarafından vuruldu. Dayısı, yengesi, kuzenleri herkes ölmüş, sadece o hayatta kalmıştı. Tam 12 gün boyunca çaresizce kurtarılmayı bekledi. “Beni almaya gelecek misiniz, korkuyorum” diyerek bir yardım elinin 12 gün boyunca kendisine uzanmasını bekledi.
▪ Dünyamızın geldiği seviyeye, elimizin altındaki teknolojiye rağmen; çatısı altında binlerce personel çalıştıran devasa bütçeli kuruluşlarımıza rağmen, 8 milyarlık insanlık ailesi olarak, henüz 6 yaşındaki bir kız çocuğunu, gözlerimizin önünde çırpınan yaralı bir serçeyi maalesef kurtaramadık.
▪ Bir lokma kuru ekmek, bir yudum su, bir tas çorba bulamadığı için bugüne kadar yüzlerce Gazzeli çocuk öldü, halen de ölüyor. Gazze’de sadece çocuklar değil, aynı zamanda Birleşmiş Milletler sistemi ölüyor, hakikat ölüyor, Batının savunduğunu iddia ettiği değerler ölüyor, insanlığın daha adil bir dünyada yaşama umutları tek tek ölüyor.
▪Buradan açık açık soruyorum.
Ey insan hakları örgütleri!
Gazze’dekiler, Batı Şeria’dakiler insan değil mi?
Filistin’deki çocukların okuma, yaşama, sokakta oynama hakkı yok mu?
Ey uluslararası basın kuruluşları!
İsrail’in canlı yayında katlettiği, ofislerini bastığı gazeteciler sizin meslektaşınız değil mi?
Ey Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi!
Gazze soykırımının önüne geçmek; bu zulme, bu barbarlığa “Dur” demek için daha neyi bekliyorsunuz?
Filistin halkıyla birlikte kendi vatandaşlarının canını tehlikeye atan, siyasi ikbali için tüm bölgeyi savaşa sürükleyen katliam şebekesini durdurmak için daha neyi bekliyorsunuz?
Ey İsrail’e kayıtsız, şartsız destek verenler!
Bu katliamı seyretmenin, bu vahşete ortak olmanın utancını daha ne kadar taşıyacaksınız?
#WorldIsBiggerThan5
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan:
"Birleşmiş Milletler'i zulmün değil adaletin kaynağı haline getirmek istiyorsak, üzerimize düşen görevlere daha sıkı sarılmalıyız."
#WorldIsBiggerThan5#Dünya5tenBüyüktür
Tayyip Erdoğan olarak BM kürsüsünde hamasetin diliyle konuşmuyorum.
Burada tarihimden; ecdadımın vicdanlı, adaletli duruşundan aldığım cesaretle konuşuyorum.
Çünkü biz tarih boyunca daima mazlumun yanında, zalimin ve zulmün karşısında olmuş bir milletiz.
Bundan 500 yıl önce engizisyondan kaçan Musevilere de Hitler’in toplama kamplarından kaçan Yahudilere de kucak açtık.
Bizim ülke ve millet olarak İsrail halkına yönelik herhangi bir düşmanlığımız yoktur.
Müslümanların sırf inançlarından dolayı hedef alınmasına nasıl karşıysak antisemitizme de aynı şekilde karşıyız.
Sorunumuz, İsrail hükûmetinin katliam politikalarıyladır.
Sorunumuz, tıpkı 5 asır önce olduğu gibi yine zalimle ve zulümledir.
Şunu herkes bilsin ki biz hakkı haykırmaktan çekinmeyiz.
Birileri rahatsız olsa da doğruları söylemekten korkmayız.
İnşallah sonuna kadar haklının yanında durmaya, doğru bildiklerimizi acı da olsa söylemeye devam edeceğiz.
Balkan Savaşları'nın habercisi, hazırlayıcısı Mora Katliamı olarak da bilinen #23Eylül1821#TripoliceKatliamı unutulmamalı. Yüzyıl vuruşa vuruşa çekildik biz.
Bu güzel belgeseli hazırlayanları tebrik ediyorum.
Unutma, “unutulan soykırım tekrarlanır.”
German police attack men, women and children at pro-Palestine protests in Berlin.
Since Israel’s latest war on Gaza started in October 2023, the German government has continuously cracked down on pro-Palestinian protests and events, and arrested multiple participants, including children as young as 10 years old
— Al Jazeera'ya saldırı, basına ve ifade özgürlüğüne bir saldırıdır
İsrail askerleri, baskın düzenlediği işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentindeki Al Jazeera ofisini kapattı https://t.co/wuT1dgi70h