Geniş zamanla kurulan ilk cümle Allah'ın takdiri ve sanıyorum aklı başında her türk gencinin de temennisi...
Ama ile başlayan ikinci cümleye yönelik olarak Allah korusun deme hakkımı kullanıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
Biz bir aradayız! 🇹🇷
⚠️ Rakı fotoğrafı paylaşan emekli vatandaştan savunma istendi.
3 milyon TL ceza gündemde.
👉🏻 Artvin’de emekli vatandaş Şükrü Mısırlıoğlu, arkadaşlarıyla kurduğu çilingir sofrasını kişisel Facebook hesabından “Ejder meyvesi, manda yoğurdu, karides ve diğer pahalı mamullerle hiç işimiz olmadı” notuyla paylaştı.
67 yaşındaki Mısırlıoğlu’ndan ‘alkollü içki reklamı yasağını ihlal ettiği’ gerekçesiyle savunma istendi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, emekli vatandaşa 3 milyon 291 bin TL cezai işlem uygulanabileceğini bildirdi.
Soruşturma dosyasında yer alan paylaşımlara ait görsellerden birinde Mısırlıoğlu elinde rakı kadehinin olduğu ve yanında bira içen bir akrabasıyla poz verdiği görüldü.
Mısırlıoğlu’nun elinde bir şişe viskinin olduğu bir fotoğraf da dosyaya girdi.
Mısırlıoğlu savunmasını süresi içinde ilgili birimlere sundu.
Paylaşımlarının ticari reklam ya da özendirme amacı taşımadığını belirten Mısırlıoğlu, söz konusu fotoğrafları vefat eden arkadaşını anmak için paylaştığını ifade etti.
Savunmasında, paylaşımı yaparken alkol reklamı yasağının sosyal medyadaki kapsamına ilişkin yeterli bilgiye sahip olmadığını da bildiren Mısırlıoğlu, tespit sonrası ilgili içerikleri kaldırdığını kaydetti. (Birgün)
Avrupa gençliği kadar çingene bi gençlik daha görmedim.
Özellikle İtalyanlar, Fransızlar ve İspanyollar.
Bırakın 1€’yu falan 0,20€’nun peşindeler.
Bizim gibi yemek ısmarlasınlar, bonkör olsunlar falan demiyorum.
Penny pinching diye bir kavram var, pinti ya da varyemez diye mi çevrilir biliyorum ama ne zaman bi Avrupalı gençle aramızda para muhabbeti olsa buna denk geliyorum.
Avrupa’da yaşarken 3 kişi 30.60€ tutan bir şey alırdık mesela, ödeyen kişiye cebimden çıkarıp 10€ verirdim. Bana 0.20€ borcun kaldı derdi.
3-5 kere rastladım bu muhabbete özellikle öğrenciyken neyse anlaşılabilir diyordum ama şu an Bali’de Avrupalılarla yaptığımız bi organizasyonda 30 yaşına gelmiş heriflerin de bu muhabbeti yapması güldürüyor.
İki şeye bağlıyorum. 1 İngiltere ve Almanya hariç diğer ülkeler yıllardır ekonomik krizde, çok az çalışıp çok az para kazanıyorlar.
2 Euro hâlâ daha Avrupa’da çok değerli bugün 2€‘ya kahve içebileceğiz tonla yer var o yüzden 0.20€ bile değerli geliyor, kıymetini biliyorlar.
Ya Gülben Ergen'i savunmak gibi olmasın ama kadının annesi hasta değil zaten. Annesi kendisi istemiş kalmak. Açıkladı kadın bunu. Acı ve ahlak mastürbasyonu yapma motivasyonu inanılmaz bir ülkeyiz gerçekten...
Anneannem 95 yaşında. Geçirdiği beyin enfaktüsü nedeniyle ağır hasta, bilinci kapalı, karından besleniyor, sekaret döneminde. Evinin salonunu yoğun bakım ünitesine çevirdik. Her yer cihaz, kablo ve tıbbi ekipmanla dolu…Sürecin başında hekimler özel palyatif merkezi önermişti. “Evde maddi ve manevi başa çıkamazsınız.” dediler. Üstelik anneannemin imkânı da vardı. Ama iki kızı da aynı cümleyi kurdu:
“Annemizi asla veremeyiz.”
Daha zorunu seçtik. Daha masraflısını seçtik. Uykusuzluğu, yorgunluğu, belirsizliği seçtik. Elbette evde yardımcı kadın ve ayrıca hasta bakıcı da çalışıyor. Annem ve teyzem tüm hayatını annelerine göre organize etti. Özetle anneannemin sadece tıbbi bakıma değil vefaya, ev sıcaklığına ve evlât torun merhametine ihtiyacı olduğunu da önemsedik.
Anneannemin üzerine 2 yıldır titriyoruz, ellerini tutuyor, duasını eksik etmiyor, gözümüzü üzerinden ayırmıyoruz.
Her aile kendi kararını verir elbette. Ancak biz, büyüklerimizi son nefesine kadar evde rahat ettirmeyi bir insanlık vazifesi ve aile kültürü anlayışı olarak görüyoruz. Babam ve dedem zamanında da aynısını yapmıştık. İyi ki elimizden geleni yapmışız. Vicdanen de çok şükür rahatız.
Gözden kaçıyor ama Erdoğan'ın eşine sevgisi ve sadakati, bu kadar uzun yıllar iktidarda kalmış liderlerde nadir görülen bir şey. Bu sadakat ve sevgi; Erdogan'in karakterinin temel taşlarından biri, siyasi başarısının da görünmeyen taşıyıcılarından. Bu özellikler seküler bir liderde olsaydı, çoktan göklere çıkartılmıştı.
Bakın bu cümleyi dikkatle okuyun bacılarım bir erkek şu cümleyi kullanmış:"erkeğin evde yaptığı (iş) görünmüyor erkekten hep daha fazlası bekleniyor" welcome to the real world sevgili erkolar
Ben bunu inkar edecek biri değilim. Ama ortada bir realite var. Erkeğin evde yaptığı görünmüyor. Burada defalarca erkeğin, babanın alması gereken sorumluluklardan bahsettiğim, eşine destek olmasını gerektiğini söylediğim tivit var. Bazıları görmezden gelebilir diye ekleyeyim dedim.
10 yıllık dostum sana çok hayran ve mezun oluyor ona mezuniyet hediyesi almak istedik senin konserini ama kraliçem her şey çok zordu keşke bir bilet hediye etsen @sebnemferah@ericawildswood
Güya modernsiniz okumuşsunuz ya hani... çocuk haklarından haberiniz var mı sizin? Çocuklar sizin malınız zannetmeyin. Çocuğu eksik besleyemezsin kardeşim. Anladın mı?
Bebeklerini vegan şekilde besleyen bir anne-baba, bir vatandaş tarafından Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) şikayet edildi. Şikayet sonrası sosyal hizmetler aileyle iletişime geçti. Vegan anne, yaşadığı süreci sosyal medyada şu sözlerle anlattı.
Eminim ki tüm ünlüler tek bir zahmete girmeden ön sıralarda yerlerini alırlar. Ama gerçek sevenlerin bilet almaya yetişemedi Queen ✨️ umarım bu izdihamdan haberin olur ve son konserin 3 Haziran 2026 konserin olmaz :(
#şebnemferah
İnsan kaynakları departmanının neden gereksiz bir depertman olduğunun delili gibi... Siz sadece maaş hesaplayın nolur herkes kendi elemanını kendi işe alsın siz böyle sikindirik sorular üretmeyin nolur
Bir insan kaynakları uzmanı, mülakat yaptığı adayı neden elediğini açıkladı.
"Siz bize her ay 20 bin TL ödeseniz aslında kendinize yatırım yapmış olmaz mısınız?' diye sordum.
Aday 'ben buraya para kazanmaya geldim' dedi. Mülakatı bitirdim."
İnsanların bırakın çocuk büyütmeyi kendilerini minimum düzeyde geçindirecek parayı kazanabileceklerine dahi güvenleri yok elbette düşer doğum oranları...
Aile Bakanı Göktaş: "Hızla yaşlanıyoruz. Hanelerin %57'sinde 18 yaş altı çocuk bulunmuyor.
Nüfusta bütün dünyada düşüş var ama ülkemizdeki düşüş çok hızlı oldu.
Doğurganlık hızımızda bu şekilde giderse önümüzdeki 5 yıl içerisinde ilkokul çağındaki çocuk oranımız 900 bin azalacak."
7. Savaş ve Barış - Lev Tolstoy
Dünya edebiyatının en büyük romanlarından biri olsa da, yüzlerce karakter ve Napolyon savaşlarına dair bitmek bilmeyen stratejik analizler, okuru hikâyeden koparabilmektedir.
Kızım geçen ay 15 bin liralık bir mezuniyet elbisesi istediğinde, kahkaha attım. Komik olduğu için değil, çünkü arabanın bardaklığından topladığım bozuk paralarla elektrik faturasını yeni ödemiştim.
İşte eski bir yatak örtüsü ve dantellerden yaptığım balo/meşale elbisesinin birkaç acele çekilmiş fotoğrafı. Çayda boyadım, eski bir etek üstüne diktim… 200 liraya (pazar eteği) fena değil. Mezuniyet gecesi tam hazır olduğunda daha güzel fotoğraflar çekmeyi umuyorum.
Örtüyü semt bit pazarında buldum, hâlâ 90'lardaki fiyat etiketi duruyordu üstünde. Danteller ise aylar önce babaannesinin evini boşaltan bir komşudan aldığım kutudan çıktı. Vintage düğmeler için internetteki küçük bir el işi satan sayfadan sipariş verdim, fazladan atmıştı.
Örtüyü keserken ellerim titredi durdu. Ya mahvedersem? Ya beğenmezse? Ya sınıf arkadaşları dalga geçerse? Dikiş makinesi sürekli iplik atıyordu, muhtemelen ağlıyordum ve iğneyi doğru göremiyordum. Kızım babasının iki ay önce işten çıkarıldığını bilmiyor. Takı kutumdaki eski bilezikleri, küpeleri teker teker https://t.co/VU1fSdksDP'a koyup masada yemek bulundurduğumu bilmiyor.
Dün denediğinde küçük oturma odamızda dönerek dans etti, çay bardağımı deviriyordu az kalsın. “Annecim, sanki Yeşilçam filmlerinden fırlamış gibi!” diye bağırdı. Sonra daha usulca, “Arkadaşlarımın hiçbirinin böyle bir elbisesi olmayacak.”
Nefesimi tuttum. Bu iyi mi, kötü mü?
İki eliyle yüzümü tuttu, gözleri dolu dolu. “Yani… tamamen mükemmel. Gerçekten mükemmel anne.”
Oracıkta çirkin çirkin ağladım. Kendimi tutamadım. Elbiseden gurur duyduğumu sandı. Başarısız olduğumdan, ev yapımı elbise giyen “fakir kız” diye fısıldanacağından korktuğumu bilmesine gerek yoktu.
Arkadaşının annesi bu sabah WhatsApp'tan yazdı: “Böyle muhteşem vintage bir elbiseyi nereden buldunuz?” Telefonuma sadece güldüm. Bazen sevgi, sabaha kadar uyanık kalmak, antika dantellerde parmaklarını kanatmak, bir başkasının unutulmuş yatak örtüsünü kızının masalına çevirmek demek.
200 lira ve bir annenin inadı. Gerçekten gereken tek şey bu.
(Adsız bir anne tarafından – belki de birçoğumuzun hikâyesi)
Ben 2 senedir italyada yaşıyorum hiçbir İtalyan arkadaşımın da flört ettiği birine kaç kitap okudun diye sorduğunu görmedim. Vize sorunu var millet artık gidemiyor diye bol keseden atmaca hojam
Adil Yıldırım: "Bizim ülkede kadınların en önem verdiği şey ilgi.
İtalya'da kadınlar böyle değil. Bu adam ne biliyor, kaç kitap okumuş, dünyayla ilgisi var mı?
Türk kadını için adamın araması önemli, adamın alt yapısı önemli değil; sadece bana iyi hissettirsin hocam diyorlar."
Mesleki bilginize ve donanımınıza saygım sonsuz. Meslek büyüğümsünüz elbette. Vefakat İngiliz kültüründe metinde "başka diyarlardaki sakin tebessümler" olarak tanımlanmış nezaketin arkasında neler gizlendiğini sanıyorum siz herkesten daha iyi bilirsiniz.
Senelerdir bu kadar içimi acıtan bir öğrenci yorumu duymamıştım. Yerden göğe kadar haklıdır. Buyrun:
Geçen Cuma Londra'daki Imperial College'da İngiltere'nin dört bir tarafından benimle sohbet etmek için gelen Türk öğrencilerle buluştum. Dertleştik. UCL'deki hocalık tecrübeme ve zamanında ABD'de ve Ingiltere'de kendim öğrenci olarak edindiğim tecrübelere dayanarak onlara akademik olarak yol göstermeye ve öğrenci hayatından maksimum fayda elde etmelerini hedeflemeye çalıştım. Gelen yorumlardan biri, içimi bu kadar acıtanı, şuydu:
"Ben en çok hiç tanımadığım insanların göz teması durumunda bana gönül dolusu gülümsemelerine karşılık vermekte zorlandım", dedi bir öğrenci. "Ilk aylarda hep arkamdaki başka birisine gülümseniyor zannedip dönüp arkama baktım, tanımadığım alakasız insanın spor salonunda veya yemekhanede yahut asansörde göz göze geldiğimiz zaman bana gözlerinin içi gülerek tebessüm ederek başıyla selam vermesine anlam veremedim. Sonra yanlış anlamlar verdiğim ve mahcup olduğum da oldu. Alışıp da temiz tebessüme temiz tebessümle karşılık verebilene kadar aylar geçti."
Bunu diyen 20'li yaşlarının ortasına gelmemiş tertemiz bir Türk genci. Bu durumu yaşaması da son derece normal. Kendi yaşıtı gençlerin dünyanın başka yerlerindeki rahatlığını, pozitif bakışını, rahat tebessümünü, temiz ve plansız gönül açıklığını, biz Türkiye'de ona veremedik; yaşatamadık.
Bizim gencimiz gardını yukarıda tutmayı, yanlış anlaşılmamayı, eleştirilmemeyi, risk almamayı, dışa pek sinyal vermemeyi öğrenerek bu yaşına geldi. Şimdi başka başka diyarlardaki sakin tebessümler deryasında sudan çıkmış balığa dönmesi doğaldır; hazindir.
Eşitlik ilkesine aykırı olan; bizim koskocaman Türkiye Cumhuriyeti olarak vatandaşlarımızın güvenliğini kanıtlayamıyor olmamız nedeniyle ülkemize elini kolunu sallayarak giren bir sürü milletten insanın ülkelerine bizim vize almadan adım dahi atamayacak olmamızdır.
Öz Finans-İş Sendikası:
“Devlet memurları, avukatlar, iş insanları ve mühendis-mimarlara yeşil pasaport hak olarak görülürken, kamu bankalarında görev yapan yaklaşık 75 bin çalışanın bu haktan mahrum bırakılması eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır.”
Venezuelalı Genç:
Eğer bir diktatörlük altında yaşamadıysan, çeneni kapa. 30 yıl berbat bir rejim altında yaşamadıysan, sus. Bırak mutlu olalım. ABD bize bir şey yapmıyor. Biz kendi acımızı biliyoruz, anlıyoruz. Hiçbir şey yapma, söyleme. Teşekkürler.
Ya senin neden benim bedenim üzerinde bir isteğin olabiliyor? Sen neden böyle bir isteğin olabileceğine kanaat getirdin? Sen kameralara mikrofonlara normal doğum isteğini ilan edebilecek vajinaya sahip misin mesela?
Sizi yaşadığınız toplumdan bu kadar uzak yetiştiren anne baba ne umuyordu mesela?
Veya sen anne babalık ile ilgili yorumlarını oluştururken "neden" diye video çekmek yerine niçin bu durumun "neden" olabileceğine dair biraz fikir yürütmedin de boş boş konuştun?
Bir sosyal medya kullanıcısı:
“7-8 çocuk yapan fakir anne babalar ne yaşıyor?
Toplu taşımada görüyorum, çocuğa Allah’ın belasıymış gibi davranıyorlar.
Madem çocuk yapacak maddiyatın ve mentalin yok, neden kendine ve çocuğa eziyet ediyorsun?”