Dünden bu yana fahiş fiyatlarla meyve ve sebze sattığı için idari para cezası uygulandığına dair haberler çıkan File marketlerin meyve sebze reyonlarını gezdik.
File market cezayı hızla yalanladı fakat bakalım bu Hal Kayıt Sistemi verilerine göre ortaya koyacağımız durumlara bir açıklık getirebilecek mi?
Geçtiğimiz günlerde Sayın Hakan Fidan’ın Türkçe eğitiminin devamına ilişkin açıklamaları bizleri memnun etmiştir.
Ancak hâlihazırda Suriye makamlarınca, Türkçe eğitiminin devamına ilişkin okullara ulaşmış resmî bir yazı bulunmamaktadır.⬇️
@HakanFidan
Türkiye'nin konuştuğu "saç kesim kavgası"nda yaşananları anlattı!
Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinde bir kadın kuaföründe çocuğunun saç kesimini beğenmeyen müşteri, kuaförle tartıştı.
Daha sonra müşterinin akrabaları da olaya dahil olarak dükkanı bastı.
Kuaför salonu sahibi, müşterinin akrabaları tarafından çocuğunun gözü önünde yerlerde sürüklenip darp edildi.
Kuaför, darp raporu alıp şahıslardan şikayetçi oldu.
Ermeniler ve Yunanlar olmayan soykırımı anıp dururken Türkler neden toplu halde Yunanlar tarafından katledilen Türkler için her yıl anma gerçekleştirmez?
Avrupalılardan birşey beklemeyin. Onlar zaten bu katliama yardımcı olmuşlardı.
Yanlış...
Miçotakis’in Adalar Denizi’nde 12 milin “tartışılamaz hukuki hakları” olduğu iddiası uluslararası hukuka aykırıdır. BMDHS’nin 3. maddesi 12 mili azami genişlik olarak belirler, her coğrafyada otomatik ve tek taraflı uygulama öngörmez. 300. madde hakkın kötüye kullanılmasını yasaklar, 122 ve 123. maddeler yarı kapalı denizde kıyıdaş işbirliğini zorunlu kılar. Türkiye sözleşmeye taraf değildir (Adalar Denizi’nin ada yoğunluğu ve kıyıdaş haklarını zedeleyen genel rejimi kabul etmediği, müzakerelerde itiraz ettiği ve 309. madde çekince koyma imkânı bırakmadığı için bilinçli olarak taraf olmamıştır) ve Adalar Denizi’nde ısrarlı itirazcıdır. Lozan’ın 6. ve 12. maddelerindeki 3 mil, karasuyu genişliğini kalıcı biçimde tespit etmez; ada aidiyetini ve 1923’te kurulan dengeyi esas alır.
Fiili rejim şu an karşılıklı 6 mildir ve tek taraflı, maksimalist iddialarda bulunulamaz. Deniz yetki alanları, kıyıdaşlar arasında hakça ilkeler temelinde andlaşmayla sınırlandırılır. İyon’daki 12 mil uygulaması da Adalar Denizi için emsal teşkil etmez. Atina isterse hamle yapmayı deneyebilir lakin 8 Haziran 1995 TBMM kararı, 6 milin ötesindeki her genişletmeyi Türkiye’nin hayati menfaatlerine yönelik tehdit saymış, hükümete askerî tedbir dâhil bütün yetkiyi vermiştir.
CEZA MI? ÖDÜL MÜ?
Türkiye Genelinde 150 yakın şubesi olan BİM grubunun üst segment marketi #File markete @ticaret ekiplerinin yaptığı denetimler sonucu #Hal den 50 liraya alınan biberin rafta 190 liraya satıldığı tespit edilince markete 1.806.000 yani bir milyon sekizyüz altı binlik ceza kesiliyor.
Buraya kadar güzel.
Fakat 150 şubesi olan zincirin sadece bir şubesine bu ceza kesiliyor.
İyi de zincir marketlerde her şubede fiyatlar aynı olduğuna sadece bir şubeye kesilen ceza CEZAMIDIR?
Hatta şöyle hesaplayalım her şubede 1 ton biber satıldığını farkedersek
50 liraya alış hadi 20 lira maliyet ekleyelim 70 lira eder yani her bir tonda 120 bin kar demek bunu 150 şube ile çarpalım.18 milyon kar eder
Peki kesilen ceza nedir 1.8 milyon yani total karın sadece %10 u kadar.
Yani bu cezaları market ödemiyor yine vatandaş kendi cebinden ödüyor.
@ticaret@omerbolatTR
🔴 Cihat Yaycı :
“Ucuz yemek yiyeceğiz” diye bu hafta Bodrum’dan İstanköy’e gidenlerin düştüğü duruma bakın!
Yüzlerce insan gümrük kapısında üst üste yığılmış, saatlerce güneşin altında bekletiliyor. İnsanlar bağırarak, alkışlarla; feribotlar korna çalarak tepki gösteriyor. Ama Yunan makamlarının umurunda bile değil!
Soruyorum: Bir tabak “ucuz yemek” için buna değer mi? Kendi paranızla böylesine aşağılanmaya değer mi?
Üstelik harcadığınız her avro Yunanistan’ın kasasına giriyor. Türkiye’ye karşı silahlanan Yunanistan’ın ekonomisine para kazandırıyorsunuz.
Hem paranı ver, hem kapısında eziyet gör!
Vallahi utanç verici!
Önceki gün yapılan yaş meyve ve sebze operasyon haberi gündemin günlük değil, saatlik değiştiği Türkiye’de şimdiden eskidi... Fakat değişmeyen şey, marketlerdeki aracı oyunu oldu!
Hal piyasası operasyon haberleriyle çalkalanırken yıllardır defalarca kez kurumları ve yetkilileri uyardığımız market reyonlarını dün İstanbul Pendik’te bir kez daha gezdik. Türkiye’nin en zengin işadamının sahibi olduğu Şok marketlerin operasyon dinlemeden kendisine ait firmayla halka açık Şok marketlerin kârından nasıl çaldığını ve araya koyduğu firmasıyla fiyatları nasıl şişirdiğini bir kez daha teyit ettik.
Kg fiyatı 79₺’ye satılan bu limonlar hale sadece 20₺’ye geliyor. Komisyoncu firma limonlara %75 kâr koyup Yıldız Holding’in aracı firmasına satıyor, aracı da Şok marketlere satmadan önce sakal – pardon %25 kârını almadan bırakmıyor... Şok market de ayrıca kârını ekleyince halde 20₺ olan limon, tüketiciye tam 3 katına çıkıyor! Yine aynı mağazada kg fiyatı 109₺’ye satılan domateslerin halde fiyatının sadece 35₺ olduğu görülüyor!
Örnekleri çoğaltmak mümkün! Fakat bu son örnek de kg fiyatı 39,90₺’ye satılan bu beyaz lahanalarla verelim. Bu haliyle halka açık Şok marketlerin nasıl zarara uğratıldığını gözler önüne serelim! Yıldız Holding’in aracı firmasının halde 13₺’ye aldığı bu lahanaları Şok’a tam %68 kâr ekleyerek sattığını görüyoruz. Şok market de bunun üzerine %84 kâr ekleyince halden markete gelene kadar lahanaların fiyatı yine 3 kat artıyor! Buradaki tüm kâr halka açık şirkete gideceğine, Yıldız Holding’in sahibi olduğu Mevsim Taze isimli aracı firmaya gidiyor! Ve gözü doymayan firmaların kâr hırsı sebebiyle fiyatlar katlanarak artıyor, olan üreticiye, olan tüketiciye oluyor!
@spkgovtr@adalet_bakanlik@ticaret
Cihat Yaycı : Bize ulaşan bilgilere göre, Yunanistan, kendisine antlaşmalarla devredilmeyen ve EGAYDAAK kapsamında bulunan Kaz Kayalıklarına Yunan bayrağı çizmiş!
Bu açık bir egemenlik oldubittisidir.
Yunanistan’ın “Hina” dediği Kaz Kayalıkları, Rodos kıyısından 4,2 deniz mili uzaktadır.
Lozan Antlaşması imzalandığında karasuları 3 deniz miliydi. Bu nedenle Rodos ile birlikte devredilen “bağlı adacıklar”, ancak dönemin 3 millik karasuları içerisindeki unsurlardır.
Kaz Kayalıkları ise 3 milin dışındadır. Dolayısıyla Rodos’a bağlı adacık kapsamında değildir; İtalya’ya devredilmemiştir. İtalya’ya devredilmeyen bir yerin 1947 Paris Barış Antlaşması ile Yunanistan’a geçmesi de mümkün değildir.
Şimdi Yunanistan bu kayalıkların üzerine bayrağını çizmiş, burayı kendi toprağı gibi göstermeye başlamıştır.
Üstelik Yunanistan, egemenliği kendisine ait olmayan bu kayalıkları esas nokta yaparak karasularını ve deniz yetki alanlarını genişletmeye çalışmaktadır.
Herkes bu noktaya dikkat etmelidir: Kaz Kayalıkları Rodos’a bağlı değildir ve antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiştir!
Iğdır'ın merkezinde 40 yıl öncesine kadar neredeyse Kürt yoktu. Köylerinde de Türkler çoğunluktu.
Hatta 2010 yılına kadar da yine Türkler Iğdır merkezde çoğunluktu.
Bugün ise Kürtlük ile alakası olmayan şehre Kürtçe tabela asılıyor.
Demografinin neler yapacağını iyi anlayın.
Şok marketlerden sonra şimdi de Migros kendi laboratuvarını kurup, hiçbir kurumdan akredite olmayan analiz raporlarını mevzuata aykırı şekilde reklam amaçlı yayınlayarak "Pestisit analizli" ve "Uygun" görüşleriyle meyve ve sebze satışı yapmaya başladı.
Bu noktada bakanlık hem yeterli denetim yapamıyor hem de bu başıboşluğa izin veriyor.
@TCTarim
Tarladan 5 liraya çıkan limon market rafında nasıl 100 lira oluyor?
Bunun denetimini yapması gereken Bakanlık Adalet Bakanlığı değildi.
Halkın rızkına göz dikenlerin ticari hayatı btirilmeli mal varlıklarına el konulmalı...
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yardımcısı:
➖“Türkiye ile sakinlik siyasetimiz sayesinde binlerce Türk, adalarımıza geliyor. Hem de bu sayede ordumuzu modernize edebildik.”
"Para bizim, istediğimiz yerde harcarız" diyenler umarım mutludur şimdi.
▪️Ders almazsak yine bize soykırım yaparlar.
▪️Ve sonra yine bize soykırım iftirası atarlar.
▪️Hiç bir soykırımcı pişman değil.
▪️Hepsi yeni bir fırsat bekliyor.
Yunanistan’ın kendi bakan yardımcısı dahi açıkça söylemiş:
“Türkler adalarımıza geliyor, bu sayede ordumuzu modernize edebildik.” Yunanistan’a harcadığınız her kuruşla Türkiye’ye karşı silahlanıyorlar, üstüne bir de bizi saldırgan ilan ediyorlar. Daha ne kadar anlatmamız lazım?
Sokak röportajında konuşan teyze:
“Ben Kürt’üm, ne Kürdistan’ı? Kürdistan’a lanet olsun.
Ben Nene Hatun’un kızıyım, ben Atatürk’ün torunuyum.
Benim dilim Kürtçe olabilir. Ama kanım, canım Türk bayrağına kurban olsun.”
🔴 Kendi imkanlarıyla Doğu Türkistan’a seyahat eden akademisyen Doç.Dr. Ahmet Özkan, izlenimlerini aktardı:
- Dil, din ve ibadet özgürlüğü noktasında olumlu hiçbir şey göremedik
- Camilerin tamamı ibadete kapalı. Bazı camilerin giriş kapıları belirli saatlerde açılsa da girişe izin verilmiyor
- Gulca (Yining) şehrindeki Beytullah Cami’nin etrafı kapatılmıştı. Restorasyon dediler.
- Kaşgar’daki İdygâh Cami belirli saatlerde turistik ziyarete açık. Ancak içeride namaz kılmak gibi bir durum söz konusu değil
- Abdülkerim Satuk Buğra Han’ın türbesine girişimize izin verilmedi
- İnsanların son teknoloji araçlarla (kamera, ses kaydı, telefon uygulamaları ve internet kısıtı) gözetim altında tutulduğunu gözlemledik
- Urumçi’de pek çok cami gördük ancak hepsi kapalı ve kaderine terk edilmiş
TÜRKİYE MASADA YOKSA MEİS’İN YUNANİSTAN’A DEVRİ GEÇERSİZDİR!
🇹🇷 Cihat Yaycı:
Birincisi şudur: Meis Adası, gayri askeri statüde kalmak kaydıyla Yunanistan’a devredilen 23 adadan biridir.
12 Ada olarak bilinen Menteşe Adaları ile Meis Adası, 1947 yılına kadar İtalya’nın egemenliğindeydi. Bu adalar, 1947 Paris Barış Antlaşması’yla İtalya’dan alınarak, Lozan’da belirlenen gayri askeri statü şartı aynen korunmak kaydıyla Yunanistan’a verilmiştir.
Ancak 1947 Paris Barış Antlaşması imzalanırken Türkiye masada yoktu!
Lozan’da İtalya’ya devredilen adaların daha sonra İtalya’dan alınarak Yunanistan’a verilmesi, bu adaların kaderinin yeniden belirlenmesi demektir. Lozan Barış Antlaşması’nın 16. maddesine göre böyle bir kader değişikliğinde ilgili devlet olarak Türkiye’nin de masada bulunması gerekiyordu.
Lozan’ın 16. maddesinde, bu antlaşmaya konu olan ada ve toprakların kaderlerinin ilgili devletlerce belirlendiği veya belirleneceği açıkça ifade edilmektedir.
Dolayısıyla Türkiye’nin bulunmadığı bir masada, Lozan’la belirlenmiş statünün değiştirilerek Meis’in İtalya’dan alınıp Yunanistan’a devredilmesi hukuken geçersizdir, butlanla maluldür!
Kıbrıs meselesinde Türkiye’nin masaya oturması ve garantör devlet olması da aynı hukuki esasa dayanır. Adanın kaderi yeniden belirlendiği için Türkiye, Lozan’ın 16. maddesi uyarınca masada yer almıştır.
Kıbrıs’ın İngiltere’den çıkarılarak Yunanistan’a bağlanmak istenmesine karşı geliştirilen bu yaklaşım tarihte “Menzies Tezi” olarak anılmıştır. Bu tez, Başbakan Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu tarafından savunulmuştur.
Özetle: Türkiye’nin bulunmadığı bir masada Türk vatanının kaderi belirlenemez! Meis’in Yunanistan’a devri daha en başından hukuken geçersizdir!
🔗 Yayının tamamını izlemek için:
https://t.co/33lhBkskmW