tarihin kırılma anları vardır.
tıpkı insanın kendi benliğindeki karar anları gibi.
ondan önce/ondan sonra ayrımı.
bir kesit.
zamanın bükülmesi.
geriye gidenin ileri,
ilerdeknin geriye doğru hamlesi.
gerçek bir erkek tipi değil bu. belki kafelerde sokaklarda yaydıkları o korku çeşidi ile, kimsenin kendine elleşmediği bir evren tahayyülleri olabilir ama;
kara çağlar geldiğinde,
dağlar öfkesinden patlak verdiğinde,
o kaosda ayakta kalamayacaklar.
umudu korumak bu değil çünkü
dızo erkeklik de bir yere kadar.
en üst ubermansch tipi teröristler,
bu tipitipler gibi dış korkudansa,
içlerinde sakladıkları o cevherleri ile yolları alırlar.
bunlar belindekini göstermeye meyyalse,
diğerleri ellerindeki nükleeri toprağın bin km derinine gömer. https://t.co/NVeFgrTh9a
bir seküler cehaplının tüketemesi intihar etmesine yol açar. düşünün merkezde herkesin bir payı varken, yalnıca evinden işine harcadığı para miktarı, türkiye'nin yüzde 70'inin maaşına denk.
onun kozmetiğidir, harcamasıdır, yemesi içmesi barınmasıdır. en az aylık 250bin.
istek vakfıdır muhtemelen. siyasetin tepesine çöreklenmiş bir avuç elitist zampara.
ahlaki tüm normlar yıkıldığı için, aday belirlemede artık güzel kadınları bir vitrin süsü olarak kullanma ve en seçkin kimliklerini vurgulama ihtiyacı hissediyor komprador uşakları..
YENİ Partili Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Eskişehir’de yaşadığını açıkladı:
Yok işte Bilecik Belediye Başkanı Eskişehir'de mi yaşıyor...
Çocuğumu Eskişehir'deki bir okula kaydettirdim, çocuğum orada çok mutlu. Kayak yarışçısı.
Tabi ki çocuğumla birlikteyim. Benim belediye başkanlığımın önünde annelik var. Benim önceliğim kızım. Kızım beni nerede isterse onun sağlıklı bir birey olması için elimden geleni yapacağım.
Benim çocuğum 10 yaşında, sabah kahvaltısını hazırlayıp işime dönüyorum.
yönettiği kentdeki 50bin çocuk, çocuk değil ama. kendisininki ilgilenmeye en layık tek biricik. vergiyle finanse edilen kamusal alanda, bu gibi sırnaşıkların bedeli büyük olur. her gün bilecik-eskişehir arasında özel aracıyla gidip gelmenin mazot faturası bile bir asgari ücret.
herkesin olduğu bir yerde, aslında hiç kimse yoktur.
alternatif düşünce ve bu paralelde alternatif faaliyetleri tamamen bitirmek istiyorlar velakin kendi sonlarını göremiyorlar..
o saiklerinin nedenselliğini anlamak isterdim.
merkezde herkese yer açılırsa merkezin de bir albenisi kalmaz. orayı değerli kılan, kitleler üzerindeki hükümranlıkla az bir kesimin bu yetkiyi elinde bulundurmasıydı.
1-1000 yönetme perspektifi.
maddesel bazda kendini daha değerli kılmak;
parsası gitmesin,
ülke üzerindeki muktedirliği azalmasın deyu,
daim savaş ve halklar arasındaki öfkeden taraf kalmak,
bilemedim azizim.
eski ergenekoncu kemalist cuntalar,
pkk'nın içindeki adamlarına direktifler yardırıp,
ülke sathında bombalar patlatırdı
bunlar da ahan evladları
ulan bu psikoloji ne derin bir şey. normalde unutulacak şeyler yüklenen aşırı anlamlar sonucu o gün yiyilen yemek, sıçılan bok miktarı bile zihnine mıh gibi çakılır.
domates çorbası içmiştim. bir anda o geldi aklıma.
mevzu açıldı özele girelim.her sünni genç gibi radikalleşme süreci çeçenistan cihadı ile başlayan bizler, arşiv taraması yaparken, eski bir belgeselde türkiye'den çeçen mücahidlerine toplanan yardımlara denk gelip, minibüse yazılan "ilim yayma cemiyeti" ile tanımıştım onları.
mevzularının peşinden koşmak, ve o işin sonunu getirmek, ucunda ölüm bile olsa bir şeyin sonunu getirme cehdi. tamamlayabilmek. tamamlayacılık. bu yolla tamlığa/bütünlüğe erişebilmek. kusursuz olana doğru yolculukta.
en sevdiğim şeylerden.
açık ettim kendimi.
mevzu açıldı özele girelim.her sünni genç gibi radikalleşme süreci çeçenistan cihadı ile başlayan bizler, arşiv taraması yaparken, eski bir belgeselde türkiye'den çeçen mücahidlerine toplanan yardımlara denk gelip, minibüse yazılan "ilim yayma cemiyeti" ile tanımıştım onları.
o aralar lisedeydik. üni'ye gidersem bunların yurtlarına gideceğim diye de karar kılmıştım. üniyi de bitirip direkt idlib yolu'na.
neyse millet niye o yurdu seçtiğinden bahsederken, ben bu hikayeyi söylediğimde ortam bir anda buz kesti. fazla radikal buldular herhalde.
ki 50-60 yaşından sonra emekli olan bir mütedeyyin için, kendini o vakıf işlerine vermek ve ardılı gençleri yetiştirmekten daha büyük bir iş de olamaz. sorumluluğu da üstünden atmış olur böylece.
besmele çekilip yenen yemeğin lezzeti de bir başka oluyor.ölsen de kalsan da "bir".
bilal bey'in alt kadroları çok iyi. ilim yayma yurtları ve kartal imam hatip kadrolarıyla, türkiye'deki tüm bürokrasiyi doldurabilecek kapasiteye sahip.sivil toplumculuğun değeri anlaşılabilmiş değil
ki kendileri gelecekleri için tüm islami/muhafazakar yapılarla dirsek temasında
türkiye'de a sınıf kadroları doldurmakla sorumlu kılınan ilim yayma cemiyeti genel başkanı yusuf tülün bey.
3 sene yurtlarında kaldım.çok temiz kişiler tanıdım, dostluklarımız oldu.cebindeki parayı ulu orta yere bıraksan,2 hafta sonra yine aynı yerde bulurdun. güven ortamı vardı
şiiler o imamı ve 313'ü seçilmişlik sanrılarıyla kendilerinden beklerken, her birinin ateşli birer sünni olmalarından sonra bürünecekleri yas, kendilerini vuracakları zinciri şimdiden kestirebiliyorum. kudüs'ün fethi de o zatlara nasiptir inşallah.
her şey ayasofya'da toplanacak o kutlu kalabalığın büyük zuhurunun akabinde gerçekleşecek.
gök orduları ile yer orduları arasındaki daim uyuşma, birbirinden tarafgirlik.
allah'ın kut vermiş olduğu biri/birileri karşısında duracak herhangi bir güç yok.
Kader ağlarını örüyor, Kudüs'ün Yeniden Fethi'nin ve İslâm'ın devlet-bölge-dünya hâkimiyetinin taşları döşeniyor.
2023 Aksa Tufanı, 2025 Trump Tufanı'ndan sonra şimdi de dünyayı yeni bir tufan bekliyor ama sıkıntı yok, çünkü DEVLETLERİN DEVLETİ, yâni İSLÂM BİRLEŞİK DEVLETLERİ, yâni Anadolu merkezli HİLÂFET geliyor.
Bugün Türkiye, Pakistan ve Suudî Arabistan arasında imzalanan Mekke Antlaşması'yla TEMELİ atılan "Halkı Müslüman Devletler İttifakı"nın varış noktası bizim için şimdiden malûm. Kumandan ne dediyse o:
- "Bütün iç ve dış şartlar, Türkiye'nin tarihî misyonunu yerine getirmeye, büyük bir İslâmî zuhura ve İslâm dünyasının liderliğine zorluyor... Bu, onun tek varoluş şartı..." (*)
* Salih Mirzabeyoğlu, Adımlar -1984'den 1996'ya-, İBDA Yayınları, İstanbul 1997, s. 62
imam mahdi is coming for victory.
yeryüzü boş değil.
bazı kalplere verilen şuur/algılayış biçimleri var.
düşmanını eline silahına götürmeden yenebilme iradesi ve şevki.
tanrı ordusu'nun karşısında durabilecek bir güç yok.
bunu herkes duysun.