Dünyanın en kibar insanlarından birisini taniyorum. Eski bir bankaci. Bana beyefendicigim diye hitap eder. Trafikte tartisirken bile beyefendi hanimefendi der. Hakaret duyamazsin. Gecen gün telefonda ülkenin anasını siktiler ama bunlar daha iyi gunlerimiz beyefendicigim dedi.
Geçen sene vişne almak istemiştim ama mevsimi geçmişti. Vişneli yaprak sarması yapacaktım. Bu sene 3 haftadır pazardan vişne alıp buzluğa atıyorum. İyi saatte olsunlar. Bokunu çıkarmakta üstüme yok.
Doğru söyleyenin kovulduğu dokuz köyün sekizinin işlevsizlik nedeniyle birleştirilerek genel müdürlük yapılmasına, başına eski milletvekilinin oğlunun getirilip darlık fonuna devredilmesine KVKK ile karar verilmiştir.
Çalışmak istiyorum ama bu şekilde değil. Beni strese sokmayacak, özgürlüğümü kısıtlamayacak, bana baskı yapmayacak bir iş. Öyle bir teklifte geldi. Maaşı azıcık ama önemli olan huzur.
Az evvel uluslararası bir şirketten aradılar. Özgeçmişim ellerine ulaşmış. Bana iş teklif ettiler. İyi bir pozisyon. Büyük ihtimalle en az 70-80 bin lira maaşla başlanacak.
Yeni bir düzen kurdum, huzurum yerinde ya evre beni böyle arada sınayacak. Kibarca reddettim.
“Bu arkadaş beni eleştirebilir; buna diyeceğim hiçbir şey yok.
Ancak Genel Başkanımızın adını bu tartışmanın içine katmaya ne hakkı vardır ne de haddi.
Basın danışmanı değildir. Genel Başkanımız adına konuşma ya da onun iradesini temsil etme yetkisine sahip değildir.
Kimse kendi düşüncesini Genel Başkanımızın görüşüymüş gibi sunamaz.”
@herkesicinCHP
Şimdi sizin Kemal efendi çok namuslu bir hesap uzmanı ya. Madem 2,5 yıl boyunca ofisin kirasını aralarında toplayıp ödemişler çıkartsın abicim dekontları. Hesaba kim ne kadar yatırmış, nereye ne kadar ödenmiş, korumalar ne kadar yemiş kim karşılamış belgeleri sunsun. Yiyorsa tabi
Kemal Kılıçdaroğlu buna cevap vermelidir. Hakkında iftira atan varsa dava da açmalıdır. Doğru olan budur.
Kemal Kılıçdaroğlu ofisimin kirasını bir kişi karşıladı demedi. İzlediğim kadarıyla korumasının yemeklerini ve koruma aracından bahsetti. Yanlış biliyorsam düzeltin.
Bunların dediği gibi olsa, benim aklıma şu soru geliyor, bir villa büyüklüğündeki ofisi bu kişi madem bu kadar zengindi karşılamaya devam edebilirdi, Kemal Kılıçdaroğlu neden avukatının ofisine geçti?
Şimdi bu soruları soran ahlak abideleri kurulacak yeni partinin koca koca binalarını kimin finanse ettiğini soracak mı? Öyle villa büyüklüğünde bir ofis bir Vito araç iki koruma yemeği değil. Koskoca binalar. Her ilde ilde ilçede başkanlık binaları. Kim veriyor bunların parasını? Sorun bunları da görelim.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının uyuşturucu baronları, torbacılara operasyon yaptığını, kumar siteleri için reklam sms'i göndermesine aracılık eden firmalara gözaltı yaptığını gören duyan var mı?
Psikoloğum %80 zam yapmış. Kusura bakma canım anksiyetemle birlikte evde namusumuzla birbirimizi yeriz. Veya arkadaşlarla kısır falan yapar atlatırız. O kadar para veremem sana.
15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılında, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun Yenikapı'da yaptığı tarihi uyarıyı bir kez daha hatırlamakta fayda var:
"Camiye, kışlaya, adliyeye siyaseti sokmayalım. Camiye sokarsak toplumu böleriz. Adliyeye sokarsak adaleti bulamayız. Askeriyeye, kışlaya sokarsak darbeyi önleyemeyiz. O zaman yapacağımız ilk iş camide siyaset olmayacak, kışlada siyaset olmayacak, adliyede siyaset olmayacak."
Bugün tanımadığım birisi bir uygulamadan bana yazmış" geçen pazar seni şurda gördüm, bana baktın sanırım beni çok beğendin" demiş.
Kuzum ben miyop astigmatım, sana bakmış olsam bile yüzün Japon porno filmlerindeki gibi buğulu olduğundan görmemişimdir demedim. Aaa öylemi dedim
@avrasyaanket Sende serçe taşşağı kadar utanma yok. Murat Ongun'un ev kirasını günlerce konuşup buradan yolsuzluk devşirdiniz, Kılıçdaroğlunun kirasını, korumaların yemeğimi bile başkaları ödemiş eee ne olmuş buna diyorsunuz. Suratınıza tükürseler yarabbi şükür yağmur yağıyor dersiniz. Yuh be