Bu villaları hangi parayla aldınız?
Melih Gökçek’in korkulu rüyaları… İşte milletvekili oğlu ve gelininin yüz milyonlarca lira değerindeki villaları!
https://t.co/9y84QEWBWg
Melih Gökçek, belgeleriyle skandalı ortaya çıkaran Murat Ağırel’e saldırıyor. Almanya’da gayrimenkul aldıkları milyonlarca Euro’nun kaynağını açıklayamıyor. Oğluna TV kanalı, saray yavrusu binaları nasıl aldığını da açıklamıyor. Bu adam halen ‘utanmak’tan bahsedebiliyorsa bu ülkenin utancıdır.
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı. 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız hala Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Melih Gökçek Bey,
Bakın, yine kamuoyuna gerçeği yansıtmayan bilgiler veriyorsunuz.
“Parsel Parsel” kitabımı yayımladığım dönemde sizin hakkınızda savcılığa suç duyurusunda bulunmuştum. Siz de kitapta yer alan tespitler nedeniyle hakkımda “suç uydurma ve iftira” iddiasıyla şikâyetçi oldunuz.
Savcılığa bir klasör dolusu belge sundum. İlk olarak hakkımda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. İtirazınız üzerine karar kaldırıldı ve yeniden inceleme yapıldı. Sonuç değişmedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 12 Kasım 2021 tarihli ek kararıyla bir kez daha “kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına” hükmetti.
(Belge 1-2.)
Şimdi de ben sizi rahatlatayım:
Avukatım, bugün yaptığınız paylaşımla ilgili gerekli hukuki başvuruyu yapacak. Savcılıktan iddialarınızın ayrıntılı biçimde araştırılmasını isteyeceğiz.Siz de her namuslu vatandaş gibi elinizdeki bütün belge ve bilgileri savcılık makamına teslim edin.
“Belediye toplu kitap aldı”, “belediye iştiraki kitap aldı” diye ortaya attığınız iddiaların belge ve bilgilerini de savcılığa verirsiniz.
Savcılık incelesin. Kim neyi, hangi belgeye dayanarak söylüyor ortaya çıksın.
Kamuoyu da gerçeği öğrensin.
Panik nedeninizi de anlıyorum.
Çünkü araştırıyorum.
Çin’i araştırıyorum. Dubai’yi araştırıyorum. Avrupa ülkelerini araştırıyorum. Türkiye’yi de araştırıyorum. Benim neleri araştırdığımı da pek tabii biliyorsunuz!
Metrekaresi 30 TL’ye satılan 2 bin dönümlük golf arazisini de, Eskişehir Yolu’ndaki arazileri de, önüme çıkan diğer belgeleri de inceleyip yazacağım.
Bir de trollerinize sürekli “Bu araştırmayı kim finanse etti?” diye sorduruyorsunuz.
Yayında söyledim, tekrar söyleyeyim:
Onlar YouTube kanalının aboneleri.
Araştırma ve seyahat giderlerimizi kanalımızın abonelerinden elde ettiğimiz gelirle karşıladık. Uçak biletinden konaklamaya kadar yaptığım harcamaların belgeleri de burada.
(Belge 3-4-5.)
Anlıyorum. İnsanın fikri neyse zikri de o olur. Ama gördüğünüz gibi gizli bir finansör yok, gizli bir sponsor yok. Zaten bunu teklif edecek veya buna cesaret edecek bir babayiğit de yok.
Belge var. Fatura var. Makbuz var.
Şimdi siz de iddialarınızın belgelerini savcılığa verin.
NOT: Şu firari FETÖ’cülerle ilgili de bir çift sözüm var.
Bunlar sizin arkadaşlarınız Melih Bey. Gün boyunca size bir zarar gelmesin diye çırpındılar. Ne de olsa eski dostsunuz .Her zaman yaptıkları gibi haberi manipüle edip gerçeği karartmaya çalıştılar.
Sizler bu isimlerle işler çevirirken, bizler 19 yıldır olduğu gibi FETÖ ile mücadele ediyorduk.
Hatta bugün adını sorup durduğunuz FETÖ mensubuna Ankara’da bizzat siz yer verdiniz.
Şimdi çıkıp bana FETÖ üzerinden soru sormanız gerçekten ibretlik.
Murat Ağırel, kendisini "FETÖ'cü" olmakla suçlayan Melih Gökçek'e yanıt verdi:
"Bu FETÖ mensubu hainleri siz iyi bilirsiniz. Oğlunuz bu hainlerin okulunda okudu, eşinizin adı bu hainlerin yetiştiği okulların tabelasında yer aldı.
FETÖ’ye 'parsel parsel' arazi veren, genel sekreteri FETÖ’cü olan, kapının önüne boş damacana gibi konulmuş belediye başkanı; FETÖ kumpasında yargılanmış bana 'Sana FETÖ’cüler destek veriyor' martavalına sığınıyor.
Daha önce argümanınız PKK’ydı, sanırım 'Terörsüz Türkiye' sürecinden mütevellit bugün DHKP-C olmuş. Yakında Guatemala’daki adı sanı bilinmeyen bir örgütün de beni gizliden desteklediğini iddia ederseniz…
Bırakın bu bıdı bıdıları.
Ben çok basit bir soru sordum:
Oğlunuzun ve onun eşinin 30 bin avro sermayeyle kurduğu şirket nasıl oldu da kısa sürede milyonlarca avroluk mal varlığına ulaştı?
Bu paranın kaynağı nedir?
Bu kadar basit. Hodri meydan. Bekliyorum."
Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek’in Almanya’daki şirketini ve mal varlıklarını merak edenler için kamuya açık bilgi alma adreslerini ekliyorum.
İsteyen herkes bakabilir, sorgulayabilir:
1- https://t.co/d9HKS7dLAC
2- https://t.co/VL5UDmezt0
Ben gittim, gördüm, yerinde çektim.
Satın aldıkları ve yurt yaptıkları yeri, sözleşme yaptıkları alışveriş merkezini de ekliyorum.
Dünkü yayının linkini de ekliyorum.Ayrıntılı şekilde izleyip öğrenebilirsiniz.
https://t.co/xfpS3bso1G
Troll saldırısı başlamış…
Aynı görseller, aynı sorular, aynı cümleler peş peşe servis ediliyor.
Demek ki bu akşamki yayın daha başlamadan birilerini ciddi biçimde rahatsız etmiş.Ateş bacayı sarmış!
Ama gündemi değiştiremeyeceksiniz.
Bu akşam saat 21.00’de; Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca dolarlık yatırımlarını, bu servetin nasıl oluştuğunu, paranın Türkiye’den yurt dışına nasıl taşındığını ve nelerin satın alındığını belgeleriyle anlatacağım.
Troller konuşsun, saat 21.00’de belgeler konuşacak.
Bekliyoruz👇
https://t.co/HrmgXJnfeK
30 bin Avro sermaye.
Sıfır ciro.
Sıfır çalışan.
İki yıl sonra bilançoda 3 milyon 857 bin Avroluk gayrimenkul.
Ardından 8,5 milyon Avroluk bir ticari kompleks için satın alma sözleşmesi…
Sonra 180 milyon Avroluk bir AVM için görüşmeler…
Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca Avroluk yatırım trafiğini, şirketleri, gayrimenkulleri ve noter belgelerini inceledim.
30 bin Avrodan milyonlara uzanan Gökçek ailesinin Almanya dosyası bugün Cumhuriyet’te.
Hatırlatmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğim.
İlk fotoğrafta çekilenlerin saatine bakın, Ahmet o saatte hastanede yaşam mücadelesi veriyordu.
Hep beraber planı kurdular. Eylemi gerçekleştirdikten sonra biri bile "naptık, noluyor, çocuk iyi mi?" diye düşünmemiş! @abakingurlek
Nagehan Alçı Medrese eğitimi iyidir diyor. Şu an kendi çocuklarının okulunda halis Fransız birinin çocuğu bile eşi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise okuyamıyor.
Anne Baba çocukların hiçbirinin TC vatandaşı olmaması gerekiyor.
Geçen sene itibari ile okuyan çocukların okuldan alınması ya da TC vatandaşlıklarından çıkması istendi. 2 yıl ile Nagehan grubu muaf kaldı.
O kadar Fransız okulda yani.
Yarı fransızlar bile gidemiyor.
Meb'e bağlı Türk-Fransız okulu filan değil.
Ama diğerleri için Medrese iyidir diyor, oh la la Madame 😅
Milyonlarca liralık şüpheli para hareketleriyle ilişkilendirilen Rasim Ozan Kütahyalı, iddianame hazırlanmadan tahliye edildi.
Hakkındaki tek maddi delil internette herkese açık stand-up gösterisi olan Deniz Göktaş ise 47 gündür “kuyu tipi” cezaevinde.
Göktaş’ın gösterisi çözümlendi, esprileri savcılıkta tek tek soruldu; ancak iddianame hâlâ yazılmadı. .
İki dosya, tutuklamanın neden birinde geçici tedbir, diğerinde ise peşin cezaya dönüştüğü sorusunu gündeme getirdi.
Marmara depremi olduğunda, Nasuh Mahruki’nin annesi İstanbul’da hayatını kaybeder. Nasuh düşünür, annem zaten hayatını kaybetti, ona yapabileceğim bir şey yok ancak burada daha kurtaracak çok hayat var deyip, deprem bölgesinde kalıp hayat kurtarmaya devam eder.
Nasuh Mahruki bugün 31 gündür tutuklu
@nasuhmahruki #marmaradepremi
#17Ağustos1999
📌Almanya'daki Süleymancılar liderleri Alihan Kuriş'i gökyüzüne bakıp el sallayarak selamladı.
Adamı uhrevi bir varlık melek olarak görüyorlar. Kafaya gel... Ulan adam sizden topladıklarıyla ada almış amk. Adamın Adası var 200 kilo altını var göğe bakmayın yere bakın aptallar.
#süleymancılar #pazartesi
Dün akşam Mardin ve Mersin’de, PKK’nın ilk askerimizi şehit ettiği gün olan 15 Ağustos 1984’teki Eruh ve Şemdinli baskınları havai fişeklerle kutlandı.
Barış mı? İşte size barış.
➖Terör örgütü PKK'nın elebaşlarından biriydi.
➖PKK'nın pek çok kanlı terör eylemine ve katliamına karışmıştı.
➖Ve "bir numaralı güvenlik tehdidi" olarak İçişleri Bakanlığımızın kırmızı bülten listesindeydi!
➖Altı ay önce Suriye'de Millî Savunma Bakan Yardımcısı olarak atandı.
☀️O gün Meclis'te tepkimizi dile getirdik ve iktidarı bu konuda uyararak görevini yapmaya davet ettik.
💡İktidar sıralarından hiçbir yorum gelmedi, sessizce dinlediler.
➖Ve birkaç gün önce Meclis'ten o malum yasa geçti.
➖Ancak henüz onaylanmadı ve Resmi Gazete'de yayımlanmadı.
➖Bu arada İçişleri Bakanlığı sessiz sedasız "kırmızı bülten kararını" kaldırdı.
➖Askerlerimizin, polislerimizin katili alçak bir terörist, artık Suriye Millî Savunma Bakan Yardımcısı.
➖Hakkında herhangi bir "arama kararı" ya da "kırmızı bülten" kararı yok.
➖Ve Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulunacak olursa kendisi "kırmızı halı" ile karşılanacak!
👉İhanetin zaman aşımı yoktur!
#İhanetinZamanAşımıYoktur
Murat Karayılan: “Savaşta YENİLGİYİ kabul edenler masaya oturur, anlaşma ister. Benim böyle bir teklifim olmadı. Demek ki YENİLGİYİ kabul eden TC'dir.” demiş.
Nasıl mutlu musunuz “sen barış istemiyor musun” diyenler?
@eczozgurozel
Türkiye İş Bankası konuya özen gösterdi. Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen aradı konuştuk. Aktaracağım.
Ama önce ben olaydan sonra ne yaptım anlatayım. İş Bankası’nın kendi güncel POS sayfasında yayımladığı bazı tarifelerde durum nedir diye baktım. Üye işyerinden alınan POS ücretleri/komisyonları açıkça yer alıyor; örneğin belirli POS koşullarında limit aşımı için yurtiçi kredi kartlarında %3,738 artış oranı belirtilmiş. Bu oran Abacı’nın özel sözleşmesinin oranını kanıtlamaz; ancak POS maliyetinin banka ile üye işyeri arasındaki bir maliyet olduğunu göstermesi açısından önemli.
Mesele şudur:
Vatandaş kredi kartıyla alışveriş yaptığı için kanunen ödemek zorunda olmadığı bir bedeli “banka komisyonu” denilerek ödüyor mu?
Eğer İş Bankası böyle bir uygulama istemiyorsa, kendi adını kullanarak müşteriden %6,5 ilave bedel talep edildiğine ilişkin bu iddiaya ne diyecekti?
Eğer bu %6,5 İş Bankası’ndan kaynaklanmıyorsa, o zaman Abacı Altın ve Döviz’in müşteriden hangi hukuki gerekçeyle bu parayı istediğinin açıklanması gerekir.
Bu ticarete girer mi?
Buradan hem @BDDK hem de @HMBakanligi@memetsimsek açısından piyasa detimi ve düzene uygunluk soruşturması gerekmez mi?
İstanbul Defterdarlığı bunlara bakmaz mı?
Konuyla ilgili olarak Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen aradı bilgi verdi. Özetle Abacı işyerinin söyledikleri gerçek değil. İş Bankası böyle bir komisyon istemiyor.
Yapmaya çalıştığı işlem zaten yasal değil.
Suat Sözen şunları aktardı:
“Üye işyerinin, müşteriden komisyon talep etmesi, mümkün değildir. Böyle bir talepte bulunamaz. Komisyon oranlarımız bellidir ve gizli değildir. Alenidir. Bu oranlar müşteriden değil, üye işyerinden alınır. Bunlar bankalar açısından denetime tabi konulardır. Sadece biz değil bütün bankaların uyması gereken bir zorunluluktur bu. Denetimi de sıkı sıkıya yapılmaktadır. Bizim ya da başka bir bankanın bu kuralların dışında bir uygulama yapması mümkün değildir. Sizin aktardığınız konuyla ilgili olarak iş yeri açısından inceleme başlattık. İnceleme sonrası nasıl bir yaptırım uygulanacak belli olacak.”
Tüketiciyi böylesi vurgunlar karşısında sahipsiz bırakmamak kurumların görevidir.
Yasaya aykırı işlemler serbestçe yapılırsa yasaya gerek yoktur.
Denetlemekle görevli kurumlara sesleniyorum:
“Orada kimse var mı?”
Anlaşılıyor ki, milletimiz yine unutmuş ve bu unutkanlıktan yararlanılmaya çalışılıyor.
İşin doğrusu şöyle:
2000 yılında Nuh Mete Yüksel Fethullah Gülen ve cemaati hakkında terör örgütü davası açtı.
2002 yılında Nuh Mete Yüksel, bir kaset kumpası ile devre dışı bırakıldı.
Hemen arkasından Fethullah Gülen'e açılan dava, 2003 yılında daha önceden çıkarılan Rahşan affı kapsamına alınarak Fethullah Gülen örgütü hakkında karar verilmesi 5 yıl ertelendi.
2006 yılında, AKP iktidarı tarafından 3713 sayılı terörle mücadele kanununda yapılan değişiklikle, terör örgütü sayılabilmesi için cebir ve şiddet şartı getirildi. Bunun arkasından Fethullah Gülen'in avukatları davaya itiraz ettiler ve dava kanunda yapılan değişiklik nedeniyle beraat ile sonuçlandı. Fethullah Gülen hakkında açılan davadan bu sayede kurtuldu.
Bu sırada çoktan Türk ordusuna kumpaslar kurulmaya başlanmıştı.
2005 yılında Şemdinli kumpası kurulmuştu.
2006 yılında Danıştay suikastı kumpası kurulmuştu.
1999 yılında Abdullah Öcalan'ın teslim edilmesinden sonra Ecevit'in yardımı ile Amerika'ya giden Fethullah Gülen, AKP iktidarı döneminde hakkında açılan terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan da beraat edip devlet içinde kadrolaşmaya başladı.
2007 yılında Ergenekon ve Balyoz kumpasları arka arkaya geldiğinde AKP iktidarı devletin en mahrem yerlerine sızan Fethullahçı savcılara ve hakimlere en büyük desteği verdi.
Tayyip Erdoğan "ben bu davanın savcısıyım" bile dedi, hatta fethullahçı savcı Zekeriya Öz'e kendi makam arabasını tahsis etti.
Pek çok fethullahçı sahte diplomalar ve çalınmış sınav soruları ile devlet kademelerine, akademiye AKP iktidarı döneminde yerleşti.
2010 referandumunda "mezardakiler bile oy vermeli" açıklamasıyla en büyük destek Fethullah Gülen'den geldi.
Bu sıralarda ilk açılım tam gaz devam ediyor, PKK terör örgütü şehirleri hendekler, patlayıcı maddeler ve silahlarla dolduruyordu.
Fethullahçı yazarlar ve gazeteciler televizyonlara çıkıp "Ergenekon-Balyoz operasyonları olmasa bu açılım yapılamazdı" diyorlardı.
Yıllar sonra AKP iktidarı tarafından "milli orduya kumpas" diye adlandırılan bu operasyonlar FETÖ tarafından yapılırken, AKP iktidarı PKK'ya açılım yapıyordu. At başı...
15 Temmuz'un taşları bir günde döşenmedi, devletin yıllarca mercekle izlediği ve ilk fırsatta dava açtığı Fethullah Gülen, AKP iktidarı döneminde hem açılan davalardan kurtuldu hem de devletin her tarafına nüfuz etti.
Tayyip Erdoğan 15 Temmuz sonrası yaptığı konuşmada devlet içindeki fetö faaliyetleri hakkında "aldatıldık" dedi.
Bugün bazılarının kökü bütünüyle dışarıda ya da dış istihbarat örgütleri ile bağlantılı olan pek çok tarikat ve cemaat, zamanında fetö'ye sağlanan müsamahadan yararlanarak faaliyetine devam ediyor.
Kim aldatıldı, kim hala aldatmaya devam ediyor bunları tarih yazacak, ama unutulan o kara günleri hatırlatmak da bize görev olsun.