💥 Ali Mahir Başarır, isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’na seslendi:
“Bizim tankımız, TOMA’mız, suç örgütlerimiz falan yok.
Yıllarca kendisiyle omuz omuza yürüdüğü arkadaşlarını dövdürtecekse, öldürtecekse Allah onun belasını versin!
Bu millet, bu tarih onu affetmeyecek!”
⚠️ İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı’nda susuzluktan şehit olan Hayrullah Halit Kahraman’ın annesinin ifadesi ortaya çıktı: (Timur Soykan)
• Oğlum, ‘Anne burada su yok, hep susuz kalıyoruz, aç kalıyoruz’ diyordu. Son konuşmamızda, ‘Anne dolabı su ile doldur, gelince kana kana içeceğim’ dedi.
• Oğluma, ‘Aç kalma, dikkat et kendine’ dediğimde, oğlum ‘Anne ekmek bulamıyorum ki yiyeyim. Burada su yok, susuz kalıyoruz. Yemek için sıraya giriyoruz, sıra gelene kadar yemek bitiyor, aç kalıyoruz’ dedi.
• Her konuştuğumuzda, ‘Anne hep susuzuz, su yok. Burada bahçedeki muslukların hepsi kırık. Bir tane otomat var. Otomatta su çok az olduğu için bizden önce gidenler alıyor. Kartı olanlar otomattan su alabiliyor’ diyordu.
• Söylediğine göre, 4 saatten fazla güneşin altında sabit bekletiliyorlarmış. Erler bayılıp düşüyormuş, kimse müdahale edemiyormuş, revire götürmüyorlarmış.
• Küçük ayakkabı vermişler. Oğlum telefonda bana, ‘Anne ayaklarım yara ve şiş. Ayakkabı değişikliği istedim, reddettiler. Terlik istedim, onu da reddettiler. Revir talebimi de reddettiler. Ayaklarım çok acıyor anne’ dedi.
• Her gün oğlumun açlığını ve susuzluğunu duymak beni kahretti.
• Oğlum, ‘Anne bende unutkanlık başladı. Her şeyi unutuyorum. Bugün günlerden ne?’ diye sordu.
• Şehadet haberinin ardından anne, ‘Oğlumu neden susuz bıraktınız’ dediğinde, komutanlardan birinin ‘Anne, sosyal medyadan duydukların yalan haberler’ dediği öğrenildi.
Smokinle inekleri inceleyen Cumhurbaşkanı. Daha bu ne ki?
Savaş kahramanı olmuşsun. Gazisin. Ve Cumhurbaşkanı olmuşsun. Otur makamında; artık biraz dinlen, biraz tadını çıkar ama yok.
Gitmiş Amasya'ya, Tokat'a; farelerin tahrip ettiği ekinlerle uğraşıyor. Çekirgelerle, sığır vebasıyla mücadele edilmesi için talimat veriyor.
Neymiş; Hatay'da portakal ağaçları hastaymış da bunun için bilimsel çalışmalar yapılmalıymış.
Koskoca Cumhurbaşkanısın, bırak çiftçi düşünsün. Ama yok!
Neymiş; tütüncüler fabrika istiyormuş, hububat piyasası sallantıdaymış, çiftçilerin yeterli arazisi yokmuş da acil tedbirler alınmalıdır diye talimat veriyor.
Yahu Amerika'ya aç telefonu, tütün yarın yolda. Yunanistan dibinde, emret pirinç yollasın? Bosna'dan getir sığır etini. Ayakta alkışlanırsın...
Ama yok! İlla Türk çiftçisi üretecekmiş!
Bununla kalsa yine iyi...
Vergide adaletsizlik olduğu izlenimi veren uygulamalar bitmeliymiş. Neymiş vatandaştan mali gücünün üzerinde vergi alınmamalıymış.
Çık de ki "fakirlikle sınanıyoruz, sabredin." Ama yok. İlla düşük vergi!
Osmanlı ailesi 12 çeşit vergi alırdı. Cumhurbaşkanı olunca, o vergileri kaldırdığı yetmezmiş gibi bir de neymiş; hayvan vergilerinin de yarısı alınmamalıymış. Hoppala!
Bunlar yetmezmiş gibi bir de zırt pırt açtığı millî fabrikaları incelemeye gidiyor. Dokuma fabrikasının birinden talimat veriyor; neymiş, yeni makineler alınmalıymış, aksi halde yabancı mallarla rekabet edilemezmiş.
Edilemezse ithal et? Ama yok! İlla halk üretecek!
Koskoca Cumhurbaşkanı, takmış kafaya köylüleri. İlla traktörüne yeterli gaz sağlanmalıymış da, köylülerin yiyecek içecek masrafı olmamalıymış.
İyi ya, bedava mı yaşasın köylüler? Hayır da kendi bahçesinden doyabilmeliymiş, aman koyunu keçisi korunmalıymış, yeterli tohumu olmalıymış, ağaçları aşılayanlardan tapu harcı alınmamalıymış, aman bankalar 20 sene köylülerin arkasında durmalıymış... Başka?
Aman işçilerin hakları, aman balıkçılara düşük kredi, aman şeker fabrikaları koruyup kuvvetlendirilsin, aman madenler işletilsin..
Anlayacağınız smokinle inekleri incelemek ne ki?
Anlayacağınız insan asilse, ne karga kovalamakla ne de saraylarda yaşamakla asaleti eksiliyor.
Ertürk Özel