#XU100 - USD GRAFİK, AYLIK PERİYOT
Bazen içinde yaşadığın durumun karmaşıklığı ve sancılarından dolayı ne yaşadığını bilmezsin, ancak geriye dönüp baktığında her şey bir anda olup bitmiş ve kaçan fırsatlara yanarsın.
Dikkatlice oku...
KIRMIZI KUTU
2018–2022: 50 aylık konsolidasyon
Yaklaşık dört yıl boyunca XU100/USD aynı geniş alan içerisinde döndü.
Ama bu dört yıl sıradan dört yıl değildi.
Çünkü tam ortasında: COVID-19 vardı.
Aslında grafik pandemi öncesinde de bir konsolide hareket içerisindeydi; yani pandemi olsa da olmasa da bu yatay bir gün kırılacaktı.
Teknik olarak her şeyi hazır ettikten sonra haberin sonradan ne olduğunun bir önemi yok.
Pandemiyi yaşarken kim derdi ki borsada ralli olacak?
Pandemiyi içinde yaşarken anlamlandıramadık, hayatın sona erdiğini düşündük ve artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağına inandık ama bugün geriye dönüp baktığımızda her şey bitmiş gibi ve artık covid-19 evde kendi kendine geçen bir hastalık haline geldi.
Başka bir ifadeyle piyasanın karşısına dünyanın son yıllardaki en büyük dışsal şoklarından biri çıktı ve XU100/USD buna rağmen uzun vadeli taban bölgesinden yeniden toparlanabildi, aslında pandemi olmasa bile zaten bu grafik kırılacaktı.
YEŞİL KUTU
2022–2026: 45 ay
Pandemi dönemi gibi bir kargaşanın içerisindeyiz.
Üstümüzde 5 yıldır savaş var, altımızda Suriye, Irak yıllardır karışıktı bir de İran-ABD savaşı başladı.
Yine sancılı, aynı pandemideki gibi çıkar yol bulamadığımız bir dönem.
Peki bu olaylar da bir gün bitecek mi?
XU100/USDTRY Endeksi 340$ üzerinde aylık kapanış yaptığında bilin ki olaylar bitecek.
Çünkü teknik kırılımlar önce gelir, fiyatlanmaya başlar ve haberi sonradan gelir.
Bugün bu fiyatlardan çok uzak değiliz.
Zamansallık açısından baktığımızda da pandemi dönemine eş değer bir zaman dilimini bitirmişiz.
340$ = KAPI.
Pinkman.
https://t.co/GQYbfeFnFV
🔥 RSN Trend Temelli & Fibo Mirror (RSI Özel Versiyonu)! 📉
Fiyat mumları yerine doğrudan RSI osilatörünün kendi dönüşlerine odaklanan, momentum üzerindeki A-B-C ve Fibo Mirror hedeflerini otomatik tespit eden alt panel göstergesi!
💡 Öne Çıkan Özellikleri:
1️⃣ Tamamen Özelleştirilebilir RSI Periyodu:
Varsayılan 14 periyodun yanı sıra istediğiniz değeri (örneğin 22, 9 veya 28) vererek kendi stratejinize göre optimize edebilirsiniz.
2️⃣ RSI Dalga & Hedef Analizi (overlay = false):
RSI çizgisindeki A-B-C dönüşlerini otomatik tespit eder.
Momentumun ulaşabileceği muhtemel RSI -D dönüş bölgelerini ve Altın Oran seviyelerini doğrudan alt panelde çizer.
3️⃣ Geçersizlik & Hedef Takibi:
RSI dilediğiniz D hedefine ulaştığında "✅ RSI HEDEF ALINDI" etiketi eklenir.
RSI çizgi kırılımlarında yapıyı otomatik "❌ GEÇERSİZ" olarak işaretler.
#hisse#borsa#eğitim
Burada bir #fibonacci kuralı var
Fiyat 78,6 yı aşağı geçerse 121,4 hedef olur.
Önemli bilgidir
Ve gördüğünüz gibi hisse TAVAN oldu.
toplam kazanç + % 15
Bu önemli bilgiyi eğer zahmet olmayacaksa beğeni , Rt ve nokta bile olsa yorum ile destek verirseniz sevinirim
Süreç bence şöyle ilerleyecek: Hizbullah, Türkiye ve İran gözetiminde ağır silahlarını İran'a veya Lübnan ordusuna devredecek. ABD İsrail'in Lübnan'ın güneyinden çekilmesi için baskı yapacak ve Lübnan'a güvenlik garantileri verecek. Lübnan sınırında kurulacak uluslararası güçte Türkiye de yer alacak. Suriye'den sonra Lübnan'da da etki ve rolümüz son derece artacak. Son 1 ayda Lübnan'ın 2 liderinin Türkiye'yi ziyaret etmesi zaten buna işaret ediyordu: https://t.co/URr9GIzTfK
Bu yazımı iyi saklayınız. Çok yakında Lübnan meselesinin daha çok gündeme geldiğini göreceksiniz. Geleceğe dair önemli bir öngörümdür. 🙂
Bildiğiniz üzere Tradingview bir mağaza mekanizması kurdu. Yavaş yavaş topluluğa katkısı olan kişileri aralarına katıyorlar. Bu sayede hiçbir aracıya gerek duymadan kazanımlar elde edilebilecek. Ata Bey'in de davet edildiğini gördüm ve çok mutlu oldum. Türkler olarak uzun dönemde büyük bir yer edineceğimizi düşünüyorum.
Kendisinin mağazası => https://t.co/IzlzudAjVy
Mazot neden Benzine göre daha pahalı kaldı?
Cevap çok açık:
Rafineri marjları, Normal dönemde Akdeniz'de dizel 12-18 dolar/varil, benzin 8-14 dolar/varil. Makas 3-6 dolar. Geçen yıl Haziran: dizel 17,25 dolar, benzin 11,44 dolar, fark 5,8 dolar.
Şimdi Dizel 70-80 dolar, benzin 40 dolar, makas 30-40 dolar.
Normal farkın 5-6 katı.!
Benzin zayıf olduğu için değil, dizeldeki arz şoku yüzünden: ihracat yasağı, rafineri saldırıları, Orta Doğu akışının kesilmesi. Aslında Benzin de kendi ortalamasının 3 katında, ama dizel 5-6 katında.
Akaryakıt pompa fiyatlarında tek etken ham petrol fiyatı değildir.
Esas olan ham petrol+rafineri marjlarıdır.
Dolayısıyla ham petrol fiyatı düşerken dahi ürün fiyatı artabilir.
Şu anda anormal bir fiyatlama döneminden geçiyoruz.
Geçen yıl motorin benzinden sadece 2,32 TL pahalıydı, yani %4,5. Bugün fark 12,74 TL, yani %19.
Rafineri marjındaki dizel-benzin ayrışması pompaya birebir yansımış durumda.
Bir yıllık fiyat artışı Benzin: %30
Motorin: %48.
Farkın temeli budur.
🔴 Sabah Gazetesi yazarı Dilek Güngör:
📍Bir süredir sermaye piyasalarında tuhaf ötesi işler oluyor.
📍Borsa TL enstrümanlarına güvenen vatandaşın birikimini yatırmak için girdiği yol olmaktan çıkarılıyor.
📍Hem de kurumlar eliyle...
📍Neden mi? Bakın son dönemde yaşananlara...
📍Peş peşe halka arz onayları çıktı. Sadece temmuz ayında Borsa İstanbul'da işlem görmeye başlayanlara göz atalım.
📍Örneğin, Soho Giyim ve Enerji... ▪️Halka arz fiyatı 15 TL.
▪️31 Temmuz'da gün sonu geldiği yer 10.43 TL.
▪️Yüzde 30.47 düşmüş.
📍Ekim Turizm'in halka arz fiyatı 30.26 TL.
▪️Yüzde 37.44 düşmüş hisse
▪️31 Temmuz'da 18.93 TL'ye gerilemiş.
📍Saat&Saat'in halka arzında fiyat 56 TL.
▪️Yüzde 37.39 düşmüş.
▪️31 Temmuz'da hisse başı fiyat 35.06 TL'ye gerilemiş.
📍Albayrak Beton, 38.60 TL'den piyasaya çıkmış.
▪️Yüzde 21.24 düşmüş.
▪️30.40 TL olmuş.
📍Yeni halka arz olmuş şirketler ilk işlem gününden itibaren taban taban gidiyor.
📍Halka arz başlangıcında patronlar fiyatlarının iskontolu olduğunu söylüyor. Kurumlar buna onay veriyor. Borsaya açıldığında asıl iskontoyu yatırımcı görüyor!
📍Öyle ya, halka arz fiyatı mı iskontolu yoksa şu anda piyasadaki fiyat mı? Bu fiyatları kim, neye göre belirliyor? Bu izahnamelere nasıl izin veriliyor?
📍Merak ediyorum, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) fiyat istikrarı sözü veren, eşit dağılımlı, iskontolu arz olan bu şirkete nasıl bir yaptırım uygulayacak? Ya da uygulayacak mı?
📍Veyahut... İskontolu fiyatı patronla belirleyen aracı kurumlar halka arzdan sonra sorgulanıyor mu? Fiyat istikrarının sağlanıp sağlanmadığına, verilen sözlerin tutulup tutulmadığına kim bakıyor?
📍Bunlar halka arz olanların durumu... Bir de halka arz olma aşamasındakiler var.
📍Onlar kuyrukta beklerken konkordato ilan edenler... Pak Un, Geosis Powertrain ve İnfina Mühendislik, Turk Oluklu Mukavva ve Ambalaj Sanayi A.Ş. (Turk Ambalaj) aklıma gelenler... Allah'tan borsaya açılmadan bu süreçleri başlamış da yatırımcı konkordato sürecinden nasibini almamış!
📍Borsaya açık olup konkordato bayrağı çekenler de var elbette... Misal, Barem Ambalaj... 'Ne var bunda adamların işi bozulmuş' diyebilirsiniz. Haklısınız ama konkordato önceside %300 yükselip, sonra taban taban giden ardından da konkordato ilanı duyurulan şirkette içerdeki bilgiyi sızdıran mı oldu? Bu konuların araştırılması gerekmez mi?
📍Bunları neden anlatıyorum? Halka arz endeksi temmuzda yüzde 6.8 düşmüş. Bu yıl ilk kez aylık bazda düşüş oluyor. Demek ki, piyasada yatırımcı güvenini sarsan durumlar var.
📍O yüzden... SPK'nın halka arz süreçlerini incelerken, şirketlere izin verirken ince eleyip sık dokunması lazım. Daha proaktif hareket etmesi gerek. Vatandaşı borsadan soğutmamak için doğru zamanda doğru müdahalelerde bulunmak şart!
@dilekgungor_
Kaynak: https://t.co/qUzeShRjj4
#SOHOE #EKİM #SSAAT #ALBTN #BAREM #TRILC #BİST100
Rafineri majları çok yükseldi,
Dizel, jet yakıtı hepsini defalarca yazdık.
Tüpraş Bilançosu beklentilerin çok üzerinde geldi.
Ama aslında bunun beklenmesi gerekirdi.
Uluslararası piyasada geçen hafta mazot rafineri marjı ham petrol fiyatının üzerine çıktı.
Hürmüz Boğazı ve Rusya iki önemli etken ama bundan daha fazla yükselmesini beklemek abartılı olur. Marjların normalleşmesi daha ağır basan seçenek.
#endeks banka hisseleri ve bazı hisselerle az yukseliş yaşayabilir, tedbiri elden bırakmayın ve stoplu gidin.
Şimndi çok sayıda hesap aha döndük aha gidiyoruz diyecekler , ama henuz tam dönüş olmadı testere yapacaklar demedi dewmdiyin , dolmuşlara da binmeyin. her zaman son karar sizlerin.. ytd .
#endeks #bist100 #bist30
Unilever'e ait Knorr markası tarafından "helal" ibaresiyle yurtdışındaki çeşitli ülkelerde satışa sunulan bulyon içeriğinde hiç tavuk bulunmuyor.
Üründe ilk sırada tuz yer alırken ayrıca sırasıyla;
Monosodyum Glutamat,
Disodyum guanilat,
Disodyum İnosinat gibi aroma arttırıcılar ile içeriği beyan edilmeyen yapay aroma verici maddeleri yer alıyor.
https://t.co/DUuz7E0f8R
Basra'dan Avrupa'ya:
Türkiye - İrak Kalkınma Yolu Gerçekte Ne Vaat Ediyor, Kimin İçin Ne İfade Ediyor..
Özellikle imza töreninde bu belge imzası için gelişen olaylar sonrası tüm detayları ile asıl konuyu anlatmakta fayda var.
28 Temmuz 2026 salı akşamı Ankara'da bir imza töreni birkaç saniyeliğine durdu. Sıra Kalkınma Yolu anlaşmasına geldiğinde Irak'ın ulaştırma bakanı masaya oturmadı. Irak Başbakanı canlı yayında bakanına dönüp neden imzalanmadığını sordu, sonra tercümana Türk tarafına haber vermesini söyledi. Anlaşma imzalandı, tören devam etti. O kısa boşluk, üç yıldır konuşulan projeyi bütün karmaşasıyla tek karede gösteriyordu. Kalkınma Yolu'nun asıl meselesi mühendislik değil. Asıl mesele, bu koridor işlediğinde kimin ne kaybedeceği.
Gelin baştan alalım.
Proje nedir?
Kalkınma Yolu, Basra Körfezi'nin en dibindeki Faw Yarımadası'nda inşa edilen dev limandan başlayıp Irak'ın içinden kuzeye doğru uzanan, Musul'u geçip Türkiye sınırına ulaşan ve orada Türkiye'nin demiryolu ile otoyol ağına bağlanan bir taşıma koridoru. Irak topraklarındaki uzunluğu yaklaşık 1.200 kilometre. Yan yana giden iki hat var: elektrikli çift hatlı yük demiryolu ve otoyol. Yolun üzerine lojistik merkezler, gümrük tesisleri, depolama alanları ve sanayi bölgeleri kurulması planlanıyor.
Fikir yeni değil. 1980'lerde Irak bunu "Kuru Kanal" adıyla gündeme getirmişti. Sonra savaşlar geldi, ambargo geldi, işgal geldi, IŞİD geldi. Proje otuz yıl rafta bekledi. 2020 sonrasında deniz yollarının ne kadar kırılgan olduğu ortaya çıkınca Bağdat dosyayı tekrar açtı ve Mayıs 2023'te resmen ilan etti. Türkiye aynı yılın mart ayında Ankara Bildirisi ile sürece dâhil oldu. Nisan 2024'te Bağdat'ta Türkiye, Irak, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri dörtlü bir mutabakat imzaladı. Eylül 2025'te Umman da ortak olmak istediğini bildirdi.
İlan edilen bütçe 17 milyar dolar. Bunun 10,5 milyar doları demiryolu ve elektrikli trenlere, 6,5 milyar doları otoyol ve tesislere ayrılmış durumda. Bağımsız değerlendirmeler nihai rakamın 20 ile 24 milyar dolar arasına çıkacağını söylüyor. Büyük altyapı projelerinde bu tür sapmalar kural, istisna değil.
Koridorun güney ucu: Faw Limanı
Kalkınma Yolu'nun kaderi aslında tek bir tesise bağlı. Irak'ın Körfez'e açılan kıyı şeridi çok dar ve çok sığ. Şattülarap ağzındaki sular büyük konteyner gemilerini kaldırmıyor. Bu yüzden Irak on yıllardır ihracatının ve ithalatının büyük kısmını komşu ülkelerin limanlarından ya da boru hatlarından geçirmek zorunda kaldı. Faw Limanı bu kısırdöngüyü kırmak için tasarlandı ve Irak tarihinin en büyük altyapı yatırımı olarak anılıyor.
Rakamlar gerçekten büyük. Limanın 14,5 kilometrelik dalgakıranı dünyanın en uzunu olarak Guinness kayıtlarına girdi. Hor ez-Zübeyir kanalının altından geçen 2,4 kilometrelik batırma tünel inşa edildi. Limanı Ümmü Kasr'a bağlayan 62 kilometrelik yol yapıldı. Kasım 2024'te ilk beş konteyner rıhtımı Güney Koreli müteahhitten teslim alındı; bu rıhtımların her biri 23 bin konteyner taşıyan gemileri kabul edebiliyor. İlk aşamanın tasarım kapasitesi yılda 3,5 milyon TEU. Nihai halinde limanın 100 rıhtıma ve yılda 7,5 milyon TEU kapasiteye ulaşması, yani Ortadoğu'nun en büyük konteyner limanı olması hedefleniyor. Irak liman idaresi, tam ticari işletmeye 2026 içinde geçileceğini açıkladı.
Buraya kadar her şey kulağa iyi geliyor. Şimdi biraz da işin öbür yüzüne bakalım.
Proje ne değildir..
Türkiye'de ve bölgede bu koridor sık sık "Süveyş'e rakip" ya da "yeni İpek Yolu" diye anlatılıyor. İkisi de tam doğru değil ve bu ayrımı yapmak, projeyi doğru değerlendirmenin ilk şartı.
Birincisi, Kalkınma Yolu Süveyş'in yerini almaz. Alamaz. Bir konteyner gemisi 20 bin kutuyu tek seferde taşır ve Şanghay'dan Rotterdam'a hiç elleçlenmeden gider. Kara koridorunda ise yükün limanda gemiden indirilmesi, trene yüklenmesi, sınırda işlem görmesi, hedefte tekrar indirilmesi gerekir. Her aktarma para ve zaman demektir. Kara koridorları denizle fiyatta yarışamaz; ancak zamana duyarlı, birim değeri yüksek yükte anlamlıdır. Dünya Bankası'nın Irak demiryolu programı belgelerindeki tahmin bu ölçeği net gösteriyor: koridor 2040'a kadar yılda 14 milyon ton uluslararası ve 20 milyon ton bölgesel yük çekebilir. Süveyş'ten yılda yaklaşık bir milyar ton yük geçtiği düşünülürse, burada bir ikame değil bir tamamlayıcı hattan söz ediyoruz.
İkincisi ve daha az konuşulanı şu: Kalkınma Yolu Hürmüz'ü baypas etmiyor. Faw Limanı Basra Körfezi'nin içinde. Asya'dan gelen bir gemi Faw'a varmak için Hürmüz Boğazı'ndan geçmek zorunda. Yani bu koridor Kızıldeniz'i, Bab'ül Mendeb'i ve Süveyş'i devre dışı bırakır, Hürmüz'ü bırakmaz. Şubat ayındaki savaş ve boğazın kapanması sırasında bunu hepimiz gördük. Koridorun Hürmüz riskine karşı asıl değeri, Körfez ülkelerinin yükünü kuzeye, karadan çıkarabilme ihtimalinde; Asya-Avrupa transitinde değil.
Üçüncüsü, bu tek bir proje değil. Kalkınma Yolu, zaten ayrı ayrı yürüyen birçok yatırımın tek bir çatı altında toplanıp markalaştırılmış hâli. Liman ayrı bir proje, demiryolu ayrı, otoyol ayrı, Türkiye ayağı bambaşka bir bütçe. Bu yüzden "proje başladı" ve "proje durduruldu" haberleri sürekli birbirini kesiyor.
Dördüncüsü, henüz inşa edilen bir demiryolu yok. Aralık 2025 itibarıyla Irak Ulaştırma Bakanlığı demiryolu tasarımının yüzde 87, otoyol tasarımının yüzde 73 seviyesinde olduğunu açıkladı. Tasarım, inşaat değildir. Ortada finansmanı kapanmış, müteahhidi belli, iş programı yürüyen bir hat henüz bulunmuyor.
Türkiye ayağı
Türkiye'de bu koridorun karşılığı somut. Ulaştırma Bakanlığı, hattın Türkiye'den Avrupa'ya demiryolu geçişinin 2.094 kilometre olacağını açıkladı. Mevcut ve süren yatırımlara ek olarak 727 kilometre yeni demiryolu planlandı; bunun 127 kilometresi Nusaybin, Cizre ve Ovaköy arasında. Şanlıurfa ile Ovaköy arasında 331 kilometrelik yeni otoyol öngörülüyor. Koridor üzerinde Çerkezköy, Yeşilbayır, Bilecik, Mardin ve Ovaköy olmak üzere beş lojistik merkez planlanıyor.
Güzergâh Ovaköy'den girip Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye, Adana, Mersin, Konya, Ankara, Eskişehir ve İstanbul üzerinden Avrupa demiryolu ağına bağlanacak. İki tarafın da 1.435 milimetrelik standart hat açıklığı kullanacak olması önemli bir avantaj; Orta Koridor'da Rusya ve Orta Asya hatlarında yaşanan tekerlek değiştirme sorunu burada yok.
Ovaköy ismini aklınızda tutun, çünkü bu koridorun en hassas noktası orası.
Kim karşı, neden?
Bir altyapı projesi ne kadar büyükse, o kadar çok kişinin hesabını bozar. Kalkınma Yolu'nun karşısında duranları anlamak için haritaya bakmak yeterli.
İran.
Tahran projeye resmen karşı çıkmıyor, hatta zaman zaman "bölge için fırsat" diye anıyor. Ama İran'ın kendi transit stratejisi bu koridorla doğrudan çakışıyor. İran uzun yıllardır Hindistan'ı Rusya'ya bağlayan Kuzey-Güney Koridoru'nu ve Çabahar Limanı'nı bölgesel geçiş kartı olarak kullanmayı planlıyor. Faw Limanı bu kartı zayıflatıyor. Buna karşılık Tahran'ın elindeki en somut hamle, Şelemçe ile Basra arasındaki 32 kilometrelik demiryolu bağlantısı. Maliyeti 250 milyon dolar civarında olan bu kısa hat 2014'ten beri konuşuluyor ve hâlâ tamamlanmadı. İranlı yetkililer bu gecikmeden açıkça Bağdat'ı sorumlu tutuyor. Tablo net: Irak Faw'a milyarlar ayırıyor, İran sınırındaki 32 kilometreye yıllardır pek bir şey ayıramıyor.!
İran'ın asıl gücü ise Irak'ın içinde. Ankara'daki imza töreninde yaşanan duraksama tam da bu yüzden anlamlı. Törenin gecikmesi, Türk basınına yansıyan değerlendirmelere göre Irak içindeki siyasi ayrışmayla ilişkilendirildi. Bu iddiaların doğrulanmış bir resmî karşılığı yok, ancak İran'a yakın grupların koridora mesafeli durduğu uzun süredir bilinen bir gerçek.
Kuveyt.
Faw Limanı, Kuveyt'in Bubiyan Adası'nda inşa ettiği Mübarek el-Kebir Limanı'na birkaç kilometre mesafede. İki liman aynı yükü, aynı hinterlandı hedefliyor. Kuveyt limanının inşaatı on yıl boyunca durmuştu; Faw'ın hızlanmasıyla birlikte yeniden başlatıldı. Üstelik iki ülke arasında Hor Abdullah su yolunun statüsü konusunda çözülmemiş bir sınır anlaşmazlığı var ve Faw'a giden gemiler tam da bu sudan geçiyor. Ekonomik rekabetin hukuki bir anlaşmazlığın üstüne binmesi, bu dosyayı bölgedeki en kırılgan başlıklardan biri yapıyor.
Mısır.
Süveyş Kanalı Mısır'ın en önemli döviz kaynaklarından biri. Asya-Avrupa hattından kopan her yük Kahire'nin bütçesinden düşer. Mısır bu projeye açıkça cephe almıyor ama desteklemesi için de bir sebebi yok.
Rakip koridorlar.
Hindistan'ı Körfez üzerinden İsrail ve Ürdün hattıyla Avrupa'ya bağlamayı hedefleyen IMEC projesi Türkiye'yi bilinçli olarak dışarıda bırakıyor. Ankara'nın Kalkınma Yolu'na bu kadar sahip çıkmasının bir nedeni de bu. Öte yandan IMEC'in kendi sorunları Kalkınma Yolu'nunkilerden ağır: birden fazla ülkenin siyasi mutabakatını gerektiriyor ve Gazze savaşı sonrası bölgesel iklimde ilerlemesi çok zor.
Erbil. Bu, projenin en teknik görünen ama en politik olan sorunu. Türkiye'nin, Irak merkezî hükümetinin fiilen kontrol ettiği topraklarla doğrudan kara sınırı yok. Türkiye-Irak sınır şeridinin tamamı pratikte Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin idaresinde. Kalkınma Yolu'nun Ovaköy'den geçmesi planlanıyor; Ovaköy, bugün ticaretin neredeyse tamamının aktığı Habur kapısına alternatif olarak tasarlanmış yeni bir kapı ve karşı tarafında Habur var. Güzergâh Erbil ve Duhok gibi büyük Kuzey Irak şehirlerini es geçiyor. Bağdat bunun tamamen teknik bir tercih olduğunu, hattı tasarlayan İtalyan firmasının dağlık araziyi maliyet nedeniyle elediğini söylüyor. Erbil ise güzergâhın kendi topraklarından geçmesi hâlinde 32 kilometre daha kısa ve daha güvenli olacağını savunuyor.
Sorunun özü şu: koridorun Türkiye sınırına değdiği noktayı kim yönetecek. Bunun cevabı, Kuzey Irak Bölgesi'nin bütçesini ve Bağdat karşısındaki pazarlık gücünü doğrudan belirleyecek.
Irak'ın kendi iç düzeni.
Haziran 2026'da Irak Başbakanı, yolsuzlukla mücadele kampanyası kapsamında Bağdat Havalimanı ihalesiyle birlikte Kalkınma Yolu'nun omurgasını oluşturan demiryolu projesini de iptal etti. Temmuz ortasında Türkiye Ulaştırma Bakanı'nın Bağdat ziyaretinin ardından karar geri alındı. Bu iki ay, projenin en büyük yapısal riskini gösteriyor: Irak'ta hükümet değiştiğinde önceki hükümetin imzaları tartışmaya açılıyor.
Yirmi beş yıla yayılan bir yatırımın böyle bir kurumsal zeminde yürümesi kolay değil bu ayrı konu.
Bölge için ne getirir?
Bütün bu itirazlara rağmen projenin bölgesel karşılığı ciddi.
Irak açısından mesele bir yoldan çok daha fazlası. Irak bütçesinin ezici çoğunluğu petrol gelirine bağlı; nüfus 2003'te 27 milyondu, bugün 40 milyonu geçti ve her yıl yüz binlerce genç iş gücüne katılıyor. Petrol fiyatı düştüğünde devlet maaş ödemekte zorlanıyor. Kalkınma Yolu, Irak için petrol dışı ve nispeten istikrarlı bir gelir kalemi vaadi. Hükümetin danışmanlık firmasına hazırlattığı ekonomik model, tam kapasitede 1,6 milyon istihdam ve 150 milyar dolara varan yatırım potansiyeli öngörüyor. Bunlar hükümet projeksiyonları ve iyimser tarafta durduklarını akılda tutmak gerekir. Daha ölçülü tahminler yıllık 4 ila 5 milyar dolarlık gelirden söz ediyor. Dünya Bankası'nın hesabı ise projenin Irak'ın ihracatını yüzde 3,4, ithalatını yüzde 7,3 artırabileceği yönünde.
Bölge açısından ikinci kazanım daha soyut ama belki daha önemli. Türkiye, Irak, Katar ve Emirlikler'in aynı belgeye imza atması, on yıl önce hayal bile edilemeyecek bir tabloydu. Ortak altyapı, ortak çıkar üretir; ortak çıkar da çatışma maliyetini yükseltir. Kalkınma Yolu'nun en gerçekçi faydası, taşıdığı konteyner sayısından çok bu bağ olabilir.
Enerji boyutu ve 28 Temmuz Sonrası.
Ankara'daki ziyaretin asıl ağırlığı aslında ulaştırmada değil, enerjideydi. Irak ile Türkiye arasındaki ham petrol boru hattı anlaşması, ki 1973'te imzalanıp 1975'te Kerkük-Ceyhan hattını işletmeye açmıştı, 27 Temmuz 2026'da sona erdi. Türkiye eskisini yenilemek yerine yeni ve kapsamlı bir enerji işbirliği çerçevesi istediğini açıkladı.
Ortaya çıkan tablo şu: Türkiye Petrolleri, Kerkük sahasını işleten İngiliz şirketin ilgili iştirakinde yüzde 15 pay alacak. Irak Başbakanı, Türkiye'ye günde bir milyon varile kadar petrol verebileceklerini teyit etti. Türkiye'nin günlük ham petrol ihtiyacının bu düzeyde olduğu düşünülürse, rakamın sembolik ağırlığı büyük. İki taraf ayrıca Kalkınma Yolu'nu sadece bir ticaret koridoru olarak değil, üzerinde petrol, doğal gaz, elektrik ve veri hatları taşıyacak bir enerji koridoru olarak tasarlamayı konuşuyor.
Ticaret tarafında da hedef büyütüldü. Türkiye Ticaret Bakanlığı iki ülke arasındaki hacmin bugün 17 milyar dolar civarında olduğunu, salgın sonrası dönemde 24 milyar dolara kadar çıktığını açıkladı. Orta vadeli hedef 30 milyar dolar. Türk müteahhitleri Irak'ta bugüne kadar 40 milyar dolar değerinde 1.157 proje tamamladı; Irak, Türk müteahhitlik sektörünün üçüncü büyük pazarı.
Ne zaman biter?
Resmî takvim üç aşamalı. Birinci aşamanın 2028'de, ikincisinin 2033'te, üçüncü ve son aşamanın 2050'de tamamlanması planlanıyor. Faw Limanı'nın tam kapasiteye ulaşması ise 2038 civarına konumlanmış durumda.
Bu takvimi olduğu gibi almamak gerekir. Liman 2010'da ilan edildi, 2013'te başladı, ilk beş rıhtım 2024'te teslim edildi. Yani sadece birinci fazın kendisi on dört yıl sürdü. Demiryolunun inşaatına henüz başlanmadı ve finansman modeli hâlâ netleşmedi. Ankara'daki görüşmelerde Irak tarafının "net mali ve idari çerçeve" talebini tekrarlaması tam da bu boşluğu işaret ediyor.
Gerçekçi beklenti şu olmalı: 2030'lu yılların başında Faw Limanı'nın Irak'ın kendi dış ticaretini taşıdığı, koridorun bölgesel yükte kısmen çalıştığı bir tablo mümkün. Asya-Avrupa transitinde ciddi hacim ise ancak 2040'lardan sonra konuşulabilir ve o da her şey planlandığı gibi giderse.
Türkiye ve Irak için ne anlama geliyor?
Irak için bu proje, coğrafyayı kaderden çıkarıp sermayeye çevirme denemesi. Karadan kuşatılmış, tek gelir kalemine bağlı, kurumsal olarak kırılgan bir ülkenin kendini yeniden konumlandırma girişimi. Başarırsa Bağdat, Körfez ile Avrupa arasında bir geçiş ülkesi olur ve bu, petrol fiyatı ne yaparsa yapsın akan bir gelir demektir. Başaramazsa, Irak'ın uzun listesine bir büyük proje daha eklenir.
Türkiye için tablo daha katmanlı. Yüzeyde görünen kısım ekonomik: yeni bir sınır kapısı, güneydoğuda demiryolu ve otoyol yatırımı, beş lojistik merkez, artan transit geliri, Mersin ve İskenderun limanlarına akacak yük. Bunlar önemli ama Türkiye'nin asıl kazancı burada değil.
Türkiye'nin asıl kazancı, kendisini baypas etmek üzere tasarlanmış koridorlara karşı elinde tuttuğu koz. Orta Koridor Türkiye'yi Çin'e bağlıyor, Kalkınma Yolu Körfez'e bağlıyor. Bu ikisi bir arada tutulduğunda Türkiye, doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerinin kesiştiği tek nokta hâline gelir. IMEC'in Türkiye'siz kurgulanmasının cevabı da budur.
İkinci kazanç enerjide. Kerkük sahasında pay sahibi olmak, Türkiye'yi ilk kez Irak petrolünün sadece taşıyıcısı değil, bir parçası konumuna taşıyor. Bu, uzun vadede Ceyhan'ın geleceği açısından geçiş ücreti tartışmasından çok daha değerli bir pozisyon. Ceyhan'ın kalıcı üstünlüğü boru hattı rekabetinden değil, elli yıllık terminal altyapısından ve o altyapının etrafında kurulabilecek ticaret hacminden gelecek.
Üçüncü kazanç güvenlikte. Türkiye'nin sınırın güneyinde istediği düzenin bir bedeli var ve Bağdat'ın bu bedeli ödemeye istekli olmasının nedeni tam olarak bu koridor. Ekonomik bağımlılık, siyasi mutabakatın en dayanıklı biçimidir.
Ve dördüncüsü, belki de en az konuşulanı: bu koridor gerçekten çalışırsa, Şırnak'tan Şanlıurfa'ya uzanan hat Türkiye'nin en çok göç veren bölgesinden en çok yük geçen bölgesine dönüşür. Bir demiryolunun sosyal etkisi, taşıdığı konteyner sayısından uzun ömürlü olabilir.
Kalkınma Yolu öylesine bir fikir veya proje değil. Gerçek bir ihtiyaca dayanan, gerçek bir coğrafi mantığı olan, ama finansmanı kapanmamış, siyasi zemini kaygan ve takvimi iyimser bir proje.
Ankara'daki imza töreninde yaşanan o birkaç saniyelik duraksama, önümüzdeki yirmi beş yılın küçük bir provasıydı. Kâğıt üstünde her şey hazırdı, imzalar sıradaydı, tören planlanmıştı. Yine de bir el bir an için kalemi almadı. Bu koridorun hikâyesi, o elin bundan sonra kaç kez duraksayacağıyla yazılacak.
Türkiye her duraksamayı aşmak için defalarca uğraşacak.
Yıllar geçecek.
Ama altı gerçek ihtiyaçlara ve rasyonel taleplere dayandığı için birgün mutlaka bitecek....
Dizel rafineri marjı tarihi zirveye yükseldi
Yani, Rus-Ukrayna savaşının başladığı dönemin de üzerine...
Petrol de yükseliyor.
Motorinde tekrar zam beklenebilir