Soru şu: Yumurta genetik kaliteyi seçiyorsa neden otoimmün hastalıkları veya genetik kusurları taşıyan spermi kabul ediyor?
Cevap, evrimin kusursuzluk değil, hayatta kalma odaklı olmasında. Bilim insanları, burada 'Dengeleyici Seçilim' (Balancing Selection) olarak bilinen bir mekanizmanın devreye girdiğini söylüyor.
Yani yumurta, aslında hastalıklı geni seçmekle hata yapmıyor. Geçmişte hayatta kalmayı garantilemiş, güçlü bağışıklığa yanıt verme potansiyelini seçiyor.
Evrim, mükemmeli değil, o anki kaosun içinde hayatta kalanı ödüllendiriyor. Şu anki insan, milyonlarca yıllık bu hayatta kalma stratejilerinin biyolojik mirası.
Peki, yumurtaya kabul aşamasında hastalık neden elenmiyor?
Çünkü bir gen, genç yaşta hayatta kalmaya yardım ederken, yaşlılıkta veya farklı koşullarda hastalık yapabiliyor. (Antagonistik Pleiotropi). Yumurta sperm aşamasında bunu bilmiyor.
Meğer 300 milyon sperm yumurta finaline doğru 100 metre yarışı yapmıyormuş ve birinci gelen sperm döllenme hakkını kazanmıyormuş. En iyi, en uygun olan sperm yumurtaya girebiliyormuş. Onu da yumurta seçiyor.
Stockholm Üniversitesi ve Manchester Üniversitesi bünyesindeki araştırmacılar yumurtayı çevreleyen ve sperm hücrelerini çeken kimyasal maddeler içeren foliküler sıvının, her kadında farklı bir kimyasal imza taşıdığını keşfetmişler.
Bu çalışma, döllenmenin sadece en hızlı yüzen spermin yarışı kazandığı düz bir süreç olmadığını, yumurtanın aktif olarak sürece dahil olduğunu ve kendi tercihini yaptığını ortaya koymuş.
Bu seçilim mekanizmasının arkasındaki temel evrimsel mantık da genetik kaliteyi maksimize etmek.
Yumurta, kendi kimyasal sinyalleri sayesinde genetik olarak daha uyumlu veya daha yüksek kaliteli (DNA bütünlüğü daha iyi olan) spermleri "koklayarak" kendine çekmeye çalışıyormuş. Buna "kriptik seçilim" deniyor.
Yumurta hücresi biyokimyasal düzeyde ikinci bir oylama yapıyor. Bu, kadının seçtiği partnerin genetik profilinin yumurta için her zaman en iyi olmadığı durumları açıklıyormuş.
Nedeni açıklanamayan kısırlık vakalarının bir kısmının, yumurta ve sperm arasındaki bu kimyasal uyuşmazlıktan kaynaklanabileceğini düşünüyor bilim insanları.