Torku Banada markasıyla satışa sunulan ve "şekeri pancardan" ifadesiyle yanıltıcı bir algı oluşturulan üründe sofra şekeri ve invert şeker şurubu bulunuyor.
Ambalajında fındık görselleri yer alan üründe ayrıca yapay fındık aroma vericisi yer alıyor.
- Antalya Büyükşehir Belediyesi iddianamesinde rüşvet alan olarak yargılanan,
- Adaylık için Veli Ağbaba’ya Özgür Özel’in talimatıyla 1 milyon Euro rüşvet verdim diyen,
- Adaylık için Ekrem İmamloğlu’na 15 milyon Euro rüşvet vermek için anlaştık, 5 milyonunu önden verdim, tutuklanınca kalanını vermedim diyen,
- Ankara’daki fuhuş operasyonunda bir milletvekilinin yazışmalarında Böcek adına Adli Tıp üzerinden 5 milyon paranın verildiğine yönelik yazışmalar bulunan,
- Antalya’daki fuhuş soruşturmasında yaşı 18’den küçük kızların belediyede iş vaadiyle kandırılarak Muhittin Böcek’le birlikte olmak suretiyle fuhuşa sürüklendikleri gerekçesiyle sayısız mağdur hakının hakkında ifade verdiği,
Bu BÖCEK’ten memleketçe kimse kurtulamıyor.
Hala hiçbir şey olmamış gibi sosyal medyada paylaşım yapıyor.
Üstelik kendisini aday yapan Özgür Özel, siyasi olarak hiçbir hesap verme gerekliliği duymadığı gibi, Kemal Kılıçdaroğlu da hala CHP’den ihraç etmiyor.
Ne özelliği var, bilemiyorum. Daha ne duymaları gerekiyor, onu da bilemiyorum.
Şimdi de ANSET iddianamesi çıktı. Yüzlerce milyonluk kamu zararı var. Bu dosyayı da belgeler ve ifadelerle anlattım.
• Ece Sevim ile DOSYA yayında.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur
KONU: MURAT AĞIREL HAKKINDA TCK 267. MADDEYE GÖRE İFTİRA SUÇUNDAN DOLAYI SORUŞTURMA AÇILMASIDIR…
Murat Ağırel, 24.10.2026 günü yaptığı açıklamada;
“Sinan Çampınar, Osman Gökçek’in ortakları Kai ve Marc’a ait 13 şirketle bağlantılı 150 milyon euro’luk yatırımları bulunduğunu, Osman Gökçek’in konsoloslukta bir kişiye vekâlet verdiğini ve söz konusu kişilerle birlikte Almanya’dan İspanyaya özel uçakla gittiğini, Sinan Çampınar‘ın elinde vekâlet belgesi, fotoğraflar ve özel uçağa ait faturalar bulunduğunu, iddiaların araştırılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘na ihbarda bulunduğunu” söylemiştir.
Ayrıca Murat’a Ağırel, bu konuları telefonda Osman Gökçek’e sorduğunu ifade etmiştir.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bana böyle bir soru sorulmamıştır.
Murat Ağırel’in sordugu konu “Sarıgüllerin bir fonu olup olmadığı, bu fonla ilgili benim bu fonu tanıyıp tanımadığımı sormasıdır. Yoksa böyle bir soru sorulmamıştır.”
BÜTÜN İDDİALARI YALANDIR!
Söylemiş olduğu şahısların hiçbir tanesini tanımam. Bırakın Almanya’da ve İspanya’da 150 milyon avroluk yatırımı, 150 avroluk dahi yatırımı bulabilmeleri mümkün değildir
Murat Ağırel‘in iddialarının tamamı yalandır. Kendisinin yalan söylediğini ispat etmeye etmek için savcılığa başvurdum.
Konsoloslukta kime vekâlet vermişim, ispat et!
EDEMEZSIN ÇÜNKÜ ÖYLE BIR ŞEY YOK
Almanya’dan İspanyaya özel uçakla gitmişim, ispat et!
EDEMEZSIN ÇÜNKÜ ÖYLE BIR ŞEY YOK
Elinde vekâlet belgesi varmış, ispat et!
EDEMEZSIN ÇÜNKÜ ÖYLE BIR ŞEY YOK
Fotoğraflar varmış, fotoğrafları kamuoyuna açıkla, göster!
GÖSTEREMEZSIN ÇÜNKÜ ÖYLE BIR ŞEY YOK
Özel uçağa ait faturaları göster!
EDEMEZSIN ÇÜNKÜ ÖYLE BIR ŞEY YOK
BUNLARI GÖSTEREMEZ VE İDDİA OLARAK ORTADA BIRAKIRSA YAPTIĞI ALENİ OLARAK YARGI ORGANLARINI VE KAMUOYUNA YALAN BEYANDA BULUNMASIDIR.
Murat Ağırel‘in böyle bir konuyu dedikodularla ve iftira atarak değil belgeleriyle ispat etmesi halinde ben MİLLETVEKILLİĞINDEN ISTIFA EDECEĞIMI açıkladım.
Şerefli ve haysiyetli insanları söylediklerini ispat eden insanlardır. Yoksa insanlara iftira atarak gerçek olmayan konuları gerçekmiş gibi sunmaları, kamuoyunda algı meydana getirmeleri iftiradan,tetikçilikten ve ahlaksızlıktan başka bir anlam taşımaz.
TÜRK CEZA KANUNUNUN 267. MADDESİ
Türk Ceza kanununun 267. maddesi iftira suçunu düzenlemektedir. 267. maddede aynen şöyle denilmektedir:
(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Murat Ağırel‘in yaptığı birebir 267. maddeye uymaktadır.
YURT DIŞI BAĞLANTILARI VE FİNANS KAYNAKLARI ARAŞTIRILMALIDIR!
Ayrıca geçtiğimiz yıllarda MİT mensuplarının şehit ailelerini deşifre etmekten dolayı ceza alan, cezaevine girdiği dönemde FETÖ firarleri, FETÖ avukatları ve DHKP-C Avukatları tarafından düzenli olarak destek alan bir kişinin yurt dışı bağlantılarının mutlaka ortaya çıkarılması gerekmektedir.
Murat Ağırel’in yurtiçinde ve yurtdışında görüştüğü kişilerin HTS kayıtlarının incelenerek ortaya çıkarılması gerekmektedir.
Murat Ağırel, Sarıgüllerle ilgili haber yapmamasını, elinde delil olmamasına bağlarlarken, benim hakkımda ortada hiçbir delil yokken benimle ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunması kendisinin iki yüzlülüğünü açıkça ortaya koymuştur.
MURAT AĞIREL, BU İFTİRANI SENİN YANINA KOYMAM!
BEN ANKARA CUMHURIYET BAŞSAVCILIĞI‘NA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM HADI ŞIMDI SIRA SENDE HAKKIMDA ATTIĞIN YALAN VE PİSLİKLERİNİ BELGELERIYLE ISPAT ET
İspat ederek şerefini ve haysiyetini kurtar.
EDEMEZSEN BİR TETİKÇİ OLDUĞUNU KABUL ET
KORUMA İTİRAF ETTİ:
“SARIGÜL ZORLA YAPTI”
VALLA DÜN DEDİĞİM ÇIKTI!
VAY ANAM VAY! KORUMA
ÖMER, İTİRAFÇI OLDU!.. BU
SUÇUN CEZASI EN AZ 12 YIL!
HADİ ÖZGÜR SAHİP ÇIK!
Bence Emir Sarıgül de itirafçı oldu. Onun için de az bekleyin!
Tamar Tanrıyar, “Ne diyorsa o!..” Bunu anlayın artık…
Bugüne dek her dediğim çıktı ama açıkçası, Koruma Ömer’in “Mustafa Sarıgül kendi rızam olmadan yaptı” itirafını bu kadar çabuk beklemiyordum.
Yeni kriminal raporunu da beklemenin artık bir anlamı kalmadı.
Gazeteci arkadaşlar, bu bir magazin haberi değil, bu kriminal bir haber… Biliyorum bugüne dek neden Sarıgül haberlerinden uzak durduğunuzu, ama artık mecbur kalacaksınız!..
Hani, “basına sansür bitsin” diyorsunuz ya, esas sansürcü sizlersiniz, bir adamın çok parası oldu mu hemen onunla ilgili haberlere sansür koyup, olayı yok ediyorsunuz.
Halk içinde bir istismar haberi oldu mu günlerce verirsiniz, ama istismarı “çok zengin bir adam mı yaptı”, hemen 3 maymunu oynarsınız.
Sokaklara çıkacağınıza, oturun yerinize, açın bilgisayarı esas bu kriminal haberleri yapın.
“Yenicikler”in baba lideri Ekrem İmamoğlu ve ana lideri Özgür Özel, siz de artık daha fazla susamazsınız. Ya çıkıp sahip olun, olabilirseniz, ya da partiden atın, atabilirseniz!..
Emir Sarıgül de bence itirafçı oldu. Allah’ın izniyle, hiç yanılmam biliyorsunuz.
Hani benim anlattığım o otellerin, gökdelenlerin sahipleri falan var ya, hani rüşvet veren ama sizin hiç birinizin alıntı yapmadığınız bu haber de bu sabah gerçekleşti ve gözaltına alındılar. Bir kısmı da aranıyor. Hem de Tekfen’den, Kanyon’a kadar çoook büyük şirketler var. Bunları sadece Emir bilebilir! Bence o da itirafçı oldu bile… Neyse, tüccar gazeteciler, siz yine çoook sonra mecburen haber yaparsınız. (Bu sözüm herkese değil tabi)
Ve bir de, yine Sarıgül’ün karıştığı suikast olayı var ki!..
TAMAR TANRIYAR
#mustafasarıgül, #korumaömer, #özgürözel, #yenicikler #istismar
https://t.co/NAjgtEwfCq
ODATV YETKİLİLERİNE AÇIK VE SON UYARIMDIR!
Son dönemde OdaTV’nin Beyaz TV ve şahsım üzerinden yürüttüğü sistematik karalama kampanyasının, yalan ve asılsız haberlerin artık tahammül edilemez bir noktaya geldiğini görüyorum.
Buradan OdaTV yöneticilerine açıkça sesleniyorum:
OPERASYON ÇOCUKLUĞUNU BIRAKIN!
Gazetecilik yapacaksanız adam gibi gazetecilik yapın! Şerefli davranın, namuslu davranın, haysiyetli davranın!
Sabah akşam benim ismimi kullanarak aslı astarı olmayan haberler üretmekten, insanların itibarını hedef almaktan vazgeçin!
İddia ettiğiniz gibi herhangi bir arama ya da benzeri bir durum KESİNLİKLE SÖZ KONUSU DEĞİLDİR!
Buna rağmen şahsımın adını bu iddialara karıştırmanızın gazetecilikle değil, açıkça bir algı operasyonuyla ilgili olduğunu düşünüyorum.
Beni iyi tanıyın!
SİZİN GİBİ OPERASYON ÇOCUKLARIYLA MÜCADELE ETMEKTEN NE DÜN KORKTUM NE BUGÜN KORKARIM!
Kimlerin hangi hesaplarla bu haberleri yaptığını, neye hizmet ettiğini ve neden sürekli benim ismimi hedef aldığını kamuoyu önünde sorgulamaktan çekinmem!
Kaşınıyorsanız, hukuk önünde ve ekranlarda gereken cevabı alırsınız! Bundan hiç şüpheniz olmasın!
BENİM ÜZERİMDEN OPERASYON ÇEKMEYE KALKAN HERKES KARŞISINDA BENİ BULUR!
Buradan son kez söylüyorum:
Gazetecilik kisvesi altında yürütüldüğünü düşündüğüm bu itibarsızlaştırma faaliyetlerine son verin!
Sabrımızı sınamayın! Sessizliğimizi korkaklık, nezaketimizi acizlik sanmayın!
Tüm hukuki haklarım saklı kalmak kaydıyla, şahsımla ilgili ortaya attığınız asılsız iddiaların hesabını hem yargı önünde soracağım hem de ekranlardan tek tek cevaplayacağım.
OPERASYON ÇOCUKLUĞUNU BIRAKIN, GAZETECİLİK YAPIN!
Cihan devleti Osmanlı’nın dört asır boyunca cihana yön verdiği Topkapı Sarayı’ndaki Darphane-i Amire Külliyemizde restorasyonu tamamlanan yapıların açılışını gerçekleştirdik.
Topkapı Sarayı’nın seçkin koleksiyonlarının bir araya getirildiği bu müzelerin İstanbul’umuz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Yedi yıl süren bu kapsamlı projede görev alan tüm kardeşlerime; projeye destek veren, katkı veren herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.
İstanbul’daki vatandaşlarımız başta olmak üzere yurt içi ve yurt dışından herkesi bu eşsiz atmosferi solumaya, ecdat yadigârı bu eserleri yerinde görmeye özellikle davet ediyorum.
🟡📺 "IL ÉTAIT MINUIT PASSÉ" 😭😭😭
Pour justifier son ÉNORME FAKE NEWS, après avoir affirmé EN DIRECT À LA TÉLÉV, en pleine CRISE NATIONALE, que des individus ARMÉS DE KALACHNIKOVS ET DE PISTOLETS-MITRAILLEURS, PROCHES DE LA MOUVANCE ISLAMISTE, étaient présents dans PLUSIEURS VILLES DE FRANCE lors des violences du 17 octobre, Lara Tchekhov tente de s’expliquer :
• "Mon erreur a été de ne pas vérifier ces informations."
• "Comme vous le savez, Pascal, moi, je suis journaliste en presse écrite."
• "Il était minuit passé."
• "On est tous ici fatigués émotionnellement et moralement, et éreintés par les scènes qu’on a découvertes."
• "Je m’excuse de ces méthodes."
@LaraTch, aucune excuse n’est acceptable. Ce que vous avez fait est TRÈS, TRÈS GRAVE. La DGSI a même dû DÉMENTIR FORMELLEMENT vos propos tenus en direct à la télévision !
Et les milliers de téléspectateurs qui ont entendu vos affirmations, puis éteint leur télévision et sont allés dormir en pensant que ces informations étaient vraies, vous en faites quoi ?
C’est trop facile de présenter des excuses après coup. Le mal est fait.
Ce sont les Français qui sont fatigués par les fausses informations diffusées par CNews et la sphère Bolloré.
Sn Abdulkadir Selvi.
Biliyoruz size o yazıyı yazdıranları söylemeyeceksiniz.
Hatta size soru yönelten bir çok kişiyi görmemezlikten geleceksiniz.
Dişinize göre olanlara yöneleceksiniz.
Ama gerçekler birgün ortaya çıkacak.
Aslında sizin sayenizde herkes başka birşey daha keşfetti.
Millet artık kalemini silah gibi kullananlara nasıl bir gözle bakması gerektiğini öğrendi.
Bu yaştan sonra nasıl bir altın vuruş yaptığınızı hangi, zor durumda kalmışlıkla bu işe giriştiğinizi bilemeyiz.
Ama bu eizin için bir çok şeyin sonunun başlangıcı gibi görünüyor.
Şimdi merakla sizi kim savunmaya geçecek hep birlikte bekliyoruz.
Bırakın Berat ALBAYRAK isimini.
Millet bu ülkenin şerefli ile görevlerini yapmaya çalışan, bakanlarını, devlet adamlarını birilerinin sürekli hedef tahtasına koymanızdan bıktı.
Hele ki Sn Cumhurbaşkanımızın yakınları ailesi üzerinden bu acaip durumlara girip hedef gösterenlere, milletimiz oldukça öfkeli.
Ayıp ayıp.
Burdan gözüküp buraya vurmak hiç kimseye yakışmaz.
Bunun adına gazetecilik değil başka birşey denir.
GELELİM BÜYÜK OPERASYON ÇOCUĞU MURAT AĞIREL’E!
Buradan Murat Ağırel’e açıkça meydan okuyorum!
150 MİLYON EURO’LUK YATIRIMIM OLDUĞUNU İSPATLA; MİLLETVEKİLLİĞİM DAHİL HER ŞEYDEN İSTİFA ETMEYE HAZIRIM!
Hodri meydan!
Elinde tek bir belge, tek bir somut delil varsa çıkarıp kamuoyunun önüne koy! Ancak yoksa, insanların isimlerini kullanarak “Böyle bir iddia var” diyerek algı operasyonu yapmaktan vazgeç!
Şimdi gelelim işin asıl yüzüne!
Murat Ağırel, bana Almanya’da 150 milyon Euro yatırım yaptığım iddiasıyla ilgili TEK BİR SORU BİLE SORMADI!
Bana yalnızca Sarıgüller’le birlikte herhangi bir fonda param olup olmadığını sordu.
Ben de kendisine, “Oğlum Murat, yine yalan yanlış haberler yapacaksın, başın belaya girecek. Bak, dikkat et! Sana söylenenleri teyit et; yoksa bu işler sana girer,” dedim ve böyle bir şeyle kesinlikle hiçbir ilişkim olmadığını açıkça belirttim.
Kendisinin bu konuyla ilgili daha sonra ne yaptığını ve ne tür ilişkiler içerisine girdiğini bilemem; bunu hukuk ortaya çıkarır.
Şimdi kalkmış, meseleyi başka yerlere çekerek kamuoyunu yanıltmaya çalışıyor!
MURAT AĞIREL! GAZETECİLİK YAP, OPERASYON ÇOCUKLUĞU YAPMA!
ŞİMDİ SANA BİR ŞEY DAHA SÖYLEYEYİM, MURAT AĞIREL!
Seninle ilgili bize ne iddialar geliyor, haberin var mı? Üstelik öyle bir iki tane de değil! Haddi hesabı olmayan iddialar ulaşıyor!
Peki biz ne yapıyoruz? Elimize ulaşan her iddiayı araştırmadan, belgesini görmeden ve doğruluğunu teyit etmeden ekranlara mı taşıyoruz?
HAYIR! ÇÜNKÜ GAZETECİLİK, ÖNÜNE GELEN HER İDDİAYI İNSANLARA ÇAMUR ATMAK İÇİN KULLANMAK DEĞİLDİR!
Sen çıkıp ekranlarda, “Bana böyle bir iddia geldi, ben de bu iddiayı araştırıyorum,” diyerek henüz doğruluğunu ortaya koyamadığın meseleleri insanların isimleriyle birlikte kamuoyuna taşıyorsun!
BU NASIL BİR GAZETECİLİK ANLAYIŞIDIR? BU NASIL BİR SORUMSUZLUKTUR?
BAK, ADAMIN ASABINI BOZMAYIN!
İnsanlara iftira niteliğinde iddialar yöneltmekten ve insanların üzerine çamur sıçratmaya çalışmaktan vazgeçin!
KİMSENİN ŞEREFİ, NAMUSU VE HAYSİYETİ SİZİN REYTİNG MALZEMENİZ DEĞİLDİR!
Bu konuda aslında hiçbir açıklama yapma niyetim yoktu. Ancak özellikle kendisini muhalif olarak tanımlayan bazı medya organlarının gece gündüz şahsımı hedef alan, asılsız olduğunu belirttiğim iddialarla dolu yayınları karşısında susacak değilim!
Bu saldırıların tesadüf olduğunu da düşünmüyorum!
Ne zaman muhalefetin canını sıkacak, rahatsız edecek ve cevap vermekte zorlanacağı meseleleri gündeme getirsem aynı çevreler hep birlikte harekete geçiyor!
SİZ BENİ BU TÜR OPERASYONLARLA SUSTURABİLECEĞİNİZİ Mİ SANIYORSUNUZ?
Yanılıyorsunuz!
Ne yalan haberlerinizden korkarım ne kurmaya çalıştığınız algıdan ne de üzerime hep birlikte gelmenizden!
SÜREKLİ İNSANLARA ÇAMUR ATMAKLA, İFTİRA NİTELİĞİNDE İDDİALAR ORTAYA ATMAKLA, İNSANLARIN ŞEREFİNİ VE İTİBARINI HEDEF ALMAKLA MEŞGUL OLAN BU HAYSİYETSİZ TUTUMUN HESABINI MUTLAKA HUKUK ÖNÜNDE SORACAĞIM!
YALAN HABER YAPMAYI KENDİSİNE ADET EDİNDİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜM, ARDINDAN TEPKİLER YÜKSELİNCE HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ KENDİNİ MASUM GÖSTERMEYE ÇALIŞAN BU KİŞİLERİ İYİ TANIYIN!
Önce insanların üzerine asılsız iddialarla gidip itibarlarını hedef alacak, sonra da hesap sorulduğunda mağdur rolüne bürüneceksiniz, öyle mi?
YOK ÖYLE YAĞMA!
Önce attığınız manşetlerin, ortaya koyduğunuz iddiaların ve yaptığınız haberlerin arkasında durmayı öğrenin!
Kimse gazetecilik adı altında insanların onuruyla, haysiyetiyle ve itibarıyla istediği gibi oynayabileceğini sanmasın!
İFTİRA ATMAYI GAZETECİLİK, İNSANLARA ÇAMUR ATMAYI MARİFET, ALGI OPERASYONU YAPMAYI DA HABERCİLİK SANANLARA SÖYLÜYORUM: BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM!
Tüm hukuki haklarım saklı kalmak kaydıyla, şahsıma yönelik bu iddiaların hesabını hukuk önünde soracağım.
HEPİNİZE SON SÖZÜM ŞUDUR:
İFTİRA ATARAK, ÇAMUR ATARAK VE İNSANLARIN İTİBARINI HEDEF ALARAK BENİ SUSTURAMAZSINIZ!
HİÇBİRİNİZDEN KORKMUYORUM!
TOPUNUZ GELİN!
HODRİ MEYDAN!
Pardonnnnn ???!! Wow c’est d’une violence raciste înouie !!! Horreur Bergé ramène tout à l'antisémitisme pour refuser le mot islamophobie et cherche à BANALISER cette attaque terroriste raciste ET islamophobe à tout prix !
Il faut que cette fanatique démissionne !
🎤🔥 Face à David Guiraud, Bruno Retailleau n’a trouvé aucun argument et s’est contenté de répéter en boucle « Israël ! Israël ! Rima Hassan ! Antisémitisme ! ». Le député LFI a alors répliqué sèchement que les aigles ne volent pas avec les pigeons et que l’on était passé du Puy du Fou au Fou du Puy. Cette séquence montre comment une droite obsédée par Israël et par les attaques contre Rima Hassan se retrouve sans réponse dès qu’on lui oppose des faits.
#Guiraud #Retailleau #RimaHassan #LFI #Palestine #Débat
🚨🇫🇷 "ON M’A DEMANDÉ DE MANGER À QUATRE PATTES COMME UN CHIEN"
Un jeune homme témoigne des violences policières, des humiliations et des conditions de détention indignes qu’il dénonce avoir subies lors de sa garde à vue après avoir manifesté le 17 octobre.
Accusé d’avoir participé à des pillages, ce qu’il conteste fermement, il raconte avoir été frappé à coups de matraque, au point d’avoir le bras mutilé, et avoir dû attendre 36 heures avant d’être conduit à l’hôpital après un malaise.
Il décrit une cellule prévue pour trois personnes dans laquelle ils étaient huit. Pour dormir, cinq personnes devaient s’entasser les unes sur les autres tandis que les trois autres étaient contraintes de rester debout toute la nuit, sans pouvoir s’asseoir ni même s’accroupir. Ils devaient ensuite se relayer.
Il raconte également qu’ils n’avaient droit qu’à deux verres d’eau par jour et qu’il leur était interdit d’aller à la selle. Selon son témoignage, les policiers les menaçaient de les traîner entièrement nus devant les autres détenus s’ils désobéissaient. Le papier toilette leur aurait également été retiré.
Reconnu par certains policiers grâce à ses vidéos TikTok, il raconte avoir été moqué, humilié et contraint de manger à quatre pattes. Il dénonce également un refus d’accès à un avocat et l’absence d’information de ses proches.
👉 Remis en liberté sous contrôle judiciaire dans l’attente de son jugement, il explique être désormais soumis à plusieurs interdictions, notamment de manifester, de se rendre à Paris et de rencontrer certains de ses amis.
Il prévoit de consulter un médecin et un psychologue après cette garde à vue.
(TikTok : noo0va4)
Bakanlığa basit bir soru soruyoruz.
2024 yılında apar topar çıkarttınız ve ardından içeriğinde sofra şekerinin yanı sıra, tatlandırıcı ve türevleri dahi bulunmayan ürünler üreten firmalara sırf birileri istedi diye "Derhal ambalajları değiştirin, yoksa ceza keseriz" diye tebligatlar yolladınız.
Ambalajlar değiştirildi.
Fakat aradan yıllar geçmiş, bugün bu tebligatları yollamanız için baskı yapan firma utanmadan "şeker ilavesiz" yazıyor, siz de buna sessiz kalıyorsunuz.
@TCTarim