Siyasette asıl mesele, siyasetçinin dün ne söylediği değil; seçmenin bugün hâlâ kendi aklıyla düşünüp düşünemediğidir.
Benim asıl anlayamadığım şey, siyasetçilerin fikir değiştirmesi değil; siyasetçi her fikir değiştirdiğinde seçmenin de kendi fikrini değiştirmesi.
CHP’nin Altı Ok’u belli.
AK Parti’nin dün söyledikleri belli.
MHP’nin yıllarca savunduğu çizgi belli.
Ama dün başka, bugün bambaşka konuşan siyasetçiyi; dün söylediğinin tam tersini bugün yapan lideri hâlâ aynı fanatizmle savunan milyonlar var.
Dün “terör” diyene bugün “barış” denildiğinde alkışlıyorlar.
Dün “asla olmaz” denilene bugün “gereği buydu” diyorlar.
Dün savunduklarını bugün inkâr eden liderlerine, bu kez dün söylediklerinin tam tersini savunarak sahip çıkıyorlar.
Peki sizin kendi fikriniz nerede?
Bir parti, senin tuttuğun takım değildir.
Bir lider, aklının vekili değildir.
Siyasetçi yanılabilir, fikrini değiştirebilir, hatta dün söylediğinin tersini bugün savunabilir.
Ama sen neden onunla birlikte fikrini değiştirmek zorundasın?
Siyasetçiye sadakat değil, ilkeye sadakat gerekir.
Bir siyasi görüş doğruysa destekle.
Yanlışsa eleştir.
Kendi partin yapıyorsa bile eleştir.
Aksi halde sen seçmen değilsin; taraftarsın.
Çünkü demokrasiye en çok zarar veren şey, yanlış partiye oy vermek değil; kendi aklını kullanmadan doğru partiye oy verdiğini sanmaktır.
Atatürk'ün Vefatı Sonrasında Dış Basında Çıkan Övgü ve Hüzün Dolu Manşetler: (flood)
1. Fransız Basını: Tarih çok büyükler gördü. İskenderler’i, Napolyon’ları, Washington’ları gördü. Fakat yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu Atatürk, bu Türk oğlu Türk kırdı.
KEMOTERAPİMİN SON GÜNÜ 😂
Bazı günler vardır çok özeldir.
Daha 1 yaşında bile değildim,
Yatırdılar hastaneye .
Lösemiymiş hastalığımın adı .
Tam 2.5 sene kemoterapi aldım.
Dile kolay .
Bugün bitti ve taburcu oldum.
İYİ Kİ VARSIN LÖSEV
İYİ Kİ LÖSEV’i KURMUŞSUN ŞİRİN BABA