Bu sefer de bazı arkadaşlar,
"Peki bunun sakıncası ne? Bırakın da, küçük yatırımcı da para kazansın.. Mesele nedir?"
diye sormuşlar..
İlk bakışta bu soru, oldukça makul görünebilir..
Ancak sanırım,
olası "çok önemli sakıncalar"
tam olarak anlaşılmıyor herhalde..
O halde meseleyi,
TAMAMEN VARSAYIMSAL BİR SENARYO üzerinden,
biraz daha ayrıntılı anlatmaya çalışayım :
******
Önce, EN TEMEL İLKEDEN başlayalım..
HİÇ BİR ŞEYİ, YOKTAN VAR EDEMEZSİNİZ..
VAR OLANI DA, YOK EDEMEZSİNİZ..
Bu, yalnızca Evrenin, ya da Fiziğin-Kimyanın değil, Ekonominin de, EN TEMEL GERÇEK'lerinden biridir..
Elbette,
bir süreliğine,
çeşitli yöntemlerle
(sözde finansal mühendisliklerle!!),
'bunun aksi mümkünmüş gibi bir görüntü', oluşturabilirsiniz..
Ancak,
"gerçek ekonomik değer" ile,
"kâğıt üzerinde oluşan değer" arasındaki fark,
er ya da geç ortaya çıkar..
Durumu izah edebilmek için,
TAMAMEN VARSAYIMSAL BİR ÖRNEKLEME
üzerinden gidelim..
Diyelim ki;
"ABCHIJXYZ A.Ş." adında bir şirket var..
Bu şirketin sermayesi, 1 milyon TL olsun..
Dolayısıyla, 1 milyon adet payı bulunsun..
Bunun da %30'u, yani 300 bin adedi halka açık olsun..
Hisse fiyatı da 1 TL olsun..
Şimdi bir yatırım FONU kurduğunuzu, düşünün..
Bu FON, halka açık 300 bin adet hissenin, 290 bin adedini satın alıyor diyelim..
Bunun için yalnızca 290 bin TL harcıyor..
Bu alımdan sonra, artık piyasada serbestçe işlem gören, yani fiili dolaşımdaki hisse sayısı, yalnızca 10 bin adet kaldı demektir..
Daha sonra, Ahmet ve Mehmet isimli iki yatırımcının, bu sınırlı sayıdaki hisseleri, kendi aralarında sürekli alıp sattığını, ve fiyatı, yukarı doğru taşıdığını VARSAYALIM..
(Olacak şey değil tabii ama, varsayalım..)
İşlem gören hisse miktarı çok az olduğu için, fiyat, zaman içinde kolaylıkla, 1 TL'den, örneğin 100 TL'ye, yükselebilir..
Bunun sonucunda ne olur?
Fonun elindeki 290 bin adet hisse, kâğıt üzerinde, 290 bin TL'den, 29 milyon TL'lik bir varlığa, çıkmış görünür..
Bu durumda ne oldu?
Sanki ortada olmayan 28,7 milyon TL, yoktan yaratılmış gibi duruyor, değil mi?
Peki gerçekten öyle mi?
HAYIR..
EĞER bu fiyat oluşumu, “gerçek arz-talep dengesi” yerine, 'koordineli veya fiktif işlemlerle' gerçekleşiyor İSE, bu durum manipülasyon şüphesi doğurur, ve normal şartlarda, "denetleyici ve düzenleyici kurumların", inceleme alanına girer, takılır..
(Zaten "Denetleyici ve düzenleyici kurumlar", buna kesinlikle izin vermezler / vermeyecekleri düşünülür..)
Ama diyelim ki..
Olmaz ama..
Bu süreç, bir şekilde "denetleyici ve düzenleyici kurumların" "gözünden kaçtı", diyelim..
Yine de ortada, gerçek anlamda yaratılmış bir servet yoktur..
Çünkü o 29 milyon TL'lik değer, yalnızca kâğıt üzerindedir..
Birisi çıkıp,
"Elindeki 290 bin adet hisseyi, gerçekten tanesi 100 TL'den sat, ve bunu nakde çevir.."
dediğinde,
o fiyattan, o büyüklükte bir alıcı, bulamazsınız..
Çünkü satış başladığı anda, fiyat düşmeye başlar..
Fiyat düştükçe de, kâğıt üzerindeki "o sözde servet", çok hızlı bir şekilde erir..
Peki,
bazıları buna rağmen,
"Biz bunu gerçekten nakde çevirebiliyoruz.."
diyebilir mi?
Diyebilir..
Nasıl yapabilirler?
Şöyle bir VARSAYIMSAL SENARYO düşünelim :
Ama önce, bir 'mini bilgi' vereyim;
MSCI gibi uluslararası Endeks sağlayıcıları, oluşturdukları Ülke Endekslerini, Dünyanın birçok büyük yatırım fonuna, referans olarak sunarlar..
Bu Endeksleri, birebir takip etmeye çalışan 'yabancı pasif fonlar' vardır..
Bu Fonlar, Endeks getirisini, birebir takip edebilmek için, Endeksteki ağırlığı artan hisseleri, belirli oranlarda portföylerine almak zorundadırlar..
Şimdi VARSAYALIM Kİ;
ABCHIJXYZ A.Ş. hissesinin fiyatı, 1 TLden 100TLye yükseldi ve buna paralel olarak, Piyasa Değeri de, az önce bahsettiğimiz fiyat hareketleri sayesinde, 1 milyon TL'den 100 milyon TL'ye yükseldi, diyelim..
Dolayısıyla MSCI Endeks içindeki ağırlığı da arttı..
MSCI 'da bu ağırlık artışını, Endeksine yansıttı..
Endeksi takip eden yabancı pasif fonlar da, bu hisseyi almaya başladı..
Bizim FON da, elindeki malı, bu yabancı fona satış imkanı buldu..
İşte o noktada bazıları,
"Bakın.. Yarattığımız değeri gerçekten nakde çevirdik.."
diyebilir..
Ancak burada da, aslında yeni bir değer yaratılmış değildir..
Çünkü o para, zaten Türkiye sermaye piyasalarına gelmek üzere ayrılmış olan bir kaynaktır..
Siz, yalnızca, normal şartlarda başka şirket hisselerine dağılacak olan yatırım akışını, kendi oluşturduğunuz hisseye (dolayısıyla kendinize) yönlendirmiş olursunuz..
Yani Ülkeye, "yeni bir servet" kazandırmış olmazsınız..
Sadece "mevcut yatırım kaynağının DAĞILIMINI", değiştirmiş olursunuz..
Üstelik bunu yapmanın, çok da önemli bir bedeli vardır:
Şöyle ki;
Endeks, ekonominin en büyük ve en sağlıklı şirketlerini temsil etmek yerine, "fiili dolaşımı düşük" ve fiyatı, görece olarak daha kolay etkilenebilen hisselerin ağırlığı altında hareket etmeye başlarsa, zamanla temsil gücünü kaybetmeye başlar..
Endeksi referans alan, uluslararası yatırımcılar da, Endeksin, piyasanın gerçek yapısını yansıtmadığı kanaatine varırlarsa, ülkeye duydukları güveni, sorgulamaya başlayabilirler..
Bu da, Yıllar boyunca, çok büyük emeklerle kazanılmış olan "Ülke ve Piyasa itibarının" zedelenmesine, neden olabilir..
Dolayısıyla mesele, bir hisse ya da bir fon değildir..
Mesele, bütün bir Ülkenin ve Piyasanın, "güvenilirliği" meselesidir..
*******
Üstelik olası "sakınca", bununla da bitmiyor..
Üstte izah edilen VARSAYIMSAL SENARYOYA, bir de şöyle “VARSAYIMSAL BİR EK” yapalım :
Başlangıçta sadece 290 bin TL büyüklüğündeki Fonumuz, kâğıt üzerinde 29 milyon TL'ye ulaştığında, bu olağanüstü performansı gören yatırımcılar, Fonumuza para yatırmaya başlayabilir..
Fon da, gelen bu yeni parayla, aynı hisseyi almaya devam edebilir..
Hisse alımlarla yükseldikçe, fonun getirisi artabilir..
Fonun getirisi arttıkça, daha fazla yatırımcı gelmeye başlayabilir..
Yeni yatırımcılar geldikçe, fon aynı hisseden daha fazla alım yapabilir..
Böylece sistem, kendi kendini besleyen (SÖZDE MÜKEMMEL!!) bir döngüye, dönüşebilir..
(bkz: imkansız devri daim makinası)
İlk bakışta, bu yapının içinde HERKES KAZANIYOR gibi, görünebilir..
Ancak takdir edersiniz ki bu yapı, asla sürdürülebilir değildir..
Çünkü fonun getirisi, bir gün yavaşladığında veya yatırımcılar, herhangi bir nedenle fondan çıkış yapmaya başladığında, süreç, bu kez tersine dönebilir..
Fon, yatırımcıların çıkış taleplerini karşılayabilmek için satış yapmak zorunda kalabilir..
Satışlar, fiyatı aşağı itebilir..
Fiyat düştükçe, fon performansı bozulabilir..
Performans bozuldukça, daha fazla yatırımcı, fondan çıkmaya çalışabilir..
Ve böylece daha önce yukarı yönlü olan sarmal, bu kez aşağı yönlü bir sarmala dönüşebilir..
Sonuçta, ciddi bir değer kaybı ortaya çıkabilir..
Böylesi bir VARSAYIMSAL DURUMDA, bu zararı ise, mutlaka birilerinin üstlenmesi gerekir..
Ya fona sonradan katılan yatırımcılar..
Ya fonu yöneten kurum..
Ya da çeşitli mekanizmalarla bunun maliyeti doğrudan KAMU'nun üzerine kalabilir..
Çünkü tıpkı hiçbir şeyi yoktan var edemeyeceğiniz gibi..
Var olan bir zararı da yok edemezsiniz..
Her zararın, mutlaka bir sahibi vardır..
*********
Peki bir şirketin değeri, uzun vadede KALICI olarak nasıl artmalıdır?
Sürdürülebilir tek yol, gerçek ekonomik büyümedir..
Şirket üretir..
Satışlarını artırır..
Yeni yatırımlar yapar..
Verimliliğini yükseltir..
Kârlılığını artırır..
Ve oluşturduğu gerçek değeri, hissedarlarıyla paylaşır..
Şirketin gerçek ekonomik değeri büyüdükçe, hisse fiyatının uzun vadede yükselmesi de doğal ve sağlıklı olur..
Kâğıt üzerinde değer üretmek..
Sözde finansal mühendisliklerle, elbette bir süre için mümkün olabilir..
Ancak kalıcı servet üretmek, ancak gerçek ekonomik değer yaratarak mümkündür..
Bunun dışındaki modellerde, bir süre için her şey yolunda gidiyor gibi görünse de, eninde sonunda faturayı mutlaka birileri ödemek zorunda kalabilir..
Çünkü Ekonominin en temel kuralları asla değişmez..
HİÇ BİR ŞEYİ YOKTAN, VAR EDEMEZSİNİZ..
VAR OLAN BİR ZARARI DA, YOK EDEMEZSİNİZ..
Bilginize, sevgi ve saygılarımla, mra
Hemen hemen sene başından beri, zaman zaman "Endeks kompozitleri" vesaire diyerek, isim vermeden dikkat çekmeye çalıştığım tablo, bu idi zaten..
Hoş bu tablo, tam olarak doğruyu yansıtmıyor AMA ÖZÜNDE, Endeksi taşıyan senetlerin hangileri olduğu hakkında, gayet açık fikir veriyor..
*****
Sırası gelmişken belirteyim :
Bu konu ile ilgili, Sosyal Medyada paylaşım yapanlar arasında, zaman zaman hakaretlere varan bir çok hararetli tartışma görüyorum.. Biri birine çıkıp ukalaca sivri zekalı diyor Öbürü öbürünü matematik bilmemekle suçluyor vesaire..
Bu polemiklere girmeden hesaplamanın nasıl yapıldığını açıklamaya çalışayım :
Bir senedin Endekse olan PUAN etkisi, çok kabaca ve yaklaşık olarak şu şekilde hesaplanır :
Endeks Puan Etkisi ≈ Endeks Seviyesi × Hissenin Ağırlığı × Hissenin Günlük Değişimi (%)
Örnek : Endeks seviyesi 14183 diyelim..
X Hissesinin Endeksdeki ağırlığı %6.8350 diyelim..
X Hissesi o gün %2.45 arttı diyelim..
Formülde yerine koyduğunuzda X hissesinin artışının o gün Endekse PUAN OLARAK katkısı :
14183 * 0.068350 * 0.0245 = 23.75 PUAN olur...
Bu, bu kadar nettir.. (Bu hesaplamayı yapana değil, yapamayana sivri zekalı denir, ama neyse..)
Diğer taraftan, GÜN bazında ortaya çıkan bu yaklaşık hesaplama, oldukça doğru olsa da, T gün önceden gelen hisse performansı ile birlikte ele alındığında hesaplama elbette doğru sonuç vermeyebilir, ÇÜNKÜ Endeksin kendisi bir değişken, ayrıca o Endeks içinde, o X hissesinin ağırlığı da, bir değişken..
Hal böyleyken,
bugünkü kapanış - T gün önceki kapanış ile, o dönemki hisse performansından yola çıkarak KÜMÜLATİF hesap yaptığınızda ortaya çıkan PUAN katkısı, tabi ki doğru olmayacaktır..
Bunun için doğru hesaplama, GÜN ve GÜN eksi/artı katkısını toplayarak gitmek olmalıdır..
Kısa keseyim..
Öyle ya da böyle, alışageldik senet kompozitleri ile Endeksin, mevcut bu seviyelere gelmediği açık..
Bu konuda düzenleyicilerin geri adım atmamakta ısrarcı olması, bu şekilde devam eder ise, zaten pek yakında Endeks paylaşımlarının da, pek bir anlamı kalmayacak diye belirtmiştim..
Halen aynı görüşteyim..
Bilginize Sevgiler🙋♂️
#xauusd#OnsALTIN
Alttaki ilgili paylaşım, 29Ocak2026 Cuma günü 5598 $ zirvesinden hemen sonraki, Hafta sonunda, paylaşılmıştı..
Özetle;
Aralık2015de başlayan kendi içinde 5 dalgalı bir döngünün, Ocak2026 da tamamlanmış olabileceğini, ve önümüzdeki dönemde bir "düzeltme sürecinin" yaşanabileceği, "ihtimali / olasılığı", izah edilmeye çalışılmıştı..
NİTEKİM, o günden bugüne yaklaşık son 5 Aydır, aynen beklendiği gibi bir fiyatlama yaşandığı görülmektedir (bkz:grafik)
*****
Henüz, orta-uzun vadede "düzeltmenin" tamamiyle tamamlandığını söyleyemeyiz ancak kısa vadede, 5598dolar zirvesinden beri gelen bir gerileme olduğu, ve yükselişte kazanılanların yaklaşık olarak %38.2 sine yakının kaybedildiği, gözlenmektedir..
Dolayısıyla kısa vadede her an, 29Ocak zirvesinden bu yana düşüşe karşı bir "tepki hareketi" gerçekleşebilir..
Böylesi bir "tepki" hareketi gerçekleşirSE, kısavadeli yatırımcılar açısından bu, bir trade imkanı doğurabilir.. Üstte 4365 üzeri bir fiyatlama böylesi bir tepki hareketi başlangıcına işaret edebilir..
Dolayısıyla, 4365 direncinin aşılıp aşılmadığını izliyor olacağız.. (AşılmadıkÇA satış baskısı devam ediyor olarak değerlendirilecektir..)
OnsALTIN'ı böylesi bir bakış ve bu rakamsal şartları takip ederek izlemeyi sürdürüyoruz..
Bilginize sevgiler🙋♂️
#Borsaİstanbul
Eldeki son veri, 14Nisan2026 kapanışı olmak üzere söz konusu durum :
Üstte kabaca 322$ seviyesi, önemini koruyor düşüncesindeyim..
Aşılıp aşılmaması durumunu, dikkatle izliyor olacağız..
Bilginize sevgiler🙋♂️
#onsaltın#altın
Bilindiği üzere, 29Ocak2026da 5598 dolar seviyesinde zirve yapan OnsALTIN, o tarih ve seviyeden itibaren yaşanan sert satışlarla izlenen stopların altına inilmesi sonrası, beklendiği gibi başlayan bir düzeltme süreci içine girmişti..
Bu sürecin ilk ayağında, 2Şubat günü 4405 dolar seviyesine gerilemiş, ve sonrasında, süreç yaşanırken ısrarla TEPKİ olduğu ifade edilen bir yükseliş ile, en fazla 2Martta 5419 dolar seviyesine, ulaşabilmişti..
Ardından da, düzeltme sürecinin üçüncü ayağında, 4954 dolar seviyesinin kırılması ile birlikte beklendiği üzere düşüşünü derinleştirmiş, ve 23Mart günü 4100 dolar seviyesine kadar, gerilemesini sürdürmüştü..
*****
OnsALTININ bu noktadan itibaren yine bu düşüşe karşı bir tepki olduğu değerlendirilen (en azından şimdilik) bir yükseliş çabası içinde olduğu, gözlenmektedir..
Bu çaba içinde, son dönemde yaşanan tepelerden geçen çizginin aşılmış olmasını, 'KISA VADE için umut verici' olarak görüyorum🙏..
Hatırlayacak olursanız, son ilgili paylaşımlarda da 4530 seviyesini, altta, önemli olduğunu vurgulamıştım.. 4554 seviyesine kadar gerileyip bu noktanın üstünde kalmayı başardı🙏..
Aynı şekilde üstte de 4795-4808 bandını aşmış olması umut verici🙏..
Aşılma sonrası geri çekilme, şimdilik doğal sınırlar içinde, yeter ki altta geri dönüp 4697 ve ardından 4554 diplerini kırmasın..
Bir başka deyişle, altta kademeli stop seviyeleri olarak gözlenen 4697 ve 4554 seviyeleri kırılmadıkÇA, kısa vadede bir yukarı yönlü potansiyelinden bahsdebiliriz.. (Kırılmaları ise, yine son diplere doğru bir satış baskısı oluşacağı beklentisini doğurur)
Orta Vadede ise, tüm bu yaşananları şu an için düzeltme sürecinin alt dalgaları olarak isimlendirmek gerektiği düşüncemi tekrarlamış olayım.. orta vadede düzeltme sürecinin tamamlandığı ve yeni zirvelerin devam edeceğini söyleyebilmemiz için üstte 5090-5130 bandının aşılıyor olması gerekir..
Özetle; KısaVade stoplara riayet ederek umut verici, Orta vadede ise temkinli bakış içinde, OnsAltını izlemeyi sürdürüyoruz..
Bilginize sevgiler
"güvenli liman!!!" OnsAltında, 24Mart2026 saat : 10:00 verisi ile, anlık görünüm:
açıklama : 2 işlem gününde DolarBazında, %21 düşebilen, sonra 20 işlem gününde % 23 yükselebilen, ama sonra 15 işlem gününde yine %24 düşebilen bir varlık, bana göre/bence, güvenli liman 'dan ziyade, sadece, "herhangi bir finansal varlık"tır..
Yani böyle bi sürü finansal varlığı, finansal piyasalarda görmeniz/izlemeniz/takip etmeniz, mümkündür..
Peki bunca oynaklığa rağmen, neden sürekli bir şekilde "Altın Güvenli Limandır Algısı" var..
Sanırım bunun öncelikle tarihsel nedenleri var :
Eski zamanlarda SAVAŞ KITLIK vesaire gibi felaket dönemlerinde, bankacılık sistemi çöktüğünde falan, elde fiziksel olarak ALTIN tutmak, kişiye / aileye, elbette büyük avantaj sağlıyormuş..
İnsanlar, SAVAŞ FELAKET vesaire gibi durumlarda dahi, bulundukları yerde geçimlerini idame ettirmek isterken, ALTIN'ı takas aracı olarak kullanılabiliyormuş.. Keza, yine benzer sebeplerle, zorunlu göç / yer değiştirme esnasında, Kişinin / Ailenin Finansal Varlığının, fiziksel olarak ALTIN olarak durması halinde, ALTIN yine, 'varlığın transferi' vesaire, açısından, avantajlı imiş..
Yani PARA, ya da diğer varlıklar, saklama aracı olarak çalışmadığında, en iyi araç, FİZİKSEL ALTIN imiş..
Bence/bana göre, bu, "güvenli liman algısı", öncelikle buradan geliyor..
Ayrıca bir de Bizler için, Türkiye özelinde, "ALTIN her zaman uzun vadede kazandırır abi, üzmez" Algısı var..
Bu Algının da sebebi, GramALTIN'nın tarihsel olarak bakıldığında, geçmişten bugüne, genel resimde hep kazandırmış olması.. (GramALTIN'la birlikte doğal olarak, Çeyrek, Yarım, Tam, BeşiBiYerde vs.. vs.. de dahil tabii..) Bu da gözlemsel olarak doğru, ama bu gözlemin doğruluğu, "GramALTIN talebinden" kaynaklanmıyor..
GramALTIN'ın değeri, OnsALTIN'a ve USDTRY kur değerine bağlı..
Ons biliyorsunuz, bir ağırlık birimi..
Ons'u Grama çevirmek için, 31.1 e bölüyoruz..
Böylece "Gramı Kaç dolar?" bu değeri buluyoruz..
Sonra da bunu, DolarKuru ile çarpıyoruz ve ortaya GramALTIN değeri çıkıyor..
Şimdi olay bu şekilde cereyan ettiği için, GramALTININ değeri DolarKuruna çok endeksli..
Yani GramALTININ artışında, DolarTL kurunun, büyük payı var..
Uzun vadede TL' de, DolarKarşısında sürekli değer kaybettiği için, GramALTIN 'da o yüzden, hep kazandırıyor görünmekte..
Üsetlik bir de Dünya Genelinde OnsALTIN özellikle 1999-2001 yılından itibaren yükseldiğinden, özellikle son 25-27 Yıldır, katmerli bir kazanç gözlemek, mümkün oldu..
Tabii bu GramALTIN'nın kazancı, söz konusu dönemde son 25 senede, son 50senede Enflasyonu, ortalamada yenmiş midir? Bu ayrı.. Yanılmıyorsam, GENEL ÇERCEVEDE Enflasyonun çok üstünde bir kazanç sağlamış değil..
Tüm bunlara rağmen, yani fiziksel Altın varlığı insana mutlaka bir güven veriyor olsa da, ya da GramALTIN, TL'nin şu ana kadar ki sürekli değer kaybından dolayı, hep artıyor, hep kazanç sağlıyor gibi görünse de, taa yazının en başında belirttiğim Oynaklık sebebi ile, OnsALTIN'ın güvenli liman olduğuna dair ALGI'nın, bence/bana göre "tartışılır olduğu", düşüncesindeyim..
Neyse 'güvenli liman' veya değil..
Bir finansal varlık olarak, Düzeltme süreci içinde hareket etmekte olan OnsALTIN'ın seyrini, grafik üzerindeki hali ile, ve söz konusu rakamsal şartları takip ederek izlemeyi, sürdürüyoruz..
Bilginize sevgiler..🙋♂️
Olası Akçansa, Carrefour ve Teknosa satışları, Enerjisa Üretim'in halka arzı, güçlü finans sektörü, Çimsa’daki büyüme planları, Net Debt/Ebitda iyileşmesi vs. Ek olarak Holding Net Aktif Değerini 2028 sonuna kadar %100'lük artışla 20b $ seviyesine çıkartma hedefi. Şık duruyor.
#bist100#Borsaİstanbul
Dün akşam, saat 21:00 sularında yapılan, son ilgili paylaşımda da belirtildiği gibi, Endeks, uzunca bir süre boyunca beklenen KUTU alt sınırına, nihayet dün gerileyip, 'hedef değere' ulaşmış, ve ardından, (Dün elbette gece saat 21:00sonrasında yaşanan haber akışının da etkisiyle ) bu noktadan itibaren, bir yükselme çabasına girmiş görünmektedir.. (bkz:grafik)
(Ancak bu durum, (Dün de belirtildiği gibi) henüz tek başına, 'düşüş bitti, düzeltme tamamlandı anlamına' gelmemektedir, düşüncesindeyim.. )
*****
ÇokKısaVadeli Yatırımcılara (traderlara) yönelik İzlemekte olduğumuz sistem&disiplin gereği, üstte 13149-13203 puan bandı aşılmalı ki, en azından kısa vadede,
"dibin, 12433 puan seviyesinde gerçekleştiğini , düşünür hale gelelim" VE"Endeksin daha üst noktalara, grafikte de gözlenen, 'son düşüşün fibo. dirençlerine doğru', yükselişini sürdüreceği heyecanına", kavuşabilelim..
(Böylesi bir durumda, görülen son dip stop olmak üzere hareket edilecektir.. )
Dolayısıyla top, 10Mart2026 saat 13:00 verisi değeri, 13068 değeri civarında iken, (bence /kendimce) an itibari ile, gri alanda..
Bakalım ilerleyen zaman diliminde nasıl bir seyir izlenecek?
******
Orta*Uzun vadede ise, bullish senaryo dahilinde düşünüldüğünde, iyi ihtimal, önümüzdeki ilerleyen süreçte, KUTU içinde aşağı yukarı savrulmalarla, örneğin "üçgenimsi bir formasyonun ilk ayağı" tamamlanmış olabilir düşüncesindeyim..
(Altta görülen son dip, ve üstte ise, KUTU üst sınırı, böylesi bir bakışın, stop seviyeleridir..)
********
Endeksi böylesi bir bakış ve bu rakamsal şartlarla takip ediyorum..
Bilginize sevgi ve saygılarımla, mra🙋♂️
Endeks ile ilgili, son ilgili paylaşım, 4Mart günü sabah saatlerinde, 12825 puan seviyesindeki dip görüldükten hemen sonra idi malum..
Endeks, sonraki zaman diliminde, o Gün ve Dün, bu değer üzerinde tutunmayı başardı, ANCAK, ÇokKısaVadekiYatırımcılara (trader'lara) yönelik izlemekte olduğumuz sistem&disiplin gereği, 'yeniden pozisyona giriş şartı' da, henüz bir türlü oluşmadı..
Yine malumunuz, 'yeniden pozisyona giriş şartı' olarak, üstte, '13457 puan seviyesi üzerinde seanslık (tercihen gün sonunda da) kapanış gerçekleşmesi şartını' izlemekte idik..
13457 seviyesi öncesi bir de, ara direnç olarak, üstte, 13297 puan seviyesi dikkat çekmekteydi.. (önce hiç olmazsa 13297 puan seviyesi aşılsın ki, hiç olmazsa '13457 puan direnci denenecek, ve belki de aşılacak "heyecanı"' oluşsun.. Henüz o ara direnç de aşılmış değil..)
Bir yandan, bu söz konusu dirençlerin altındayız, ama bir yandan da, 18Şubat2026daki 14533 puan tepesinden beri, düşe düşe, taaa 17EKim-18Şubat yükseliş döneminin %38.2 lik fibo. desteğine kadar çekilip, o noktada gerileme durdu.. (bkz: grafik.. Grafikte mavi renkli fibo. seviyeleri belirtilmiştir..)
Endeksde açığa satış işlemleri gibi, bir takım ekstra önlemlerin olmadığı, daha normal şartlar altındaki bir dönemde olsak, son iki gündür gözlenen, giderek daralan hacim azalmasını, "artık bu noktada satıcıların isteği az, Piyasa buradan yukarı döner" diye yorumlardık, ama malum, bu hacim azalması, alınmış olan ekstra önlemlerden de, kaynaklanıyor olabilir..
O sebeple, bu çıkarımı yapmak da, şu an için çok zor diye görünüyor..
Özetle durum bu haldeyken, Piyasanın yönü hakkında bir hissiyat /bir tahmin yürütmenin güç olacağı, kanaatindeyim..
Bu durumda söylenebilecek sözler kısıtlı sanırım : "Üstte söz konusu dirençler aşılmadıkÇA, düzeltme süreci içindeki seyri izlemeyi sürdüyor olacağız.."
not: olur da pozisyona giriş şartı gerçekleşirSE, altta son gözlenen dip, stop kabul edilerek, hareket edilecektir..
Hayırlısı..
Değerli Metaller Endeksi, Bloomberg tarafından hesaplanan ve değerli metallere yatırım performansını ölçen bir endeks..
XAUUSD-Altın,
XAGUSD-Gümüş,
XPTUSD-Platin
ve XPDUSD-Paladyum
olarak,
4 ana değerli metalin fiyat performası ile hesaplanıyor..
Endeks hesaplamasında bu metaller, eşit ağırlıklı değil..
Nasıl bir ağırlık dağılım var? diye araştırıldığında, şöyle bir sonuca ulaşıyoruz :
"Genelde dağılım şu civardadır (yaklaşık):
"Altın → %55–65
Gümüş → %20–30
Platin → %5–10
Paladyum → %5–10
Altın baskındır çünkü hem üretim hem likidite en yüksektir.. vs.. vs.."
Şimdi bu Endekse baktığımızda ;
- Ağustos2011 tepesi sonrası, taaa 2024 ilk çeyreğine kadar, teknik olarak adına "simetrik üçgen" diyebileceğimiz, bir yapı içinde hareket ettiğini,
- 2024NisanAyı başında bu üçgenin üst çizgisini aşarak yukarı yönlendiğini,
- 2025NisanAyında, önceki zirveye ulaşıp aştığını,
ama esas büyük kopuşun (yukarı yönde sert bir ralli gerçekleştirmesinin), Ağustos2025 dip nokta sonrasında olduğunu,
- Ocak2026 sonunda, simetrik üçgen hedefine ulaştığını, ve bu noktadan itibaren beklendiği gibi/endişe edildiği gibi, çok sert bir gerileme yaşadığını,
gözlemliyoruz..
Yaşanan bu sert geri çekilmeye rağmen, Ağustos2025 dip noktasından itibaren çizdiğimiz, ve yükselişi izlediğimiz trend çizgisi de, HENÜZ kırılmış değil..
Bu da bize, değerli metallere olan ilgi alakanın, henüz tam anlamı ile bitmediğini, gösteriyor..
Bir yandan ÜÇGEN hedefine ulaşılmış, dolayısıyla fiyatların "çılgınca", Ağustos2025-Ocak2026 dönemi rallisinde olduğu gibi, yeniden yükselmesi ihtimali, (bence) 'yok denecek ölçüde' sınırlı..
Ancak bir yandan da, bu çılgınlık aniden çok sert bir düşüşle bitmiş..
Bundan sonra da, aynı sertlikte bir düşüş olması ihtimali de, benzer şekilde sınırlı, düşüncesindeyim..
Trend çizgisinin üzerinde olması, yükseliş umutlarını besliyor..
Ama bu yükselişler tepeden dibe çektiğimiz fibo. oranlarını göz önüne aldığımızda, sadece yaşanan son sert düşüşlere "TEPKİ" olarak da kalabilirler..
Özetle;
ÜÇGEN hedefine Ocak2026da ulaşılmış..
Sonrasında bir düzeltme süreci başlamış..
Bu süreç an itibari ile devam ediyor görünüyor..
Üstte fibo. dirençleri aşılmadıkÇA, yaşanan ve yaşanması muhtemel olan yükselişler, düzeltmenin alt dalgaları olarak değerlendirilir..
Yükselişlerin YENİ ZİRVELER getireceğini, iddia etmek için, bence henüz erken..
Bu yükselişler belirli dirençler aşmadıkÇA, kendi adıma bende şimdilik büyük bir heyecan yaratmıyorlar..
Olur da 0.786 fibo direnci yani 600 seviyesi aşılacak olurSa, yeni bir değerlendirmede bulunmaya çalışırım..
Bilginize sevgiler
#XAUUSD #xagusd #xptusd #xpdusd