Kenara koyduğum 100 gram altın, benim her gün harcadığım emekten daha istikrarlı kazanıyor. Ben günde 8 saat çalışıyorum, yoruluyorum, zamanımı satıyorum; o ise hiçbir şey yapmadan değerleniyor. Buradaki mesele “altın mı daha iyi, başka yatırım mı” tartışması değil. Asıl mesele şurada başlıyor: Emek tek başına yetmiyor.
Bugün çalışabiliyoruz çünkü sağlığımız var, enerjimiz var, sabrımız var. Ama bu performans kaç yaşına kadar sürdürülebilir? 50’de mi, 60’ta mı, yoksa daha erken mi düşecek? Kimse bunu garanti edemez. O yüzden mesele “herkes yatırım yapsın” romantizmi değil; mecburiyet gerçeği.
Didinip bugün kenara koyabildiğin her şey, yarın sen çalışamadığında senin yerine çalışacak tek şey. Yatırım, zengin olma hayali değil; yaşlanınca, yorulunca ya da tökezleyince ayakta kalabilme planıdır. Para çalışıyorken yatırım lüks gibi görünür. Çalışamaz hale gelince ise tek çıkış yoludur.
Bu yüzden “herkes yatırım yapsın” demiyorum.
Ama şunu net söylüyorum: Uzun vadede başka seçeneğin yok.
İstanbul’da kendi şeridinde ilerleyen motosikletliye arkadan gelen bir araba çarpıp kaçtı.
Olayı gören başka bir motorcu, aracın peşine düşerek çarpan kadını polise şikayet etti.
olum suriyeden sürekli güzel haber geliyo bunlar niye ülkelerine dönmüyolar bizim almancılar gibi kurulu düzenleri de yok kot taşlama yapıp fabrikada karton üstünde yatıyolar amk yine de gitmiyolar