Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
"İngilizler İstanbul'u neden terk etti?"
Murat Bardakçı: Çünkü Atatürk İngilizleri tehdit ediyor. İstanbul'a geliriz, İstanbul'u boşaltın diyor. Bunun üzerine İngilizler sömürgelerinden asker istiyor. Kanada Başbakanı vermiyoruz diyor. Avustralya ve Yeni Zelanda vermiyoruz diyor.Çünkü 100 senedir sizin için savaştık, bıktık diyorlar.
Bunun üzerine İngiltere de sert tartışmalar yaşandı ve azılı Türk düşmanı Lloyd George hükümeti 22 Ekim 1922 düşmüştür. Yerine gelen Muhafazakar Parti Başkanı Bonar Law da "Kemalcilere yenilip küçük düşmeyelim" diyor ve İstanbul'dan çekilme kararı alıyor.
İngiltere Kemal'in ordusundan korkmuş ve yılmıştır. Bunlar niye söylenmiyor?
Bunlar söylenmeyince, cahil avan ulema uyduruyor da uyduruyor!
Murat Bardakçı
Türkiye S-400 almasaydı…
• F-35 programından çıkarılmayacaktı.
• İlk F-35’ler 2019’da envantere girecekti.
• 100 adet F-35 teslim alınacaktı.
• Türk savunma sanayii, F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını kaybetmeyecekti.
• CAATSA yaptırımları uygulanmayacaktı.
• KAAN’ın F110 motorlarının tedariki yıllarca siyasi pazarlığın konusu olmayacaktı.
• S-400 için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödendi.
• Teslim edilmeyen F-35’ler için ABD’ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödendi.
Şimdi ise Trump’ın “F-35’leri vereceğiz”, “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız” açıklamaları başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Oysa bunlar, Türkiye’nin S-400 öncesinde zaten sahip olduğu haklardı.
Siyasi iktidarın hatalı dış politika tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sonuçların giderilmeye çalışılması, ne zamandan beri bir zafer olarak sunuluyor?
Yahu, bu ülkede terör savcısının uyuşturucu sevkiyatı ile ilgili talimatlar verdiği ortaya çıkmadı mı? Bir savcının, iş insanlarından aldığı para karşılığında tefecilere operasyonlar yaptığı ortaya çıkmadı mı? Bir savcının İran istihbaratı için Türkiye’deki kişileri kaçırdığı ortaya çıkmadı mı? Borsa kuran hâkimlere para alırken suçüstü operasyonlar yapıldığı ortaya çıkmadı mı? Bizzat bir başsavcı, “Benim adliyemde parayla kararlar çıkarılıyor” diye dilekçe vermedi mi? Hangi birini sayayım?
Demem o ki...
Misal, suç örgütünün BMW ısmarladığı eskinin Ankara başsavcısı şimdinin Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman’a ne zaman sıra gelir, bilmem. Lakin, sadece savcı Ahmet Yıkılmaz’ın rüşvetten soruşturulması bile bu satırların yazarına verilen cezayı haksız kılmıyor mu? Ne yani, HSK rüşvet alan savcılar ve hâkimlerle ilgili onlarca karar verirken Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni mi aşağılamış oldu? Bu ne yaman çelişki anne!
Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼
https://t.co/Btx2Y4GkFb
Tanju Özcan'ın baskı kurduğu iddia edilen zincir marketlerin yetkilileri mahkemede dinlendiler ve şikayetçi olmadıklarını ifade ettiler.
Kendilerine BOLSEV'e bağış için bir baskı yapılmadığını da belirttiler.
Özcan, iddianamede yolsuzluk belirtilmediği halde hapiste!
Timur Soykan:
“Çivi bile çakılamayan Efes Antik Kenti’ndeki antik tiyatronun karşısına, Turizm Bakanı Nuri Ersoy’un eniştesi Mehmet Uğur Esin bina yaptı, müze işletiyor.
Türk vatandaşlarının müzeye girişi 425 TL, turistler içinse 40 €.”
Hayatında askerlik hariç köyünden hiç dışarı çıkmamış kekeme er Recep Delice’nin darbeci olarak 17 yıl 6 ay ceza aldığı
2 telefonunda feto’nun haberleşme ağı Bylock çıkan bunu tv da itiraf eden Mehmet Büyükekşi’nin iki dönem Futbol Federasyonu başkanı olduğu
10 TEMMUZ HUKUK GÜNÜ KUTLU OLSUN
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Bursa’da Suriyeli çocukların bir belediye çalışanına sataştığı anlar yoldan geçen vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.
Suriyeliler ne zaman gidecek?
Polis tutuyor işletme sahipleri vuruyor.
Kurye geç teslim edilen paket yüzünden işletme sahipleri tarafından öldüresiye dövüldü!
Bu canilerin hepsi adam öldürmeye teşebbüsten tutuklanmalıdır!
Çin’deki 42,5 kilometrelik dünyanın en uzun deniz köprüsü Jiaozhou’dan geçiş ücreti: 210 TL.
Türkiye’deki 3 kilometrelik Osmangazi Köprüsü’nde geçiş 1.170 TL; araç başına şirkete ödenen toplam para: 2.700 TL.
Mehmet Ali Güller: "Hakimin değiştiğini biliyorduk. Bütün hakim heyeti komple değişmiş hatta savcı da değişmişti.
Hakim, 'Sizin isminiz neydi' diye Merdan Yanardağ'a sordu.
Hakim, sanıkları dinleme gereği henüz duymadan savcıya sordu ve savcı, o da bir şey dinlemeye ihtiyaç duymuyor demek ki, hemen tutukluluk hallerinin devamını talep etti.
MİT'ten herhangi bir yanıt gelmemiş. Bu tabii başka bir polemik açtı. Yani acaba MİT'ten yazı gelmedi mi, MİT'e hiç yazı bile yazmadınız mı? Bunun da tam yanıtı alınamadı doğrusu"
Bugün hukuk tarihimizde, adalet için en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Göz göre göre, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı gasp edildi.
Ekrem Başkanımız kendini savunmak istediğinde, salondan çıkarıldı, konuşması tamamen engellendi.
9 Mart 2026 tarihinde kendini savunmak istediğinde izin verilmemişti.
4 aydır kendini savunacağı günü bekleyen İmamoğlu’nun bir buçuk gün gibi kısa bir sürede kendini savunması isteniyor.
Kendini tüm detaylarıyla savunmak isteyen İmamoğlu’na konuşma hakkı verilmiyor. Kendisinin tam tersi beyanına rağmen “susma hakkını kullandı” denilerek savunma hakkı gasp ediliyor.
Altını çiziyoruz: Ekrem Başkanımız susma hakkını değil, en doğal vatandaşlık hakkı olan savunma hakkını kullanmak istiyor.
Okunması bile günler süren 4 bin sayfalık iddianameye, bir buçuk günde cevap verilemez.
Tutuklu geçen 476 günün ardından, kimsenin sesi böyle kısılamaz.
Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu, tarihimizde düşmana bile uygulanmamış adaletsizliklere maruz bırakılıyor.
Biz tüm bu adaletsizliklere ve zulme boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.
Yaşatılan hukuksuzlukları her yerde anlatmaya devam edeceğiz.
Pes etmeyeceğiz, yılmayacağız, mutlaka kazanacağız!
Bolu Belediyesi iddianamesinde geçen, “marketlere haksız denetimler yapıldığı ve reklam vermeye zorlandıkları” iddiasına ilişkin dinlenen 7 market yetkilisinin ifadeleri alınmaya başlandı.
İlk olarak ifade veren BİM Market Proje Geliştirme Müdürü, Tanju Özcan’dan şikâyetçi olmadığını, reklamların kendi inisiyatifleriyle yayımlandığını söyledi.
Davanın dördüncü günü öncesinde şu ana kadar dinlenen müştekiler arasında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve diğer yargılanan belediye çalışanlarından şikâyetçi olan kimsenin bulunmadığı öğrenildi.
Timur Soykan "Mal varlığı üzerindeki tedbiri kaldırmak için Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili 300 bin dolar rüşvet alıyor. Telefon kayıtlarında, mesajlarda bunu doğrulayan dijital veriler elde ediliyor.
Yargının halini görüyor musunuz? Parası olanı kurtaran ama belediye başkanlarını, seçilmiş insanları hapseden bir yargı düzeninden bahsediyoruz."
🔴 "MAHKEME BAŞKANI YALAN SÖYLER Mİ?"
📌 Sera Kadıgil: “Bir mahkeme başkanı yalan söyler mi? Tutanağa yalan beyan geçirir mi? Yalan değilse de bunun adı manipülasyondur. Sanığı kumpasa düşürmeye çalışan bir mahkeme tutumuyla karşı karşıyayız.”
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.
NATO zirvesini dünyaya tanıtmak için Ankara'ya davet edilen içerik üreticileri Türkiye'nin internetinden şikayetçi:
"Türkiye'deki NATO zirvesinin en büyük problemi internet."