29 Haziran 2006 tarihinde Diego Armando Maradona'nın Türkiye hakkında verdiği röportaj.
"Ben Beşiktaşlıyım. Bunu söylemem gerekir ki, arkadaşım Oscar Córdoba'nın formasını giydiği takımı çalıştırmayı isterdim."
Röportajın çevirisi ise Noray Nakış tarafından yapıldı. 1955 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesinde doğan Nakış, Arjantin futbolunda önemli görevler üstlendi. Bir dönem Arjantin Futbol Federasyonu'nda ikinci başkanlık, ayrıca CA Independiente'de asbaşkanlık görevlerinde bulundu.
Masasına tam 1.000.000 dolar nakit ödül koydular. Dünyanın en prestijli üniversiteleri, Harvard ve Stanford, ona açık çek sunmak için kapısında yatıyordu.
Ama o, parayı ve şöhreti elinin tersiyle itti. Annesinin rutubetli, döküntü evine geri döndü ve ormana mantar toplamaya gitti.
Karşınızda tarihin en gizemli ve en tavizsiz dehası: Grigori Perelman.
Yıl 2002. Perelman, matematikte 100 yıldır dünyanın en parlak beyinlerinin uğraşıp da çözemediği o meşhur "Poincaré Sanısı"nı çözdü. Hem de basın toplantısı yapmadan, hiçbir dergiye kapak olmadan, sessizce internete 3 sayfalık bir PDF yükleyerek.
Bilim dünyası şoka girdi. Herkes bu darmadağınık saçlı, eski püskü giyinen adamın peşine düştü.
Ona "Fields Madalyası" (Matematiğin Nobel'i) vermek istediler. İspanya kralı onu sarayına davet etti. Perelman'ın cevabı buz gibiydi: "İstemiyorum."
Herkes onun delirdiğini düşündü. Bir insan neden milyonlarca doları ve sonsuz şöhreti reddederdi ki?
Çünkü Perelman için mesele hiçbir zaman para, statü veya insanların alkışı olmadı. O, sadece evrenin nasıl işlediğini anlamak istiyordu. Problemi çözdüğü an, oyun onun için bitmişti. Sonrasındaki ödül törenleri, kameralar ve sahte tebrikler ona sadece bir sirk gibi geliyordu.
Perelman, modern dünyanın en büyük hastalığına tek başına kafa tuttu: "Onaylanma ihtiyacı".
Bugün hepimiz; birileri bizi beğensin, takdir etsin, sosyal medyada alkışlasın diye kendi hayatımızı köleleştiriyoruz. İstemediğimiz hayatları, başkalarına gösteriş yapmak için yaşıyoruz.
Perelman ise bize şunu gösterdi: Eğer yaptığın işin değerini gerçekten biliyorsan, başkalarının sana vereceği hiçbir madalyaya ihtiyacın yoktur. Amacı olan bir zihni, hiçbir para satın alamaz.
Ersin Destanoğlu, Beşiktaş'a veda etti:
"İnsan ne kadar uzağa giderse gitsin, ailesinden bir parçayı hep yanında taşır. Aileye veda edilmez. Veda merasimleri, araya girecek mesafeye ve duyulacak özleme önden yapılan bir hazırlıktır. Ben de bugün bu hazırlığı yapmak zorundayım.
Ufacık bir çocukken sırtıma geçirdim bu formayı. Fulya, Nevzat Demir, İnönü… Bu kulüpte adım atmadığım yer kalmadı.
Beşiktaş'ımın her bir zerresini biliyorum. Kendimi tanımadan Beşiktaş'ı tanıdım. Beşiktaş'la büyüdüm. Hayalim, Beşiktaş kalesine geçmekti. Geçtim. Ben çalıştım, Beşiktaş da bana karşılığını verdi.
Ben size, Beşiktaş'ıma, kendimden bile daha iyi tanıdığım bu kulübe nasıl veda edeyim?
Benim için çok zor. Bunları söylemek, yarın sizinle olamayacak olmak daha da zor. Ömrümün yarısından fazlasını bu kulüpte geçirdim. Tarihin en zor şampiyonluklarından birini kazandık. Türkiye Kupası, Süper Kupalar… Beşiktaş, bana ne hayal ettiysem hep daha fazlasını verdi.
Bugüne kadar üzerimde emeği olan tüm başkanlarıma, hocalarıma, takım arkadaşlarıma ve kulübün tüm emekçilerine yürekten teşekkür ederim.
Hakkınızı helal edin. Motorları maviliklere sürdüğümüz günlerde, Beşiktaşlı Ersin olarak mutlu olacağım.
Kendinize iyi bakın. Sizi çok seviyorum."
Türk sinemasının efsane isimlerinden, değerli sanatçı Kadir İnanır’ın vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Kadir İnanır’a Allah'tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve sanat camiasına başsağlığı dileriz.
Eski teknik direktörümüz, 100. yılımızdaki şampiyonluğumuzun mimarı Mircea Lucescu’nun hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Seni hiçbir zaman unutmayacağız Lucescu, huzur içinde uyu.
Elveda Luce. 🖤🤍