Arkadaşlar, son olayla ilgili çocuğun ( maalesef katil ) bütün hayatı ortaya döküldü. Oysa, olay tamamen bir annenin ve bir babanın ihmali/istismarı olayı. Resim çok net bu şekilde karşımızda duruyor.
Dijital İstismar üzerine birkaç şey söylemek istedim.
Evet, çocuklarına karşı bu istismarı yapan binlerce anne baba var. Hiç sağa sola lafı bükmeye gerek yok. Binlerce, milyonlarca belki de bu sayı.
Ekrana teslim edilmiş çocuklar, gençler.. Hayatları üzerine kumar oynanan çocuklar.
Elimizden bu telefonları bırakacağız. Çocuklarımız okuldan geldiğinde onlarla yemek masasında yemek yiyeceğiz, göz göze sohbet edeceğiz, ilişki içinde olacağız. Ekran zamanında aynı odada olacağız, ses açık olacak, ne izlediğini bileceğiz, bunu yapmak zorundayız. Bunun başka yolu yok.
Dün çok sakin, güzel dediğiniz çocuk yarın katil olabilir. Bu oldu, yine olabilir. Olmaması için elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra olanlara bakarsak her şey daha sağlıklı olur.
Anne ve Baba olarak sorumluluklarımızı gerçekleştireceğiz, geeçekleştirmemenim adı “İstismar” dır. Evet, istismardır. Çocuklarımıza bunu yapmayacağız, bunun başka bir yorumu yok.
Merhaba yeni yaşım. Hoşgeldin. Kendimi daha az dövüp daha çok sevdiğim bir yaş oldu. Umarım bu süreç bu şekilde devam eder. Buraya not alıyorum çünkü geri dönüp bir defteri okumuyorum. (Sanal olanın kalıcı olması da tuhaf)
En çok Yusuf Tekin'le uğraşacaklar bu çok net. Neden?
Anaokullaşmanın çılgınca artması, meslek liselerine verilen ekstra önem, siber güvenlik gibi özel alanlara yönelmiş liselerin açılması ya da fiziki şartların düzeltilmesi değil mesele. Bunlar başarılabilir şeyler.
3 örnek vereyim:
1. Şu anda müfredatımızda coğrafi keşifler anlatılırken sömürgecilik tarihinden bahsediliyor. Batı'nın başarıları, üstünlüğü anlatılmıyor.
2. Yabancı okulların mevzuatlarına müdehale ediliyor. (Bu müdehaleyi 150 yıl önce yapabilseydik bambaşka bir memleketimiz olurdu bugün.)
3. Maarif Modeli ile müfredatımız yerlileşiyor. Yerlileşirken evrenseli yakalayacak marifetli gençler yetiştirmeyi hedefliyor. Türkçe'ye verilen önemi artırıyor.
Bakın bunlar küçük işler değil. Fullbright tarafından şekillendirilmiş bir eğitim sistemine ilk defa bir Bakan çomak sokuyor. İlk kez "Batının o yüce değerleri" hak ettiği gerçek değeri görüyor.
O yüzden en çok Altaylı, Mengü gibiler rahatsız oluyor. Sabah akşam Yusuf Hoca'yı yobaz olmakla suçluyorlar. Yusuf Hoca da davasını müdafaa ettiği, susmadığı için daha da üstüne gidiyorlar.
Batı sermayesinin desteklediği operasyon elemanları Tekin'i sevmez. Tam da bu sebeple Yusuf Hoca'dan razıyız.
https://t.co/65L6No9wyM
Belli bi yaştan sonra ‘ev gibisi yok’ demeye başlıyorsunuz. Genelde 30’larda yüklenilen bi özellik oluyor. Dışarda her şey ne kadar iyi olursa olsun Bi an önce eve gitmek istiyorsunuz.
Ey tek başına sinemaya giden, tek başına yurt dışına çıkan insan, kimsin sen?Ermiş misin, derviş misin?Buda mısın, Hz Mevlana mı?Tekamülünü tamamlamış insanı kamil misin?Bu ne olgunluk, bu ne bilgelik, bu ne dışsal onaya tenezzül etmemezlik. Maşallah sana.Olmuşsun sen.
İlginçtir, çoğu insan terapiyi gidip hasarı geri çevireceği bir yer olarak görüyor. Halbuki geçmişteki deneyimlerinizin beyniniz üzerindeki artık her ne etki yarattıysa, o bağlantılar artık orada, bunları silemeyiz. Geçmişten kurtulmak mümkün değil. Terapi daha ziyade yeni bağlantılar kurma, yeni ve daha sağlıklı sinir yolakları oluşturma işidir. Bir bakıma, terapide iki şeritli köy yolunun yanına dört şeritli otoban inşa edilir. Eski yol da orada durmaya devam eder ama onu artık pek kullanmayız.
...
Bilge olanlar yüklerini zerafetle taşımayı, başkalarını kendi acılarının duygusal şiddetinden korumayı öğrenirler.
...
Affetmek geçmişin daha farklı olabileceği umudundan vazgeçmektir. (Bruce D. Perry- Ne Oldu Sana?)
herkes kendi vicdanından sorumlu ama gerçekten bile isteye umursamadan soykırıma destek olan insanlardan uzaklaşmak gerekiyor, bu inançla alakalı bir durum değil insan olmakla alakalı, ülkesinde masumca yaşayan insanları yok edip oraya yerleşmek isteyen barbar bir ülkenin ürünlerini kullanmamak vicdani bir eylem
Yarım saat önce girilmiş haber. Halkların ne istediğini siz gösterdiniz.
Sayenizde adım atmak isteyen arkasında büyük kitleleri bulacağını bilecek ve korkmayacak #GazaStarving
“La Casa de Papel” dizisinin kahramanı İspanyol aktris Itziar Itunio, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırganlığını kınayarak Gazze halkıyla dayanışma içinde olduğunu ifade ediyor: *İşgal ettiğiniz topraklar bizim topraklarımızdır, kızlarınız ve oğullarınız da bizim oğullarımızdır.*
#gaza
"Bunu hiç unutma evlat!
Batı hiçbir zaman medenî olmamıştır
ve bugünkü refahı;
devam edegelen sömürgeciliği,
döktüğü kan,
akıttığı gözyaşı
ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.."
Aliya İzzetbegoviç (19 Ekim 2003)
Parçalanmış çocukların kefeni bu. Bunun moda olabileceğini ve tüketicilerin ilgisini çekebileceğini düşünmüşler. Bunun için titiz araştırmalar saha eğilimleri filan da yapıyorlar. İsabetli bir ticari girişim yani. Batı kapitalizmi zihinsel facia ve vahşettir.
Parçalanmış çocukların kefeni bu. Bunun moda olabileceğini ve tüketicilerin ilgisini çekebileceğini düşünmüşler. Bunun için titiz araştırmalar saha eğilimleri filan da yapıyorlar. İsabetli bir ticari girişim yani. Batı kapitalizmi zihinsel facia ve vahşettir.
Rim'in doğum günü olan 23 Aralık tarihini, Filistin'de İsrail tarafından katledilen masum çocuklar için; Dünya Şehit Çocuklar Günü ilan etmek istiyoruz.
Bu mecrada dolaşıma sokacağımız çok dilli twit ve etiket çalışmalarımızı takip ediniz.
Yarın 'Vira Bismillah' diyeceğiz.
Türkiye'de ki tüm STK'lara çağrımızdır; 23 Aralık günü, şehit edilen yavrumuz Rim'in doğum günüdür.
Şehir Meydanlarında "Dünya Şehit Çocuklar Günü"ne hazırlanın, doğum günümüz var!
İsrail tarafından katledilen Filistinli çocuklarımızın yanında duralım,sesi olalım.