Annemi de çok üzdüler.
Annem hem üzülür hem çay demler hem de gözyaşlarını silerdi. Hiçbir şey olmamış gibi bize döner gülümserdi.
'Ben çay demlemeyi annemden öğrendim.’
Ben böyle çoğu arkadaşlarıma bir şeyler anlatırken acaba çok boğuyor muyum ya da ben tam anlatabildim mi merakına düşüyorum. Ama Büşra’m beni noktama kadar dinleyip ne demek istediğimi çok daha iyi tasvir ediyor.Onun yanındayken mutluyum ve kendimi rahatlamış hissediyorum♥️
Hissettiğimiz şeylerin ağırlığı yüzünden, bulunduğumuz her yer o kadar zor geliyor ki artık. Gülmek zorunda olmak, konuşmak zorunda olmak, bir şeyler yapmak zorunda olmak... Nerede olursak olalım o ağırlık bizimle geliyor. Bir şeyler yapıyoruz ama içimiz sessizce üzülüyor.
Bir gecede kafamı yastığa rahatça koyabilecek miyim acaba? Sürekli bir şeyleri düşünmek , kendi içimde dış ses olmak , bir şeylerin üzerinde diyorlarmış gibi hissetmek inanılmaz ama inanılmaz derecede yıpratıyor beni…