Tarihin doğru tarafında duruyorum.
Milletvekili olur muyum, belediye başkanı olabilir miyim gibi bir kişisel sevda içinde değilim.
Gençlik kollarından başladığım emek mücadelesini büyüterek, tarihin en doğru yerinde seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’in yanında saf tutarak devam ettiriyorum.
Hiçbir makam, memleketin istikbalinden daha kıymetli değildir.
Benim yerim, ailemin de kurucularından olduğu Kuvâ-yi Milliye’dir.
O yerde seçilmiş Genel Başkanım Özgür Özel’in yanıdır.
Kuvâ-yi Milliye, diz çökenlerin değil, dik duranların yeridir.
Cumhuriyet Halk Partisi'ne çok büyük bir tuzak kuruldu. Bu son olay, yani 21 Mayıs günü Bölge Adliye Mahkemesi'nin mutlak butlan kararı alması, bu tuzağın son adımı. Bu son adımın getirdiği başka sarsıntıları, olumsuzlukları yaşıyoruz. Genel Başkanımız Özgür Özel'in ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yöneticilerinin hakları gasp edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partililer bir tuzağın, bir çukurun içine itilmiştir. Hakkımızın aranması için arkadaşlarımızın çabaları, girişimleri maalesef sonuç vermiyor. Bunu karara bağlaması gereken yargı organları, yüksek yargı organları maalesef karar vermiyorlar, uzak duruyorlar, işi bir başkasının üzerine atıyorlar.
Böyle bir devlet yönetimi olamaz. Cumhurbaşkanı, ‘Bu bizim işimiz değil, bu CHP'lilerin işi’ diyor. Meclis Başkanı aynı şekilde, ‘CHP'lilerin kendi sorunu’ diyor. Yani öyle bir ortamdayız ki ne yargı organları ne de devlet yöneticileri bizim bu durumumuzla ilgili gasp edilmiş hakkımızla ilgili ilgi gösteriyorlar, çaba harcıyorlar. İş başa düştü. Şimdi Cumhuriyet Halk Partililer olarak, hiç ayrım yapmaksızın söylüyorum; bunu biz çözmeliyiz, bunu biz çözeceğiz. Bu işin çözüm yolu kurultaydır. Bunun başka bir yolu yok. Tüm siyasi partilerde, demokrasinin olduğu her yerde karar üyeler tarafından verilir. Üyelerin verdiği karar ya da delegelerin verdiği karar geçerli olur, yargı kararları değil.
Şimdi atanan yönetimin bazı değerlendirmeleri var, onu da anlıyorum. Sayın Kılıçdaroğlu bir arınmadan söz ediyor. Tabii arınması gereken bir şey varsa arınılmalı, o da ortaya konulmalı. Sayın Kılıçdaroğlu, 'önce arınma, önce hesap sorulmalı, arınma olmalı, sonra kurultay yapılmalı' diyor. Şimdi arınacak bir şey varsa ortaya konulmalı. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kirlilik içinde olduğu kanısında değilim ama eğer parti içinde bu tür kişiler varsa, Sayın Kılıçdaroğlu bu konudaki bilgilerini, belgelerini yargıya vermeli. Bir yandan o süreç işlemeli, bir yandan kurultay yapılmalı, ikisi birlikte olmalı. Yani 'önce hesap soracağım, önce arınacağım, sonra kurultay yaparız' denilemez.
Kurultayın yapılamayacağına ilişkin değerlendirmeler doğru değerlendirmeler değil. Yani 'tedbir kararı alındı, o nedenle kurultay kararı alamayız’ deniyor. Bunu Sayın Zeynel Emre, Parti Sözcümüz açıkladı. Sayın Zeynel Emre diyor ki; tedbir kararına rağmen İstanbul İl Kongresi yapıldı. Yüksek Seçim Kurulu bunu yaptı. Aynı şekilde şimdi de tedbir olmasına rağmen bunu yaparız, yapabiliriz. Burada bir engel yok. Ama eğer bunun engel olduğu kanısındaysanız, o zaman başvuruyu çekin, bunu kesinleştirmiş olalım. Dolayısıyla tedbir kararı da olmaz. Hemen kurultaya gidelim.
Sayın Zeynel Emre'nin eklediği şöyle bir görüş var, onu da önemsiyorum. Eğer Temmuz'un 25'ine kadar galiba kurultay yapılamazsa, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimlere girmeme olasılığı var. Bu nedenle kurultayı ivedilikle yapmalıyız. Sonuç itibarıyla birbirimizden saklayacağımız herhangi bir şey yok. Biz CHP'liyiz, biz kardeşiz.
Yani genel merkezde olanlar, olmayanlar diye bir ayrım da yapmıyorum. Bir araya gelmeliyiz, bunu biz çözmeliyiz. Bize böyle bir tuzak kuruldu. Bu tuzaktan biz dayanışma içinde, birbirimize tutunarak çıkabiliriz. Ben bunu herkese söylüyorum. Herkesin de bunu düşünmesini talep ediyorum. Eski bir genel başkan olarak, bir partili olarak, bir Cumhuriyet Halk Partili olarak çıkış yolumuzun böyle olacağını düşünüyorum.
Bugün partimize katılan genç yol arkadaşlarımızla daha da güçlendik. Gençlerin enerjisi, fikirleri ve demokrasiye olan inancı, geleceğe dair umutlarımızı büyütüyor. Aramıza hoş geldiniz.
Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 9 Haziran 2026 Salı günü Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Grup Toplantısı’na başkanlık edecektir.
@kilicdarogluk
Bize yıldız isimler değil, şampiyonluğa inanmış bir irade lazım.
Bizim Fenerbahçe’miz para ile değil, yüreğiyle top oynar!
Dar ağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe diyen Aziz Yıldırım başkanımıza başarılar dilerim.
Bir bardak çayın 50 TL, 1 litre mazotun 67 TL olduğu bir ülkede, buğday kilo alım fiyatı 16,50 TL olarak açıklanıyorsa; o ülkede yoksulluk olur, fakirlik olur, refah olmaz!
Sen kendin çalıştın, sen kendin atadın, sen kendin korudun.
Nasıl arınacaksın Kemal Bey?
Önce kendi aynana bak, kendi dönemindeki atamaları, yakın çevreni temizle de ondan sonra konuş. Yoksa bu laflar sadece boş bir tiyatro oluyor.
Kimden arınacağız?
Onursal mı?
Muhittin mi?
Zeydan mı?
Ekrem mi?
Bu isimleri CHP değil, sen buldun, sen yanına getirdin, sen görevlendirdin.
Arınacaksak senden arınacağız.
Kaybetmekten değil, asıl senden ve senin yarattığın bu yapıdan arınacağız.
@oguzksalici her şeyden önce çok sevdiğim bir abimdir fakat, iktidarın partiyi bölme isteğinin Kemal beyi kullanarak yaptığını anlamadığını düşünüyorum.
4 kez seçilmiş bir Genel Başkanımız varken, eskiden kendisinin de örgütlerden sorumlu olduğunu bilerek soruyorum,
Kemal bey ve ekibi, 37.36 hatta olağanüstü kurultaylar olmak üzere karşısına çıkan adaya nasıl bir muamele yaptı?
Neyle tehdit etti, ne verdi, Rıfat Nalbatoğlu nasıl seçildi?
Cevapları kendisi biliyor.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı:
"Ben, Kılıçdaroğlu'nun hain, işbirlikçi, iktidarın değirmenine su taşıyan biri olduğunu düşünmüyorum.
AKP iktidarı, CHP'nin iyiliğini ister mi? Onlar CHP'nin bölünmesini ister."
Kardeşim Av. Osman Berk Kocaoğlu, benimle birlikte büyüdü ve doğal olarak siyasete ilgi duyarak yetişti. Gençlik Kolları Kurultayı’nda Gençosman Killik listesinde yedek MYK üyesi olarak seçildi. Dönemin MYK’sı kendisini Hukuk Komisyonu Başkanı olarak atadı. O dönem başlayan çeşitli hukuksuzluklara karşı görevini aktif bir şekilde yürüttü.
Kurultay süreci yaklaşırken bana, “Abi, ben hukukçuyum. Müsaadenle partimizin Yüksek Disiplin Kurulu üyeliğine aday olmak istiyorum. Ancak değişim kazanırsa ve Özgür Bey genel başkan seçilirse, ertesi gün yapılacak PM ve YDK seçimlerine başvururum” dedi. Ben de kendisine sonuna kadar destek olacağımı söyledim. Yalnız “CHP emek ister” diyerek önce illeri gezmemizi, il başkanlarımızdan ve kurultay delegelerimizden destek almamızı tavsiye ettim.
Bunun üzerine en az 40 ili kendisi, 20 ili de birlikte olmak üzere toplam yaklaşık 60 il gezdik. Her gittiğimiz ilde aynı net mesajı verdik: “Değişim olursa adayız, olmazsa adaylığımız yok.”
Hiçbir ilde, hiçbir kurultay delegesinden ne bir iş talebi ne de maddi destek talebi gördük veya duyduk. Benim bizzat gittiğim illerde, değişimci kimliğim ve Özgür Bey’e ulaşma ihtimalim bilindiği hâlde hiçbir rüşvet talebiyle karşılaşmadım.
Bugün gelinen nokta, yalancıların ve alçakların istediklerini alıp karşılık bulamadıkları için yaşadıkları kuyruk acısından ibarettir. O günlerin tanığıyım.
60’a yakın il gezdik. Özgür Bey ne bir kuruş para verdi ne de teklif etti. Harcamalarımızın tamamı kendi cebimizden, kredilerden karşılandı.
#CHP
Değerli Ekrem Başkanım,
Değişime olan inancımızı hepimize yeniden aşılayan,
“aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemeyin” diyerek umudu örgütleyen,
Türkiye’nin aydınlık yarınlarına olan inancımızın en güçlü sembolü…
Doğum gününüz kutlu olsun!
Zindanda geçirdiğiniz son doğum günü olsun..
Bu listede Tokat milletvekili de var. 28. dönem seçimlerinde kendisi 1. sıradan aday gösterilmişti, ben ise 4. sıradaydım.
Kılıçdaroğlu adına tam bir isabet olmuş. Onun yerinde ben olsaydım bugün bu listede bir kişi eksik kalacaktı.
Gerçi bir fazla olmasının da hiçbir önemi yok. Zaten bu listedeki milletvekillerinin tamamı millet nezdinde mazbatasız, itibarsız ve hükümsüzdür.