Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler, bir bakıma Anadolu Yaylası ile İran Yaylası arasındaki zıddiyet ve rekabeti yansıtır.
Bu yüzden Doğu Roma, Sasanilere karşı Göktürkler ile ittifak aramış, İran da Batı ile yardımlaşmaya çalışmıştır. Darius’un, Anadolu hâkimiyeti, İskender’in İran ve ötesi hâkimiyeti tarihte bir daha tekrarlanmamıştır.
İki coğrafyanın Büyük Selçuklu devletinde olduğu gibi birleşmesi ise kısa süreli kalmış, sürekli olamamıştır.
Türkiye, tarihinde en fazla Rusya ile değil İran ile savaşmıştır. Son büyük çatışma Nadir Şah Afşar (1730lar) zamanındadır.
Her seferinde sınır 1639 Kasr-ı Şirin’de tespit edildiği hâline döndüğünden İran’la bu tarihten sonra savaşmadığımız izlenimi yerleşmiştir ki yanlıştır.
İran’la ilgili bir değerlendirme bulunurken bu hususları akılda tutulmalıdır.
İncirlik’e füze atılması bir kasıtlı hesaptan çok, İran içindeki parçalı karar mekanizması ile ilgili görünmektedir. Zîra İsrail ve Amerika özellikle arazide Türkiye’yi İran’a karşı kullanmaya ne kadar hevesli ise İran’ın da Türkiye’yi karşısına almayarak çatışma dışı tutmak için o kadar çıkarı vardır.
Hatırlanacağı üzere, bir yandan İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, İran’ın komşularından atılan füzeler için özür dilerken, diğer yandan körfez ülkelerine yönelik füze atışları devam etmiştir.
Bu İran’daki karar süreci hakkında flkir vermektedir.
Büyük bir ihtimalle füzelerin ,Rejimin devamından en fazla çıkarı olan Devrim Muhafızlarının inisiyatifi ile yönlendirildiği görülmektedir .
Türkiye ile İran zıddiyet ve mücadele içindeki iki coğrafyanın, halklarının kaderini etkilemesine artık izin vermemelilerdir.
Şu anda takınacağımız tavır, yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi meseleyi büyütmemek,
Pezeşkiyan’ın karar verme mekanizmasındaki ağırlığının artmasına yardımcı olmaktır. Rejimin yobazlık ve mutlakiyetten kurtulması bir ölçüde, iktidarın bir oligarşiyi temsil eden dinî lider yerine halkın oyuyla seçilen Cumhurbaşkanına kayması ile mümkün olabilir.
🔴 #SONDAKİKA | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’e Dünyada barışın tesis edilmesi için yaptığı çalışmalar nedeniyle:
Mustafa Kemal Atatürk, Uluslararası Barış Ödülü verildi.
BM Genel Sekreteri Guterres:
• Atatürk Barış Ödülü’nü kabul etmekten onur duyuyorum. Bu ödülü tüm BM çalışanları adına kabul ediyorum.
• Bu ödül, Atatürk’ün mirasından asla ayrı düşünülemez.
• Atatürk, barışın şans eseri ortaya çıkmadığını anlamış bir liderdir. “Yurtta barış, dünyada barış” vizyonu BM’nin ruhunu yansıtıyor.
• Atatürk, toplumsal eşitliğe kendini adamış bir liderdir. Bu miras tüm Türk halkıyla birlikte yaşamaktadır.
• Barışı geliştirmek ve ülkelerin kalkınmasını sağlamak için çalışıyoruz.
İsrail’in Tayyip Erdoğan’la kişisel bir meselesi yok. Çünkü Erdoğan da fani zamanı geldiğinde hakka yürür. İsrail’in asıl rahatsızlığı bir şahıs değil, o şahsın inşa ettiği güçlü Türkiye.
Kendi silahını üreten, sahada oyun bozan, masada şart dikte eden, bölgesel denklemi değiştiren bir Türkiye.. Asıl hedef bu!
Meseleyi “Erdoğan karşıtlığı” üzerinden okuyanlar stratejik körlük hatta ahmaklık içinde. İsrail’in hedefi Erdoğan’ı zayıflatmak değil, Türkiye’nin bölgesel kapasitesini budamak.
Tayyip Erdoğan’a karşı itirazlarınız olabilir sevmeye de bilirsiniz ama İsrail saldırganlığının yöneldiği şeyin Türkiye olduğunu artık anlamak zorundasınız.
Teşekkürler..
Koerden moeten zich eens serieus afvragen of ze zich steeds willen laten gebruiken voor dit soort opportunistische tijdelijke Amerikaanse projecten in het M-Oosten. Koerden zijn letterlijk net in Syrie onder de bus gegooid door VS en uitgeleverd aan ex-AlQaeda.
Zoiets gaat natuurlijk ook weer gebeuren na dit Iran-conflict.
Of het Iraans regime blijft zitten en zal wraak nemen op de Koerdische bevolking in Iran vanwege hun samenwerking met de CIA.
Of Iran krijgt nieuwe leiders die vervolgens de Koerden beschouwen als gevaarlijke separatisten die Iran willen opdelen.
Geheid dat Amerika en Israel dan - net als onlangs in Syrie - de Koerden in de steek laten en kiezen voor een deal met de centrale autoriteiten.
Dit leidt in de praktijk slechts tot bloevergieten en etnische zuiveringen van Koerden. Oftewel: Koerden in Syrie vechten heroische strijd tegen IS (waardoor duizenden IS'ers sneuvelen die dus geen aanslagen meer kunnen plegen in het Westen). En als "beloning" worden ze door het Westen overgeleverd aan de jihadisten van ex-AlQaeda. Oftewel: Elke keer worden de Koerden alleen maar zwakker en zwakker, nooit komt hun droom van een verenigd Kurdistan nabij.
Iedereen snapt dat die zwakkere Koerden deals maken met Amerika, Israel en Frankrijk in een poging om te ontsnappen aan de de grip van veel sterkere nationale staten zoals Turkije, Syrie, Irak en Iran.
Maar elke keer dat de Koerden hun deel van de deal uitvoeren (het verzwakken van die natione staat of het opruimen van door het Westen ongewenste groepen), worden de Koerden bij het afval gezet door het Westen. Ondertussen beschouwen Ankara, Damascus, Baghdad en Teheran de Koerden als "verraders" die slechts de agenda van Westerse (koloniale) mogendheden uitvoeren in een poging deze nationale staten op te breken.
De Koerden zouden meer aan dit spreekwoord moeten denken: Een goede buur is beter dan een verre vriend. Zeker als die verre vrienden je structureel verradenen en je uitleveren aan een inmiddels boze buurman die op wraak uit is.
At least 20 million Turks live in Iran.
Yet you never hear about them teaming up with foreign powers to divide the country.
Strange, right?
Not really. History shows: Turks don’t destabilize, they protect, they built.
Şu haberin önemini anlamayanlar var. Türkiye resmen savaş ekonomisiyle yönetiliyor. Neredeyse her kaynaktan mutlaka bir pay savunmaya akıyor.
İnanılmaz bir üretim var.
I keep seeing posts saying: “Türkiye is next.”
You clearly don’t understand Türkiye.
Türkiye is not a fragile proxy state.
It is the heir to the Ottoman Empire — a power that ruled across three continents for centuries. And unlike artificial states drawn by colonial pens, Türkiye has civilizational depth, historical memory, and strategic instinct.
This nation was forged in war.
It rebuilt itself from the ashes.
It survived coups, embargoes, terror waves, economic warfare, and regional chaos.
And it is still standing. Stronger.
Today, Türkiye produces its own drones, warships, missiles, and next-generation fighter jets. It is a decisive actor from the Black Sea to the Caucasus, from the Balkans to Africa, from the Middle East to Central Asia.
Member of NATO.
Candidate to the European Union.
Energy corridor. Military power. Diplomatic broker.
Türkiye is not “next.”
Türkiye is central.
And anyone who believes this nation would kneel under pressure has understood nothing about its history — or its people.
As our anthem says:
“Fear not! The crimson flag that waves in these skies will never fade…”
That is not poetry.
That is doctrine.
Prof. Dr.İlber Ortaylı:
“İran’ın yarıya yakını Türkçe konuşur. Tebriz dediler tüylerim diken diken oldu. Bu hödük Trump, gider orayı bombalarsa bitti yani…Amerikalılar cahildir...”
İran Türk yurdudur, 900 yıl Türkler yönetmiştir. Ne Pehleviler ne de Mollalardan yanayız. Sadece Türklerden yanayız.
#savaş