ABD için yalnızca kendi çıkarları vardır. Demokrasi, insan hakları, egemenlik, hukuk gibi kavram ve kurumlar da ancak bu çıkarları elde etmenin araçlarıdır. Bu ülke haydut bir devlet olarak kuruldu, haydutlukla da yaşıyor.
Kamuoyunda, malum “Terörsüz Türkiye” sürecinde PKK silah bıraktıktan ve fiili varlığına son verdirdikten sonra mı yoksa öncesinde mi bir kanuni düzenleme yapılması gerektiği hususunda anlamsız bir tartışma yapılmaktadır.
Aslında bu tartışmayı yapanlar, PKK’nin silah bırakacağına ve fiili varlığına son vereceğine dair bir inanca sahip olmadıklarını açık etmektedirler. Doğrudur. PKK silah bırakmayacaktır, kendini sadece mutasyona tabi tutmaktadır. Dikkat edilmelidir ki, PKK varlığını ve yapılanmasını, ağırlıklı olarak Irak’ın kuzeyinden kuzey doğu Suriye’ye nakletmiştir ve nakletmeye devam etmektedir. Örgüt, mağaradan çıkıp, kırsaldan çekilip, uluslararası hamilerinin desteğiyle kendisine “düzenli ordu” görüntüsü vermeye çalışmaktadır. Örgütün yöneticilerinin “Terörsüz Türkiye” sürecine bağlı olarak bu işten vaz geçip, ahir ömürlerinde aylak aylak bir hayat süreceklerini beklemek, gerçeklikle bağdaşmaz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yapması gereken, terörizmin, terör örgütünün istismar ettiği sorunları, hukuk ilkeleri çerçevesinde ve demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturmaktır.
TÜRK CEZA HUKUKU MEVZUATININ
20 YILLIK UYGULAMASININ DEĞERLENDİRİLMESİ
(Prof. Dr. Cumhur ŞAHİN’e Armağan)
SEMPOZYUMU
MATBU Program Kitapçığı
https://t.co/fuE9eAaZ7l
internet sitesinde yayımlanmıştır:
Yargı paketleri durdurulmalı!
Yargı alanında esaslı sorunları çözmeyen, mevcut sorunlara yenilerini ekleyen, uygulamanın istikrar kazanmasına engel olan, işlenemez fiileri suç haline getiren, palyatif amaçlı düzenleme yapma alışkanlığına son verilmelidir.
PKK’nin kendisini mutasyona tabi tutması, terör örgütü olma özelliğini ortadan kaldırmaz. Örgüt, elindeki silah ve mühimmatı Devlete teslim etmemektedir. Sembolik olarak birkaç primitif silahın yakılacak olması, silah bırakma olarak kabul edilemez. Bu, bir aldatmacadır!
PKK terör örgütü silahlarını Türk emniyetine teslim etmeli ve bu silahların başka bir suçta kullanılıp kullanılmadığı incelenmelidir. Bu yapılmadan silahların yakılması suretiyle yok edilmesi delillerin karartılması anlamına gelir. Bu nedenle önce hukuki çerçeve belirlenmelidir.
İnfaza ilişkin düzenlemeler içeren 4.6.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun yürürlüğe girdi. Buna göre örneğin 4 yıl hapis cezası bulunan bir mükerrir suçlu 2 yıl hapiste kaldıktan sonra salıverilecek. Cezasızlık algısı bir algı değil bu tür yasaların ortaya çıkardığı bir olgudur.
Türk milletini millet yapan şiiridir. Geleceğin inşasında ümidin nerede aranması gerektiğini sadece şiir gösterebilir. Süleyman Nazif'in Türk İlahisi gibi...
Her platformda yanlış olduğu dile getirilmesine rağmen, suçun önlenmesini cezaların artırılmasına bağlayan düşünceden vazgeçilemiyor. Cezaevi nüfusu 450 bine yaklaşan bir ülkede böyle bir kanun teklifinin verilmesi, aynı zamanda çelişkili bir tutumdur.
PKK'nin kendisini "feshettiğini" soyut bir şekilde açıklamasının bir anlamı bulunmamaktadır. Önemli olan, kontrolündeki silah, mühimmat ve malvarlığı değerlerinin Devlete teslim edilmesini sağlamaktır. Aksi takdirde, terör tehdidi, varlığını başka bir yapılanma altında sürdürür!
Terör örgütünün yönetenlerinden söz edilebilir. Ancak terör örgütünün bir karar organı olamaz. Terör örgütünün “kongre”sinden bahsedilmesi, bu suç makinesini “meşrulaştırma” ve yöneticilerini siyasi “önderler” olarak topluma kabullendirme girişiminin bir tezahürüdür!