Vurgunun büyüklüğüne bakın... Şu para ile ülkede her vatandaşa ücretsiz ev, ücretsiz sağlık, beslenme, eğitim ve ömür boyu geçim maaşı sağlanabilir, ülke çağ atlayacak yatırımlarla donatılabilirdi, yerine bir avuç AKP'linin aç gözlülüğüne döküldü... Ki bu küçük vurgunlardan... Sadece garantili ödeme vurgunu bundan onlarca kat büyük...
@Helldiver107@srndipitiy@kiyas_haber İnternette bir kaç defa yanarak ölen videosu gördüm. Hiçbiri 2 dakikadan kısa sürede tepkisiz kalmadı. En az 2 dakika. O yüzden çok kötü bir durum
@HypeOnHaber iki hafta önce ifşa edip twit atmıştım , 2 kişiyi. birisi bu arkadaş. nasıl olduysa o twiti sildirmişler. bu arkadaş dün hesabı aktifken bugün kapatmış. https://t.co/BRzL6kkKkU
🔴 #SONDAKİKA | Fatih Altaylı:
“Borsa ve fon dolandırıcılığı ile ilgili olarak yürütülen soruşturma, dün toplum gözündeki ilk darbeyi aldı.
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında bir suç duyurusu olmaması, ifadeye çağrılmaması soruşturmanın üzerine gölge düşürüyorsa da, en azından mal varlıklarının dondurulmuş olması, adaletin gereğini yapmaya çalıştığı yolunda bir izlenim uyandırıyor ve “Savcılar siyaset miyaset çok da dinlemiyor” algısını destekliyordu. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu işin üzerine kararlılıkla gidin, kimsenin gözünün yaşına bakmayın” talimatı verdiği yolundaki söylemi de canlı tutuyor, inandırıcı kılıyordu.
Dün bu inanca sekte vuruldu.
AK Parti’nin güçlü isimlerinden ve saygın bir hukukçu olarak bilinen, Erdoğan’ın da eski avukatı, milletvekili Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına da tedbir koyuldu. Herkes ama herkes “Bak, kimsenin gözyaşına bakmadıkları doğruymuş. Helal olsun. Hayati Yazıcı’nın oğlunun malvarlığına bile tedbir kondu” derken birdenbire çok acayip bir şey oldu.
Konulan tedbir jet hızıyla kaldırıldı.
Herkes çok şaşırdı, bazıları da “Siz inanmış mıydınız ‘sonuna kadar gidilecek’ cümlesine, bu kadar mı safsınız?” demeye başladı.
Ve şu ana kadar halkın önemli bir kesiminin gözünde “başarı ile yürütülen” soruşturma ve kovuşturma bir anda tüm inandırıcılığını yitirdi.
Kim bilir belki de Hayati Yazıcı’nın oğlu gerçekten masumdu, belki de bu yolsuzluğa bulaşmamış ve nemalanmamıştı. Belki de soruşturma sonucunda aklanacak ve malvarlıklarındaki tedbir kalkacak ve aklanacaktı. Sonuçta mal varlığına el değil tedbir konmuştu.
Ama kendisine “aklanma” fırsatı bile verilmedi. Tam aksine belki de hak etmediği biçimde lekelendi.
Ve artık kimse yargıyı suçlamıyor.
Bu işin tüm vebali siyasetin üzerine kalıyor.”