hayat beni vazgeçme ustasına çevirdi dostlar. herkesten ve her şeyden vazgeçmek, benim için rutin bir eylem haline geldi. sabahın erken saatleri ya da akşam, kalabalıkta veya yalnızken fark etmeksizin vazgeçiyorum. bazen muhatabın gözüne soka soka bazen de haberi olmadan.
Sabiha Gökçen dış hatlarda her gelişimde aynı şeyi düşünüyorum: Geçen sefer bu kadar pis değildi sanki, terminalin yolcu trafiği artıyor, temizlik standardı ise ters yönde ilerliyor. Her ziyarette gözle görülür bir gerileme olması da ayrıca istikrarlı.
Biz o boomer dediğiniz kuşağız. Mesajlara çabuk döneriz, habersiz bırakmayız. Yakınımız hastaysa, depresifse ararız, kapısına gideriz, çorba götürürüz. Yalnız kalmak istese de biraz uzaktan takip ederiz. Sizin o gevşek ilişkilerinize benzemez bizim bağlarımız. Doğrusu da budur.
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
başlarda birbirlerine çekildikleri özelliklerden ilişki içinde nefret eder olup birbirlerini mahvedip kurtulmak için hafıza sildirip YİNE birbirlerine aşık olmaları kahrediciydi