-Okan Buruk’a açık mektup-
Sevgili Okan Buruk,
7 Temmuz’da 27.Şampiyonluk hedefi ile yeni sezona başlıyoruz.
Bu hedef gerçekleştirildiği takdirde Türk futbol tarihinde yeni bir ilk başarılmış olacak ve bu başarı en çok Galatasaray’a yakışacak.
Böyle bir başarının arifesine bizi getiren Teknik Direktör Okan Buruk bundan 26 yıl önce yine aynı günlerde bu sefer futbolcu olarak aynı başarının arifesinde 2000-2001 sezonuna başlamıştı.
Bir önceki sezonu Avrupa’dan iki kupa getirerek kapatmış olan Türk futbol tarihinin en iyi takımını durdurmak için her yolu denemekten geri durmayacak olan, benzer marifetlerini yine aynı gözü karalıkla icra ettikleri bir başka sezonda kendi ifadeleri ile “hız sınırını aşmış ve radara yakalanmış” ve neticesinde tarihlerine kara bir leke bulaştırmış olacak bir rakiple karşı karşıyaydı.
Dönemin Galatasaray Başkanı ve yönetimi her ne kadar çok büyük başarıların kazanıldığı bir dönemde görev almış da olsalar bu en önemli sezona başlarken takımın önemli isimlerinin ayrılmalarına engel olamamış hatta bazı ayrılıkların sebebi olmuşlardır.
Fatih Terim’in yerine Mircea Lucescu, ayrılan çok önemli oyuncuların yerine yine çok önemli oyuncular getirilmiş, Türkiye’deki en güçlü kadroya sahip olduğumuz gerçeği değişmemişti.
Ama bir gerçek de futbolculara verilen sözleri uzun zamandır tutamayan, asli görevlerini yerine getiremeyen yönetimle takım arasındaki bağların koptuğu, yöneticilerin bu ortamda bir de oyunculara karşı davranışlarındaki yanlışlar sebebiyle takımın ahenginin eskisi gibi olmadığı gerçeğiydi.
Bu ortamda en çok haksızlık yapılan, hatta kaybedilen şampiyonluğun sorumlusu olarak görülen futbolcu Okan Buruk Galatasaray terbiyesi gereği sessiz sedasız ayrıldı, ileriki yıllarda kendi tribünlerinden ona yöneltilen aşırı tepkilere rağmen gerçekte neler yaşandığını hiç anlatmadı.
Tarih kürsüsünden o günlere yakından tanıklık etmiş ve gerçekleri bilen bir Galatasaraylı olarak tam da 27. Şampiyonluğun arifesinde bunları hatırlatmak gerektiğini düşündüm.
Galatasaray tarihi çok büyük başarılara olduğu kadar bu başarıların ardından gelen ve tamamen iç çekişmelerden dolayı engel olunamayan tuhaf başarısızlıklara da şahitlik etmiştir.
26 yıl önce Galatasaray’da yaşanan buydu.
Bir de sahalardaki asker hakemlerin Galatasaray gollerini tereddütsüz kaldırdıkları bayraklarıyla iptal edişleri, Galatasaraylı futbolcuları ve tribünleri tahrik edecek tavırlar takınıp buldukları her fırsatta kullandıkları kartlarla sonuçlara Galatasaray’ın aleyhinde olacak şekilde etki ettiklerini de eklemem lazım.
Bu organize hikaye ligin finalinde Kadıköy’e gözlerini kapatıp görevini yapmaya çıkan hakem Orhan Erdemir’in utanç verici yönetimiyle taçlanmıştır.
O sezonun hikayesi “bir tanık” tarafından televizyonlarda en ince ayrıntısına kadar anlatılmış, dönemin Fenerbahçe futbolcusu Serhat Akın’ın ligin son maçı olan Samsunspor deplasmanında gelen şampiyonluğu kutladıkları sırada soyunma odasında Başkanlarının kendilerine “Fazla sevinmeyin, siz nasıl şampiyon olduğunuzu bilmiyorsunuz” dediği tarihe bir delil olarak bırakılmıştır.
Sevgili Hocam,
Dört kere üst üste şampiyon olan ve beşinci şampiyonluğu bu şartlar altında yaşayamamış olan futbolcu Okan Buruk bugün aynı başarının arifesinde Galatasaraylıların sevgilisi ve Teknik Direktörü Okan Buruk olarak bulunuyor.
Küçük bir çocuk olarak katıldığı Galatasaray ailesinin en sadık evlatlarından biri olarak bu senenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi bildiğinize hiç şüphem yok.
Galatasaray’daki iç çekişmelerin, futbol takımının transferleri, sevk ve idaresi ile alakalı Başkan ve yönetimle farklı görüşlerde olunmasından kaynaklanan “sessiz mücadelenin” Galatasaray’a yine zarar vermesine müsade etmeyin.
Adanmış hayatların umudu olan bu formayı hakettiği bu başarıya bu sefer kavuşturun.
Ne kendi içimizde yaşanacak olumsuluklara ne de yıllar önce izledikleri yoldan giderek yine aynı neticeyi bekleyecek olan rakibe fırsat vermeyin.
Allah yardımcınız olsun.
Hakan Çalhanoğlu'nu 2 yıldır ısrarla almayan, menajer oyunlarına, rakibe giderim mobbinglerini umursamayan Başkan Dursun Özbek ve Okan Buruk'u ayakta alkışlıyorum.
Robert koleji, Boğaziçi üni mezunu, üst düzeyde yöneticilik, Uefa ve FIFA da en tepede yöneticilik, uluslararası alanda saygı gören kültürlü başkanlardan, okuma yazması bile doğru olmayan ilkokul terk kabadayı başkana geçersen, kıçının üzerinde düşer evine dönersin.
Once upon a time, Hakan Sukur, a legendary goal scorer who holds the record for the fastest goal in World Cup history, would have been hailed across Turkey as the country's greatest ever striker and a national icon following the 2002 World Cup. Today, he cannot set foot in his homeland without receiving death threats.
The former striker, who netted 51 times for his country across 112 appearances, now earns his living driving for Uber and selling books in the United States.
His dramatic fall from grace stems from a bitter dispute with Turkish President Recep Tayyip Erdogan, a victim of a regime that tolerates no opposition
"I have nothing left, Erdogan took everything: my right to liberty, freedom of expression and right to work," Sukur told German newspaper Welt am Sonntag.
https://t.co/oqxoYDgcYD
Hakan Safi neler diyor öyle..!?
Yabancı hakem gelmesi de , yabancı VAR gelmesi de benim sayemde oldu dedi.!!!
Fikstür ve hakem konularında sorun olmayacak dedi..!
TFF ve MHK buna bir cevap verecek mi?!
Sanmam….
🆘 ACİL! İMZA KAMPANYASI – TUĞBA'YI KURTARALIM!
Arkadaşımız Tuğba Koç, siyasi baskı ve zulüm nedeniyle Türkiye'den kaçmak zorunda kaldı. Gülen hareketiyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı, sorguya çekildi ve yıllarca fiziksel ve teknik takibe maruz kaldı.
2 yıldır Danimarka'da mülteci kampında yaşıyor. Şimdi ise Danimarka onu Türkiye'ye geri göndermek istiyor.
❌ Türkiye'ye dönerse anında tutuklanacak!
✍️ Lütfen şu anda imzala:
👉 https://t.co/X6xhO3Bqf3
📧 ÖNEMLİ:
İmzaladıktan sonra emailine onay linki gelecek. O linke tıklamazsan imzan geçersiz sayılır! Spam klasörünü de kontrol et!
🙏 Paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasına yardım et. Her imza önemli!
#TuğbayıKurtaralım #SaveTugba #İnsanHakları
"I am Tuğba Koç. Two years ago, I claimed asylum in Denmark on the grounds of my association with the Hizmet movement. My asylum claim has been rejected as of today, and I face imminent deportation within three days. I am gravely concerned for my safety and fear being forcibly returned to Turkey. I urgently request your assistance."
@cantongo Galatasaray, Türkiye’ de her zaman en iyi forvet oyuncularına sahip oldu:
Tanju, Hakan Şükür, Jardel, Ümit Karan, Baroş, Elmander, Burak Yılmaz, Drogba, Podolski, Icardi, Osimhen… :)