“Üşümek mi? İnsanın içinde güneş yanarken üşümek mi? Bu akşam gökyüzü bana batıdan doğuya kadar dallarını uzatmış bir ağaç gibi göründü; yavaş yavaş sallandıkça, üstümüze beyaz çiçeklerini döken kocaman bir yasemin ağacı!”
Onlar ki hattat gibi sülüs yazarlar, iki para etmez yazdıkları. Onlar ki böyle karınca ayağı gibi eğri büğrü bir şeyler karalarlar, ne çıkarsa onlardan çıkar.
Kadın, ancak kendisini anlayışıyla kuşatan adamı sever. Onun nazarında ilk kuvvet, o adama duyduğu hayranlığın kuvvetidir. Kadının ilk gururu, o adamın sevgisiyle duyduğu gururdur; erkeğin gururu ise kendi erkekliğiyledir. İşte kadının dünyasında şu iki uç nokta o adamda birleşir: Onun hem zarif insanı hem de zarif canavarı!
- Vahyül-Kalem - Er-Râfi'i
* Kadın, erkeğin kendisine karşı olan nezaketini (insan tarafı) sevdiği kadar, dış dünyaya karşı veya koruma içgüdüsüyle sergilediği o dizginlenemez gücü ve sertliği (vahşi tarafı) de çekici bulur. "Zarif canavar" ifadesi, kadını sahiplenen ama incitmeyen o gücü temsil eder.
“Benim taban tabana zıddımdır. Ben ne kadar çılgın ve yaramazsam, o, o kadar ağırbaşlıdır. Fazla olarak da müstebittir. Her istediğini yaptıran, diyebilirim ki, yalnız odur. Bazen nasihatlerine biraz somurtsam, arzularına karşı kafa tutsam bile neticede daima yelkenleri suya