İREM'İ KURTARAMAMAK!..
Vefa Lisesi'ni bitirdikten sonra müthiş bir başarı öyküsü yazmıştı.
Örneğin Yıldız Teknik Üniversitesi’nin İngilizce Biyomühendislik bölümünden mezun olmuş, sonra da Madrid Politeknik Üniversitesi’nin (yüzde 100 İspanyolca) Biyomedikal Mühendisliği dalını tamamlayıp, Madrid IMDEA Alimentacion’da yapay zeka ile ilaç tasarımı üzerine literatüre geçecek katkılarda bulunmuştu.
Türkiye’ye döndükten sonra da sağlıkta yapay zeka üzerine Ar-Ge çalışmaları yapan bir şirkette görev almıştı.
Gerçekten gurur duyulacak müthiş bir başarı değil mi?..
★★★
Ama ne yazık ki talihsizlik de bu süreçte başlamıştı.
Küçük yaşlardan itibaren mücadele ettiği bir akciğer rahatsızlığı olan “bronşektazi” hastalığı ilerlemiş ve İrem, 1 Temmuz 2024 tarihinde, Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde akciğer nakli donör bekleme listesine dahil olmuştu. (Bu hastalık maalesef bronşlarda geri dönüşü olmayan genişlemelere yol açıyor ve belli bir noktada nakilden başka bir çözüm yolu bırakmıyor.)
Ben kendisini telefonla aradığımda hastanenin yoğun bakım servisinde yatıyor ve organ nakli olabilmek için uygun donörün bulunmasını bekliyordu.
İrem, hastanenin organ nakli ekibi ve değerli hekim Doç. Dr. Mustafa Vayvada, tüm güçleriyle organ bağışında bulunacak donör sayısını artırabilmek için uğraşıyorlardı.
İrem bu köşeye yazdığı mektubunu da şu çağrıyla bitiriyordu:
“Eğer mümkünse yazılarınızda ve televizyon programlarınızda akciğer nakli ekibimizin ülkemizdeki organ bağışı prosedürünü ve donör azlığındaki sıkıntıları anlatmasına fırsat verebilirseniz veya en azından sosyal medyada paylaşımlar yapabilirseniz, bizim çok daha geniş kitlelere ulaşıp, onları doğru bilgilendirmemize yardımcı olabilirsiniz. Halkımızın sizin gibi güvenilir bir isim vasıtasıyla bilinçlenmesi, toplumsal farkındalık adına bize büyük destek olacaktır...”
***
Değerli İrem’e ve onun gibi organ nakli bekleyen tüm hastalara yardımcı olabilmek için elimden gelen gayreti sergileme sözü vermiştim.
Önce bu köşede onu ve hastalığını anlatan, organ naklinin yaşamsal önemini gözler önüne seren bir yazı kaleme aldım.
Ayrıca sosyal medya hesaplarımda paylaşımlar yaparak toplumun dikkatini organ nakline çekmeye uğraştım.
Ama ne yazık ki bu çabalarım yeterli olmadı.
Donör azlığı ve sırada bekleyen hastaların çokluğu nedeniyle İrem'e akciğer nakli yapılamadı.
Bir hafta önce entübe edilen İrem'i maalesef önceki gün kaybettik.
Son arzusu “Ne olur akciğer nakli bekleyen diğer hastaların umutlarının tükenmemesi için organ bağışının önemini anlatmaya devam edin” oldu.
Bu satırları da onun son isteğini yerine getirebilmek, başka İrem'leri yaşatabilmek için yazdım.
Mekanın cennet olsun melek kalpli talihsiz İrem…
(Yazının tamamını okumak için lütfen aşağıdaki linki tıklayın.)
https://t.co/Hg352t9dNd
Kendisini pazarlamaya çalışan kocasını öldüren Çilem Doğanın tarihi savunması; “Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok, annem apar topar bu tişörtü bulabilmiş. Bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde. Şu adliye koridorlarında yüzüm mor şekilde çok dolaştım koruma kararları için. Başka bir seçeneğim kalmamıştı. O ölmese ben ölecektim. O size beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı benim patlıcan fazla pişti diye perdeler azıcık kirlendi diye masada kırıntı kaldı diye yediğim dayakları söylemeyecekti. Kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti. Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti. Karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti. Siz onu 3-5 yılla yargılayıp namusu kirlendi diye mazur görüp yandan gülüşümü tahrik sayıp bir de üzülecektiniz adama. Oysa namus benimdir Hakim Bey bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam.”
👏👏👏👏👏👏👏👏
SENİN O GÜZEL KALBİNDEN ÖPERİM KUTSAL KADIN 😊🤗🇹🇷🇹🇷🇹🇷😘💕
Alıntı
“Eti senin kemiği benim” anlayışından elini kolunu sallayarak okula gelen, en ufak kaygı duymadan can taşıyan bir anneye bile saldıracak kadar merhamet ve vicdan yoksunu veli profiline. Haftada 6-7 eğitimci şiddete uğruyor. Basına yansımayan olaylar da fazla. Artık bu durum endişe verici bir boyuta doğru evriliyor. Öğretmenlik Meslek Kanununda “Eğitim Çalışanlarına Şiddet” başlığı eklemek, önleyici, koruyucu ve caydırıcı tedbirler konusunda acaba daha kaç öğretmenin şiddete uğraması bekleniyor? Şiddete uğrayan bir hakem için lig ertelenirken şiddete uğrayan öğretmenler için neden harekete geçilmiyor? #SesVerÖğretmenim