"Ölmenin şiiri" bu.
Son zamanlarda beni en çok sarsan şey bu oldu. Hala tesirindeyim. Sanırım bu kareye âşık oldum.
"Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır" demişti Sezai Karakoç.
Bazı şeyler ölür. Hatta ölmemiş, zalimce öldürülmüştür. Ama öyle güzel ölür ki... Ölümüyle bile şiir yazar. Öldürdüğü yerde bile cömertçe güzellikler doğurur.
Hakiki güzellik budur. Ölmez.
Güzel hep güzel... Ölürken bile.
Hadi öldür beni
Öldür, öldürün bütün güzelliğimi
Bir kez daha öldürün, bir kez daha
Öldürseniz bile ölmeyeceğim
Cesedimde bile en taze bahar mucizesi doğuracağım sonsuza...
nilgün marmara'yı çok beğendiğim şu dizelerle anıyorum:
"kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim..
ne zamandır ertelediğim her acı, çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi.."
“Artık hiç kimsem yok. Ne düşünecegim, ne geceleri bekleyeceğim ne de seveceğim. O sendin.” Eleni Karaindrou besteleri ve Angelopoulos’un görselleşmiş şiirleri, o mükemmel uyum…
Yılın en sevdiğim vakitleri. Bahar kendini hissettirdi. Sevgilim mayıs yaklaşıyor. Çiçeklerim uyanışta. Kırıldığımız yerden yeniden yeşereceğimizi hatırlatarak çoğalıyor güzellik. 🧡🌻
ah benim nergis kokulu cehaletim...
ruj lekeleri bıraktın bardaklarda
anlatmak isterdin kendini durmadan
bir bardağa bile olsa.
ne diyecektin, ne söyleyecektin
şairlerin şahı olsan,
bir ah’tan başka.
ah benim nergis kokulu cehaletim
bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin.
ah!