Her kuyuya düşen Yusuf değildir. Bazıları kendi kazdığı kuyuya düşer. Her kuyudan çıkan da Yusuf değildir. Ayrıca kuyudan çıkmakla bitmemiş Yusuf'un sınavı. Köle olarak satılmış, sabrı, teslimiyeti, boyun bükmeyi öğrenmiş, nefsine boyun bükmeme hatta nefsini öldürme sınavı vermişti. Benliğini yok edip Rabbe teslim olmuştu Yusuf. O kuyudan nefsini ezmeden hatta nefsinin kölesi olarak çıkan kendine Yusuf demesin.
Ayrıca söz büyüdür. Kendine Yusufluğu yakıştırıyorsan, sınavını da yakıştırıyor olabilirsin. Ne çağırdığına dikkat et. İş kuyudan çıkmakla bitmiyor.
Dua ederken kendi istediğini kovaladığını sanırsın halbuki bizzat kaderinin peşinden koşuyorsun. Allah vereceği nimetin takdirini ezelde yapmış, duasını ise mühlet geldikçe diline vermiştir. Bu yüzden tevekkül sahibi kimse duam kabul olur mu diye korkmaz "Rabbim dilime bu duayı verdiğine göre nasibimi de hazırlamıştır" der ve teslim olur.
Size bir sır vereceğim. İşte, okulda ya da sosyal çevrenizde herkesi aşağılayan, herkesle dalga geçen prototipler var ya. Aslında sandığınız gibi özgüvenli değiller, çoğu elit bir aileden de gelmiyorlar.
Aksine, oldukça düşük bir sosyal sınıftan geliyorlar. Büyüme çağlarında sık sık öfke, agresyon ve alt sınıf stresine maruz kaldıkları için, hala survival (hayatta kalma) ve kıtlık modundalar. Sonradan iş ya da meslek elde etseler bile, kabile içinde sık sık yaşadıkları “bana kaynak verin, yoksa aç kalırım” kaygısı, onların alt ahlak kodlarını sızdıran aşağılayıcı ve cezalandırıcı diline sızıyor.
Yaptıkları evrimsel stratejide “kibirli görün, her şeyi beğenme ki değerin daha yüksek sanılsın” taktiğini ifade ediyor. Bu durumu herkes bilmediği için, yine benzer yoksunluktaki insanlar arasında işe yarıyor. Ama işi bilenler onların gerçek sınıfını ve psikolojik haritasını hemen görüyorlar. Bu yüzden gerçekten kültürlü, gelişime ve esnekliğe açık elit insanların arasında uzun süre barınamıyorlar.
Ya cidden bir şey diyeyim mi.
Allah’tan gayrı kime dayanırsan imtihanındır. O senin, para, güç, insanlar. hepsi fâni, hepsi geçici. kimseye ve hiçbir şeye gereğinden fazla anlam yüklememek lazım. Dedik ya, fânidir, geçer.
Allah dâimdir.
Doğduğun şehirden bir süre ayrıl.
Çünkü yeryüzü Allah'ın arzıdır.
Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de "Yeryüzünde dolaşın” buyurur.
Aynı insanlar, aynı mekânlar kalbi daraltır.
Yol ise tefekkürü büyütür.
Hayat: aynı 10 kişi ve aynı 2 mekândan ibaret değil.
Ben ah ederim, Allah’a şikayet ederim, hayatıma hiç girmemiş gibi siler ve kendime odaklanırım ama beddua etmem ve önemlisi de Allah sizi öyle beter eder ki aklınıza gelen ilk isim ben olurum. Benim ismimi bir daha hatırlamış ve asla unutamayacağınızı da anlamış olursunuz, benim hatırlatmama gerek kalmaz çünkü evren ve ilahi güç çok güzel hatırlatır zaten.
Gözünüz başka birinin ekmeğinde, nasibinde, şansında olmasın. Allahın hazinesi geniştir ondan isteyin size de en güzelini verir. Gidin isteyin başkasına haset etmeyin o enerji gelir sizi bulur. İyi niyette sizi bulur, nasibi için kişiye iyi dileklerde bulunun allah size en güzelini verirken onu doyasıya yaşamayı da nasip eder.
insanı, insana tanıtan Allah'tır. sen istediğin kadar vakit geçir, tanımaya çalış her şeyi yap yine de Allah'ın senin o kişiyi tanımanı istediği kadar tanirsin. yoksa görürsün de idrak edemezsin, duyarsın da dinlemezsin, bilirsin de fark edemezsin. zahirde aylar, yıllar edilen tüm muhabbetler, geçirilen tüm vakitler yalnızca vesilelerdir ama tanımak Allah'ın izin verdiği kadardir. o yüzden insan ilişkileri Allah'ın kudretindedir. bu durumda tevekkül edip kulunu en iyi tanıyan Allah'a sığınıp ona dua etmelidir
Anne özenle giyinmiş, kombin yapmış gelmiş kızının özel gününe. Baba ütülü bir pantolon giymiş. Eminim ki bunlar özel gün kıyafetleri. Buketi de ihmal etmemişler. Kimseyi kıramayacakları, hak yemeyecekleri belli olan emektar, temiz insanlar. Kendi dünyalarında özeller mutlular.
İnsan ilişkilerinde aklınızda tutmanız gereken en önemli bilgeliklerden biri: bir kişi bir şeyi başkasına yapıyorsa, zamanı gelince size de yapar. Bu yasanın hiçbir acabası, hiçbir istisnası yoktur.
ahir zamanın sevgisizlik imtihanı sanıyorum ki yalnızlık imtihanindan daha ağır gelmeye başladı. çünkü ya vedud esmasindan bi parça olan insanın, sevgi olarak eksik kalması ve ruhundaki boşluğu doldurmaya çalışması yorucudur. öyle ki sevgiden mahrum kaldikca bir süre sonra kendisini dahi sevmekten imtina eder hale gelir. ki insan haklıdır da. sevgisizlik zordur. sevgiye karşılık bulamamak ezadır. onun için sevgiyi yaratan Allah'tan yine sevgiyi dilemek lazım. duam şudur ki, Rabbim tüm müslüman kardeslerime, bacimlarima ruhlarinda çiçekler açtıran, gözlerine aydınlıklar getiren hem dünya hem de ahiret saadetleri nasip etsin.
Bu yaşıma kadar;
Nankörün huzur bulamadığını, kibrin cezasız kalmadığını, iyiliği küçümseyenin en çok ona muhtaç kaldığını ve zamanın herkese hak ettiğini mutlaka verdiğini gördüm. İlahi adalet çok güzel bir şey..
İnsanlar bir gün bu dünyadan göçüp gidiyor. Ardında ise sadece fotoğraflar değil; yarım kalmış cümleler, suskunluklar ve unutulamayan hatıralar bırakıyor.
Peki insan en çok kime yanar?
Gidene mi… Yoksa ömrünün geri kalanını o hatıralarla yaşamaya mahkûm olana mı?
-Geride kalıp, hatıralar ile yaşayanlar her gün eksilen olur!
Ölüm acısı, ayrılığı insanı inanılmaz değiştiriyor…
#AyşenTok