Michelangelo etkisi diye çok güçlü bir fikir var.
Bir ilişkide, arkadaşlıkta ya da evlilikte karşındaki insanın sende gördüğü en iyi tarafı ortaya çıkarmaya çalışması demek. Yani seni olduğun gibi bırakmak değil, içindeki daha iyi versiyonu hatırlatmak. Seni küçülten değil, yükselten bir etki.
Bence hayatta bulunması gereken insanlar tam olarak bunlar.
Sana senden daha çok inanan insanlar. Senden daha yüksek standart bekleyen insanlar. Potansiyelini senden önce gören insanlar. Yorulduğunda seni aşağı çekmeyen, tam tersine sana kim olabileceğini hatırlatan insanlar.
Bence iyi arkadaş biraz budur. İyi partner de budur. İyi eş de budur.
Bazı insanlar seni rahatlatır ama büyütmez. Bazı insanlar ise seni zorlar, rahatsız eder, bazen aynayı yüzüne tutar ama seni daha iyi bir hale taşır. İlk başta daha konforlu olanı seversin. Ama hayatını değiştiren genelde ikinci tip insan olur.
İnsanın yanında öyle biri olduğunda toplam, parçaların toplamından daha büyük hale gelir. Çünkü artık sadece sen yoksundur. Seni aşağıya değil, yukarıya doğru çeken bir ilişki vardır.
Bence bir ilişkinin en güzel tarafı da budur zaten. Sana kendini unutturmaması. Sana en iyi halini hatırlatması.
Yani doğru insan seni sadece sevmez, seni, olabileceğin kişiye doğru da iter.
Feng Shui gerçektir. Fotoğrafları sil. Eski mesajları temizle. Artık konuşmadığın insanların numarasını sil. Sana iyi gelmeyen insanlardan uzaklaş. Dolabını düzenle, giymediklerini bağışla. Telefon ekranını sadeleştir. Kullanmadığın uygulamaları sil. Seni geçmişe bağlayan şeyleri kaldır. Yarım kalan işlerini tamamla. Evini havalandır, odanı düzenle. Kırgınlıklarını bırak. Sürekli ertelediğin şeylere başla. Hayatında yer kaplayan ama sana iyi gelmeyen ne varsa bırak.
Ulan bi anlığına evdeki annemden izin alıp yatsıya kadar dışarıda kalabilme ihtimaliyle heyecanlandım, çocukluk = sorumluluksuzluk mükemmel bişey, yetişkinlik bayağı yorucu ya