An official institution’s page should not sound like a troll account.
Even in Galatasaray’s result against Liverpool, wording that gives a sense of disappointment does not reflect the right institutional stance for Turkish football. It is time to leave this behind.
Hollandalı 2 programcı "islamafobi deneyi" için İncilin kapağını "Kuranı kerim" yazan kapakla değiştirip İncil pasajlarını halka okudu.
📌Kuran'dan ayet okunduğunu düşünen Avrupalıların, okunan şeyin İncil olduğunu anladıklarında ki tepkileri mutlaka görülmeli
"İki adam birbiri ile yatarsa ikisinin de öldürülmesi gerekir"
"Emirlerimden uzak durursanız kendi kızınızın ve oğlunuzun etini yiyeceksiniz"
"Kadının öğretmesine izin vermem. Kadının elini kesin. Onu affetmeyin"
Cuma günü açıklama yapan kulüpler şimdi sus pus , Göztepe'nin son dakika penaltısı verilmedi. Göztepe dahil kimse konuşmadı , açıklama yapmadı o zaman sizin derdiniz Galatasaray. Alayınız gelin hepiniz bir , biz tek
Tabloda nüfusu ülkemizle kıyaslanabilecek 3-4 ülke var.
Nüfuslar:
Türkiye-88 milyon
Almanya - 84 milyon
Polonya - 38 milyon
İtalya - 60 milyon
İspanya - 48 milyon
2025 yılındaki verilere göre bu ülkelerin üniversite sayıları:
Almanya-461
Polonya-408
İtalya-289
İspanya-276
Türkiye-209
Kaynak: https://t.co/DC1VXYBZhR
Not : sayılara myo benzeri kısa dönem üçüncü seviye eğitim kuruluşları dahildir.
Üniversite başına düşen kişi sayısı:
Türkiye - 419 bin
Almanya - 182 bin
Polonya - 93 bin
İtalya - 208 bin
İspanya - 174 bin
Nüfusun genç/yaşlı olmasına hiç değinmiyorum bile.
Peki bu üniversitelerdeki akademik personel sayısı?
Almanya - 217.514 (yaklaşık 14 öğrenciye bir akademisyen)
(https://t.co/H8sZ3xlCSU)
Polonya - 93000 (2019) her 13 öğrenciye bir akademisyen
(https://t.co/nStBGF2P1A)
İtalya- 125165 - 16 öğrenciye bir akademisyen
(https://t.co/KENSVEwX8J)
İspanya - Buna dair bulabildiğim tek veri 10.7 öğrenci başına bir akademisyen olduğu
(https://t.co/l95RhNNFnN)
Türkiye- kabaca 185 bin (örgün öğretimdeki öğrenci sayısına göre 21 öğrenciye 1 akademisyen)
Bir de öğrenci sayılarına bakalım:
Almanya- 3400 bin
Polonya - 1355 bin
İtalya- 2217 bin
İspanya - 2371 bin
Türkiye- 6995 bin (örgün öğretimde 3700 bin)
(https://t.co/w8QLJJEU61)
Veriler açıkça gösteriyor ki,
-Türkiye’de üniversite sayısı çok değil. Fakülte/myo bazında planlamalar hatalı.
- Akademisyen sayısı çok değil. Öğrenci başına düşen akademik personelde diğerlerine kıyasla en kötü durumdaki İtalya’yı yakalamak için bugün istihdam edilmesi gereken akademisyen sayısı 36500.
-Verilerde yer alan tek anomali öğrenci sayısı. Öğrenci sayısının fazlalığı da Ussal beyin verdiği grafiğin tek açıklaması.
-Akademik personelin maaşı meselesine girmek canımızı sıkacaktır ama bu ülkelerde en az alanın Türkiye’dekinin iki katı aldığını söyleyebiliriz.
Açık öğretim mezunları veya 800-900 binle tercih edilen fakülte mezunları işsiz kalıyor diye üniversite sayısınının, akademisyen sayısının ve akademisyen maaşının fazla olduğunu iddia etmek, Ussal beye yakıştı mı? Takdir sizin.
#akademikzam
🔴Ankara’da 11 yaşındaki engelli bir çocuğun, babasının ölümünden sonra annesinin evi terk etmesi üzerine amcası tarafından yıllarca güvercin kümesinde yaşatıldığı ortaya çıktı.
Bilim ve teknoloji iyi akademisyenlerle gelişir. Özel sektörde çalışan mühendisleri de akademisyenler yetiştirir. Eğer akademisyenlik cazip meslekten çıkarsa en iyi öğrenciler akademisyenliği seçmeyecektir. Bu da ülkemizi geri dönülmez bir geriliğe sürükleyecek. #akademikzam
Kamudaki üst düzey memurların YL ve Doktorası varmış. Doğrudur. Bu insanlar dersleri kimden aldı? Danışmanları kimdi? Her fırsatta akademiye torpilliler, liyakatsizlar diyenler üst düzey memurların YL ve DR'si var diye savunma yapıyor. Zekaya bak. #akademikzam
📉 TÜİK’in beyin göçü raporu ülkenin acı gerçeğini net biçimde ortaya koyuyor:
Memurları arasında ayrım yapmak da gençleri bu ülkeden soğutan sebeplerdendir. #akademikzam
Türkiye artık kendi yetiştirdiği en nitelikli gençleri tutamayan bir ülke hâline geldi.
Tam burslu gençlerde beyin göçü %8,3 — yani en parlak zihinler kaçıyor.
Moleküler biyoloji, elektronik, bilgisayar ve matematik mühendisleri %10–15 arası oranlarla ülkeyi terk ediyor.
İngilizce ve Fransızca eğitim alanlarda göç oranı %6–10.
Gençler en çok ABD, Almanya ve İngiltere’ye gidiyor.
Bu tablo, ekonomik krizden değil; 20 yıllık liyakatsiz, keyfi ve öngörüsüz yönetimin sonucundan kaynaklanıyor.
Gençler açık bir mesaj veriyor:
“Bu ülkede adalet, bilim, özgürlük ve gelecek göremiyoruz.”
🔑 ANAHTAR PARTİ’NİN SÖZÜ
Biz, Türkiye’yi gençlerini kaybeden bir ülke olmaktan çıkaracağız:
Liyakati yeniden devletin temeli yapacağız.
Bilim, teknoloji ve Ar-Ge’yi ulusal öncelik hâline getireceğiz.
Özgür üniversite, bağımsız yargı ve güven veren devlet düzenini kuracağız.
Nitelikli gençlere Türkiye’de emeğinin karşılığını alacağı bir gelecek sunacağız.
Türkiye’nin en büyük sermayesi gençlerdir; biz o sermayeyi dünyanın ayağına göndermeye değil, bu ülkenin geleceğini inşa etmeye kullanacağız.
https://t.co/IKIuKdIUEJ
🧠Akademisyen, “kariyer meslek mensubu” değildir !!!; bilgi üreten, ülkenin entelektüel omurgasını taşıyan insandır.
Akademisyenliği bir memuriyet gibi görmenin ve akademiden gelen sesi duymazlıktan gelmenin nedenini anlamakta zorlanıyorum.
Ayrıca akademide üs yönetim diyebileceğimiz grupta yer alan aslı akademisyen olan kişilerin sessizliğini de anlamakta zorlanıyorum. Orada rüzgarlar başka esiyor ve rahatlar sanırım. Bizden herşeyi istesinler ama bizim isteklerimizi aktarma konusunda tam bir sessizliğe bürünsünler. Özünde kendilerine de zarar veriyorlar orta ve uzun vadede ama şimdilik rahatları yerinde.
#akademikzam
Akademisyenlerin yine yok sayıldığı bir önerge daha OYBİRLİĞİ ile kabul edildi. Vatana millete hayırlı olsun.
Demek ki kaynak var.
Ama bu ülkenin tüm kariyer meslek gruplarını yetiştiren akademisyenlere hâlâ #akademikzam yok.
Bu artık imkânsızlık değil, açık bir tercih.
En yüksek seviyedeki kariyer mesleği akademisyenliktir. Akademisyenleri görmezden gelerek ülkeyi bir adım bile ileri götüremezsiniz! Nokta! #akademikzam gelene kadar #akademikzam demeye devam edeceğiz!