Bir yayıncının Kahramanmaraş olaylarından sonra, Eşref Rüya vb. dizilere tepkisi gündem oldu:
“Kendi ülkemde kafayı yemek üzereyim! Siz benim vatanımda neden hap atan adamı izletip, mafya güzellemesi yapıyorsunuz!”
Devletimizin, çocuklarımızın geleceği için acil önlemler alması gerekiyor !
1- Okumak istemeyen, sürekli kavga çıkaran, okula gelmeyen, okula uygun olmayan davranışlar sergileyen, problemli ve başarısız öğrenciler zorla okutulmamalı ve derhal okuldan uzaklaştırılmalıdır.
2- RTÜK eli ile diziler doğru düzgün denetlenmeli, aile yapısını bozan, çok eşliliği, zinayı, çıplaklığı meşrulaştıran, aşk cinayetlerine zemin hazırlayan ve elinde silah her bölüm 40 adam öldürülen dizilere derhal son verilmelidir.
3- Emekli polisler, askeri personel veya gece bekçileri gibi güvenlik konusunda profesyonel olan personel okullarda güvenlik sorumlusu olarak görevlendirilmelidir.
Bir ülkede en büyük kaos, çocuklar güvende değilse olur !
Biran önce net ve kalıcı önlemler halka duyurularak halkın gönlü rahatlatılmalı, güven kazanılmalıdır. Şu ortamda çocuklarımızı okullara nasıl göndereceğiz =((
#Saldırı #Kahramanmaras #Siverek
Bugün dünyadaki Hristiyanlar Easter yani Paskalya Bayramını kutluyor. Dini bir bayram olan paskalyada evlerde yemekler yapılıyor, aileler ve sevenler bir araya geliyor. Bizim dini bayramlarımız ve Ramazan ayımız gibi, Avrupa’da da bu dini bayram öncesinde marketler zam operasyonuna girişti – diyecektik fakat…
Öyle olmadı.
Bu yıl da, diğer yıllarda olduğu gibi dini bayramlarını en azından herkesin eşit şartlarda en azından geleneksel yemeklerini yapabilmeleri için temel gıda maddelerinde ciddi oranda indirimler yapıldı. Özellikle İngiltere’de marketler paskalya öncesinde birçok sebze ve meyve ürününde %95’e varan indirimler yaparken, patatesler ve havuçlar 4 peniye yani 4 kuruşa kadar düştü. Paskalya yemeklerinde kullanılan temel gıda maddelerini kapsayan bu indirimlerde İngiltere’nin en büyük marketlerinden Sainsbury’s mağazalarında patateslerin fiyatı 1,35 Sterlin’den 15 peniye kadar düşürülerek kilolarca patates böyle satışa sunuldu.
Türkiye’de özellikle dini bayramlar, önemli aylar ve asgari ücret zamları öncesinde yaşanan kaotik zam ortamı düşünüldüğünde, milyarlarca lira kâr açıklayan marketlerin Avrupa’dan öğrenecekleri şeyler var…
Şöyle dürüstçe bir düşünelim !
-Sen paranla devletten arsa alıyorsun, vergini ödüyorsun, imarına uygun şekilde inşaat yapıyorsun. Bir başkası devletin arsasına çöküyor, kaçak kat çıkıyor. Sonra bir af geliyor, kentsel dönüşümde sana bir daire düşerken, ona dört daire veriliyor.
-Sen vergini zamanında ve eksiksiz ödüyorsun. Ödemeyenler için af çıkıyor. Sen yine ödediğinle kalıyorsun, hatta “neden itiraz ediyorsun” bakışıyla karşılaşıyorsun.
-Sen kredi ve kredi kartı borçlarını gününde ödüyorsun. Ödemeyen, borcunu bilinçli şekilde geciktirip parasını başka yerlerde değerlendirenlere yapılandırma, taksit, erteleme geliyor. Senin ödülün ise düşürülen limitler ve artan kısıtlar oluyor.
-Sen kimseye zarar vermeden, suç işlemeden, kurallara uyarak yaşıyorsun. Bir başkası çalıyor, kırıyor, vuruyor. Sonra bir af çıkıyor ve yeniden aramıza karışıyor.
-Sen alın teriyle çalışıyorsun, kul hakkı yemiyorsun, haksız kazanç peşinde koşmuyorsun. Bir başkası malzemeden çalıyor, fahiş fiyatla ürün satıyor, çalışanın hakkını gasp ediyor. Günün sonunda o “bir şekilde” affediliyor.
Bütün bu tablo tek bir soruyu doğuruyor:
Bu sistemde dürüst olmak bir erdem mi, yoksa cezalandırılmak için bir tercih mi?
Sorun tek tek insanlar değil. Sorun, hatayı istisna olmaktan çıkarıp alışkanlık haline getiren düzen.
Af, istisnai bir çözüm olmaktan çıkıp neredeyse bir yönetim refleksi haline geldiğinde, doğru davranış anlamını yitiriyor. Kurallara uyanlar saf, uymayanlar “akıllı” ilan ediliyor.
Adalet, sadece suçluyu affetmek değildir. Asıl adalet, doğruyu yapanı korumak ve ödüllendirmektir. Aksi halde sistem şunu öğretir:
“Kurala uyma, nasıl olsa bir gün af gelir.”
Ve en tehlikelisi de budur.
Çünkü bu anlayış yerleştiğinde, ne vergi bilinci kalır, ne hukuk, ne de toplumsal güven. Geriye sadece sabırlı insanların yorgunluğu ve “Biz nerede yanlış yaptık?” sorusu kalır.
Bu bir serzeniş değil sadece. Bu, dürüst kalmaya çalışan insanların sessiz bir isyanıdır.
Bu isyana sende destek olmak ister misin ?
#DürüstüÖdüllendir
Bir çocuk toprağı yemek zorunda kalıyorsa mesele artık siyaset değil, insanlık meselesidir. Filistin’de yaşanan bu dram karşısında sessiz kalan herkes suç ortağıdır
#Filistin#Gazze#GazzeİçinHareketeGeç
Sanırım dakikalar içinde müdehale baslayacak, bu şahane insanlarla bu yolculuğun son fotoğrafını paylaşıyorum.
Sesi duyuyor musunuz?
NEHIRDEN DENIZE ÖZGÜR FILISTIN!
@gmtgturkiye
@gbsumudflotilla