My latest column for @turkiyetodaycom about the impact of the SDF dissolution for Syria’s political trajectory:
"Unelected, unexpected, unrivaled: Is Sharaa the founding father of a new Syria?"
https://t.co/JC41kTkwli
Strengthening 🇹🇷-🇮🇶 Education Relations
@TC_BagdatBE, H.E. Anıl Bora İnan, and TMF Iraq Country Representative Mr. Ali Arıkmert with their delegation, held a second meeting with H.E. Abdul Karim Abtan Al-Jubouri, Minister of Education of Iraq.
Türkiye’den yaklaşık 4 saatlik uçuş mesafesinde 67 ülke, 1,3 milyar insan ve yaklaşık 30 trilyon dolarlık bir ekonomi var.
��stanbul Havalimanı tam ortalarında.
Dubai’nin parası var.
Londra’nın finans gücü var.
Amerika’nın parası ve teknolojisi var.
İstanbul’un konumu var.
Dünyanın en zengin ülkesi olabilirsiniz.
Çölün ortasına dünyanın en güzel havalimanını yapabilirsiniz.
500 uçak satın alabilirsiniz.
Terminalin içine şelale bile koyabilirsiniz.
Ama coğrafyayı satın alamazsınız.
İstanbul’un elindeki asıl servet bu.
THY bugün 130’dan fazla ülkeye uçuyor ve dünyanın en fazla ülkesine uçan havayolu unvanını taşıyor.
Londra Heathrow neredeyse 100 yıldır havacılığın merkezlerinden biri.
İstanbul Havalimanı ise daha 6-7 yıllık.
Buna rağmen Heathrow’u geride bırakıp Avrupa’nın en yoğun havalimanı oldu.
Asıl sistem şöyle çalışıyor:
Mesela İstanbul’dan Afrika’daki küçük bir şehre her gün uçak kaldırmak istiyorsunuz.
Sadece Türkiye’de yaşayan ve o şehre gidecek insanları beklerseniz uçak dolmayabilir.
Ama Berlin’den geleni koy.
Londra’dan geleni koy.
Moskova’dan geleni koy.
Hepsini İstanbul’da aynı uçağın içine doldur.
Bir anda o hat çalışmaya başlıyor.
Sonra yeniden dünyaya dağıtıyorsun.
Bu yüzden merkezi konumda olan havalimanları fabrika gibi çalışır.
Ham maddesi yolcudur.
İstanbul’a Londra’dan gelen İngiliz iş insanının Türkiye’yle hiçbir işi olmayabilir.
Adamın hedefi Tokyo.
Ya da Bangkok.
Ama uçuş planına baktığında İstanbul önüne düşüyor.
Londra’dan İstanbul’a geliyor.
İki saat terminalde bekliyor.
Sonra başka uçağa binip gidiyor.
Türkiye’ye pasaporttan giriş yapmadı.
Sultanahmet’i görmedi.
Bir gece otelde kalmadı.
Dolar verip Türk lirası bile almadı.
Ama Türkiye o adamdan para kazanıyor.
İstanbul’da iki saat aktarma yapar ama terminalde kahve içer.
Yemek yer.
Duty-free’den alışveriş yapar.
Lounge kullanır.
Uçak bileti THY ise paranın bir bölümü Türk havayolunun kasasına giriyor.
Uçağın İstanbul’a inişi, yer hizmetleri, yakıt, bakım, ikram, kargo, terminal hizmetleri derken iş büyüyor.
Normalde bir ülkenin yabancıdan para kazanması için yabancının o ülkeye gelmesi gerekir.
Burada adam teknik olarak ülkeye bile girmeden ekonominin müşterisi oluyor.
İstanbul Havalimanı’nın duty-free alanı yaklaşık 53 bin metrekare.
Yaklaşık 7,5 futbol sahası.
Ana terminal ise 1,4 milyon metrekare.
Kabaca 196 futbol sahası büyüklüğünde.
2025’te havalimanından 84,5 milyondan fazla yolcu geçti.
Bunun 66 milyondan fazlası dış hat yolcusuydu.
Düşünün:
Sadece 10 milyon aktarma yolcusu terminalde ortalama 20 euro harcasa 200 milyon euro eder.
50 euro harcasa yarım milyar euro.
Üstelik buna uçak bileti, yakıt, kargo, yer hizmetleri ve havayolu gelirleri dahil değil.
Kargo tarafı da en az yolcu kadar önemli.
Çünkü İstanbul’un konumu yalnızca insan taşımaya değil, mal taşımaya da uygun.
Çin’den Avrupa’ya ürün gidiyor.
Avrupa’dan Orta Doğu’ya yedek parça gidiyor.
Afrika’dan Asya’ya yük gidiyor.
Aciliyeti olanlar için bir gün kazanmak binlerce dolardan daha değerli.
Çünkü o parça gitmezse bir günlük üretim aksaması demek belki milyonlarca dolar kayıp demek.
İstanbul tam bu yolların ortasında.
Bir de görünmeyen reklam tarafı var.
Londra’da yaşayan biri Bangkok bileti arıyor:
London – Istanbul – Bangkok.
New York’tan Tiflis’e uçuyor:
New York – Istanbul – Tbilisi.
Adam Türkiye’ye gelmeyecek olsa bile defalarca İstanbul ismini görüyor.
Biletinde.
Uçuş ekranında.
Boarding kartında.
Aktarma kapısında.
Bir gün, madem sürekli buradan geçiyorum, İstanbul’u da göreyim diyor.
Türkiye kendi coğrafyasının üzerinden geçen insanı, parayı, ticareti ve kargoyu ekonomik değere çeviriyor.
Havalimanını başka bir coğrafyaya yapabilirsiniz.
Daha büyüğünü bile yapabilirsiniz.
Ama İstanbul Havalimanı’nın sahip olduğu konuma yapamazsınız…
Ne Amerika, ne Londra, ne de Çin bunu yapabilir.
İstanbul Havalimanı’nın asıl serveti konumu.
İşin güzel tarafı da şu:
Bu avantajı Türkiye üretmedi.
Türkiye sadece kullanmaya başladı.
NEW: Royal Navy sea drones secretly sent data to China.
Cameras onboard a fleet of surveillance drones were found to contain Chinese parts despite assurances from suppliers that they were secure.
An investigation found the cameras had been sending “heartbeat” signals to an IP address in China, forcing the Ministry of Defence to remove their connectivity.
The Navy purchased the drones, made by Kraken Technology Group, in March. They are set to be sent to the Strait of Hormuz as part of the UK’s plan to protect the waterways.
The MoD insist no sensitive data was breached and vulnerabilities have now been patched. Defence sources say this is a “major” failure.
https://t.co/HCbkLCsaMo
Kurban bayramında Konya’daydım.
Şehrin düzeni yolların genişliği bir yana, insanların trafikte birbirine gösterdiği saygıyı, kurallara olan uyumunu, herkesin sakin araba kullandığını görünce şok olmuştum.
Konya’yı görünce Ankara gözümde Hindistan gibi bir yer oldu.
Türkiye, petrol satan ülke haline mi dönüşüyor?
Türkiye, İran krizinde petrol sıkıntısı yaşamayan ve en kolay elde edebilen tek ülke oldu.
Irak ile imzalanan anlaşmayla Türkiye Petrolleri (TPAO), İngiliz enerji devi BP’nin Kerkük���teki %49,5’lik hissesinin %15’ini resmen devraldı.
Toplamda 6 milyar varillik potansiyel rezerve sahip bu sahaların ekonomik değerinin yaklaşık 240 milyar dolar olduğu belirtiliyor.
Rusya, Kazakistan ve Türkmenistan gibi ülkelerden tankerlerle Karadeniz'e getirilecek ham petrolün, İstanbul ve Çanakkale boğazlarını bypass ederek Samsun-Ceyhan Petrol Boru Hattı (TAPCO) üzerinden Akdeniz'e indirilmesi planlanlanıyor.
Hatta Türkiye, Hindistan ve Çin'in ardından dünyada deniz yoluyla en çok Rus petrolü ithal eden üçüncü ülkedir.
Rus limanlarından (özellikle Karadeniz'deki Novorossiysk ve Tuapse limanlarından) kalkan dev petrol tankerleri, Türk şirketlerine ait rafinerilerin limanlarına yük boşaltmaktadır.
Türkiye'nin en büyük petrol rafinerisi olan Tüpraş, İzmit ve İzmir'deki tesislerinde ham madde olarak yoğun şekilde Rus petrolü (özellikle Urals türü) kullanmaktadır.
SOCAR'a ait STAR Rafinerisi de geçmişte Rus petrolünü yüksek oranlarda ithal etmiştir.
Batı dünyasının Rusya'ya yönelik yaptırımları ve artan küresel baskılar nedeniyle, Türkiye'deki bazı rafineriler riskleri azaltmak için Rusya dışındaki alternatif pazarlara (örneğin Irak ve Brezilya) yönelmiştir. Bu doğrultuda Rusya'dan yapılan ithalat hacminde kademeli bir düşüş gözlenmektedir. Irak petrolü şimdi Türk rafinerilerinde işlenmektedir.
Rusya içindeki yerel rafinerilerin hasar görmesi ve işleme krizleri nedeniyle, tarihte ilk kez Türkiye'den Rusya'ya acil yakıt ihracatı (rafine ürün sevkiyatı) da gerçekleştirilmiştir.
Rusya tarihinde ilk kez Türkiye’den benzin yüklü 30.000 dwt’lik ilk ithalatını Haziran 2026'da yaptı.
Petrol ürünlerinin %86'sını Rusya'dan ithal eden Avrupa ise 2023-2024 arasında Ceyhan, Marmara Ereğlisi ve Mersin olmak üzere üç Türk limanından 3 milyar Euro değerinde petrol ürünü ithal etti.
2025-2025 yılında ise bu rakamın 5 Milyar Dolara yaklaştığı iddia ediliyor.
Normal şartlarda Türkiye, tükettiği dizelin yaklaşık %85'ini Rusya'dan ithal etmekteydi. Şimdi işler tersine döndü. Özetle; 2026 yılı, Türkiye'nin Rusya'dan rafine ürün alımını zorunlu olarak azalttığı, Rusya'nın ise kendi rafinerileri vurulduğu için Türkiye'den işlenmiş petrol (akaryakıt) ithal etmek durumunda kaldığı ezber bozan bir yıl olmuştur.
Ayrıca hem Ukrayna’ya hem de Avrupa Birliği (AB) ülkelerine Türkiye’den çok ciddi miktarda işlenmiş (rafine) petrol ürünü gitmektedir.
Türkiye’nin Ukrayna’ya en çok ihraç ettiği ürün gruplarının başında petrol ürünleri gelmektedir. 2026 yılı verilerine göre Türkiye, Ukrayna'ya yüz milyonlarca dolar değerinde motorin (dizel), benzin ve jet yakıtı göndermektedir.
Rafine yakıtlar, Türkiye’nin Karadeniz limanlarından kalkan tankerlerle Ukrayna’nın nehir limanlarına veya komşu Avrupa ülkeleri (Romanya/Polonya) üzerinden kara yolu/demir yolu vasıtasıyla Ukrayna’ya ulaştırılmaktadır.
AB, Rus petrolünden üretilen rafine ürün almamaktadır. Türkiye'deki rafineriler (Tüpraş ve STAR) Avrupa pazarını kaybetmemek adına AB'ye ihraç edecekleri yakıtları Rusya dışındaki (Irak, Brezilya, Kazakistan gibi) ham petrollerden üretmeye özen göstermiş, Rus ham petrolünden ürettikleri yakıtları ise yaptırım uygulamayan iç piyasaya veya Asya/Afrika pazarlarına kaydırmıştır.
Türkiye, aynı zamanda Libya ham petrolünün en önemli alıcılarından ve işleyicilerinden biridir. ürkiye'nin en büyük rafine şirketi olan Tüpraş, ham petrol tedarikini tek bir ülkeye bağımlı kalmamak için çeşitlendirir. Libya petrolü (özellikle Amna ve Sirtica gibi hafif/tatlı petrol türleri), Tüpraş'ın İzmir (Aliağa) ve İzmit rafinerilerinde düzenli olarak işlenmektedir.
Özellikle Rusya'nın rafine ürün ihracatını yasakladığı ve AB yaptırımlarının sıkılaştığı dönemlerde Türkiye, Akdeniz havzasındaki en yakın ve kaliteli kaynaklardan biri olan Libya petrolüne alımlarını kaydırmaktadır.
Libya kendi petrolünü ham olarak Türkiye ve Avrupa'ya satarken, ülkesindeki rafineri yetersizliği nedeniyle iç piyasasında tüketeceği motorin ve benzin gibi işlenmiş akaryakıtı Türkiye'den satın almaktadır.
Jet Yakıtı Ticareti: Türkiye, ABD’ye düzenli olarak rafine ürün ihraç etmektedir. Bu ihracatın çok büyük bir bölümünü, havacılık sektöründe kalitesiyle öne çıkan Türk üretimi jet yakıtı ve bazı özel sanayi tipi yakıtlar (fuel-oil varyantları) oluşturur.
Lübnan: Rafinerisi bulunmadığı için elektrik üretimi ve araçlar için ihtiyaç duyduğu akaryakıtın (özellikle motorin) çok büyük bir kısmını Türkiye'den ithal eder.
Mısır: Dönemsel olarak değişmekle birlikte Türkiye'den işlenmiş petrol ürünleri satın alan önemli bir bölgesel ortaktır.
Cebelitarık: Akdeniz'in çıkışındaki stratejik konumuyla, küresel gemilerin yakıt ikmali için Türkiye'den gelen akaryakıtı depolar.
İngiltere: AB'den ayrılmış (Brexit) olması sebebiyle kendi ticaret kurallarını uygulayan Birleşik Krallık, Türkiye'nin özellikle havacılık ve taşımacılık sektörüne yönelik rafine ürün ihraç ettiği güçlü pazarlarından biridir.
İtalya, İspanya ve Fransa: Özellikle Akdeniz limanları üzerinden Türkiye'den yoğun miktarda motorin ve jet yakıtı ithal ederler.
Yunanistan ve Malta: Denizcilik ve yakıt ikmali (bunkering) faaliyetleri için Türkiye'den yüksek hacimli rafine ürün alırlar.
Hollanda: Avrupa'nın en büyük enerji ticaret merkezi (ARA limanları - Amsterdam/Rotterdam/Antwerp) buradadır. Türkiye'den giden yakıtlar buradan tüm Avrupa'ya dağılır.
Türkiye, ham petrolü ithal edip kendi rafinerilerinde işledikten sonra, hem iç piyasaya sunan hem de ciddi oranda dışarıya satan net bir işlemeci ve ihracatçı konumundadır.
Türkiye, rafinerilerinde işlediği ürünlerin (özellikle jet yakıtı, benzin ve fuel-oil) yaklaşık 15 milyon tonunu her yıl doğrudan yurt dışındaki ülkelere ihraç etmektedir. Bu ihracatın ekonomik değeri yıllık 12 milyar doların üzerindedir.
Bugün iki Türk'ün küresel kariyer öykülerine dair haberler aldık. İkisi de benimle yaşıt, 1980 doğumlu.
- Koray Kavukçuoğlu, ODTÜ'den ABD'ye doktoraya gitmiş, Yapay zeka işinin üstadı Yann LeCun ile çalışmış. 2012'de DeepMind'a (Londra) katılmış, şirket Google'a geçince kariyeri büyümüş.
Bugün Google'ın Baş YZ Mimarı olarak atandı.
- Ömer Çiftçi, kariyerine 2004’te Afganistan’da mücahit olarak başlamış. 2012'de Suriye'ye geçmiş, "Muhtar et-Türki" ismini almış, IŞİD'e karşı savaşmış. Ahmed eş-Şara'nın en yakın isimlerinden olmuş.
Bugün Suriye Ordusu'nda Tuğgeneral olarak atandı.
Memleketimizin insan sermayesinin genişliğini gösteren iki hikaye…
🟥 Tek bir sahnede beş önemli işaret… Irak–Türkiye anlaşmasının imza krizinde ne ortaya çıktı?
📍 Birincisi: Bazı muhalif çevreler ve gazeteciler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilerleyen yaşının ayrıntıları takip etme kapasitesini etkilediğini öne sürüyor. Ancak imza töreninde yaşananlar bunun tam tersini gösterdi. Erdoğan, belgelerin sayısındaki eksikliği anında fark etti ve diğer yetkililerden önce müdahale ederek anlaşma sayısının dört değil, beş olduğunu açık ve kendinden emin bir şekilde vurguladı. Bu durum, ayrıntılara hâkimiyetini ve yüksek düzeydeki dikkatini ortaya koydu.
📍 İkincisi: Durum netleşmeyince Erdoğan doğrudan Hakan Fidan’a dönerek, “Hakan, beş” dedi. Diğer bakanlar ve yetkililer yerine özellikle Fidan’a başvurması, onun Türk karar alma mekanizmasındaki ayrıcalıklı ve ileri konumunu gösterdi. Nitekim görüntülerde Fidan’ın anlaşma belgelerini inceleyerek ayrıntıları kontrol eden kişi olduğu görüldü. Bu da Erdoğan’ın hassas dosyalarda ve beklenmedik durumlarda güvendiği başlıca isimlerden birinin Hakan Fidan olduğunu ortaya koyuyor.
📍 Üçüncüsü: Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Hüseyni’nin imzasının başlangıçta belgede yer almamasının Irak tarafındaki protokol eksikliğinden mi, yoksa kişisel ya da siyasi bir tutumdan mı kaynaklandığı henüz kesin olarak bilinmiyor. Ancak bakanın İran’a yakınlığıyla bilinen Bedir Örgütü’ne mensup olması, Tahran bağlantılı bazı çevrelerin Kalkınma Yolu Projesi’ne nasıl baktığı ve Irak hükümetinin kararları üzerindeki İran etkisinin boyutu konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
📍 Dördüncüsü: Yaşananlar açık bir mesaj verdi: Türk tarafı ayrıntıları yakından takip ediyor ve büyük anlaşmaları yalnızca şekli prosedürler olarak görmüyor. Son anda manevra yapmaya ya da eksik bir işlemi oldubittiye getirmeye çalışan taraflar, kameralar önünde zor ve rahatsız edici bir görüntüyle karşılaşabilir.
Sonuçta anlaşma imzalandı. Kalkınma Yolu Projesi yalnızca Türkiye’nin değil, Irak’ın da çıkarınadır. Çünkü proje, Irak limanlarını Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına bağlayarak iki ülkeye de bölgesel ticaret ve ulaştırma haritasında stratejik bir konum kazandıracaktır.
Gençler; Korkaklardan uzak durun! Çünkü onlar; malları, makamları, kazanımları ve hayatları için sürekli bir korku atmosferinde yaşarlar. Bunca korkuyla yaşamalarına rağmen hayatlarında tek bir korku eksiktir. O da Allah korkusudur"
Aliya İzzetbegoviç
Her Türk diplomatının el kitabı olacak kıymetli bir kaynak.
Son yılllarda Türkiye’nin kamu diplomasisi büyük ilerlemeler kaydetti. @oguz_guner hocamızın editörlüğünü yaptığı bu kitap konuyu her boyutu ile değerlendiriyor. Oğuz bey ve katkıda bulunan yazarları kutluyorum.
Sivas'ta yaşayan Murat Cingöz, 35 yılda 15 binden fazla model arabadan oluşan koleksiyon oluşturdu.
"Burayı terapi odası gibi görüyorum. Psikoloğa binlerce lira vermek yerine burada vakit geçirmeyi tercih ediyorum."
Gün boyu süren 10. Yıl İstişare ve Değerlendirme Toplantımızda, Vakfımızın kuruluşunda görev almış ve bugüne kadar farklı kademelerde sorumluluk üstlenmiş kıymetli isimlerle bir araya geldik.
Toplantımıza Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin, önceki Millî Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz ile TBMM Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan da katılarak değerlendirmeleriyle katkı sundular.
İlk on yılımızın tecrübesini değerlendirirken, Vakfımızın ikinci on yılına ilişkin hedef ve öncelikleri de ortak akılla istişare ettik. Kurumsal hafızamızı güçlendiren, tecrübemizi geleceğe taşıyan verimli bir değerlendirme gerçekleştirdik.
Kuruluşumuzdan bugüne Vakfımıza katkı sunan herkese teşekkür ediyor; dünyanın dört bir yanında eğitim için emek veren bütün çalışma arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz.
Birlikte, Geleceği İnşa Eden nice yıllara…
Bir zamanlar Maarif sıralarında başlayan yolculuğunuz, bugün üniversite mezuniyetinizle yeni bir döneme ulaştı. 🎓
Her birinizle gurur duyuyor, Türkiye'de edindiğiniz bilgi, birikim ve dostlukların gittiğiniz her yerde yeni başarılara ve güzel hikâyelere dönüşeceğine inanıyoruz. 🌍
Yolunuz açık, başarınız daim olsun. 🤍