《AKADEMİSYEN》 ÜLKÜ OCAKLARI, SBF, Küreselleşme ve U.İ. Y.L. , 《TÜRKGÜN Gazetesi Köşe Yazarı》 G.D. Sakarya Ülkü Ocakları Asenalardan S. Ocak Başkan Yardımcısı
Tezimi TURAN yaptığım için uzamıştı okulum, doğru yolda olduğuma daha bir inançla yüksek lisens tezim de TURAN ve çoğu hoca bunun "realist" olmadığını jüriden geçemeyeceğimi söylüyor.
şimdi memleketin ufkunda mutlak TURAN'ın rüzgarları buram buram esmekte, bizi kimse durduramaz.
İstiklal Şairimiz #MehmetAkifErsoy, bu aziz milletin iradesini ne de güzel haykırmıştır:
“Yılmam ölümden, yaradan, askerim;
Orduma, “Gâzî” dedi Peygamberim.
Bir dileğim var, ölürüm isterim:
Yurduma tek düşman ayak basmasın!
Âmin! desin hep birden yiğitler,
“Allahu ekber!” gökten şehidler.
Amin! Amin! Allahu Ekber! Allahu Ekber!”
İşte o ruh, bugün de dimdiktir. İşte o iman, bugün de sarsılmazdır.
Erzurumspor Futbol Kulübünün beş yıl aradan sonra yeniden Süper Lig’e yükselme başarısını göstermesinden dolayı başta yönetim, teknik ekip ve futbolcular olmak üzere tüm emeği geçenleri tebrik ediyor; yeni sezonda Erzurumspor Futbol Kulübüne Süper Lig’de başarılar diliyorum.
SÜREÇLERDE SUSAN, SONUÇLARDA ÇOK KONUŞAN!
“Gibi” adlı popüler bir dizi vardı. Dizi final yapmış olsa da bölümleri sosyal medyada hâlâ sıkça karşımıza çıkıyor.
Geçtiğimiz günlerde dizideki Yılmaz karakterinin İlkkan’a şöyle seslendiği bir kesit karşıma çıktı:
“…Olaylar yaşanırken hiç gıkın çıkmıyor. Süreçte hiç yoksun; sonuçlar üzerine konuşuyorsun. Sonuçlar üzerine herkes konuşur kardeşim, süreçler üzerine konuş.”
Hayatımızda böyle insan tipleri ne kadar da çok, değil mi?
Verdiğin bir mücadelede yanında yoklar; müşkül bir anında yoklar; ihtiyaç duyduğun anda yoklar…
Ama tam da dizideki gibi, süreçte yer almazlar; sonuçlar üzerine ahkâm keserler.
Bu durum yalnızca kişisel meselelerle sınırlı değildir; toplumsal olaylarda ve cemiyet hayatında da benzer tavırlar sergileyen pek çok kişi vardır.
Süreçlerin mücadelesini başkaları verir, yükünü başkaları taşır.
Bu kişiler ise ortada görünmez; risk almaktan kaçınır, etliye sütlüye karışmaz, adeta birer hayalet gibi varlık gösterirler.
Çoğu zaman korkuları, menfaat kaygıları ve gelecek hesapları ağır basar.
Bir gün dik duruş sergiledikleri, cesur bir adım attıkları görülmez. “Duyan olur, başımıza iş alırız” endişesiyle meseleleri çoğu zaman kendi vicdanlarıyla bile konuşmaktan korkarlar.
Ta ki kervan tersine döner, mayınlı alanlar temizlenir…
İşte o zaman bu karakterler ortaya çıkar; sonuçlara bakarak “Şunu ne yapacağız, bunu ne yapacağız?” diye yön tayin etmeye kalkarlar.
Üstelik bunu çoğu zaman yanlış hedefler, kişisel takıntılar ve temelsiz analizler üzerinden yaparlar.
Oysa herkes bilir ki süreçler yaşanırken hiçbirinin sesi çıkmamıştır.
Süreçlerde süt dökmüş kedi, sonuçlarda ise avını parçalamaya hazır bir aslan kesilmek… Sanırım tam da böyle bir çelişkidir bu.
Dik duranları, mücadele edenleri, korkusuz ve hesapsız davranabilenleri hep sevdim; sevmeye de devam edeceğim.
Süreçlerde korkan, sinen, susan ve menfaatine göre konum belirleyen; sonuçlarda ise yüksek sesle konuşup konum kapmaya çalışanları ise sevmiyorum.
Hiç de sevmeyeceğim…
https://t.co/gY61HKEk8P
Lisede, okulda polisin ne işi var diye örgütlüyordunuz ya gençleri, CHP cenahının fitilini ateşlediği eylemlerde, gençler sizin söylemlerinizi slogan atıyordu. Polis nefreti pompalıyordunuz.
Şimdi bu acı olaylar üzerinden yine siyaset devşirerek, polis niye yok diyorsunuz.
Ee..?
Gençliğimizin içinden geçtiği bu çetin zamanlar, hepimize ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Çünkü yalnız bırakılan ve istikametsiz kalan bir genç, sadece kendini değil, bir milletin yarınlarını da etkilemektedir.
Her genç; anlaşılmak, değer görmek ve bir yuvaya ait olmak ister. Bu boşluğu doğru zeminlerde dolduramayanlar, ne yazık ki yanlış yollara savrulmaktadır. Oysa milli ve manevi değerlerle yoğrulmuş bir aidiyet şuuru; sağlam karakterin ve aydınlık bir geleceğin en güçlü teminatıdır.
Bu noktada en büyük vazife, başta ailelerimiz olmak üzere hepimize düşmektedir. Evlatlarımızı yalnızca korumak kafi değildir; onları aynı zamanda fikren, ilmen ve ahlaken inkişaf edecekleri, disiplinle tanışacakları, saygıyı yaşayabilecekleri, birlik ve beraberlik ruhunu hissedebilecekleri ortamlara yönlendirmek zaruridir. Kendi öz değerleriyle tanışan, tarihini bilen ve istikbaline inanan bir gençlik, hiçbir zaman savrulmaz.
Unutulmamalıdır ki; sahipsiz bırakılan her genç, kaybedilmiş bir istikbaldir. Lakin sahip çıkılan, elinden tutulan ve doğru istikamete yönlendirilen her genç; bu aziz milletin yarınlarını aydınlatan bir meşale, sönmeyen bir umut olacaktır.
Bugün bizlere düşen vazife; milli ve manevi değerlerle yoğrulmuş, köküne bağlı, inancı sağlam, şuuru yüksek bir gençlik yetişmesine vesile olmaktır. Bu mukaddes gayeyi dava edinmiş Ülkü Ocakları; yalnızca bir mekan değil, aynı zamanda gönüllerin birleştiği, şahsiyetlerin yoğrulduğu bir irfan ocağıdır.
Zira biliriz ki; ocağa giden genç gönül bağı kurar, kardeşliği hisseder. Ocağa giden genç tarihini öğrenir, ecdadının izinden yürür ve geleceğini o kutlu mazinin zafer şuuru ile inşa eder. Ocağa giden genç asosyal olmaz; sanal dünyanın tuzaklarına kapılmaz, gerçek dostlukların kıymetini bilir. Sorumluluk almayı öğrenir, milletine faydalı olmanın şuuruna erer. İlim ile hemhal olur, irfanla yoğrulur; muhabbetle doyup, sağlam bir karakterle hayata yön verir.
Gelin, gençliğimizi bu kutlu çatı altında buluşturalım. Onları Ülkü Ocakları ile tanıştıralım ki; milli ve manevi değerlerle harmanlanan bir gençlik yetişsin, şuuru yüksek vatan evlatları kazanalım. Çünkü ocağa gelen her genç; yalnızlıktan kurtulur, istikamet bulur ve bu aziz milletin yarınlarına yön verecek kudretli bir nefer haline gelir.
Tuzlamızda yeni hizmete kazandırılan Ahmet Nalbant Sahil Camii’nde, Cuma namazı sonrası Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel ile bir araya gelerek kendilerine “Tuzlamıza hoş geldiniz” dedik.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin grup toplantısındaki yüzük ve rozeti dikkat çekti
📌Yüzükte Hud Suresi 112. Ayet’ten alınan “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ifadesi hem üst kısımda hem de yan yüzeylerde estetik biçimde işlenmiştir
📌Rozet, uzerinde Hud Suresi 112. Ayet, günümüz alfabesi ile Türkçe olarak ve hat sanatı üslubunda işlenmiştir. Rozet yüzeyinde kullanılan yazılar, özel bir mine işçiliği ile renklendirilmiştir.
@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli
https://t.co/7CRXaC97nW
Evet, kadınlar dünya genelinde tarih boyunca geri plana itilmiştir, bu gerçekçi bir problem. Ancak bu cenah problemleri, çözüme ulaştırmak için değil kendilerini beslemek için kullanıyor. Bu da başka bir problem...
Kadın diye ayırdığınızda eşitlemiyor, ötekileştiriyorsunuz!
Hayırlı olsun tüm CHP’lilere😂
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yerine Kadın ve Cinsiyet Eşitliği Bakanlığı kuracakmış…@eczozgurozel
Hani alkış hani alkış😎😎😎😎