Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Erdoğan’ın yazıp yönettiği, Akın Gürlek’in yapımcılığını yaptığı film, nihayete erdi.
Film çevirenler, final sahnesi ile ortada hiç bir gizem bırakmadı.
İBB davasının 1,5 yıl öncesinden tasarlandığı şekliyle 360 derece siyasi bir dava olduğu, inkar edilemez şekilde ortadadır.
Cumhurbaşkanlığı seçimine girmemizin engellenmesi için çevrilen film sona erdiğine göre, yapımcısı da öngördüğü koltuğa oturduğuna göre, gereği de artık yapılmalıdır.
Gereği şudur:
Çevirdiğiniz filme gerçeklik katmak için oyuncu, yardımcı oyuncu gibi kullandığınız arkadaşlarımı serbest bırakın.
Film bittiğine göre arkadaşlarım evlerine, ailelerine kavuşsun.
Derdiniz benimle, bu apaçık ortada.
Ben mücadeleme devam ediyorum.
Zorla rol verdiğiniz masumları bırakın da günah sayacınız biraz yavaşlasın.
Aziz milletimiz; siyasi tarihimiz, demokrasiyi, milletimizin özgür iradesini ve umudunu hapsetmeye çalışan sayısız utanç verici yüz karası davalarla doludur. Ama bugün öyle bir skandal iddianame sonucuyla buradayız ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve yüce Türk yargısının düşürüldüğü bu mevcut durumdan, bu tablodan gerçekten hicap duyuyorum.
Bugünkü konuşmamın tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:
https://t.co/o7fhA5mOrQ
Houston Rockets center Alperen Sengun has been named by NBA Commissioner Adam Silver to replace injured Oklahoma City Thunder guard Shai Gilgeous-Alexander on Team World for the 2026 NBA All-Star Game (Sunday, 2/15 on NBC & Peacock).
For anyone who would like to hear Mark Carney’s outstanding Davos speech in full here it is. This is what true global leadership looks like.
Canada should be immensely proud today, because they are leading the fight back when others dare not.
🎥 TikTok - https://t.co/BExGV2YIDq
WOW!!!
Never thought we would hear this level of honesty from a Western leader, and certainly not Canada, given the direction of Canada in the past 25 years. Canada's shift towards multialignment is quite clear - and this level of honesty from Carney on Western "fiction" about the old order will be warmly welcomed in much of the Global South:
"We knew that the story about the rules-based order was partially false... We knew that international law applied with varying rigour depending on the identity of the accused and the victim. This fiction was useful [because of the goods provided by American hegemony]... So we placed the sign in the window. We participated in the rituals. And we largely avoided calling out the gaps between rhetoric and reality. This bargain no longer works. Let me be direct. We are in the midst of a rupture, not a transition... You cannot live within the lie of mutual benefit through integration when integration becomes the source of your subordination."
Bu fotoğrafa iyi bak Sayın Erdoğan!
“15 Temmuz’da beni ilk arayan Maduro’ydu” diyordun.
“Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız” diye seslenip, destek gönderiyordun.
Maduro, adil olmayan seçimler yaptığında, kendi halkına adaletsiz davrandığında “kardeşim” diyerek arkasında duruyordun. O zaman da yanlış yapıyordun.
Ama dostun Trump geldi, uluslararası hukuku çiğneyip kardeşin Maduro’yu yatak odasında eşiyle birlikte aldı, elini gözünü bağlayıp götürüyor.
Şimdi ne hazindir ki; bu fotoğraf karşısında susuyorsun.
Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun.
Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’tan çekiniyorsun.
İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar!
Milli irade, demokrasi ve adalete sahip çıkan 25,1 milyon yurttaşıma yürekten teşekkür ediyorum.
81 ilde, 973 ilçede yükselen bu ses;
aziz milletimin özgür ve adil bir geleceğe duyduğu özlemdir.
Kendi adayını seçme hakkının gasp edilmesine karşı sessiz kalmayan bir milletin, demokrasi tarihine geçecek itirazıdır.
“Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.” diyen millete kulak verin.
2019 İstanbul için milattır. Bu tarihten itibaren ihmal edilmiş tüm konular bizim asli meselemiz olmuştur.
İstanbul tarihinin en çok metro yapan yönetimi olmanın gururunu yaşıyoruz.
Daha niceleri Türkiye için olacak.
Ben susmayacağım!
Benim sustuğum gün millet konuşamaz hale gelir.
Ben konuşacağım ve bu milleti ayağa kaldıracağım.
Millet sandıkta bu zihniyeti tarihe gömecek.
4000 sayfa iddianame,
826 ifade,
402 şüpheli,
105 tutuklu,
76 iftiracı,
9 dalga operasyon vs…
Tam 9 aydır tutukluyuz. İktidar 9 TV kanalı, 9 gazete ile tam 9 aydır itibar suikastleri yapıyor.
Kul hakkı yediler. Dokuz doğurdular ama milleti aldatamadılar. Bir TV kanalından, bir canlı yayından korktular. Mahkemeden TRT canlı yayınına bile ret verdiler.
Daha açık söylemek gerekirse tek bir kişiden korktular.
Aziz milletim:
Şeffaflıktan kaçtılar,
“Mecliste önerge var, temiz eller istiyoruz, milletin huzurunda tepeden tırnağa tüm siyasetçiler belediye baskanları hesap verelim” dedik, kaçtılar.
Kumpasçılar, masumiyet karinesini yerle bir edenler, adil yargı huzurunda, milletin vicdanında sandıkta hesap vereceksiniz, kaçamayacaksınız.
Unutmayacağız, unutturmayacağız!
Cumhuriyet Halk Partisi’nin evlatları,
Milyonların gözü üzerimizde,
Milyonların ümidi biziz.
Bu ülkenin milyonları 2024 seçimlerinde üzerine düşeni yaptı ve iktidarı değiştirmek istediğini gösterdi.
Bu ülkenin milyonları 19 Mart 2025���ten beridir her gün ama her gün bu beceriksiz, bu zorba iktidardan kurtulmak istediğini haykırıyor.
Şimdi sorumluluk bizim.
Sorumluluk, görev biz CHP’lilerin.
Milyonların arzusuna sahip çıkacağız.
Milyonların ümidini gerçekleştireceğiz.
Milyonlar CHP’ye hazır.
Türkiye CHP’ye hazır
CHP de Türkiye’yi yönetmeye hazır.
Az kaldı…
Fatih Altaylı etkili bir gazeteci değil de AKP’li birinin, önemli bir bürokratın, hatta Kızılay Başkanı’nın çocuğu olsaydı; altın kaçakçılığı ya da uyuşturucu baronluğu yapsaydı tutuklanmazdı; bu cezayı da almazdı.
Bu adalet, hukuk, vicdan değil. Başka bir şey, başka bir şey.
Gazeteciler sizin için bu bedelleri ödüyor, ödemeye devam ediyor. Siz ne yapıyorsunuz?
Sevgili Mektup Arkadaşlarım;
Bugüne kadar binlerce mektubunuzu okudum. Bana güç ve destek verdiniz. Gönüldaş ve yoldaş oldunuz.
Beni evladınız, kardeşiniz, ağabeyiniz olarak köyünüze, ilçenize, şehrinize hatta dünyanın farklı yerlerindeki evlerinize misafir ettiniz. Her cümleniz bana bunu hissettirdi.
Okuma yazmayı yeni öğrenenlerden,
Bebekleri ve küçük çocukları adına yazan anne-babalardan,
Yeni doğacak bebeklerinin duygularını yazan annelerden muhteşem mektuplar aldım, çok güzel duyguları yaşadım.
Kısacası her kesimden, her yaştan, her bölgeden ve her deneyimden insanımızın; sözlerinin gücü ve kuvvetiyle özgürleştim. Sizden duymaya, öğrenmeye ve çok çalışmaya devam ediyorum.
Farklı hapishanelerde yatan kader mahkumlarından aldığım mektupların yeri ise ayrı.
Cezaevinde oluşan büyük yoğunluk gereği mektuplarınızı aşağıdaki adrese bekliyorum. Yazdıklarınızı okumaya, sizlerle dertleşmeye devam edeceğim.
Sizleri sevgiyle, saygıyla ve hasretle selamlıyorum.
Her şey çok güzel olacak.
📩 Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, Üsküp Sokak, Çankaya / Ankara